Tekil Mesaj gösterimi
Eski 12.11.11, 23:13   #9
Basakca
Müdavim

Basakca - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Aug 2009
Konular: 2209
Mesajlar: 11,967
Ettiği Teşekkür: 79768
Aldığı Teşekkür: 77733
Rep Derecesi : Basakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Ruhsuz
Standart Cevap: İnsanlığın 40 Görkemli Hazinesi





Mali
Fotoğraf: Ali Murat Atay



Dünyanın en eski üniversitelerinden birine sahip Timbuktu, Islam’ın 15. ve 16. yüzyıllarda Afrika’da yayılmasında önemli rol oynadı. Batı Afrika’daki Mali’de bulunan kent canlı bir entelektüel merkezdi, bu sayede yıllar içinde birçok mimari anıtla donatıldı. Timbuktu günümüzde de Kuran üzerine çalısmalar yapan Sankore Üniversitesi, medreseleri ve çok sayıda elyazmasına sahip eski kütüphanesiyle ünlü. Timbuktu’nun üç büyük camisi Djingareyber, Sankore ve Sidi Yahia. Bu eserler sürekli bakım görmesine karsın çölün etkisi yüzünden tehdit altında.







Kerpiç, camilere benzersiz görünümlerini kazandırıyor ama onları asınmaya karsı dayanıksız yapıyor. Büyük Sahra Çölü’nün güney ucunda yer alan Timbuktu, kervanlar için önemli bir kavsak noktasıydı. Bu özelligi günümüzde de sürüyor, develer hâlâ uzun yol kat edip ticaret yapmaya kente geliyor. En önemli ürün, kuzeydeki yataklardan çıkarılan tuz. Kentin yakınından geçen Nijer Nehri üzerindeki liman ise yine kumlar yüzünden Timbuktu’nun merkezinden uzaklasmıs durumda. Timbuktu Batı Afrika halkları, Araplar ve Berberilerin bir araya geldigi önemli bir merkezdi; bu çesitlilik günümüzde de sürüyor ve kente zengin bir kültürel doku kazandırıyor. Sahra’nın en eski sakinlerinden Tuaregler Timbuktu’da da en kalabalık gruplardan. “Çölün efendileri” olarak bilinen ve erkeklerin giydigi mavi giysilerle ünlü Tuaregler göçebe yasamını sürdürüyor.





Meksika
Fotoğraf: Özcan Yüksek



Oaxaca (Vohaka olarak okunuyor) kenti ve hemen yakınındaki Monte Alban (Beyaz Daglar) harabeleri Meksika’nın güneyinde, Oaxaca Vadisi’nde yer alıyor. Kentin sömürge dönemine ait yapıları ile Monte Alban’daki Zapotek kalıntıları UNESCO tarafından 1987’de Dünya Kültür Mirası Listesi’ne eklendi. Bir Aztek garnizonu olarak 1486’da kurulan Oaxaca, 1521’de de Ispanyolların yönetimine geçti. Kentin merkezi “Zocalo” olarak adlandırılan ana meydan. En ihtisamlı dini yapısı Iglesia de Santo Domingo Kilisesi 1570 -1608 yılları arasında insa edildi.






Kilisesin hemen yanında kentin tarihini anlatan Oaxacan Müzesi yer alıyor. Daglardaki altın, gümüs, elmas gibi maden yataklarından dolayı islemeli takılar kentin önemli gelir kaynakları arasında. Oaxaca’da yıl boyunca birçok festival kutlanıyor. Bunların en renklisi Guelaguetza, temmuzda yapılıyor. Oaxaca’ya 10 kilometre mesafede Zapoteklerin merkezi Monte Alban antik yerlesimi bulunuyor. Kent IÖ 500’de kuruldu ve IS 900’e kadar yerlesim devam etti. Kentin ilk kuranların Olmekler mi yoksa Zapotekler mi oldugu konusundaki tartısma arkeologlar arasında hâlâ devam ediyor. Burada Zapotekler döneminden kalma mükemmel bir su, kanalizasyon sistemi ile yeraltı geçitleri ve tapınaklar bulunuyor. Mikstekler zamanında ise kente ilginç kabartmalı birçok mezar eklendi. Kentin en ilgi uyandıran kalıntıları arasında “Danzantes” (Dansçılar) Galerisi bulunuyor.











Mısır
Fotoğraf: Özcan Yüksek



Mısırlıların fi ravunlar için insa ettigi piramitlerin en eskisi, Djozer (Zoser) adına IÖ 2630-2612 arasında yapılmıstı. Sakkara’da bulunan ilk piramit, baska bir deyisle anıtmezar, mimar Imhotep tarafından tasarlandı. Piramitlerin en büyügü ise Kahire yakınlarında, yaklasık 146 metre yükseklige sahip Keops. Herodot bu yapıyı anlatırken agır tas blokları piramidin üstüne çıkarmak için 925 metre uzunlugunda, 19 metre genisliginde bir rampa kullanıldıgını söyler. Sadece bu rampanın yapılması 10 yıl sürmüstü, 100 bin esir piramidi 30 yılda tamamlamıstı; yapımında 10- 15 ton agırlıgında 2 buçuk milyon kadar blok tas kullanılmıstı. Keops Piramidi yaklasık 3 bin 800 yıl boyunca, 1300’de Ingiltere’de insa edilen 160 metre yükseklikteki Lincoln Katedrali’ne kadar dünyanın en büyük yapısı olarak kaldı.






Mısır’da bulunan onlarca piramidin arasında, Keops Piramidi’nin de bulundugu Gize bölgesi özellikle dikkat çekiyor. Burada “Büyük Piramit” de denen Keops’un yakınında ikinci büyük piramit, kardesi Kefren’in piramidi. Buradaki küçük piramit ise IÖ 2500’lü yıllarda hüküm süren Mikerinos için insa edilmisti. Firavunlar hükümdar olmanın ötesinde Tanrısal varlıklardı ve onlar için yapılan bu mühendislik harikaları yine Tanrısal bir gizeme sahip olmalıydı. Piramitler gizli dehlizlere, kapılara sahipti; kralın ya da eslerinin mumyalanmıs bedenleri, hazinelerle birlikte piramidin içinde saklı bir odadaydı.











Basakca isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
17 Üyemiz Basakca'in Mesajına Teşekkür Etti.