Tekil Mesaj gösterimi
Eski 05.12.11, 19:56   #1
SerseriGezgin
Cehennem Yolcusu

SerseriGezgin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2011
Yaş: 33
Konular: 1428
Mesajlar: 7,268
Ettiği Teşekkür: 29582
Aldığı Teşekkür: 32319
Rep Derecesi : SerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Ruhsuz
Exclamation Bir Blog Yazısı - Atatürk Öldürüldü mü?

Arkadaşlar size daha önce okuduğum bir blog yazarı tarafından yazılmış bir yazıyı paylaşıyorum. Başta çekindim aslında..
Çünkü yazarı okuyanlar bilir oldukça küfürlü yazıyor. Bende bu yazıyı elden geçirip küfürlü yerlerini yumuşatarak sizlerin okunumuna sunuyorum..
Bu yazısında arkadaşın Atatürk ile ilgili oldukça ilginç tespitleri var.. Tabi doğruluğuda tartışılabilir.. Zaten yazının sahibide kendisi tarafından sunulan bu incelemeleri mutlaka araştırmamızı tavsiye ediyor..

Sözü uzatmadan yazının düzenlenmiş halini sizlere paylaşıyorum ve düşüncelerinizi çok merak ediyorum...

Saygılar...

-------------------------------------------------------------------

Merhaba lan.


Aramızda yeni arkadaşlar görüyorum, bu ilk kuralı ihlal ettiğiniz anlamına gelir kaynatasızlar.

Başlarda, konuyla ilgisi olan çoğu kişinin bildiği şeylerden bahsedecem, fakat bu coğrafyayla ilgili, HER Türk'ün bilmesi gereken şeyler bunlar. 5-10 dakika bi sigara yakıp okuyun. Sonra yazının ilerleyen kısımlarında deşifre ekibi tadında, Atatürk isminin arkasına gizlenerek kimlerin neler yaptığını ve gerçeklerin bizden nasıl gizlendiğini bir bir dökecem ortaya. Özellikle yazının 2. yarısı gerçekten çok ilginç detaylarla dolu olacak, Karagümrük çocuğuyum sözüm senet ehehe.

Din yanlısı da olsan, Mustafa Kemal yanlısı da olsan, burada anlatacaklarımı büyük bir sabır ve tarafsızlıkla oku.

Konuya girmeden önce bi kamu hizmetinde bulunayım da, siyonist kimdir, mason kimdir, sabetayist kimdir, İzzet Altınmeşe kimdir, bunların ayırdına bi varalım canlar. Biliyorum çoğunuz bunları biliyor ama, mağarada yaşayanlar ve televizyonunu yeni açanlar için bunun gibi bazı kavramları hızlıca özet geçecem, çünkü aldığım yorumlarda ve mail'lerde biraz anti-semitizme doğru kaydığını gördüm bazılarının, sakın ha. Anti-semitizm yahudi düşmanlığıdır, ırkçılıktır. İsmindeki entel dantel şaşalı yapıya takılma, anti-semitist olmak için törenlere katılıp ayinlerde bulunman gerekmiyor. "Hay ben bu yahudilerin ta kaynatasını..." diye başlayan bir cümle kuruyorsan anti semitist olmuşsundur işte. İlla anti'li bir şey olacaksanız antisiyonist, antikor, antitartar felan olablirsiniz. Ama anti-semitizm faşistliktir canlar, yapmayın ciğerler. Onlardan ne farkınız kalır yoksa?

Aynı tavrı mason olan herkes için de yapmayın. Hür masonların %90'ı olaylardan bi'haber zaten, illuminati nedir onu bile bilmeyenleri var. Size Türkiye'deki masonları özet geçeyim mi? Bakın artık siz de evde kendi çabalarınızla mason olabilirsiniz, bu çok kolay. Yapılışı;

Paran olacak, her cümlende gereksiz saygı ibareleri olacak, sizli bizli konuşup insanlara "sayın bilmem ne" diye hitap edecen, böyle senden yüksek ve düşük rütbeli insanların bulunduğu hiyerarşik bir grubun olacak ve aynı zamanda ayrımcılığa karşı olup eşitliği savunacan, nasıl olacaksa... Biraderlerinle kendi aranızda doktorculuk oynar gibi "sen üstatsın", "sen kardeşsin" gibi rütbelerine göre konuşacaksın. Oturma kalkma adabı, kravat ve elitistlik senin için süper önemli şeyler olacak. Elitist ve varlıklı bir çevre edinmiş olacaksın. He bi de bilimin ışığı altında aydınlanmış olacan. Tebrikler mason oldunuz.

Bu bilimin ışığında aydınlanmayı da bir türlü anlayamadım anasını satayım, sanarsın adam mason locasına değil de Nasa'ya üye. Sanarsın bir araya gelip proton ve nötronları çarpıştırıyolar, te Allah'ım.

Abicim varlıklı insanların katıldığı sosyal kulüp gibi bir şey bunlar. Birbirlerine iyi destek olurlar, dışarı pek renk vermezler, gizlilik her şeyden önemlidir onlar için ki yahudilerde ve sabetayistlerde de bu böyledir. Siyonist değildir hür masonların çoğu fakat bilinçli ya da bilinçsiz o amaçta kullanılırlar. Ama yükselenleri için o kadar da hoş konuşamayacam. Yükselenleri dediğim yükselen burçları değil aptal oğlum, masonluk içinde yükselenlerden bahsediyorum ehehe.

Kabalistik öğretiden türemiş, spiritüalist bir güruh bunlar. Klasik ruhçu zırvaları işte, sorsan hacı sizin amacınız ne deyu, içerisinde şu kelimelerin muhakkak bulunduğu birkaç cümle kurarlar size: "kardeşlik, barış, sevgi, ayrımcılık yapmamak, bilim". He oldu Gandhi'ciğim, ben seni bir arkadaşa benzetmişim afedersin.

Olum zaten her kim ki "kardeşlik, eşitlik, demokrasi, sevgi" diye bas bas bağırıyorsa, onun arkasında bir şeyler arayın. Bunları vurgulama gereği gören insan muhakkak bunlara karşıdır zaten. Nasıl ki eski DTP milletvekilleri sürekli "barış, özgürlük, demokrasi, kardeşlik, eşitlik, diyalog, süreç lilililililililililililili" diye çığırtıyorsa, bu da size bir işaret olsun işte ehehe. Neyse.

Masonlara sorduğunuzda ya siyonizme karşıdırlar, ya da "siyonizm zaten çok yanlış anlaşılıyor"dur. Geçiniz.

Masonluk siyonizmin maşasıdır. Bu hür masonlar da farkında olmadan kullanılıyorlar telkinler aracılığı ile. Eh onlar maşa oldukları için, ateşte yanan kömürlerden her halükârda iyi durumda oluyorlar. Bal tutan parmağını yalar misali, bu adamlar baya varlıklılar.

Siyonizm nedir? Bugüne kadar bu blog'da anlattığım her şeydir siyonizm. Şimdi "hacı anlatıyosun, mantıklı da geliyo iyi ama, eee? so what?" tavrı gösteriyor insanlar. Bu anlatılanların etkilerini gözüyle göremiyor ya insanlar, o yüzden pek gerçekçi gelmiyor onlara... 9/11, Filistin, Irak, Afganistan'da olanlar var ya, işte onlar ulan siyonizm..

Siyonizm olmasa bambaşka bir dünyan, bambaşka bir tarihin olacaktı. Biz şu an Atatürk'ü muhtemelen sıradan bir devlet adamı ya da asker olarak tanıyor olacaktık. Nasıl mı? Açıklayayım ehehe.

Dünya tarihindeki iki dünya savaşı da 20 yıl aralıklarla oldu. Birincisi 1918'de bitti, 1939'da öbürü başladı. İyi de güzelim coğrafi keşifler başlayalı zaten tee yüzyıllar oldu. Neden bu bloklaşma, 20. yüzyılın ilk yarısında bu kadar şiddetli yaşandı ve iki dünya savaşı da peşpeşe 20 yıl aralıklarla oldu?

Cevap: İsrail İsrail İsrail. Hey hey hey.

Birinci Dünya Savaşı'nda Hicaz'ı Osmanlı'dan aldılar. O topraklarda yaşayacak yahudileri yaratmak için de Hitler denen elemanı sürdüler piyasaya, katlettiler yahudileri, soykırımdan kurtulan yahudiler kendilerini Rothschild'in yardım dolu ellerine atıp İsrail'e geldiler ve 2. Dünya Savaşı'nın sonunda, 1948 yılında İsrail Devleti resmen kuruldu.

Eğer Kudüs başkentli bir yahudi devleti kurma emelleri olmasaydı tepedeki siyonizm öncüsü abilerin, ne dünya savaşı olacaktı, ne Mondros olacaktı, ne de Sevr olacaktı. Belki de biz hala Osmanlı'ydık, Atatürk çıkıp cumhuriyeti ilan etmeyecekti, çünkü onu gerektirecek bir vaziyet de olmayacaktı. Zira düşman Anadolu'ya girdiğinde anca bir araya gelebildi Türk halkı, o da saltanat ve hilafeti kurtaracaz umuduyla oldu zaten. Yani yumurta kapıya dayanmadan ve o musibetle karşılaşmadan bizim kafaya hiçbi şey dank etmiyor anacım ehehe.

Gördün mü şimdi burada anlatılanların, siyonizmin, hayatında ve tarihinde ne kadar etkili olduğunu?

Şu an o 5-10 milyon nüfusuyla onca insana zulmeden ve çok daha kötülerini de yapacak olan (en azından teşebbüs edecek olan) İsrail Devleti'nin kurulması için yaşandı senin tarih derslerinde öğrendiğin her şey. (20. yüzyıldan bahsediyorum tabi, tüm tarih değil, yoksa cilalı taş devri ile ne alakası var lan İsrail'in ehehe)

Bir düşünebildin mi, idrak edebildin mi şimdi siyonizm neymiş, İlluminati neymiş? Daha çok görecen, dur sen.

Neyse, devam.

Yahudilerin bir nevi Türkiye'deki kanadı sabetaycılardır. Sabetay Sevi denen Kabalacı zat, 1666'da mesihin geleceğini söylüyor ve 1666 yılı gelince kendini mesih ilan ediyor. Ehehe Aynştayn'ın dedesi bence bu adam, neyse işte tüm bu olaylar İzmir'de gerçekleşiyor, sonra kadılığa şikâyet ediyorlar Sabetay Sevi'yi, kadı da başka vilayetlere sürüyor bunu. Sabetay Sevi oradan oraya baya bir geziyor, en son Selanik'e yerleşiyor ki Selanik'te zaten bir yahudi nüfusu var. 15. yüzyılda İspanya'dan kaçan yahudileri kurtarmıştı Osmanlı ve bunları Selanik'e yerleştirmişti. Sabetay Sevi kendi dinini buradaki yahudiler arasında yayıyor ve işleri ilerletince, devlet kurmaya teşebbüs ettiği gerekçesiyle idam cezasına çarptırılıyor. Kendisine son bir şans tanınıyor, eğer müslüman olursa canının bağışlanacağı söyleniyor ve Sabetay Sevi de şahadet getirip müslüman oluyor. Cemaati "nooluyoz hacu?" diyor, Sabetay Sevi ise bunun mesihlik görevinin bir gereği olduğunu ve fedakârlıkta bulunduğunu, kendisine inananların da aynı fedakârlığı göstermeleri gerektiğini söylüyor. Buna müteakiben inananları da müslüman gibi davranıyor, namaz kılıp oruç tutuyorlar. Böylece Osmanlı'da soyu günümüze kadar uzanacak olan müslüman görünümlü bir yahudi nesli oluşuyor, işte bunlara Sabetaycı diyoruz. Müthiş bir gizlilikle varlıklarını sürdürüyorlar hala.

Atatürk hakkında atılan söylentilerin de birçoğu zaten buradan kaynaklanıyor.

Bu konu hakkında internet'ten ve Youtube video'larından bilgi edinmenizi pek tavsiye etmiyorum. Hatta hiç etmiyorum. "E be hıyar senin yaptığın ne?" derseniz, o zaman bu blog'un çıktısını alın öyle okuyun lan eheheehe..

Zira internet'teki kaynakların %90'ı isim ve tarih vererek, "küsürat vereyim de salladığım anlaşılmasın" prensibiyle yaratılmış senaryolar üzerine kurulu. Mesela x tarihinde x diye biri (tarih ve isim veriliyor tabii), Atatürk'e "ben Sabetay Sevi'ye inanıyorum" diyormuş, Atatürk de diyormuş ki buna; "Aramızda kalsın ama ben de efendim... Ben de...." diyormuş.

Ehehe. Oldu anasını satayım

Olum, Atatürk muhtemelen öyle dindar bir adam değildi, bunu anlamak çok da güç değil. Fakat bu az önceki hikâyeleri ileri süren kaynakları dinleyecek olursanız, Atatürk şu vasıfların hepsine aynı anda sahip biriymiş: "Yahudi, mason, sabetaycı, İngiliz ajanı, eşcinsel"

Vay anasını satayım, amma da renkli bir hayatı varmış la Atatürk'ün. Arta kalan boş zamanlarında da hobi olarak memleketi kurtarıyordu heralde. Öyle can sıkıntısından, ayağına geçirecek çorabı olmayan askerleriyle beraber cephede savaşıyordu, vakit dolsun diye işte ehehe. Neyse şimdi kimilerine "ucuz milliyetçilik" olarak gelecek bu laflar, o yüzden Karagümrük çocuğu olduğum için ispatlarla destekleyecem anlatacaklarımı. Fakat öyle her gördüğünüz belgeye de inanmayın, çok mu zor anasını satayım "Mustafa Kamal, member of Macedonia Lodge" yazan ve altında imza olan bir kağıt resmi çızıttırıvermek? E o halde ben de Napolyon'un Trabzonlular Yardım ve Dayanışma Derneği üyesi olduğunu ispatlayabilirim gayet.

Atatürk'e neden sabetaycı dediklerinin esas sebebine gelince...

Zübeyde Hanım dindar Hacı Sofi ailesindendir ve kendisi de dindardır. Bu sebeple, ilkokul bilgilerinizden de hatırlayacağınız üzere, Mustafa Kemal'i mahalle mektebine gönderir. Zira din eğtimi veriliyordur o okulda, fakat baba Ali Rıza Bey ile çok şiddetli tartışmalar yaşarlar ve sonunda babası Mustafa Kemal'i Şemsi Efendi okuluna gönderir.*

Şemsi Efendi, Sabetay Sevi'nin bilmem kaçıncı göbekten torunudur. Gerçek adı Şimon Zwi (Sevi) olup, naaşı şu an Bülbülderesi mezarlığındadır ve onun gömülü olduğu yerde sabetaycıların mezarlıkları çoğunluktadır.



Netekim Şemsi Efendi Mektebi de sabetaycı ailelerin çocuklarını gönderdiği bir okuldur. (Ilgaz Zorlu da doğrular bunları, kendisi Şemsi Efendi'nin soyundan gelen sabetayist bir yazardır ve gözlemlediğim kadarıyla anlattığı çoğu şeyde samimidir. Zaten sabetaycı cemaati tarafından da dışlanıyormuş galiba ehehe)

Yıllar sonra Atatürk'ün 2,5 yıl evli kalacağı Latife Hanım da sabetayist Uşakızade ailesindendir.



Latife Hanım da maşallah Atatürk'ten daha yakışıklı. Nasıl evlenmiş Atatürk bunla anlamadım ben.

Şimdi bu Şemsi Efendi ve Latife Hanım meseleleri soru işareti. Bu sebeple Atatürk'ün sabetaycı olduğu söyleniyor. İyi de, benim anlamadığım bir nokta var.

Sabetaycılık, yahudilikte olduğu gibi anne tarafından geçer. Bu KESİNLİKLE böyle... Sabetayist akrabası olan bir arkadaşıma da rica ettim, bunun %100 doğru olup olmadığından emin olayım diye bir sorsun, doğruluğunu teyid ettirsin istedim: Ve evet, sabetaycılık %100 anne tarafından geçiyor, eminim bu bilgiden.

Ve Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım kesinlikle dindar bir müslüman, bu çok net delillerle sabit. Bu durumda Atatürk nasıl sabetayist olabilir bunu anlamıyorum. Fakat Ali Rıza Bey'in "efendi" ünvanıyla tanınması, Mustafa Kemal'i ısrarla sabetayist okuluna göndermesi, bazı soru işaretlerinin oluşmasına yol açıyor. Sergen Yalçın'ın da dediği gibi, Ali Rıza Efendi'de "sıkıntı var" ehehe. Yani kesinlikle sabetayisttir demiyorum fakat ona dair soru işaretleri var.

"Hacı peki Zübeyde Hanım'dan nasıl bu kadar emin olabiliyorsun? Ya o da sabetayistse ve gizlediyse?"

İyi de o zaman Mustafa Kemal'i neden önce Kuran kursu tadındaki Hafız Mehmet Efendi'nin mahalle mektebine yazdırdılar? Gizlilik adına etrafa böyle bir fake mi verdiler yani? Psikopat değil ya abicim bu insanlar, neden o kadar abartsınlar?

Hem o çevrede batı tarzı eğitim veren başka okul bulunmadığından da Şemsi Efendi Okulu'na göndermiş olabilirler Mustafa Kemal'i. Zira Şemsi Efendi'nin gerçekten döneminin üzerinde, batılı tarzda eğitim veren idealist bir hoca olduğu da geçer Ilgaz Zorlu'nun kaynaklarında.

Sabetaycı olması dahi annesi müslüman olduğu için teknik açıdan mümkün olmayan Atatürk'e Yahudi diyenlere ise ben değil bir arkadaşım cevap versin:



Seni çılgın, hadi oradan.

Hem Selanik'tekiler yahudi değil, sabetayisttir arkadaşım lan. Yahudiler, sabetaycıları yahudi olarak görmezler, ülkelerine bile kabul etmez, ikinci sınıf insan olarak görürler onları.

E peki, hadi diyelim Atatürk bu konuda büyük bir istisna ve kendisi sabetaycı. Eeee?

Ne olacak?

"BE HEY DÜRZÜ!!!!!11 BENİM ATAM %100 TÜRK'TÜR. DEDESİ ORTA ASYA'DAN GÖÇMÜŞTÜR VE DEDESİNİN ADI BÖRTEÇİNE'DİR!!!" kafa yapısındaysanız size hayatta başarılar diliyorum, Atatürk soyu itibariyle %100 Türk olunca ona olan sevginiz daha da artacak he mi? içine tüküreyim ben öyle sevginin. Atatürk'ün dedesi de Yörük Türküdür ayrıca, hadi içiniz rahatlasın kafatasçı kardeşlerim.

Etrafınızda kökünde sabetaycı bağları bulunan birileri illa ki vardır. Her sabetayist olan ya da annesinin eltisi sabetayist olan siyonist olmuyor. Her sabetaycı ya da yahudi kan bağı bulunan "ne yapsak etsek de şu ülkeyi bölsek, sonra Kudüs'te bir yahudi devleti kurup dünyayı buradan yönetsek nihahoahaoa" kafa yapısında insanlar olabilir mi olum?

Atatürk'ün sabetayist kan bağı bulunsa dahi, sabetaycılığı benimsemiş olması bana pek akıl kârı gelmiyor. Adam zaten dinlerden bezmiş bir durumda, din yüzünden insanların nasıl birbirlerine düşürüldüğünü, toplumun nasıl karıştırıldığını hayatı boyunca görmüş ve bunları da dile getirmiş bir adam ki hakkındaki çoğu spekülasyon da bu yüzden ortaya atılıyor. Böyle bir adam Sabetay Sevi denen herifin mesih olduğuna inanıyor olabilir mi lan? Ehehe, ne bileyim olum saçma geliyor bana. Hem kan bağı bulunsa dahi böyle bir şeyden mi mesul tutacaksınız adamı? E senin dedenin dedesi de belki Yugoslavyalıdır be güzelim?

Siyasi ideoloji olarak siyonist olabilir mi? Ya da mason mudur? Buna bakalım biz..

Atatürk %100 mason değildir diyemiyorum, çünkü hala anlamlandıramadığım bazı yerler var ki birazdan gösterdiğimde siz de hak vereceksiniz bu şüphelerime. Aslına bakarsan Atatürk mason da olabilir, korkulacak ve çekinilecek bir şey değil bu. Atatürk mason olsa bile keçi kanı içip, şarap ekmek ayinlerine katılmadı ki abicim. Her mason olan kendini masonluğa adayacak, gece gündüz masonik eylemler için uğraş verecek diye bir kaide de yok. Fakat "bilinçli ya da bilinçsiz", siyonizme hizmet etmiş midir, ettiyse ne derece hizmet etmiştir, bizi ilgilendiren kısımlar bunlar. Yoksa Atatürk Ufo tarikatına da üye olsa, uzaylılara da tapsa, bundan bana ne? Beni alakadar edecek olan kısım Atatürk'ün kişisel inancı değil, siyonizme hizmet etmiş olup olmamasıdır. Fakat şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki, her ne amaçla olursa olsun, Atatürk bize her bakımdan, son dönemin yozlaşmış Osmanlı'sına kıyasla çok çok çok daha iyi bir miras bıraktı. Bu yaptıklarını ise her şeyden önce kendi vatan ve milletini düşünerek yaptı. Dini birinci plânda tutmadı evet, Atatürk'ün suçu buysa budur, fakat dinini ön planda tuttuğunu "sandığın" Osmanlı'nın son 300 yılında ne hallere düştüğünü de biliyoruz. Cumhuriyetin ilk yıllarında sert kararlar verdi Atatürk, İstiklal Mahkemelerinde idama çarptırılan birçok insan vardı. Fakat devrim denilen şey Facebook'tan "1 Devrim Request" gönderilerek, güle oynaya yapılmıyor. Can sağlığı için kanserli kolu kesip atmak da gerekiyor bazen. Siz mesela "Allah'ın kitabında yazan şeriat"ı uyguladığını ileri sürdüğünüz Osmanlı'da varlığı ispatlanmış en az 3* mason şeyhülislam olduğunu biliyor musunuz? Şeyhülislamın mason lan, halk üzerinde hiçbir dini yükümlülüğü bulunmayan siyasetçin mason olunca mı ortalığı ayağa kaldırıyorsun e be riyakâr densiz?

(*Şeyhülislam Musa Kázım Efendi, Mustafa Sabri Efendi, Mehmed Ziyaüddin Efendi. Referans = Soner Yalçın, masonlar.org, ve bu 2 kaynağın da referansı: Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Locası resmi belgeleri)

Koyu dinci arkadaşım, Atatürk olmasa dinini çok daha fazla şirk içinde yaşayacaktın, emin ol bundan. Osmanlı'yı şeriat devleti mi sanıyorsun yoksa hala? Osmanlı sırf son dönemlerinde değil, hiçbir zaman şeriat devleti olmadı ki, Osmanlı'da daima siyaset şeriatı yönetti, şeriat Osmanlı'yı değil. O nedenle Atatürk'e kafir diyorsan eğer, aynısını Osmanlı'yı yönetenler için de söyleyeceksin. Atatürk bir devrimciydi, ve bu devrimleri yer yer diktatörlük yaparak yerleştirdi, doğrudur. Fakat sen hiç gökten zembille inen bir devrim gördün mü lan? Hz Muhammed bile Arap toplumunu değiştirmek için o kadar mücadele vermedi mi? Atatürk'ü peygamberden üstün gören sensin demek ki de, bu devrimleri zorla getirmek ve kan akıtmak ile suçluyorsun adamı. Başka türlüsü nasıl mümkün olurdu olum lan? Şeriat isteyenlerin yanağından makas mı alacaktı adam? Şeriat deyince de günümüz kolpa solcu üniversite gençliğinin aklına İran geliyor malesef, fakat şeriat o değil, anlıyorum demek istediğini dinci arkadaşım, burada hak da veriyorum sana.

Fakat o şeriat isteyenler, Kuran'da belirtildiği üzere Allah'ın hükümleri ile yönetilmeyi mi istiyorlardı, yoksa gelenekleri ve yozlaşmış inançları ile mi? Hz Muhammed döneminden beri Allah'a şirk koşmadan yönetilmiş bir şeriat devleti varoldu mu? Ulan daha Hz Ömer dönemi biter bitmez başlamadı mı işler karışmaya? Sonra Muaviye denen adam kafasına göre uygulamadı mı şeriatı? Hz Muhammed döneminden beri şeriatle yönetilen, Kuran'da belirtildiği gibi sadece "Allah'ın dediği ile hükmedilen" bir devlet var olmadı. Hatta vicdanımın sesini dinlediğimde (şahsi hissim, bir iddia değil), laiklik, yozlaşmış bir şeriattan yeğdir İslam'da. En azından birinde hiç Allah'ı işin içine katmıyorsun, fakat öbüründe Allah'ın adını kullanarak küfre ve şirke sapıyorsun. Allah böyle bir şeriat mı ister senin için? Allah o şeriati senin için gönderdi zaten olum salak mısın sen? Sen şeriatle yönetilince Allah'ın hoşuna mı gidecek bu, egosu mu tatmin olacak olum Allah'ın? Sen daha iyi yaşayasın diye göndermedi mi sana Kuran'ı ve şeriatı? Sen gidip şeriatı kendi ******** fikirlerin ile donat, recm cezasını savun, sonra laikliği savunana kafir de. Ulan senin farkın ne? Sen daha betersin? Sen başkalarıa kızarsın "şeriat deyince İran olcağımızı mı sanıyosunuz yeeaa" diye ama sen de şeriati kıçından anlarsın. Sanıyorsun ki şeriat demek etrafta daha fazla şalvar ve süveter giyen insan, daha fazla Arapça yazı görmek demektir. Atatürk bunları kaldırdı evet, eski kültür ile bağları da kopardı bak orada da katılıyorum, fakat Allah senden diğer kavimlerden daha aciz ve cahil kalmanı mı ister sence? Ulan İslam sadece "bu hayatta çile çek, öbür tarafta kralsın boolum" dini değil ki? Hatta hiç öyle bir şey değil. Tamam her şeyin mükâfatını ya da bedelini alacaksın ahirette fakat İslam'da nefs-i müdafaha vardır, hakkını arama ve savunma vardır, sana bu sadece bir hak olarak verilmedi, sana bu farz kılındı. Yok öyle "ben müslümanım yeeeaaa, kurtulacam öbür tarafta siz düşünün ehehehe" diyerek kıçını devirip yan devirip yatmak. Eğer çocuğun senin içinde bulunduğun ortamdan daha pis bir ortamda doğduysa ve sen bunun değişmesi için bir çaba göstermediysen, sen günahkârsın evladım. Kuran'ı sırf arapçasıyla değil de, dur lan ne yazıyomuş burda deyip bir kere mealiyle okusaydın farkederdin bunu.

Ve ek olarak Kızıl Devrim veya Fransız Devrimi ile kıyaslarsan Türk devrimini, göreceksin ki Atatürk yapabileceği diktatörlüğü minimumda tutmuştur ve o lafını ettiğim devrimlerden çok daha az kan dökülmüştür bizde. Evet Atatürk diktatörlük yapmıştır, asla inkâr dahi etmiyorum bunu, fakat bir devrimci zaten bundan daha az diktatör olamaz, olursa da devrim mevrim yapamaz.

Koyu kemalist arkadaşım, şimdi gelelim sana...

Dur sigaramı yakayım ve arada da balgam çekeyim ki Kurtlar Vadisi Çakır psikopatlığı yakalayayım.

Arkadaşım, Atatürk olmasa ben yine babamın kim olduğunu bilirdim be güzelim, bırak şu "be hey dürzü" edebiyatını. Türkiye başka tavizler vererek yine kurtulurdu. Şu an ne kadar bağımsızsak, aşağı yukarı yine o kadar bağımsız olurduk. He İzmir'i falan kurtaramazdık tabi, ama sen bi bırak artık şu edindiğin milli eğitim müfredatındaki yüzeysel, tek yönlü tarih dersi bilgisiyle körü körüne bildiğini okumayı, bırak artık puta tapar gibi Atatürk'e tapmayı. "Atatürk'ün her yaptığı mı doğru?" diye sorsam sana, sahte sahte "yaa tabii ki her yaptığı doğru değildir, hataları olmuştur, o da bir insaaan heeeey " triplerine girersin. Fakat o "hataları olmuştur" dediğin kategoriye de hiçbir şeyi sokmazsın. Lafta sürekli "tabi ki hataları olmuştur", ama gel lan bakalım neymiş o hatalar deyince de "sus pis yobaz şakirt fetocu lümpen swh swh"... He anasını satayım he, oldu kıçımın enteli seni, oldu... Ayrıca dinci kesimin gazına gelip, kemalist geçinen ve Atatürk'ü "ezan sesini çok severdi, hz Muhammed'e hayrandı, subanekeyi ezbere bilirdi" gibi komik şekillerde dindar göstermeye çalışanlara da Allah'tan akıl, fikir ve subaneke dolu bir hayat diliyorum Neyin ispatını yapmaya çalışıyorsunuz olum? Neyin peşindesiniz? Neyin mücadelesi bu?

Milliyetçilik anlayışı milli bayramlarda Facebook'ta profil fotoğrafına Türk bayrağı ve Atatürk resmi koymaktan ibaret olan sığır üniversite gençliği, salaksınız ama bunu yüzünüze söyleyen yok. Atatürk bile sizin umrunuzda değil ki, siz her şeyden bir prim yapma peşindesiniz.

Bu iki yobaz grup var ya, ki bunlar Türkiye'nin yarısından çoğunu oluşturuyorlar, şimdiye kadar anlattıklarımı ve esas birazdan anlatacaklarımı, işte bunlar yüzünden konuşamıyoruz. Kişiliksiz, karaktersiz, bir ideolojiye sarılmazsa kendisini çıplak hisseden, kendine ait bir görüşü olmadığı gibi ya geleneğine bağlı olan ya da yaranmak istediği elit kesimin takdir ettiği fikre yönelmeden yapamayan salaklar var ya, onlardan büyük düşmanımız yok... Takım tutar gibi ideoloji tutan kör fanatikler, hepinize lanetler olsun.

Yobazlara kinimi kusma seremonisini tamamladığımıza göre devam edebiliriz ehehe. Ama çok canımı sıkıyorsunuz arkadaşım lan, neyi paylaşamıyorsunuz? bir anlasam? Aynı mahallenin çocuklarısınız şunun şurasında, bari çocukların önünde yapmayın...

Atatürk'ün kişisel dini görüşünün bizi ilgilendirmediğini söylemiştim, işin magazinsel boyutu bizi gerçekten de alakadar etmez. Fakat bu konuya biraz değinecez, zira bu da daha sonra anlatacaklarım ile alakalı ve iç içe. Ayrıca Atatürk'ün müslüman olmadığını ya da dindar olmadığını büyük bir haz duyarak, orgazm halinde tükürükler saça saça bağıran dinci kardeşlerim, elektriği keşfetmediniz. Bir sakin olun hele.

Atatürk kesinlikle müslümandır ya da değildir gibi bir yargıda bulunmak haddime değil, Allah'tan ve kişinin kendisinden başka kimsenin bilemeyeceği bir konu üzerinde ithamda bulunmak ne vicdanıma, ne inancıma ne de herhangi bir etiğe sığar. Fakat ben burada arkadaş arasında konuştuğum şeyleri de anlatmaya gayret gösteriyorum sevgili arkadaşlar, biliyosunuz siz de ehehe. Atatürk Müslüman olmayabilir, ateist ya da deist de olabilir, zaten böyle devrimci karakterde bir insanın ne kadar muhafazakâr olmasını bekleyebilirsiniz ki arkadaşım? Fakat Atatürk'ün psikolojisini nacizane iyi analiz ettiğimi düşünüyorum, amacı ne salt din karşıtlığı ne de İslam karşıtlığı, sadece yüzyıllardan beri "din" adı altında halka yapılan maddi ve manevi sömürüye lanetler okuyan bir dehanın tepkisiydi bu yaptıkları. Hem de "tüm dinlerin" denizin dibini boylamasını dileyecek kadar bezmiş bir insanın... Kahve edebiyatı olacak ama, matbaa bile şeyhülislam yüzünden yıllar sonra gelmedi mi lan bu coğrafyaya? "Hayır yeeaa, Osmanlı'da 90.000 hattat vardı, onlar işsiz kalmasın diye...", lan 90.000 hattat nedir manyak mısın sen? 90.000 hattata ihtiyacı olan bir imparatorluk olsaydı Osmanlı zaten yıkılmazdı anasını satayım, kendi içinde rönesansını yaşardı. 90.000 değildi ama, kaç olursa olsun o hattat nüfusunu bahane etme bu meseleye. Ediyorsan bile sonuç olarak, matbaanın geç gelişi gibi tüm bu gelenekçi, dar ve yöresel açıdan olaylara bakan cahil zihniyet bitirmedi mi Osmanlı'yı? O zaman milletinin bekası için, kangren olan parmağı kesene de kötü gözle bakmayacaksın.

Şimdi Atatürk'ün karşımıza son zamanlarda çok daha fazla çıkmaya başlayan "din karşıtı" argümanlarından bir kaçına bakalım.



Atatürk'ün 1931 yılında Afet İnan adına yazdırdığı ders kitabı*. Bu kitabı kendisinin kaleme almış olması da muhtemel ki öyle de kabul ediliyor zaten artık. Bir de buna ek olarak bilmeyenin kalmadığı "gökten indiği sanılan kitaplar" muhabbeti de var:

O lafı Kuran için söyleyip söylemediği hala tartışılıyor. Bence felsefe yapmaya gerek yok, Atatürk o lafı gayet Kuran için söylemiş.

Ayrıca Kuran'ı Türkçe'ye çevirme sebebini Kazım Karabekir şöyle aktarır:“Evet Karabekir, Arapoğlu’nun yavelerini Türk oğullarına öğretmek için Kuran’ı Türkçe’ye tercüme ettireceğim ve böylece de okutturacağım, ta ki budalalık edip de aldanmakta devam etmesinler..” (Atatürk - Kazım Karabekir, Paşaların Kavgası. Sf 159)

Evet, Atatürk'ün müslüman olmadığı yargısına ulaşılabilir buradan, gayet normal bu izlenimin oluşması. Fakat bir şey soracam.

Eeee?

Yani?

Asker, siyasetçi ve devrimci bir lideri dini inancı üzerinden eleştirmek neyin nesi bir öğrenebilir miyim ben? Ulan bu blog'da yerden yere vurduğum masonluğun İLK şartı "Tanrı inancına sahip olmak"tır ve Türk masonların büyük çoğunluğu müslümandır. Sen ne yarar gördün ulan onların müslümanlığından?

Atatürk yüzyıllardır aynı şekilde yaşayan bir milleti değiştirdiyse, kökten devrimler getirdiyse, bunları İslam'ı bitirmek için yapmadı be güzelim, hemen aklına o gelmesin. Devrim denen şey kolay yapılmıyor, aksi mümkün olamazdı zaten. Hepsini de ispatlayacam, hiç merak etme, sabırla oku bu yazıyı.

Şimdi, Atatürk'ün toplumu değiştirmek adına gösterdiği bu tutumunu, birazdan vereceğim bilgiler ile desteklerseniz, "acaba siyonist bağları mı var?" şeklinde düşünebilirsiniz. Bu benim de aklıma takılan bir ihtimal ve hala bile tam emin olamıyorum. Eğer kafamda birkaç soru işareti var diyorsam, çoğunlukla şu 2 sebep yüzünden oluyor bunlar da...

Birincisi;

Nutuk'tan bir kısım (Kaynak: Atatürk Araştırma Merkezi Başkanlığı): "Efendiler, bütün insanlığın görgü, bilgi ve düşüncede yükselip olgunlaşması, Hristiyanlığı, Müslümanlığı, Budizmi bir yana bırakarak basitleştirilmiş ve herkes için anlaşılacak duruma getirilmiş saf ve lekesiz bir dünya dininin kurulması ve insanların, şimdiye kadar kavgalar, çirkeflikler, kaba istek ve iştahlar arasında bir sefalethanede yaşamakta olduklarını kabul ederek, bütün vücutları ve zekâları zehirleyen zararlı tohumları yok etmeye karar vermesi gibi şartların gerçekleşmesini gerektiren «birleşik bir dünya devleti» kurma hayalinin tatlı olduğunu inkâr edecek değiliz."

Tek bir din ve tek bir dünya devleti fikrini savunuyor Atatürk.

Çok şaşırdım bu tavrına ve hala burada ne demek istediğini çözemedim. Hani hepimiz isteriz tabi Şirinler Köyü kıvamında, ayrımcılık olmaksızın yaşamayı, fakat en azından bu blog'u okuduysanız Illuminati'nin tek bir dünya devleti fikrinin böyle insani amaçlara hizmet etmediğini, tamamen tek ve mutlak bir otorite ile faşist bir hakimiyet kurma emeline hizmet eden bir proje olduğunu anlamışsınızdır.

Peki Atatürk bu görüşü neden destekliyor? Siyonist miydi? Ya da birilerinin etkisinde mi kaldı? Yoksa sadece az önce bahsettiğim gibi "aslında iyi olurdu ayrımcılığın olmadığı bir dünya" hissiyatı sebebiyle mi bunları söyledi?

"Yok be olum, gün gibi aşikâr işte, baksana tek bir dünya devletini övmüş adam.", dur bakalım, yargısız infaz yapma. Çok uzun bir yazı olacak bu daha, sırf buraya kadar anlattıklarımdan yola çıkarsan tabi ki öyle bir fikre ulaşabilirsin, fakat Atatürk tek kalemde silip atılacak, siyonist yaftası yapıştırılabilecek bir adam değil.

He bu arada neden "hristiyanlık, müslümanlık ve budizm" diyor da yahudilik demiyor diye düşünüyorsanız, eh farkettiğiniz üzere dünyada popülasyonu en fazla olan dinleri nüfuslarına göre sıralamış adam orada. Konu dünyada en fazla insan üzerinde etkili olan dinler ve tek dünya dini değil mi? Ee günümüzde bile 10 milyon civarı mensubu olan yahudiliğin ne işi var şimdi orada, takılma buna.

Her neyse, gelelim kafamı kurcalayan ikinci hususa...




Marx



Lenin



Stalin

Sadakat duruşuymuş bu (nizam duruşu değil, yanlış bilgi o). Atatürk'ün de bazı mason liderler gibi bu şekilde verdiği 30'dan fazla poz var.







Hepsini buraya koyacak değilim, internet'i talan ederseniz böyle daha birçok pozu olduğunu görürsünüz.

Şahsen bu verdiği pozları başta önemsemiyordum, fakat Atatürk'ün Nutuk'ta tek bir dünya devleti fikrini desteklemesi üzerine bunlar eklenince, açıkçası durumdan kıllanır oldum.

Tam olarak bilemiyorum sahiden böyle bir duruş var mı masonlukta, ki birçok mason liderin böyle pozu olduğunu göz önünde bulundurursak olması da muhtemel.

Bu fotoğraflara hala bir açıklama getiremedim, bir kılıf uydurmaya çalıştığımdan değil, bu pozları ne mason olmasına ne de olmamasına delil olarak yorabildim, tek demek istediğim bu. Ve sakın sırf bu fotoğraflara bakarak fikir yürütmeye çalışmayın. Yoksa bu fotoğraflar üzerinden Atatürk'ü şu şekilde savunuyor bazı sevgili fanatik kemalistler: "Yaverinin hatıratında Atatürk'ün kalbinin ağrıdığı ve bu sebeple sık sık elini kalbine götürdüğü yazar..." ya da "siroz hastalarının avuçlarında yara izleri çıkar, bu sebeple Atatürk böyle pozlar verirdi".

Şimdi neden körü körüne kemalist olanlara lanet okuduğumu anladınız mı?

Bunlar nasıl bahaneler olum? Aptal mısınız siz?

Valla senin bu savunma şeklini gören bir insan, Atatürk'ün %100 mason olduğuna kanaat getirir sevgili hazımsız, cahil ve dediğim dedik çaldığım düdük kemalist arkadaşım.

Siz bunları açıkça, tarafsızca değerlendirip konuşmadıkça ve insanları aptal yerine koymaya devam ettikçe, daha da göze batacak bunun gibi bazı şeyler. O yüzden "kılıf" uydurmaya çalışmaktansa, oturun efendi efendi fikir yürütün, hak vermeseniz bile en azından bir "hmmm" deyin ulan. Bu kadar ön kabullü olmayın her konuda. Neyse...

Şimdi Nutuk'taki bu kısmın ve bu fotoğrafların anlamı nedir, ben tam olarak çözemedim. Fakat yazının devamında önünüze sereceğim veriler ile beraber nasıl fikir yürüteceğinizi de çok merak ediyorum.

Ulan daha birkaç hafta önce yazdığım Lady Gaga başlıklı yazılarda, Illuminati'ye karşı tavır alan Eminem'i, sırf Rihanna ile düet yaptığı için yargılamamanız gerektiğini, olaylara daha geniş açıdan bakmanız gerektiğini ve Eminem'in başına gelenleri, faaliyetlerini izah etmedim mi ben? O yazının sonunda "yok yeeaa Eminem de Illuminati'nin adamı" diye mi düşündünüz, yoksa diğer gördüklerinizden sonra "vay be, herif baya baya karşı koymuş Illuminati'ye, başına bir şey gelmese bari..." diye mi düşündünüz?

La Eminem için bile tek bir parçadan yola çıkarak değil, olayın bütününe bakarak yargı sahibi olmanız gerektiğini söylüyorsam, bunu Atatürk için 25 kere yapmanız lazım ehehe.

__________________











Geçen zamanın cevapları, bugünün sorularına ışık vermiyor, geleceği de belirsiz kılıyor.

SerseriGezgin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz SerseriGezgin'in Mesajına Teşekkür Etti.