Tekil Mesaj gösterimi
Eski 27.11.11, 23:06   #4
Basakca
Yönetici

Basakca - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Aug 2009
Konular: 2209
Mesajlar: 13,401
Ettiği Teşekkür: 85359
Aldığı Teşekkür: 82599
Rep Derecesi : Basakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Ruhsuz
Standart Cevap: Altı - Yedi Eylül Olayları


"
Sorumlular" Tutuklandı Ama... !



Olaylarla ilgili oldukları gerekçesiyle önceleri 6.000 kişi tutuklanmıştı. Bir süre sonra 3.000'i serbest bırakıldı. Ancak yüzlerce vatandaş, olayla ilgili olarak sorgusuz sualsiz dört ay boyunca Selimiye Kışlası'nda tutuklu kaldı. Sonuçta yargı önüne çıkarıldılar ve salıverildiler.

Hükümet yapılan tahribatı tazmin yoluna gitti ve zarar sahiplerine 68 milyon lira ödedi. Zarara uğrayan kurumlar o yıl gelir vergisinden muaf tutuldu. Yunanlıların istediği manevi tamir yani tarziye Türk Hükümeti adına büyükelçi tarafından tebliğ neşretmek suretiyle yapıldı. Yunanlılar, bunu yeterli görmediklerinden dolayı, Ulaştırma Bakanı Muammer Çavuşoğlu, 24 Ekim 1955 günü İzmir'de NATO Karargahı'na Yunan bayrağının çekilme merasiminde hükümet adına bulunarak tarziye anlamına bayrağı selamladı.








6-7 Eylül Olayları 27 Mayıs 1960'ta DP'nin bir askeri darbe ile iktidardan uzaklaştırılmasından sonra, Yassıada mahkemelerinde tekrar gündeme geldi. Mahkeme 6-7 Eylül Olayları'nı Anayasa 'yı ihlâl suçunun maddi unsuru olarak kabul etti. Duruşmalar sırasında Menderes, olayların tertip olmadığını; bu tür bir olayın daha önceki hiçbir hükümetin başına gelmediğini; o nedenle önlem alınmasının olanaksız olduğunu vurguladı.

Gösterilerin bir tertip olduğu mahkeme tarafından şu kanıtlara dayandırılıyordu: Olaylar İzmir ve İstanbul'da aynı zamanda başlamış; aynı tür tahrip araçları kullanılmıştı. İlgililer olay saatinden kısa bir süre önce İstanbul'dan uzaklaşmışlar, sadece İçişleri Bakanı Namık Gedik İstanbul'da kalmış; ancak olayların vahamet kazanması üzerine, Başbakan ve Cumhurbaşkanı Sapanca'dan geri dönmüşlerdi. İstanbul Valisi Fahrettin Kerim Gökay'ın istifa ederken söyledikleri, yukardan direktif aldığını ima eder nitelikteydi.







Yine dava sırasında ortaya çıktığı kadarıyla, önlem alınan yerlerde tecavüz olmamıştı. Mesela Eyüp'te o tarihte 263 fabrika bulunuyordu. Ancak burada kolluk kuvvetleri önlem aldığı için hiçbir tecavüz olayı saptanmamıştı. Keza İstanbul Valisi Rum Ortodoks Patrikhanesi'ne telefon ederek telaşlanılmamasını, patrikhane için güvenlik önlemlerinin alındığını bildirmişti. Nitekim patrikhaneye ilişilmedi.

Olaydan sonra Milli Emniyet Müfettişliği tarafından yaptırılan tahkikat da aynı doğrultuda sonuca varıyordu. Müfettiş Korgeneral Behçet Türkmen'in verdiği raporda, olayın birbirinden uzak mekanlarda aynı anda başladığı; bazı yerlerde göstericilere talan vaat edildiği; Rum mağaza ve dükkanlarının bilinerek, ilk anda hedef olduğu; olaylar Kıbrıs'taki gelişmelere bir mukabele olarak başlasa da, bilincini kaybeden topluluğun önlemlerin alınmayışı nedeniyle talana yeltendiği kaydediliyordu.


Sonraki yıllarda, 1960'lardan sonra, 6- 7 Eylül olaylarını başlatan Atatürk'ün Selanik'teki evine bomba atılması hadisesinin de bir tertip olduğu ortaya çıkacaktı.





__________________
"Ey egosu boyundan büyük insan..
Bir gün ölüp toprak olacaksın. Bir tohum filizlenecek ot olacaksın, bir öküz seni yiyecek ve sıçtığı bok olacaksın.. Yani hep aynı kalacaksın."

Basakca isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
12 Üyemiz Basakca'in Mesajına Teşekkür Etti.