Tekil Mesaj gösterimi
Eski 12.11.11, 21:31   #5
Basakca
Müdavim

Basakca - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Aug 2009
Konular: 2209
Mesajlar: 11,967
Ettiği Teşekkür: 79768
Aldığı Teşekkür: 77733
Rep Derecesi : Basakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Ruhsuz
Standart Cevap: İnsanlığın 40 Görkemli Hazinesi



Etiyopya
Fotoğraf: Ali Murat Atay



Aksum Krallıgı, IS 1. ve 7. yüzyıllar boyunca Etiyopya’nın kuzeyinde güçlü bir devlet oldu. Krallıgın en çarpıcı kalıntıları 1. ve 13. yüzyıllar arasında yontulan dev dikilitaslar Aksum’un 1980’de UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne alınmasını sagladı. Aksum Krallıgı’nın adı antik dönemde Pers, Çin ve Roma imparatorluklarıyla birlikte anılıyordu. Kızıldeniz’in kıyısındaki Adulis’ten vahsi hayvanlar, deri, fildisi ve tahıl ihraç ediliyordu. Aksum’un hemen çıkısındaki Dikilitas Parkı’nda irili ufaklı birçok eser görülebiliyor. Devrilmemis en uzun dikilitas 21 metre. Biraz ötesinde yerde yatan 34 metrelik dev tas, dünya tarihindeki en büyük dikilitas olarak biliniyor. Dikilitas Parkı’nın altı kazıldıgında iç içe geçmis odalardan olusan anıtmezarlarla karsılasılması, bunların aslında birer mezar tası oldugunu gösteriyor. Aksum’un birkaç kilometre dısında bir tepede dikilitas üretiminde halkın büyük çogunlugunun çalıstırıldıgı düsünülüyor. Taslar yerlerine insan gücüyle ve fillerle tasınıyordu.









Aksumlular Hıristiyanlıgı 4. yüzyılda Kral Ezana zamanında kabul etti. Aksum yakınındaki anıtmezarlarda Hıristiyanlıgın simgesi haç kabartmaları bulunuyor. Ünlü Saba Melikesi Belkıs' mal edilen sarayın kalıntısı da Aksum’a çok yakın. Ikinci Dünya Savası sırasında Mussolini’nin emriyle Italya’ya götürülen 25 metrelik tas, 2005’te Etiyopya’ya döndü. UNESCO’nun çabalarıyla orijinal yerine konulan anıt Eylül 2008’de ziyarete açıldı.









Fransa
Fotoğraf: Özcan Yüksek




Mans Denizi’ne dökülen Seine Irmagı Paris’i ikiye böler. Nehrin iki kıyısı kentin tüm tarihine tanıklık etmistir ve dünya sanat tarihinin basyapıtlarına da ev sahipligi yapar. Tüm bu degerleriyle Seine Irmagı’nın kıyıları UNESCO tarafından 1991’de Dünya Kültür Mirası Listesi’ne alındı. Yılda ortalama 27 milyon kisinin ziyaret ettigi Paris’te 134 müze, 374 sinema salonu ve 143 tiyatro bulunuyor. Ayrıca kentte yılda ortalama 730 fi lm çekiliyor. Sen Irmagı’nın sag yakasında, kente egemen bir noktada Chaillot Sarayı ve onun da hemen yamacında Trocadero Bahçeleri bulunuyor. Iena Köprüsü’nün karsısında da Eiff el Kulesi yükseliyor. Paris’in simgesi 324 metrelik kule Gustave Eiff el tarafından 1889’da insa edildi. Seine Nehri üzerindeki küçük ada Cite’nin batısında ünlü Louvre Müzesi bulunuyor.









Gotik katedral Notre Dame, Cite’nin üstünde 1163’te insa edildi. Seine üzerinde bulunan 37 köprüden en eskisi Pont Neuf, Cite’nin ucundan geçerek iki yakayı birbirine baglıyor. Yine sag yakada Marie Köprüsü’nü izleyen yol ünlü Bastille Meydanı’na uzanıyor. Kraliyet Sarayı, Zafer Takkı, Madeleine Kilisesi, Belediye Binası gibi tarihte birçok önemli olaya tanıklık etmis eser barındırıyor Paris. Haussmann ise 19. yüzyılda iki yanında agaçlar sıralanan genis bulvarlar açarak kente damgasını vurmustu. Mimari degerlerinin yanı sıra kent edebiyat ve resim sanatlarının tarihinde de önemli.












Hindistan
Foroğraf: Özcan Yüksek



Yeryuvarlagının en etkileyici mimari eserlerini bırakanların arasına mutlaka Babür Imparatorlugu’nu eklemek gerekir. Timur’un soyundan geldikleri için tarihe yanlıslıkla Mogol Imparatorlugu olarak geçmistir. Torunu Zahireddin Muhammed Babür, Semerkand’dan gelerek Hindistan’da kurdugu imparatorlugun öyküsünü Babürname adlı kitapta Türkçe olarak kaleme almıstır. Bu hükümdarlıgın besinci sahı Sahcihan (1593-1666), 14’üncü çocugunu dünyaya getirirken can veren çok sevdigi karısı için dünya tarihinin en görkemli ask tapınagını insa etmistir. Zamanın Babür baskenti Agra’daki bu türbenin adı Tac Mahal’dir.









Türbede yatan sultan esinin asıl ismi Ercümend Banu, ona layık görülen ikinci ismi ise Mümtaz Mahal’dir. Ingilizler gelene degin dört asır boyunca Hindistan’ın büyük bölümüne egemen olan Hint-Türk Imparatorlugu’ndan Yeni Delhi’den Lahor’a ve daha ötesine uzanan sayısız mimari eser kalmıstır. Bunların içinde en görkemlisi, beyaz mermerden insa edilmis, parlak yüzeylerine degerli ve yarı degerli yüz binlerce tas, yakut, akik, pırlanta, inci, firuze islenmis, Yamuna Nehri’nin kıyısındaki Tac Mahal’dir. Dünyanın Yedi Harikası arasında sayılır. Bu eseri 1652’de tamamlatan Sahcihan, nehrin karsı kıyısına kendisi için de siyah mermerden bir türbe yaptırmak istemis ama oglu Evrengiz bu pahalı arzuya müsaade etmemistir. Tac Mahal’in bulundugu Agra kenti, Yeni Delhi’ye 200 kilometre uzaklıktadır.













Basakca isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
17 Üyemiz Basakca'in Mesajına Teşekkür Etti.