Tekil Mesaj gösterimi
Eski 05.12.11, 19:57   #2
SerseriGezgin
Cehennem Yolcusu

SerseriGezgin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2011
Yaş: 33
Konular: 1428
Mesajlar: 7,293
Ettiği Teşekkür: 29582
Aldığı Teşekkür: 32354
Rep Derecesi : SerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Ruhsuz
Standart Cevap: Bir Blog Yazısı - Atatürk Öldürüldümü?

Buraya kadar anlattıklarım, aklımda soru işaretleri oluşmasına yol açan kısımlardı ve ulaşması çok da zor bilgiler değildi. Artık buradan sonra anlatacaklarım, kafanızda o soru işaretlerine zıt yönlü olan daha da büyük soru işaretlerinin oluşmasına yol açacak.

Şimdi telefon kulübesine giriyorum, Clark Kent kostümünü atıp Karagümrük çocuğu oluyorum. Dik oturun, dikkatli okuyun ve sonra sinirlerinize hakim olun. Olun ki Tülin'den azarı yemiş Caner dili yaparak kafanızda vazo falan kırmayın.

Atatürk'ün şaibeli ölümünü ve o tarihe yakın olayları bir inceleyelim...

GERÇEK 1: Cumhuriyetten önceki İttihat ve Terakki'nin büyük çoğunluğu masondu. Resmi belgelerle de ispatlanmıştır. Cumhuriyet döneminden sonra da mecliste oldukça fazla bir mason nüfusu vardı. (Google'da aratın, üstteki kaynak Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Locası'na aittir)

Meclis başkanı Kazım Özalp ve İçişleri bakanı ŞÜKRÜ KAYA da bu masonlardan birkaçıdır, bu isme dikkat.

GERÇEK 2: Atatürk'ün mason localarını "kapatmadığı" söylentisi TAMAMEN yalandır, olayın ASLINI şimdi öğrenecez. Yıl 1935; Atatürk mason localarının kapanması kararının çıkması için meclise emir veriyor. Mecliste şiddetli tartışmalar başlıyor, malum mason nüfusu az değil mecliste. Mason meclis üyeleri ve tabi ki Şükrü Kaya, yoğun şekilde itiraz ediyorlar, locaların kapanmaması için sonuna kadar diretiyorlar.

GERÇEK 3: Bu tartışmalar sürerken 10 Ekim 1935'te Mason locaları "kendi kendilerini" kapatıyorlar, tüm mal varlıklarını da halkevlerine bağışlıyorlar.

Ha?

Dur dur.

13 Ekim 1935'te, mecliste yasa kabul ediliyor ve mason locaları resmen "devlet tarafından" kapatılıyor. (Kaynak: Boğaziçi Üniversitesi)

Ha???

Bunun açıklaması ne?

PALAVRA: Bakalım mason kardeşlerimiz bu durumu nasıl açıklıyor? (kaynak: masonlar.org)




Ahahaahahahahahahahaahahaha.

Dur bi dakika sinirlerim bozuldu.

Neymiş neymiş? Vatansever mason kardeşlerimiz ülkenin karışık bir durumda olduğunu görmüşler, çalkantılı olan bu dönemde mason localarının varlığının canımız ülkemize zarar verdiğini anlamışlar, onlar da "fedakârlık" ederek kendilerini kapatmışlar. Ve tüm mal varlıklarını halkevlerine bağışlamışlar.

Vay bee... Gözlerim yaşardı. Sahiden de bu ülkede bir değil, milyonlarca Polat Alemdar varmış. Evet şimdi hepinizi Onuncu Yıl Marşı'nı okumaya davet ediyorum, ÇIIKTIIIK AÇIIIK ALIINLAAAAA...

GERÇEK 4: Vatansever, duyarlı, hassas, yakışıklı değil ama sempatik mason kardeşlerimiz, her ne tesadüfse mason localarının ülkenin o karışık durumuna zarar verdiğini, 10 EKİM 1935'te, yani MECLİSTE LOCALARIN KAPANMA KARARI GÖRÜŞÜLÜYORKEN farkediyorlar.

Allaah Allaaaah, aklın yolu bir lan, kalp kalbe karşı valla... Biz de tam sizi kapatmayı düşünüyorduk, sizin de mi aklınıza geldi aynı anda?

Sanırım meclisteki mason bakan ve üyelerin, durumun gidişatından locaların kapanacağını anladıklarını, durumu locaya bildirdiklerini ve locaların da bunun üzerine kendilerini kapattıklarını anlamak için Einstein olmaya gerek yok dimi?

Peki neden böyle bir şey yapmışlar? Ha 3 gün önce, ha 3 gün sonra, ne farketti? Sadece "siz kovmuyorsunuz, ben istifa ediyorum" deyu gururlu işçi tribi mi attılar?

Masonlar?

Ahahaha.

Dur dur, devam ediyoruz.

GERÇEK 5: Atatürk'ün dünyada bir ilki gerçekleştirerek, binbir güçlüklerle kapattığı mason localarını, İsmet İnönü 1948'de açıyor.

Ve 1948'de ne mi oluyor? Gelin durumu mason kardeşlerimizin kendi ağzından öğrenelim. Şimdi son cümleye dikkat.




"1948'de Masonluk yeniden faaliyete geçince, zamanında kanunla kapatılmadığı için, mahkeme kararı ile eski gayrı menkullerine yeniden kavuşabildi."

Efendim?

"mahkeme kararı ile eski gayrı menkullerine yeniden kavuşabildi."

Nasıl?

"zamanında kanunla kapatılmadığı için"

Kim?

"Masonluk"

N'olmuş?

"mahkeme kararı ile eski gayrı menkullerine yeniden kavuşabildi."

Niçin?

"zamanında kanunla kapatılmadığı için"

Kim?

"Masonluk"

Şimdi iyi niyet konusunda 15 Polyanna gücünde olan mason kardeşlerimizin neden kendilerini, kendi rızalarıyla, devlet kararından 3 gün önce "uyku dönemine" aldıklarını anladın mı?

Bu masonlar.org'un sloganı ne biliyo musun? "Masonluk masonlardan öğrenir."

Biliyorum şekerim, ben zaten şimdiye kadar her bilgiyi yanlış ya da yalancı kaynaklardan da muhakkak okurum, duyarım. Zira o zaman arkadaki amacın, dönen alengirli ve gizli işin ne olduğunu çok daha kolay görebiliyorsun.

Bir de mason kardeşlerimizin sürekli bir "masonluk asla hiçbir kimsenin arkasına gizlenmemiştir, teessüf ederiz." tribi var. Ve bu tavrı, ne zaman harici bir üye Atatürk ile masonluk ilişkisini sorarsa, o zaman takınıyorlar.

Şekerim. Bunların 2-3 tanesi hakikâti biliyor, "biraderlerine" de öğrenmeleri gerektiği şekillerde öğretiyorlar durumu. Bu sebeple ki ağız birliği etmişcesine "Atatürk'ün mason olduğuna dair bir delil yok ama ATAMIZ zaten masonluğun emeline uygun faaliyetler yapmıştır." diyorlar.

Al bak, önce masonlar.org forumundaki mason üyelerin mesajlarından örnekleri göstereyim. Hepsini okumayın, ben mesajların önemli ve okumanız gereken kısımlarını alta yazdım, resimler delil olsun diye sadece...









Şu kısımları muhakkak okuyun; masonların Atatürk hakkında görüşleri:

"Atatürk'ün mason olduğunu gösteren resmi bir kayıt yok ancak fikir ve düşünceleri masonluk ile oldukça yakındı."

"Ulu önderimiz hem ülkesine hem insanlarına kazandırdıkları ve hemde tüm dünyada hayranlık uyandıran yaşam tarzı ve eseleri noktasında kanımca muntazam bir locaya üye olmasa dahi ''önlüksüz mason'' olarak değerlendiriyorum."

"Zira Yuce Ataturk, tipki bir Mason gibi yasamistir"

"1935 yılında Atatürk'ün mason localarını kapattığı gerçeği diye bir şey yoktur. Bu resmen ve açıkça bir uydurma, antimasonik cephede çıkarılmış bir safsatadır. Bunun niçin olamayacağının belgeleri ve kanıtları vardır, bırakın olduğunun, niçin olabileceğinin bile değil.
Atatürk'ün bir rüzgara uymuş olmak istemesine ilişkin varsayımı ise, ben yüce önderimize olmayacak bir yakıştırma olarak görürüm. "

YÜCE ÖNDERİMİZ MASON LOCALARINI KAPATMAMIŞTIR, HİÇ YAKIŞTIRAMADIM SEVGİLİ KARDEŞLERİM, O NASIL SÖZ ÖYLE YEEEAAAA? TEESSÜFLERİMİ BİLDİRİOTÖUYÖRPRTLÜ AHAAHHAHAHAHA...

Geçiniz.

Bu yapmacık "atamız, canımız, ciğerimiz" ağızları ve "Atatürk mason değildi yeeaa, gerçi olabilir de, çünkü o da bizim gibi aydınlık yolunda ilerledi. Aynı biz yaa, aynı... Kaynımda da var, aynı." tavırları nedir biliyor musun?

Bu forumda "Atatürk masondu" diyen tek bir mason üye yok.

Fakat o Atatürk'ün mason olmadığını söyleyen mason kardeşlerimiz, aynı zamanda Atatürk hakkında konuştuklarında; "aslında mason olabilir ama olmasa bile bize hizmet etti" anlamına gelen şeyler söylüyorlar.

Ne şiş yansın ne kebap.

Bu yukarıdaki mesajları sadece masonların söz birliği etmişcesine hem kendilerinin yediği, hem de başkalarına yedirmeye çalıştıkları safsataları görün diye koydum. Yoksa o şahısları 100 yıllık meseleden sorumlu tutacak halim yok tabi, öeh.

Peki Atatürk'ün mason olduğu söylentisini ilk çıkaran ve yayanlar kimlerdi sizce? Evet, tahmin ettiğiniz üzere Rum Ortodoks Patrikhanesi'ydi ehehe. Ne alakası var arkadaşım lan? Tabii ki bu söylentiyi de ortaya atan, yine masonların ta kendisiydi.

Atatürk ismi arkasına gizlenerek icraatlerine devam edenler yine masonlardı.

Masonların Atatürk ismi arkasına gizlendiklerini bir söylesenize o forumda, saygıdeğer yüksek seviyeli kelimeleriyle nasıl dövüyorlar sizi bakın ehehe.


Şimdi sağda solda atılan "Atatürk mason localarını kapatmamış" dedikodusu nereden kaynaklanıyormuş gördünüz mü? O dinci kaynaklardaki "Atatürk mason localarını kapatmadı, onlara dedi ki siz kendinizi feshedin dedi, sonra bi daha açcam ben sizi dedi" hikâyelerini yutan ve yutturmaya çalışan yobazların da hangi zokayı yutmuş olduklarını ya da size neyi yutturmaya çalıştıklarını gördünüz mü?

Atatürk'le ilgili hala mı şüphelerin var? Hala içinde "ya onların adamıysa?" uktesi mi var? Normaldir, dediğim gibi benim de çözemediğim bazı noktalar var fakat onlarca yanlış götürecek olan doğruları anlatmaya devam edecem, işte o zaman terazinin bir kefesi öbürüne göre çok daha ağır basacak, dur ama acele etme. Daha yeni ısındık olum ehehe.

Masonlar.org ile ilgili son bir şey daha eklemek istiyorum. Masonların bu yapmacık şeffaflaşma çabası neden biliyo musunuz? "Bakın hiç de gizli değiliz" triplerindeler fakat o forumlar felan sadece vitrin evladım. Vitrine göstermek istediklerini koyuyorlar.






Gördüğün üzere masonik işaretler, ritüeller gibi konuları ve muhtemelen daha birçok şeyi buraya asla taşımıyorlar. Tüm forum gereksiz "saygı" ve 3 satır süren "teşekkür" mesajlarından oluşuyor. Aralara da bikaç tane "bilgi, ışık, aydınlanma, sevgi" felan ekledin mi tamamdır işte.

Ve o kadar riyakârlar ki...

Ana sayfada şu yazıyor:

"Masonlar.org
Nedir? Türkiye`de HKEMBL`na bağlı, diğer ülkelerde ise tanınmış Muntazam Büyük Localara bağlı Masonlar tarafından kurulmuş ve yönetilmekte olan sanal platformdur. Haricilere açık forumu bulunmakla birlikte site tarafından tanınmış Kardeşlerimize Özel bölümlerde bulunmaktadır."

HKEMBL: Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası'dır. Ve oraya bağlı olduklarını söylüyorlar anasayfalarında.

Şimdi anasayfalarında böyle derlerken, resmi Facebook sayfalarında da şu yazıyor:

"Yalnız Masonlar.org Türkiye Büyük Locasına bağlı değildir."

Güven vermiyorsunuz be arkadaş. Bir öylesiniz bir böyle, şimdi sorsak buna da bi kılıf uydurursunuz, her şeye de var bi açıklamanız... Zaten size kalsa Üzeyir Garih'in cinayetinin de masonlukla alakası yok, he canım, he güzelim he.

Diliyle evrensel olduğunu, sadece gönderdildiği zamanı değil, tüm zamanları kapsadığını belirten Kuran'a inandığını söyleyen ama işine gelmediğinde de "heee yok o öyle değil, şimdi o ayet indiğinde Hz Muhammed şöyle şöyle yapıyordu, o yüzden öyle demek istemiyo" diye kılıflar uyduran herifler gibisiniz.

Masonluğun tanımını hem şu şekilde yapıyorsunuz:

"Masonluk; hayat boyu suren bir; olgunlasma, erdem sahibi olma, bilim yolunda isigi arama ve HERKESIN ESIT OLARAK TEK CATI ALTINDA elit, mutlu ve kaliteli olarak yasamasini amaclayan bu yolda egiten bir okuldur."

E sonra kimler mason olabilir sorusuna da böyle cevap veriyorsunuz:

"2- Fakirler Mason olamaz. (Fakir kisilerin, yardimseverlik, erdemlik, iyi kisileri daha iyi kisiler haline getirmek vb. ideallerden once daha buyuk sorunlari ve ugrasmakta oldugu durumlari vardir. Bir fakir Mason olabilirse, ne toplulugumuza, ne insanliga, nede kendisine beklenen faydayi saglayamaz. Masonluk herkese gore degildir. Mason olmak icin oncelikle kalbinizde bir Mason olmus olmaniz gerek"

İnci Sözlük'te yapılmaz lan böyle bi aşağılama. Fakirleri ayrımcılığa maruz kalacak kadar bile değersiz mi görüyorsunuz nedir abicim? Bu nasıl ayrımcılık yapmamak?

Neyse biz, Atatürk'ün mason localarını kapattıktan sonra başına gelenlerle devam edelim. Atatürk, locaları kapattıktan sonra neler oldu?

GERÇEK 6: Kimi kaynaklara göre 1936, kimi kaynaklara göre 1937'de Atatürk'ün rahatsızlığı başgösterdi. Atatürk siroz değildi. Sıtma, hepatit, kanser vs şu bu, birçok şey söyleniyor, fakat ilk rahatsızlığı kesinlikle siroz değildi. Atatürk sıtma tedavisi gördü ve hastalığı, uygulanan civa tedavisi yüzünden siroza çevrildi. (Referans: Ceyhan Mumcu)

Atatürk'e yanlış tedavi uygulayan doktor, 1911 Libya cephesinden beri arkadaşı olan Mim Kemal Öke'ydi.

Mim Kemal Öke kimdi biliyor musunuz? Türkiye Locaları Büyük Üstadı.

Türkiye'nin en kıdemli masonu yani.

Daha sonra Celal Bayar'ın ısrarlarıyla Fransız doktor Noel Fissenger Türkiye'ye getirilir. Tedaviyi o yürütmeye başlar.

GERÇEK 7: Atatürk'ün ölüm raporuna alkole dayalı siroz yazılır. Atatürk'ün ölüm sebebi sirozdu fakat ölüm sebebinin alkole dayalı siroz olduğu ne ispat edilmiştir, ne de zaten mümkündür. Zira alkole dayalı sirozda karaciğer şişmez, fakat Atatürk'ün ciğeri şişmiştir, doktor Noel Fissenger'ın raporları da alkole dayalı siroz olduğu yönünde değildir. (Referans: Prof. Dr. Utkan Kocatürk)

Fakat her ne hikmetse Atatürk'ün ölüm raporunda, doktor Fissenger'ın da diğer Türk doktorlar gibi alkole dayalı siroz teşhisinde bulunduğu yazar.

Peki neden "alkol"e dayalı siroz olarak kayıtlara geçmiştir? Neden Atatürk'ün otopsisi dahi yapılmamıştır? Neden böyle örtbas edilmeye çalışılmıştır?

GERÇEK 8: "Gençlere de örnek olur."

Duyarlı, hassas, düşünceli, vatansever mason kardeşlerimiz, bu sebeple ölüm nedenini alkol kaynaklı siroz olarak kayıtlara geçirirler. Günümüze kadar da böyle gelir. Ve buna müteakiben birkaç yıl evvel kurdukları Yeşilay'ı atarlar ortaya, bir Yeşilay rüzgarıdır eser gider Türkiye'de. Eee içki ve sigara nelere yol açıyormuş yaa yaa görün çocuklar.

"Yok artık, ne saçmalıyorsun sen?"

Şimdi bi dik otur, derin nefes al, gözlerini de iyice aç.

Yeşilay'ın vikipedi sayfasına bir girelim. Bundan önceki ismi de Hilal-i Ahdar'mış Yeşilay'ın. http://tr.wikipedia.org/wiki/Ye%C5%9Filay

Birkaç kaynakta Yeşilay'ın, IOGT denen evrensel organizasyonun Türkiye ayağı olduğunu okumuştum. Sonradan da araştırdım tam emin olmak için, evet Yeşilay gerçekten de IOGT denen şeye üye.

Ve galiba Allah yardım ediyo ehehe, Türkçe Vikipedi'de Yeşilay sayfasındayken, soldaki menüde İngilizce'yi seçerseniz, sizi IOGT sayfasına yönlendirdiğini farkettim.




İngilizce'yi seçtikten sonra IOGT sayfasına yönlendirileceksiniz: http://en.wikipedia.org/wiki/Interna..._Good_Templars

Şimdi bir bakalım ne ayakmış bu IOGT...

IOGT'un açılımı: International Organisation of Good Templars.

Templars??? Şovalyeler???

IOGT'un üyelik sertifikasına bir bakın:


"The IOGT originated as one of a number of fraternal organizations for temperance or total abstinence founded in the 19th century and with a structure modeled on Freemasonry, using similar ritual and regalia. "

"Alkollü içeceklere katı kurallarla karşı olan kardeşlik cemiyetlerinden biri olarak 19. yy’da kurulan IOGT, yapılanmasını masonluğu model alarak yapmış ve Masonlarla çok benzer ritüeller, ayinler ve kıyafetler (regalia) kullanmıştır."

Bu "şovalyelerin" vakfı var ya, MASONİK bir yapılanma. Alenen yazılıyor zaten.

Nedir bu ciğerler? Nedir bu canlar?

Yeşilay (Hilal-i Ahdar) kimlerin Türkiye'ye getirdiği bir kurum lan? Ve neden Atatürk'ün "alkol" sebebiyle vefat ettiği duyurulunca ortaya atılıyor bu Yeşilay propagandası? Ve neden Atatürk'e alkol sebepli siroz teşhisi, mason localarını kapattıktan birkaç yıl sonra koyuluyor?

Ne olum bu?

Buna bir izah var mı? Allah aşkına bir söyleyin la?

Hilal-i Ahdar cemiyetinin kurucularından biri de çok enteresan bir kişi: Said Nursi.

Siz de bi yerden çıkmayın zaten, bir şeyden de eksik kalın.

Ya olum...

Nesiniz siz ya?

Kimsiniz?

Neyse... Devam ediyorum;

GERÇEK 9: Atatürk 10 Kasım 1938'de vefat ediyor, ve adeta ışık hızıyla derhal 11 Kasım 1938'de İsmet İnönü cumhurbaşkanı seçiliyor...

GERÇEK 10: İsmet İnönü 10 yıl sonra mason localarını açıyor.

Böyle işte.

Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu, kimilerine göre siyonist mason, kimilerine göre millet aşığı devrimci Atatürk bu şekilde vefat ediyor.

Şimdi biraz da tarih konuşalım arkadaşlar Yok öyle kuru sıkı Atatürk'e masondur, siyonisttir, bilmemnedir demek. Mason olabileceğine katılıyorum, zira Abdülhamit döneminde müthiş bir baskı ve sansür uygulanıyordu. İttihat Terakki'cilerin de çoğu masondu, zira mason localarında daha rahatlardı. Atatürk'ün de İttihat Terakki'ci olduğunu biliyoruz, fakat aktif bir üyesi olmadığını ve hatta onlarla özellikle sonradan hiç anlaşamadığını da biliyoruz.

Osmanlı'yı 1. Dünya Savaşı'na kim soktu? İttihat ve Terakki.

Atatürk'ün tavrı neydi? Kesinlikle savaşa karşıydı.

Masonların finanse ettiği Kızıl Devrim'e bir bakalım bi de. Marx da, Lenin de, Stalin de yahudi kökenlidir. Artık bilmeyen kaldı mı?

Lenin, Şubat Devrimi'nde çar devrildiğinde Rusya'da bile değildi. Eh tamam bu adam asker değil, fakat bir şeyleri farkediyor musunuz?

Kızıl Devrim tamamen bir mason icraatidir, Lenin'i de onlar finanse etmiştir. Lenin Alman masonlarının desteği ile parti kurup örgütlenmiştir.

Peki bizi kim finanse etti lan?

Atatürk'ü kim destekledi? Kimden para yardımı aldık biz?

Peki Lenin kaç savaş görmüş lan? Kaç savaşa katılmış bu Lenin? Atatürk'ün BİZZAT katıldığı ya da yönettiği savaşlar:

Trablusgarp savaşı: 29 Eylül 1911
Balkan savaşları: 1912- 1913
Çanakkale savaşı: 18 Mart 1915
Arıburnu muharebeleri: 25 Nisan 1915
Anafartlar: 25 Ağustos 1915
Doğu cephesi: 3 Mart 1918
Suriye Filistin cephesi: 31 Ekim 1918
Birinci İnönü savaşı: 10 Ocak 1921
Sakarya savaşı: 20 Ekim 1921
Başkomutanlık meydan muharebesi: 4 Mart 1922

Olum, ajan olan biri bu kadar harp eder mi? Bu milletin başına birileri tarafından, bizi dinden kopartmak için kasıtlı olarak getirtilen birini cepheye bu kadar yollarlar mı? Lan hiç mi düşünmemişler ya cephede şehit olursa bu adam diye? Savaşı ne sanıyorsunuz olum siz? Kuru sıkı mı atıyorlar orda?

Sakarya Muhaberesi'nden önce Tekalif-i Milliye Emirleri'ni çıkarıyor Atatürk. Tekalif-i Milliye ne biliyor musun? Halktan eğer 2 çorabı varsa 1'ini orduya göndermesi isteniyor. Geri ödenmek üzere 2 kilo bulguru olanın 1 kilosunu orduya vermesi emrediliyor. Her ailenin 1 askeri giydirmesi isteniyor.

Bu şey, bir kanun olarak çıkartılıyor, kanun. Bi'tap, yoksul, ayağına giyecek çarığı yok lan ordunun, düşün ne haldeler.

Arkadaşım siz öküzmüsünüz de hem Atatürk'ün çok büyük bir siyonist çalışmanın ürünü olduğunu söyleyip, hem de bunları gözardı ediyorsunuz? Madem siyonist bir oyunun başrol oyuncusuydu Mustafa Kemal, lan neden finanse çıkılmadı bu adama hiç? Madem o kadar önemli bir plandı bu, adamlar işlerini şansa bırakırlar mı lan sence? Saf mısınız olum?

Binbir güçlüklerle Sovyetler'den aldığımız bir silah yardımı var, başka da bi b.k yok. He o da yine Atatürk'ün sonunda ultimatoma kadar varan müthiş çabaları sonunda zar zor oluyor, her seferinde ekiyor bizi komünist kardeşlerimiz. Sovyetler de komünizme geçtikleri için, bizim emperyalist devletlere verdiğimiz mücadelede bizi destekliyor gibiler. Babalarının hayrına değil yani, İstanbul düşse Sovyetler de talan olacak ayrıca.

Şimdi elitist entel kardeşlerimiz hemen damlarlar "sen devrimci ulu önder Lenin hakkında nasıl böyle konuşursun yeeaa? shut your bloody fucking mouth yeeeaaa" deyu.

Ne biliyon la Lenin hakkında?

Nereden geldi olum o değirmenin suyu? Lenin üniversite yıllarında part-time Mcdonalds'ta çalışarak mı biriktirdi o paraları? Nereden sağladı o finansı be öküz herif cevap ver bana?

Komünist Rusya tamamen bir mason tezgâhıydı. Komünizm de emperyalizmin çıktığı fabrikadan çıkmıştır. Zaten bu adamlarda yöntem şudur: Tez: Kapitalizm + Antitez: Komünizm = Sentez: Küreselleşme. Günümüzde kapitalizmi yumuşatıp liberalizm, komünizmi de sosyalizm yaptılar, yersen...

Şimdi "Türkiye Cumhuriyeti siyonist bir projedir" diyenlerin penceresinden düşüneyim, empati kurayım diyorum... Lan elimde tam aynı dönemde cereyan etmiş başka bir siyonist devrim var; Kızıl Devrim. Şimdi ona bakıyorum, Avrupa'da partiler kuran, masonlarca finanse edilen ve yahudi olan, çar devrildiğinde dahi Avrupa'da olan bir Lenin var. Sonra Türk Devrimi'ne bakıyorum. Ordusunun başında, askerinin yanında onlarca harpe katılmış bir lider var; Atatürk. Parasızlıktan kırılan, mühimmatı geç ayağına giyecek ayakkabısı olmayan da bir ordusu var.

Lan bu nasıl siyonist proje?

Atatürk idealistti. Ne dindardı, ne din düşmanıydı. Halkın bağrından kopup gelmiş, yer yer yükselmek adına bazı kesimlerin suyuna gitmiş, deha bir siyasetçi ve mükemmel bir askerdi. Şahsi fikrim budur.

Peki Atatürk neden sadakat duruşuyla pozlar veriyordu, neden tek bir dünya devletinden bahsetti?

Şu açıdan bakalım şimdi kaynatasızlar ehehe... Atatürk Anadolu'yu nasıl organize etti? Hilafet ve saltanatı kurtaracaz diye... Başka türlü bir araya gelir miydi o halk, mümkünatı yok. "Sen benim atama iki yüzlü mü diyorsun!!!11bir" diye parlayan "be hey dürzü milliyetçisi" arkadaşım, kapa çeneni. Atatürk o politikayı izlemeseydi şimdi nah tanıyor olurdun Atatürk diye birisini. Provokatiflik yapıp bunu başka bir yerinle anlama.. fena üzerim seni..

Şimdi iki resim arasındaki 7 farkı bulalım.





Anladın?

Atatürk ne zaman köprüyü geçene kadar ayıya dayı demediyse, ne zaman masonların kuyruğuna bastıysa, o zaman yani 3 sene sonra öldü(rüldü).

Şimdi Lozan'a bir bakalım mı arkadaşlar?

Lozan'da bizi İsmet İnönü temsil etti biliyorsunuz, ve Türk Heyetinde çooook önemli bir kişi daha vardı. Her Türk bu adamı tanımalı, bilmeli...





Lozan'daki Türk heyetinde bulunan bu arkadaşı sizlere takdim edeyim; Hahambaşı Hayım Naum.

Size kısaca bu arkadaşı özet geçeyim. Lozan görüşmeleri bir ara tıkanır hale gelmişti, zira hala kapitülasyonların kalkmaması üzerinde direnen ve ısrarla Musul'u isteyen bir heyet vardı karşımızda. Bunun üzerine Atatürk, İsmet İnönü'ye Lozan'ı bırakıp Türkiye'ye dönün emri verir ve görüşmelere ara verilir (Tarih: 4 Şubat 1923)

Atatürk bu sırada İstanbul ve İzmit'e yığınak yaptırır, her şeyi göze alan, yeniden savaşa bilenen bir Türkiye vardır.

Bu sırada Hayim Naum sürekli İngiliz temsilciler ile, özellikle yahudi meselesi hakkında görüşmektedtir. Görüşmeler iptal olma noktasında gelince Hayim Naum, İngiliz heyetinin lideri Lord Gurzon'a aklımda kalan şekliyle şunları söyler (cümleler ve kelimeler farklılık gösterebilir, hatrımda kalanı yazıyorum fakat anlam olarak aynıdır): "Siz savaşarak bunları alt edemediniz, edemezsiniz de. Siz Türklerin istiklalini tanıyın, ben size onların dinlerinden ve kültürlerinden kopacağını garanti ediyorum. Onları içlerinden biriyle vuralım". Mr Gurzon ikna olur ve kendi heyetine de durumu aynen böyle izah eder. Ve bunun sonucunda karşılıklı "bazı" tavizlerle Lozan imzalanır.

Türkiye Lozan'ı, hilafetin kaldırılması koşuluyla imzalamıştır ve bunun mimari YAHUDİLİKTİR. (Kaynaklar: "Büyükdoğu" 6 Ekim 1950 tarihli sayısı, "Son Osmanlı Hahambaşısının Mektupları" ve "Lozan Zafer mi Hezimet mi?")

Hayim Naum denen şahıs Atatürk ile de, İsmet İnönü ile de sürekli arasını iyi tutmuştur. Hatta iktidar kimdeyse (görünürde) hep ondan yana olmuştur. Ve masa üzerinde imzalanan Lozan'ın belki de en büyük mimarıdır. İngiliz lobisiyle sürekli temas halinde olmuş ve Rauf Bey de hatıratlarında Hayim Naum'in tavır ve faaliyetlerinden duyduğu rahatsızlığı sık sık dile getirmiştir.

Hayim Naum neden Lozan heyetindedir, İngilizlerle esas neler görüşmüştür? Bunlar bilinmiyor, İngilizler tarafından hala sır gibi saklanıyor.

Hayim Naum...

Unutmayın bu ismi. Bu adamı günah keçisi yerine de koymuyorum, öyle bir intiba uyandırmasın sizde, bu herif musibetin bizzat kendisidir...

Atatürk'ün hilafeti kaldırması bana kalırsa da isabetli bir karar olmuştur Türkiye'nin bekası açısından, fakat öte yandan masonlukla da tamamen uyuşuyor hilafetin kalkması. Yahudilik zaten orgazm olmuştur bu karara, ondan bahsetmeye gerek bile yok.

Şimdi Atatürk'ün hilafet ile ilgili söylediklerine bakalım canını yediklerim. Nutukta, hem de o tek bir dünya devletinden bahsettiği sayfalardan hemen sonra bunları demiştir Atatürk:

"...Müslüman toplumlar gelecekte herhangi bir gün kendi irade ve arzularını kullanacak bir güç ve özgürlüğe kavuşurlar ve o zaman lüzumlu ve yararlı görürlerse, çağın gereklerine uygun birtakım uyuşma ve birleşme noktaları bulabilirler.

...Birleşmiş olan İslâm devletleri bu meclisin başkanı tarafından temsil edilecektir derlerse ve isterlerse, işte o zaman, o birleşik İslâm devletine hilâfet ve ortak meclisin başkanlığına seçilecek zata da halife ünvanını verirler.

Yoksa, herhangi bir İslâm devletinin, bir kişiye bütün İslâm dünyasının işlerini yönetme ve yürütme yetkisini vermesi akıl ve mantığın hiçbir zaman kabul edemeyeceği bir durumdur."


Siyonist ve İslam karşıtı olan bir insan, BÜTÜN MÜSLÜMANLARIN ORTAK KARARIYLA bir halife seçmesini ve bir çatı altında buluşmasını arzulayabilir mi? Ulan adam diyor ki; "Neden bütün İslam alemini ilgilendiren bir kararı biz tek başımıza veriyoruz? Tüm İslam devletlerinin bir araya gelerek karar verebileceği bir durumdur bu."

Bu tamamıyle anti-siyonist bir düşüncedir.

"Hacı işte tüm müslümanları birleştirmek istiyor, tek bir dünya devleti için bu"... Off ne yaptın çocuk? Her şeyi birbirine karıştırmışsın... Bu siyasi amaçlarla bir araya gelen Avrupa Birliği veya Nato değil ki...

Bak bu hataya çok düşüyorsunuz. Sapla samanı ayırt edin kaynatasızlar, bundan önce 50 kere söyledim, bi 50 kere daha söylerim, yeter ki siz aradaki farkı idrak edin canlar. İyi dinleyin burayı.

Kitlelerin hangi amaçla bir araya geldiği çok önemlidir. Hatırlayın, masonluğun en büyük engelinin "imparatorluklar" olduğunu ve bu sebeple Fransız Devrimi ile dünyaya bir milliyetçilik teranesi attıklarını söylemiştim. Bu milliyetçilik rüzgârıyla da Sırp'ıdır, Bulgar'ıdır, Yunan'ıdır hepsi ayrı eve çıkmak isteyen lise öğrencisi tribiyle devlet kurmak için ayaklanmaya başladı.

"Tek bir dünya devleti isteyenlerin, birçok milleti bir arada tutan imparatorluklara karşı olması saçma değil mi?"

Heh işte, dimi? Normalde imparatorlukların, masonların istediği şey olması gerekiyor dimi? Hayır hacım, hayır.

İmparatorluklar (başta Osmanlı ve Avusturya-Macaristan), bu milletleri "DİN" çatısı altında bir araya getiriyordu. Öne çıkan kavram dindi ve bu yüzden dinin bu bir araya getirici tutumu masonluğa ve siyonizme BÜYÜK bir engel teşkil ediyordu.

Sırf bu nedenle bu adamlar imparatorlukları yıktılar, Fransız Devrimi sırf bu yüzden teşkilatlandırıldı.

Masonluğun ilk hedefi dinleri kaldırmaktır, ve bu sırada kullanacakları şey de "milliyetçilik" olacaktır. Dinleri insanlara "saçma ve gerici" fikirlermiş gibi pazarlayıp, dinin önemini kaybettirdikten sonraki politikaları ise bu sefer ne olacak biliyor musunuz? MİLLET KAVRAMINI KALDIRMAK.

Ahahaha, çok mu karıştı? Geçmedi mi süzgeçten?

Olay şudur abicim, bu adamların temel stratejisi: BÖL - PARÇALA - YÖNET

Önce milliyetçiliği kullan ve dinleri yok et. Sonra da milliyetçiliği yok et.

Şöför bahçıvana, bahçıvan uşağa, sonra hepsi uşağa...

İnsanlara KÜLTÜRLERİNİ kaybettir, kendilerini her şeyden önce DÜNYA VATANDAŞI olarak hissetsinler. Hissetsinler ki bu sebeple bir araya gelsinler ve bunu aydın bir görüş olarak benimsesinler. Benimsesinler ki hepsini tek bir merkezden, mutlak bir otorite ile yönetelim. Ve asla "din", "millet" ya da özetle "kültür" kavramları altında bir araya gelemesinler, bize zıtlık oluşturamasınlar...

Diyorsun ya bazen "madem bu adamlar bu kadar güçlü ve luciferian, öyleyse neden bizi yaşatıyolar ki yeeaa"... Hayim Naum'un politikası neydi hatırladın mı, "onları yok etmektense, kültürlerini kaybettirerek bize hizmet eder hale getirelim". Adamın politikası buydu ulan. Siyonizmin politikası bu... Senin dirin, ölünden daha çok işe yarıyor onlar için kuzum.

Anladın mı şimdi?

Ve Atatürk'ün hala açılmamış bir vasiyeti vardır. Aytunç Altındal'a göre bu vasiyet hilafet ve Türk milletiyle ilgili olacaktır. Ve o kadar da mantıklı geliyor ki... Zira bu vasiyetten haberdar olan insanlar var. Adnan Menderes hilafetin geri geleceği imasında bulundu ve asıldı, neye güveniyordu dersiniz? Neyi biliyordu?

Ve üzerinden 50 sene geçtikten sonra, "henüz millet buna hazır değil" gerekçesiyle, Atatürk'ün bu vasiyetinin açılmasını engelleyenler kimler oldu biliyor musun? Canımız ciğerimiz KENAN EVREN ve TURGUT ÖZAL.

Ya oğlum... Var ya...

Atatürk de her şeyin farkındaydı, fakat milleti için yer yer nabza göre şerbet vermek zorundaydı. Vermediği anda da kalemini kırdılar zaten. İsmet İnönü'nün 89, Celal Bayar'ın 102 sene yaşadığı bu hayatı, Mustafa Kemal Atatürk'e 57 sene yaşattılar...

Ya...

Sana düşen ise şudur ulan, şudur, anla artık Allah rızası için..

"Bizi yanlış yola sevkeden soysuzlar bilirsiniz ki çok kere din perdesine bürünmüşler sâf ve temiz halkımızı hep din kuralları sözleriyle aldata gelmişlerdir. Tarihimizi okuyunuz dinleyiniz... Görürsünüz ki milleti mahveden esir eden harabeden fenalıklar hep din örtüsü altındaki küfür ve kötülükten gelmiştir. 1923 (Atatürk'ün S.D. II S. 127)"

Bu lafı eğer "din karşıtlığı"na yoruyorsan senin ta kafanın içine edeyim. Hayır, bunu dinci yobaza demiyorum kemalist, modern elitist sıradışı ve cool olan sensin ya, sana diyorum kemalist, sana... Atatürk dine değil, "din"i kullanarak insanları sömürenlere lanet ediyor. Bunu bir tarafınla anlama kemalist. Atatürk'ün orada bahsettiği "küfür", de öyle bildiğimiz "küfür" değil

"Kafir", gerçeği örten demektir ve kafirin kökü "küfür"dür. Anladın mı küfür ne demek? Anladın mı Atan sana neyden kaçın diyor? Sapla samanı ayırt et eşşoğlueşşek, işine gelen şekilde yorumlama... Yobazlardan tiksinip dininden uzaklaşma... O dinci yobazların ne bu dünyada, ne ahirette yatacak yeri yok zaten, çünkü onlar sadece kendileri dinden uzaklaşmıyor, bilgisiz insanların da dinden uzaklaşmasına vesile oluyorlar. Bu sebeple onlardan büyük "kafir" yoktur zaten, merak etme sen.

Sen sadece kültüründen, inancından, milletinden uzaklaşma be olum. Sadece bu...

Eğer ben dinimizden, vatanımızdan, kültürümüzden kopmamamız gerektiğini savunduğum için şakirt ilan ediliyorsam bazı orospu çocukları tarafından, evet ulan ben şakirtim.Belki şakirtler kabul etmez beni aralarına ehehe ama ben sizden değilim, orası kesin arkadaşım. Ben yüzeysel ve körü körüne edindiğim bilgiler ile bağlanmıyorum dinime de vatanıma da.

Atatürk'ü de sebeplerini bilerek seviyorum, dinime de sebeplerini bilerek inanıyorum.

Sen buna dincilik, yobazlık diyorsun ya, ben gururla yobaz olurum. Seve seve dinci olurum.

Bu faşistlikse, seve seve de faşist olurum.

Senin gibi yaranmak istediği elit kesimin doğrularını sorgulamaksızın kabul eden ve savunan, boş beleş bir öküz olmaktansa, yobaz olurum, faşist olurum.

Ayrıca seni fena üzerim bak ekşici(burda ekşisözlüğe sesleniyor), kendi kültürüne b.k atmak aydınlık değildir.

Ben de isterim şu dünyada cennetteymiş gibi, ülkelerin silahlanma ihtiyacı hissetmediği, sevgi yumağı oluşturduğu bir hayatı yaşamayı... Fakat GERÇEK bir dünyada yaşıyoruz. Realist olacaksın güzelim, gerçekçi olacaksın. Ve ********lik yapmayacaksın.

1 milyon Ermeni ve 100 bin de Kürt öldürdüğümüzü söyleyen Orhan Pamuk, Nobel ödülü alıyorsa...

Terörist propagandası yapan Roj Tv, Nobel ödülüne aday gösteriliyorsa...

Bir duracaksın, bir düşüneceksin. "Lan bana neyi güzel ve modernmiş gibi kakalamaya çalışıyorlar?" diye bir sorgulayacaksın. Ta insanlığına başlarım senin eğer "elit" olacam diye kendi özüne b,k atanların peşinden gidiyorsan.

Kültürüne "yobaz ve gelenekçi" gözüyle bakıp, öküzlerin felsefesini "çağdaş, aydın, modern bir dünya görüşü" olarak algılıyorsan...

Sana özellikle lanetler okuyorum ekşici. Cahil kalan, babadan gördüğünü yapan dinci yobazdan ümidim yok çünkü, o herifin dünyası zaten dapdar. Fakat sen cahil ve yobazların yaptığından iğrenerek kendi özünden uzaklaşmayacaksın. Eğitimli eşek olmak istemiyorsan, yapmayacaksın bunu.

"Hesapta" eğitimlisin ya, kültürlüsün ya, elit ve cool'sun ya, senden sırf bu yüzden umidim var ekşici. O adam imkânsızlıklar yüzünden dar, sığ ve yobazca bir hayat yaşarken, sen imkânın olmasına rağmen kendini dar bir dünyaya hapsedersen,seni fena üzerim ekşici. Bazı şeyler kafana girene kadar da sana lanetler okurum ekşici. Sen farkedebilirsin, ne kadar öküzde olsan, dönen çarkları farkedebilirsin. Senden ümidim var bu yüzden..hani canını çok yakan fakat aşık olduğun hatuna küfürler de etsen içten içe ona olan bağlılığından dolayı yıkılır, bitersin ya... Benimki de o hesap ekşici. Senin o özenti zihniyetinden dolayı tiksiniyorum ama gönlüm senin eşeklikten adamlığa terfi etmenden yana ekşici.

Akıllı ol ekşici, akıllı.

Ama sen "ne yaparsam Selin bana verir" diye düşünerek konuşmaya devam et...

Aferin ekşici, aferin...

Good boy.

-----------------
Michael Sikkofield

Girmek isteyenler için Blog Sayfası..
http://michaelsikkofield.blogspot.com/





__________________











Geçen zamanın cevapları, bugünün sorularına ışık vermiyor, geleceği de belirsiz kılıyor.

SerseriGezgin Şu Anda Forumda.   Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz SerseriGezgin'in Mesajına Teşekkür Etti.