Tekil Mesaj gösterimi
Eski 20.10.11, 22:26   #5
Basakca
Yönetici

Basakca - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Aug 2009
Konular: 2209
Mesajlar: 13,401
Ettiği Teşekkür: 85359
Aldığı Teşekkür: 82599
Rep Derecesi : Basakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Ruhsuz
Standart Cevap: Kayıp Masallar (Bir Varmış Bir Yokmuş) | Yörüklerden




Tak Tak Eden Gabacık




Bir varmış, bir yokmuş, eski zamanlarda bir aile varmış. Üç çocukları varmış. Çocukların annesi ölmüş. Baba çocuklara bakamayacak duruma düşünce evlenmiş. Üvey anaları çocukları sığdıramamış, babaya bu çocukları başımdan defet demiş.

Baba bir çare düşünmüş. Çocukları alıp ormana gitmiş. Ağaçları ben keseyim, siz toplan (toplayın) demiş. Çocuklar gitmiş, arkadan baba da gitmiş. Baba yanında bir de gabak götürmüş. Kuru bir ağaca gabacığı asmış. Rüzgâr estikçe gabak tak tak ses çıkarıyormuş. Çocuklar babalarını ağaç kesiyor sanmış. Baba o ara kaybolup gitmiş. Zaman geçip akşam olmuş. Bekliyorlarmış. Baba almaya gelecek. Yok! Çocuklar acıkmışlar, susamışlar, uykuları da gelmiş. Eve gitmişler, evde de kimse yok. Üvey anne odun ocağının içine bir kömbe (yöresel bir hamur işi) koymuşmuş. Onu almışlar, yemişler. Beklemişler, gene kimse yok.

Aramaya çıkmışlar. Ormana bakmışlar, gene kimse yok. Bir dağın tepesine çıkmışlar. Oradan aşağı inerken iki tane çadır görmüşler. Bir duman tüten yer ki, duman tüten yere gidersek açlığımızı gideririz. Bunlar gitmişler. Varmışlar, bir nine çıkmış. Nine de cadı bir kadınmış. Buyurun yavrularım, ben sizi misafir ederim demiş, içeriye almış. Bunları bir ısıtmış. Bir karınlarını doyurmuş, yatırmış. Demiş ki, küçük kız benimle yatsın, siz de ikiniz yatın. Onlar ikisi yatmışlar. Küçük kızı yanına almış.

Bu cadı arada kızı iğneliyormuş, çuvaldız batırıyormuş. Çocuk ağlıyormuş. Abisi ve ablası merak ediyormuş. Ne oluyor kardeşimize, diye sormuşlar. Kadın da sarı karınca ısırdı yavrum, sarı karınca demiş. Çocuğu iğneleye iğneleye öldürmüş. Kardeşimiz nerede nine demişler. Kadın da kardeşiniz gece karıncadan uyuyamadı yavrum, uyuyor demiş. Sonra demiş ki ben bir sizin karnınızı doyurayım. Onlara bir sofra kurmuş. Çocuklar yemeklerini yerken yemeğin içinden kız kardeşlerinin kınalı parmağı çıkmış. Onu görünce varmış. Bir de köpek havlayan yer varmış. Nereye gidelim, nereye gidelim? Büyük demiş çocuklar korkmuşlar, kaçmaya karar vermişler.

Cadı ninenin bir de gelini varmış. Gelin demiş ki, sizi ben kaçırayım, bu sizi de yiyecek, hep böyle çocukları yer. Daha sonra size ben bir tarak vereyim, bir tane de oklava vereyim, bir de kalıp sabun vereyim demiş. Arkadan cadı gelirken ilk önce tarağı atın, pıtırak (bitkinin dikenli parçası) olsun, dolaşsın. Ondan sonra oklavayı atın, orman olsun, önüne gölge olsun, sizi göremesin.

Sabunu atın, önüne deniz olsun geçemesin. Çocuklara bunları vermiş. Çocuklar tam kaçarken cadı bunları görmüş. Arkalarından yavrularım gitmeyin, bırakmam, ben sizi çok sevdim demiş.

Çocuklardan küçük olanı susamış. Abla demiş, ben çok susuladım (susadım), ben su içeceğim. Orada bir yalak varmış. Öküz oraya işemişmiş. Onu içme derken çocuk onu içmiş. Abla bir bakmış, kardeşini görememiş. Hasan, Hasan nerdesin kardeşim diyor. Hasan mööh demiş. Korkmuş buna ne oldu diye. İleri gidip yine seslenmiş. Bakmış, kardeşi öküz olmuş.

Ondan sonra kardeşini almış yanına. Gitmişler, bir köylüye rastlamışlar. Köylü orada demiş ki, bu öküzü bize satar mısın? Benim kardeşim o, satmam, demiş ablası. Öküzü çocuğun elinden zorla almışlar. Kesecekler. Ablası demiş ki, kardeşim kesilme. Kızı dövmüşler. Bu sefer, kesil de yüzülme demiş. Gene dövmüşler. Bu sefer, yüzül de doğranma demiş. Gene dövmüşler. Bu sefer kız, doğran da pişme demiş. Gene dövünce kız, piş de boğazlarında kal demiş. Gene dövmüşler. En sonunda bunlar öküzü yerken kız, bağırsağında tıkan da çatla demiş. Öküzü yiyen adamlar çatlayıp ölmüş. Sonra kız ağlayarak kemiklerini toplamış kardeşinin. Kemikleri götürmüş denize atmış. Oraya oturup ağlamış. Ağlarken bir ağanın oğlu gelmiş.

Niye ağlıyorsun, ne oldu demiş. O sırada kızın attığı kemikten dalgalanan su, kızın yüzüne yansıyormuş. Suyun şavkı vurunca kız ayna gibi parlamış. Sonra ağanın oğlu kızı almış, muradına ermiş.

Kaynak Kişi: Kısmet Kayış (Honamlı Yörüğü, Yağcıoğlu Köyü, Polatlı, Ankara)







Basakca isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
8 Üyemiz Basakca'in Mesajına Teşekkür Etti.