Tekil Mesaj gösterimi
Eski 01.12.11, 23:49   #1
Gece
Uzman Üye

Gece - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Nov 2011
Konular: 70
Mesajlar: 1,099
Ettiği Teşekkür: 5688
Aldığı Teşekkür: 6857
Rep Derecesi : Gece muhteşem bir gelişmedeGece muhteşem bir gelişmedeGece muhteşem bir gelişmedeGece muhteşem bir gelişmedeGece muhteşem bir gelişmedeGece muhteşem bir gelişmedeGece muhteşem bir gelişmedeGece muhteşem bir gelişmedeGece muhteşem bir gelişmedeGece muhteşem bir gelişmedeGece muhteşem bir gelişmede
Ruh Halim: Cap Canli
Standart Yuzyılın Askları - Can Dundar



Yüzyılın Aşkları
Siyasi görüşlerini bir tarafa bırakırsak, hayata ve aşka dair satırların en okunası yazarı bence Can Dündar.Hangi kitabını okuduysam , konusu ne olursa olsun hüznü güzel yansıtıyor

Yüzyılın Aşkları' nı da öylesine aldım elime.Çünkü içinde geçen pek çok ismin yaşadıklarını daha önce başka kitaplardan okumuştum.Vakit geçirmek için iyidir dedim.Ama kitabın önsözünü okur okumaz yanıldığımı anladım.

Kitap kapağında iki insan silüeti vardı.Ve yazar kapağın öyküsüyle yine vurdu kalbimden beni.Çok ilginç ve içten bir öyküydü.Kitabın sayfa düzenini ve kapak tasarımını yapan Selin Sobacı bir dönem flört ettiği şimdi eşi olan M.Sobacı ile kısa bir ayrılık yaşar.Çok zor bir ayrılıktır bu.

Kalpler birbirini ister, beyin sürekli sevdiğini düşünür ama ayrı kalmışlardı işte.Selin Sobacı bir heykeltıraş arkadaşına anlatır bu durumu.Ve ondan bu halin bir heykelini yapmasını ister.Ve yukarıda kitap kapağında resmedilen heykel çıkar ortaya.Kadın ve erkek kolsuzlar, kavuşamıyorlar, sarılamıyorlar.Ama kadının başı erkeğin omzunda.Dünyaları ayrı olsa da, birbirlerine dokunamasalar da, baş başalar, bir aradalar.


İşte bu önsözden sonra daha bir dikkatle okunuyor kitap. Birazda 'Mutlu Aşk Yoktur' diyen Aragon' u haklı çıkararak.

Kimi çok duyulmuş, kimi az bilinen, kimi hiç duyulmamış aşk öyküleri var.Yaşadığı döneme ait ipuçları vererek anlatılan ve yazarında önsözde söylediği "Ama insanlık tarihi gibi, aşkların tarihi de dikensiz gül bahçesi değildir" diyen öyküler bunlar.

Mustafa Kemal ve Latife Hanımdan,

Enver Paşa ve Naciye Sultana,

Adnan Menderes ve Ayhan Aydandan,

Nâzımla Pirayeye,

Bedri Rahmi-Eren Eyüboğludan,

Yüksel Menderes ve İpek Kramere,

Yılmaz-Fatoş Güneyden,

Yıldız Kenter ve Şükran Güngöre,

Melih Kibar ve Çiğdem Taludan,

Selahattin Pınarla Afife Jaleye...

Beni en çok etkileyen 2 öykü vardı.Belki de daha önce duymamış olmamdı etkilenme sebebim. Bir tanesi şairinin içinde hangi fırtınaların koptuğunu bilmeden defalarca okuduğumuz , ezber ettiğimiz " karadutum, çatal karam çingenem" dizelerinin sahibi Bedri Rahmi Eyüboğlu ve eşi ressam Eren Eyüboğlu' nun aşkları .Danimarka'lı olan ve şair ile tanıştıktan sonra ismini değiştiren 'Türk Ressam'olarak Türk Resim Tarihinde önemli bir yer edinen Eren Eyüboğlu eşinin ihaneti ve kendisine yazıldığı zannedilen 'karadut' şiirinin başka bir sahibinin olduğunu öğrenerek yıkılan bir kadın .Şiirinde "kadınım, kısrağım, karımsın" dediği kadın, karısı değildi. bu şiiri 3 yıl önce, bir başka kadın için yazmıştı.

Oğlunun hatırına evliliğine sahip çıkan , herkesin eşini affettiğini zannettiği, aslında hiç affetmemiş olduğunu , eşini gömdükten sonra itiraf eden onurlu bir insan. Bedri Rahmi Eyüboğlu öldüğü gün, eşi Eren cenazeden dönüşte, 35 yaşına gelmiş oğlunu karşısına oturtur "babanı uğurladık ama şunu bilmeni istiyorum ki, ona çok kırıldım. Yaşadığı ilişkiyi unutmadım.Hiçbir kadın aşağılanmayı kabul etmez. Buna katlandımsa, bil ki, sadece senin hayatın kararmasın diyedir." der.İşte "elektrik alamayan, aynı evde iki yabancıydık" diye bitirilen günümüz evlilik ve aşklarına tokat gibi bir cevap.


Bir diğer öykü ise Adnan Menderes' in oğlu Yüksel Menderes ve İpek Kramer' in yaşadığı aşk, çalkantılı ve buhranlı evlilikleri neticesinde eşinin kendisini terk etmesine dayanamayan Yüksel Menderes' in intihar etmesi.Ve ölürken yarattığı mizansen.Bu kısmı kitaptan alıntı yapıyorum.


Yüksel Menderes'in ölümünden hemen önce yazdığı son mektup :

"Yıllar önce beni seven, benim de sevdiğim eşsiz sevgilim... İpeğim... Canım İpeğim...

Sana bazı günlerimizin hatırası olarak benden kalan biçare buseyi bırakırım. Ne olur eşsiz sevgilim, aşkımızın eseri olan çocuklarımızı sen kabullen. Seni sevdim. Yanından uzak olsam da yine sana yakınım. Gerisi boş. Bir an için var, sonra yokuz. Ne olur kabir acımı paylaş.

Seni severek sana veda ederim."

Yüksel Menderes mektubunu bitince kahverengi takımını giydi. Kravatını taktı.

Babası Adnan Menderes'in büyük boy portresini, İpek'le evlilik fotoğraflarının bulunduğu albümü ve yorganını alıp mutfağa taşıdı.

İpek'le evlendikleri gün çekilen fotoğraflarına ve babasının resmine son bir kez baktı.

Sonra yorganı yere serdi, havagazını açtı ve sırt üstü yorgana uzandı...

Devam eden, geride kalan, çok seven , çok sevilen aşkların hatırına okunası bir kitap Yüzyılın Aşkları.

Gece
__________________
"Aşk nasıl da kırılgan, sus dedim ama olmadı
Kalbimden ismin geçti , kimseler duymadı"
Gece isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
9 Üyemiz Gece'in Mesajına Teşekkür Etti.