Tekil Mesaj gösterimi
Eski 27.11.11, 01:10   #1
Basakca
Yönetici

Basakca - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Aug 2009
Konular: 2209
Mesajlar: 13,401
Ettiği Teşekkür: 85359
Aldığı Teşekkür: 82599
Rep Derecesi : Basakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Ruhsuz
Standart Altı - Yedi Eylül Olayları

Altı - Yedi Eylül Olayları
(1955)



Kuşkusuz tarihimizin en karanlık, anımsamaktan utanç duyduğumuz sayfalarından biri, 6-7 Eylül olaylarıdır. Üzerinden 50 yıl geçmesine rağmen resmen bir "komplo" olduğu kabul edilmeyen bu olaylar, aynı kültürü ve coğrafyayı paylaştığımız ama farklı dinlere mensup insanlar karşısında hâlâ yüzümüzü kızartacak niteliktedir.

6/7 Eylül 1955 Olayları, ne bir komünist kışkırtması, ne de nasırına Kıbrıs olayları dolayısıyla basılan halkın kendiliğinden bir reaksiyonudur.


6/7 Eylül 1955 Olayları, adı Demokrat, toy, fanatik, sorumsuz bir yönetimin İstanbul-İzmir metropollerinin her köşesindeki Rum azınlığa karşı, baştan sona sistemli, planlı, programlı tertip ve kışkırtmaları ve illegal uzantılarıyla kopartılmış bir toplu yıkım ve kırım kasırgasıdır.


Rumlar ve diğer gayrimüslim azınlıkları hedef alan olaylar sırasında binlerce ev, işyeri, hastane, okul, kilise ve mezarlık tahrip edildi, yağmalandı.


Dönemin hükümeti olaylar nedeniyle özür diledi; tazminatlar ödedi.


Ama beş yıl sonra yapılan yargılamada, olaylardan bizzat hükümet sorumlu tutuldu.





Neden Oldu?



Kıbrıs sorununda Yunanistan'a karşı Türkiye'nin tepkisini gösterme gerekçesiyle İstanbul ve İzmir'de, bir ölçüde de Ankara'da, ulusal duyguların vahşi bir saldırganlığa dönüştürüldüğü ve özellikle Rum ve diğer "azınlıklar"ın taşınır ve taşınmaz mallarının yağmalandığı 6-7 Eylül 1955 gecesi, Yunanistan aleyhine bir gösteri biçiminde başlamıştı. Ancak kısa zamanda kontrolden çıkan olay, taşkın güruhun amansız bir düşmanlığına dönüştü.

Demokrat Parti iktidarı ekonomik sorunlarla karşı karşıya gelmişti. Toplumda hoşnutsuzluk artıyor, muhalefet sesini yükseltiyordu. Demokrat Parti hükümeti üzerindeki baskıları hafifletmek niyetiyle halkın dikkatini dış olaylara çekmeyi denedi ve bu yolla Kıbrıs sorunu kısa sürede milli dava haline getirildi. Yunanistan Enosis'te kararlı bir tutum sergiliyor; İngiltere ise anahtar ülke konumunu bozmamak ve Yunanistan karşısında fazladan bir koz bulundurmak için Türkiye'yi de taraf haline getirmeyi amaçlıyordu. Bu sırada Kıbrıs'ta terör olayları -muhtemelen sentetik olarak- artmıştı ve Türkler giderek mağdur oluyordu. Nitekim Türkiye de, bir süreden beri Kıbrıs'la staratejik olarak ilgilenmeye başlamış ve ''Kıbrıs Türktür, Türk kalacaktır" sloganı, giderek yaygınlaştırılmıştı. Kıbrıs, kısa sürede uluslararası bir sorun oluvermişti.







Haziran 1955'te İngiltere, Türkiye ve Yunanistan'ı bir konferansa çağırdı. Türkiye çağrıyı kabul etti ve Yunanistan'a sert bir nota vererek Kıbrıs konusundaki kışkırtmalara son verilmesini istedi. Adanın kaderini belirleyecek görüşmeler 27 Ağustos 1955'te Londra'da başladı. Görüşmelerden başlamadan, Başbakan Adnan Menderes, "Kıbrıs'taki kardeşlerimizin yakın günlerde umumi bir tecavüz tehlikesi karşısında bulunduğu"nu bildirdi. Dış politikada son derece gergin bir dönem yaşanıyordu.

Konferans sürerken (Kısa zaman önmce kurdurulan Kıbrıs Türk Kültür ve Yardım Cemiyeti, Kıbrıs Okullanndan Yetişenler Cemiyeti, Kıbrıs Koruma Cemiyeti, Kıbrıs Türk Derneği gibi derneklerin de katkılarıyla), kamuoyu bu konuda sürekli canlı tutulmuştu. Kıbrıslı Türkler 4 Eylül'de Londra'da bir gösteri yaptılar. Türkiye'de de benzer bir gövde gösterisi, dengeleri Kıbrıs Türkünün lehine çevirebilirdi.



__________________
"Ey egosu boyundan büyük insan..
Bir gün ölüp toprak olacaksın. Bir tohum filizlenecek ot olacaksın, bir öküz seni yiyecek ve sıçtığı bok olacaksın.. Yani hep aynı kalacaksın."

Basakca isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
12 Üyemiz Basakca'in Mesajına Teşekkür Etti.