Tekil Mesaj gösterimi
Eski 12.11.11, 23:41   #10
Basakca
Müdavim

Basakca - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Aug 2009
Konular: 2209
Mesajlar: 11,967
Ettiği Teşekkür: 79772
Aldığı Teşekkür: 77732
Rep Derecesi : Basakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Ruhsuz
Standart Cevap: İnsanlığın 40 Görkemli Hazinesi





Özbekistan
Fotoğraf: Özcan Yüksek



Semerkant Orta Asya’nın kalbiydi; eski zaman seyyahlarının dedigi gibi “cennet pınarlarından bir pınar, cennet bahçelerinden bir bahçe idi”. Fatihler ve halklar daima ona yürürdü. Dünyayı fethe çıkan atlılar ilk ona kosar; dervisler, âlimler, seyyahlar, tacirler, misyonerler, Orta Asya ummanında kaybolanlar yollarını onun mavi kubbelerinden süzülen ısık sayesinde bulurdu. Efrasiyab, binlerce yıllık geçmisi olan bu sehre ilk adlarından birini verdi. Büyük Iskender, Asya’nın fethini Semerkant’la taçlandırdı.








Cengiz Han, yıkıp yerle bir etmeden önce surları dibinde sabırla beklerken onun görkemine hayran kaldı. Timur, tüm dünyaya “En büyük benim!” diye buradan haykırdı. Bugün bile karsısında insanların hayranlıkla egildigi saheserlerle donattı. Onun torunu Ulug Bey, burada gökle yarenlik kurdu, yıldızlarla konustu. Özbekistan’ın en gözde sehri olan Semerkant, o görkemli geçmisin izlerini, büyük hükümdarların anılarını yasatmaya devam ediyor. Dünyanın en eski sehirlerinden biri kabul edilen Semerkant, özellikle Timur dönemi tarihsel yapıtlarıyla dikkat çekiyor. Antik Semerkant’ın kalıntılarının uzandıgı Efrasiyab Tepesi, dünyada esi benzeri bulunmayan Sah-ı Zinde mezarlıgının görkemli türbelerine ev sahipligi yapıyor. Registan Meydanı (fotografta) ise Semerkant’ın kalbi. Göz kamastırıcı medreselerin yanı sıra abidevi Bibi Hatun Camii ve Gur Emir Magbarası (Timur Türbesi), gezginleri parlak bir rüya âlemine sürüklüyor.








Pakistan
Fotoğraf: Özcan Yüksek




Yerel halkın 1922’de kesfedilmeden çok önce Ölüler Tepesi (Moenjodaro) adını verdigi kent, Indus’un, Nil ve Dicle-Fırat kıyısı sehirlerine rakip olarak sundugu yerdir. UNESCO'nun Dünya Kültür Mirası Listesi'ne 1980'de eklendi. Bu sehir, Indus uygarlıgını, Nil ve Mezopotamya ile aynı zamana ve aynı görkem sırasına yerlestiriyor. Ates tuglalarıyla yapılmıs Moenjodaro dünyanın ilk sehirleri arasında sayılıyor.







Belki Nil’deki gibi piramitler, Tanrıları tarif eden yüce heykeller, Sümer ve Babil’deki gibi Tanrılara adanmıs görkemli tapınaklar yok; kralların ve rahiplerin kudretlerini isaret eden ezici yapılar da ufukta gözükmüyor. Ama Moenjodaro ve yine Pakistan’da bulunan Harappa sehirlerinde kamuya ve sıradan insanlara yönelik gelismis bir dagıtım ve paylasım örgütlenmesinden izler ve gelismis bir sehircilik var. Antik Moenjodaro kenti, Sind’e baglı Larkana bölgesinin içinde yer alıyor; nüfusunun yaklasık 40 bin oldugu tahmin ediliyor. Moenjodaro zaman zaman Indus taskınlarıyla karsı karsıya kalmıs ve asagı kent birkaç defa tahrip olmustu. Ancak yukarı kentte, 13 metre yükseklikteki kale ve etrafındaki surlar zamanın saldırılarına basarıyla direndi. Moenjodaro’daki en dikkat çekici yapı Büyük Hamam sayılabilir. Hamamın etrafında kutsal yıkanma bölümlerinin bulundugu da tahmin ediliyor. Hamamın bitisiginde büyükçe bir tahıl ambarı bulunuyor.









Peru
Fotoğraf: Sinan Anadol




Inka hanedanlıgının 400 yıllık tarihinin sonlarında, 1460’lı yıllarda kurulan Machu Picchu sadece yüz yıl kadar ayakta kalabildi ve salgın hastalık nedeniyle terk edildi. Kenti Inka halkının çogu görmemisti; Batılılar ise onunla 500 yıl sonra tanısacaktı. And Dagları’nın 2 bin 400 metrelerine kurulan kenti 1911 yılında Amerikalı tarihçi Hiram Bingham kesfetti. Kente Urubamba Vadisi’nden geçen 48 kilometrelik “Inka Kraliyet Yolu” ile ulasılıyordu. Machu Picchu ziraat yapılan ve kamu ya da savunma yapılarının oldugu iki alana ayrılır. Wayna Picchu tepesi de kentin üçüncü bölümü olarak kabul edilir.








Antik kent genellikle saray ve tapınak yapılarından olusan bir kale kent görünümündedir. Özel yapıların yanı sıra yerlesmede konut ve çarsı yapıları da vardır. Bunların hepsinin üstünde de bütün dini törenlerin ve kutlamaların yapıldıgı alanlar, daha zengin görünümlü ve seçkinlere ait kayaya oyulmus anıtmezarlar bulunmaktadır. Ardısık terasların üzerinde kurulan ve halka ait oldugu düsünülen yapılar dar sokaklar ve patikalar ile birbirlerine baglanır. Bu alanın merkezinde, etrafı evlerle çevrili devasa bir meydan yer alır. Kamu alanının çevresi kente girmeyi zorlastıran, kalın ve yüksek güçlü savunma duvarları ve kuru hendeklerle çevrelenmistir. Dünya Harikalarından biri sayılan Machu Picchu aynı zamanda 1983’ten beri UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alıyor.















Basakca isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
16 Üyemiz Basakca'in Mesajına Teşekkür Etti.