Tekil Mesaj gösterimi
Eski 12.11.11, 23:51   #11
Basakca
Müdavim

Basakca - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Aug 2009
Konular: 2209
Mesajlar: 11,967
Ettiği Teşekkür: 79772
Aldığı Teşekkür: 77732
Rep Derecesi : Basakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Ruhsuz
Standart Cevap: İnsanlığın 40 Görkemli Hazinesi






Portekiz
Fotoğraf: Özcan Yüksek




Belem Kulesi, Portekiz’in baskenti Lizbon’un bir bölgesi olan Belem’de yer alıyor. Kule, Hindistan denizyolunu bulan Vasco de Gama’nın anısına 16. yüzyılın baslarında insa edildi. Beyaz renkli bu gösterisli yapının görevi Tajo Nehri’nin girisini ve Lizbon Limanı’nı korumaktı. Belem Kulesi gotik “Manuel” tarzıyla yapılmıs en ünlü eserlerden biriydi ve Portekiz’in kesifl er çagının sembolüydü. Kule, yakınında bulunan ve yine Vasco de Gama için yapılan Jeronimos Manastırı’yla birlikte 1983 yılında UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne alındı. Belem Kulesi, askeri mimar Francisco de Arruda tarafından yapılmıstı. Arruda daha önce Fas’ta Portekiz için kaleler yapmıs ve mimari ufkunu genisletmisti.







Bu yüzden eserleri Kuzey Afrika’dan da izler tasıyordu. Belem Kulesi, 1840’lı yıllarda Kral Ikinci Ferdinand tarafından onarıldı ve yapıya yeni dekoratif unsurlar eklendi. Portekiz, 1910 yılında da burayı ulusal anıt ilan etti. Jeronimos Manastırı da 16. yüzyılın basında yapılmıstı. Günümüzde gotik akımın Portekiz’deki en güzel örneklerinden biri kabul edilen Jeronimos Manastırı, gösterisli cephesi, genis iç mekanları, heykelleriyle görkemli bir mimarlık anıtı. Küçük Belem bölgesi bu degerlerin yanı sıra genis bir halk sanatı koleksiyonunun bulundugu bir müzeye sahip. Ayrıca Belem, Atlı Araba Müzesi'ne de ev sahipligi yapıyor.














Rusya
Fotoğraf: Ahmet Özyurt




Çar Birinci Petro’nun emriyle 1703’te kurulan ve adını ondan alan Petersburg, kısa sürede Avrupa’nın en önemli kentleri arasına girdi. Baltık Denizi kıyısındaki Petersburg, devrimin ardından 1918’de baskentin Moskova’ya tasınmasına kadar saraylar, müzeler, kütüphaneler, sanat eserleriyle bezendi. Çarlıgın gücünü gösterecek dev bir eser olarak tasarlandı. Günümüzde Rusya’nın ikinci büyük metropolü Petersburg, yaklasık dört milyon nüfusa sahip; önemli bir liman, canlı bir ticaret ve kültür merkezi.









Petro’nun amacı, Batı Avrupa’dakilerle yarısacak bir kent yaratmaktı. Neva Nehri’nin agzındaki kent, sellerden de korunmak amacıyla kanalarla ve onları asan köprülerle süslendi. Donanma Sarayı, Aniçkov Köprüsü, Kazan Katedrali, Saray Meydanı, Dostoyevski ve diger Rus yazarlarının eserlerinde sıkça adı geçen Nevski Caddesi Petersburg’un en gösterisli köseleri arasında. Aziz Isak Katedrali ise 100 kilogramlık saf altın kubbesiyle dikkat çekiyor. Petersburg’daki Hermitaj dünyanın en büyük müze ve sanat galerilerinden. Binlerce odaya sahip Hermitaj, en büyügü eski Kıslık Saray olan toplam bes binaya yayılıyor, müzede dünya sanat tarihinin önemli eserleri sergileniyor. Rusya Müzesi’nde ise 12. ve 16. yüzyıllardan kalma ikonlarla portreler yer alıyor. Kent 1924’ten sonra Leningrad adını aldı, 1991’de ise Petersburg adına geri dönüldü.








Senegal
Fotoğraf: Zafer Kızılkaya




Senegal’in baskenti Dakar’ın karsısında küçük bir ada Goree. Atlas Okyanusu’ndaki bu kara parçası UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne 1978 yılında katıldı. Adacıgın listeye alınma sebebi, insanlıga tarihin en büyük acılarından birini hatırlatmak. Goree Adası, 15. yüzyıl ile 19. yüzyıl arasında Afrika kıtasındaki en büyük köle ticareti merkezlerinden biriydi. Afrika’nın iç kesimlerden toplanan köleler, kıyılardaki menzil noktalarına getirilir ve buralardan gemilere bindirilerek Amerika’ya götürülürdü. Yaklasık on, on iki milyon Afrikalı kölelestirilip Yenidünya’ya götürüldü. Bu süreçte Afrika genç, verimli, saglıklı nüfusunu kaybetti.








Bir zamanlar kölelerin kapatıldıgı hücrelerden olusan kompleks günümüzde ziyarete açık. Köle evlerinin yanı sıra Portekizli, Hollandalı, Ingiliz ve Fransız köle tüccarlarına ait görkemli evler de aradaki farkın anlasılması için turistlere gösteriliyor. Toplam altı yedi metrekarelik hücrelerde 15, 20 kadar köle duvara karsı boyunları ve elleri zincirli oturuyordu. Kölelerin en degerlisi bakire genç kızlar için de ayrı evler insa edildi. Ancak köle tüccarlarının tecavüzüne ugrayıp hamile kalanlar adada salıveriliyordu. Adada 1999’dan beri her yılın 23 Agustos günü Uluslararası Köle Ticaretinin Kaldırılması ve Hatırlanması kap samında etkinlikler düzenleniyor. Tarihin acı sayfaları hatırlanıyor.





Children - Yanni, Robert Miles, Kitaro, Vangelis, Mike Oldfield









Basakca isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
14 Üyemiz Basakca'in Mesajına Teşekkür Etti.