Tekil Mesaj gösterimi
Eski 27.11.11, 16:36   #230
Basakca
Yönetici

Basakca - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Aug 2009
Konular: 2209
Mesajlar: 13,401
Ettiği Teşekkür: 85359
Aldığı Teşekkür: 82599
Rep Derecesi : Basakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Ruhsuz
Standart Cevap: Günün İçinden...

Bu konuya girmek istemiyorum Realin tabiri ile çok gard düşüren yazılar var. Gaddar ve acımasız biri olarak da bünye kaldırmıyor.

Hemen atlarsınız "yaşlandınnnn" diye ama yedisinde ne ise yetmişinde de aynı bünye.


Dün yazacaktım ama o kadar çok ayakta kaldım ki bel ağrısından doğru dürüst oturamadım. Sağdan darbeliyim bilen bilir.

Sabah niyetlendiydim Bekir Coşkun'un yazısını da okuynca allak bullak oldum
.

Dün öğlende iş çıkışında ne zamandır aklımda olanı gerçekleştirmek için vurdum kendimi Şişli'nin yollarına ve hedefime ulaştım. Ulaşmamla hayal kırıklığı kızgınlık arası duygularım çorba oldu.

Şişli Atatürk Evi-Inkılap Müzesi

Pembe renkte bir eski bir mimari dışardan bakıldığından görünen bu. Hemen fotoğraf makinemi çıkardım başladım çekmeye. Basamakları çıkarken içimdeki heyecan anlatılmaz. Sanki Atamı görecektim onunla konuşacaktım.
Kapının önünde oturan boğaya "merhaba" dedim o da "galoş giyin" dedi.
Tabi ki giymem gerekiyor Atamın evi her daim temiz ve mis olmalı. Bir ulusun kurtuluş planları bu evde yapıldı.
Giriş katından başladı hayal kırıklığım ve kızgınlığım diğer katlara çıktıktıkça da tavan boyutundaydı.

Bunu dile getirmeden oradan ayrılırmıyım sizce? Ben hiç zannetmiyorum.

Yetkili biri ile görüşmek istiyorum dedim. Kapıdaki görevli şu an yok sorun neki derken kibar bir beyefendi olaya karıştı. Yetkili kişinin arkadaşı imiş ve oda Aşiyan'da yetkili imiş.

Dinlemek isteme gafletine düşünce içimden geçenleri nefessiz sıraladım. Sıralarken evi gezen bir grup öğrenci vardı, onlarda çevremizi sardı ve pür dikkat dinlediler. Dinlemekle de kalmayıp nasıl hayal kırıklığına uğradıklarını dle getirdiler. Hoşuma gitti, demek ki düşüncelerini dile getirmek için fırsat kolluyorlarmış.


Yeterli ve tatminkar bir bulamadıklarını söyleyince broşür ve kitapçıklar yok mu onlardan verin dediğimde küçücük bir şey tutuşturdular elimize iyi mi? Bu kadar mı diye sorunca internette sayfası var dediler. Çalışmayan sayfa...

Yeniden restore edilecekmiş ve işlemler başlanılmış tabi ki bürokrasi ve evrak işi, ihale mihale işleri uzun sürüyor derken de Aşiyan'ın tam 10 senedir restore edildiğini ve hala da devam ettiğini öğrenince gözlerim faltaşı olmaktan çıkıp ne hale geldiğini bile anlayamdım.

Demek ki ben Aşiyan'a gideli 10 seneden fazla olmuş.


Eskiler hep der ya "el gider aya biz yine yaya", yaya bile gidemiyoruz sürünüyoruz.

Yerli, yabancı günde en az 300 kişinin ziyaret ettiği Atamın evi içler acısı idi. Sanki bit pazarında eşya sergileniyor. Ne bir düzen, ne bir konsept var. Işıklandırmaya ise hiç değinmeyecem.


Çıkarken, "İnsanlara galoş giyin diye uyarıda bulunarak boşuna yorulmayın, kapının önündeki paspastan farkı yok içerideki 3. sınıf halıfelkslerin" demeyi de ihmal etmedim.

Konuyu işleyip bu görüntüleri sizlerle paylaşacağım.

Tarih sürekli kaşınıyor ya çok önem veriyorlar geçmişimize gördük.
Önce size bırakılan mirasa sahip çıkın da sonra sorgulayın gündem değiştirici kuklalar ve yalayıcıları.

Asıl maksadınızı adam gibi söylesinize.

Unutmayınız ki tüm bu yaptıklarınızı yemeyenler de var.

Söylemeden de geçemiyeceğim. Atamın evini gezeken bir aileyle tanıştım. Ellerinde iki tane sürekli soru soran küçük kızları olan İzmir'li bir aile... Yaşları 3 ve 4 anne baba almış Atamızı tanıtıyor yaptıklarını anlatıyor. Evde bulunan resimler ve eşyalar üzerinde sürekli bilgi aktarıyorlardı.

Bu çok hoşuma gitti. Demek ki hala varız ve yetiştirmeye devam ediyoruz. Söküp atamayacaklar.



__________________
"Ey egosu boyundan büyük insan..
Bir gün ölüp toprak olacaksın. Bir tohum filizlenecek ot olacaksın, bir öküz seni yiyecek ve sıçtığı bok olacaksın.. Yani hep aynı kalacaksın."

Basakca isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
9 Üyemiz Basakca'in Mesajına Teşekkür Etti.