Tekil Mesaj gösterimi
Eski 07.12.11, 23:04   #3
Basakca
Yönetici

Basakca - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Aug 2009
Konular: 2209
Mesajlar: 13,401
Ettiği Teşekkür: 85359
Aldığı Teşekkür: 82599
Rep Derecesi : Basakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Ruhsuz
Standart Cevap: Türk Lirası'nın 84 Yıllık Hikayesi





Mor Binlik Olarak Adlandırılan Bin Lira “Efsanevi” Paraydı





15 Haziran 1966 tarihinden itibaren yavaş yavaş 6. emisyon paralarına geçilmeye başlandı. 1970'li yıllar ekonomide enflasyonun hakim olduğu, kıtlık dolu yıllar olarak tarihe geçti. Dünyada yaşanan petrol krizleri, 1974 Kıbrıs Barış Harekatı ve sonrasında maruz kalınan ambargo ekonominin durumunu iyice kötüleştirdi. Tüm bunların sonucunda paranın değeri çok düştü ve kuruşun kıymeti kalmadı.

1979 yılından itibaren 7. emisyon banknotlar tedavüle verilmeye başlandı. 1970'lerin sonuna kadar en büyük kupür olan bin lira ulaşılamaz bir paraydı. Hatta 5. emisyonun “mor binlik” olarak adlandırılan bin lirası, görebilenlerin sayılı olduğu, efsanevi bir paraydı. 1980 senesinden sonra ise bin liralık kupür artık ufaklık para niyetine basılıyordu.





Türkiye, 1 Milyon Liralık Banknotla 1995’te Tanıştı





7. emisyonun devamı olarak arka arkaya 5 bin, 10 bin, 20 bin, 50 bin, 100 bin, 250 bin ve 500 bin liralık çok sıfırlı banknotlar basıldı. 1995 yılında ise Türkiye 1 milyon liralık banknotla tanıştı. Artık bin lira madeni para bile değildi.

1990'lı yıllara girildiğinde milyonluk kağıt para da yeterli gelmedi ve 5 milyon, 10 milyon ve 20 milyon liralık banknotlar tedavüle çıkarıldı. Yeni milenyuma girildiğinde Türk parasının birimi “milyon lira” olmuştu.









Sıfırların yarattığı karmaşadan kurtulabilmek adına 2000'li yıllara girer girmez iki aşamalı bir para reformu planlandı. Bu reform, Türkiye'de ilk defa paradan sıfır atma operasyonu gerçekleştirecekti. Bu amaçla, öncelikle 28 Ocak 2004 tarihli ve 5083 sayılı “Türkiye Cumhuriyetinin Para Birimi Hakkındaki Kanun” çıkarıldı. Ardından reformun birinci adımı olarak 1 Ocak 2005 tarihinde altı sıfır atılarak 8. emisyon paralar piyasaya sürüldü.

8. emisyonun birimi Yeni Türk Lirası olurken, 5, 10, 20, 50 ve 100'lük kupürlerden oluştu. 1, 5, 10 ve 20 liralık kupürler, halkın 20 senelik bol sıfırlı para alışkanlığından kurtulup sıfırsız Yeni Lira'ya kolay adapte olabilmesi için grafik tasarım olarak 7. emisyonun eş kupürleriyle aynı yapıldı. 50 ve 100 liralık kupürler ise yeni tasarımlar oldu.








Türk lirasından 6 sıfır atılmasıyla 1 Ocak 2005 tarihinden itibaren Yeni Türk Lirası'na geçiş gerçekleşti. Ekonomik istikrarın kalıcı olması yönünde bir kararlılık ifadesi, bir simge olarak kabul edilen bu karar, ulusal nitelikli bir proje olarak tanımlandı.

Projenin iletişim kampanyası kapsamında çok sayıda bilgilendirici nitelikte afiş, broşür ve kitapçık basılarak dağıtıldı, aynı zamanda televizyon ve radyo tanıtımları yapıldı.





Emisyonda 24 Farklı Kupürde ve 126 Tertipte Kağıt Kullanıldı





5083 sayılı Kanun'un birinci maddesi, Bakanlar Kuruluna Yeni Türk Lirası'ndaki “yeni” ibaresini kaldırmak için yetki veriyordu. Planlanan reformun ikinci ve son aşaması olarak bu yetki kullanıldı. 1 Ocak 2009 tarihi itibariyle Yeni Türk Lirası banknotların tedavülden kaldırılmasına karar verildi. Karar 5 Mayıs 2007 tarihinde resmi gazetede yayınlandı. Ayrıca kaldırılacak banknotların yerlerine 9. emisyon Türk Lirası paraların piyasaya verileceği duyuruldu.

Günümüzde de kullanılan 9. emisyon Türk Lirası banknotlar 1 Ocak 2009 tarihinden itibaren yeni tasarım, boyut ve güvenlik özellikleriyle piyasaya verildi. Bu emisyon kupürleri 5, 10, 20, 50, 100 ve 200 liralıklardan oluşurken, bu emisyonda diğer bir yenilik de 200 liralık kupürün ilk defa kullanıma alınması oldu.

Cumhuriyet tarihi boyunca, 1928 yılına kadar kullanılan Osmanlı evrak-ı nakdiyeleri ve 1948 yılına kadar kullanılan Osmanlı Bankası banknotları dışında, 9 emisyonda 24 farklı kupürde ve 126 tertipte kağıt Türk Lirası kullanıldı.






Her Dönemin İzlerini Taşıdı





Üzerlerinde bulunan resimlerden dolayı çıkarıldığı zamanın izlerini taşıyan Cumhuriyet dönemi kağıt paralarından 1. emisyon kağıt paralar üzerinde kanunla belirlenmiş özel resimler bulunuyordu. 1 liralığın önünde Atatürk'ün “milletin efendisidir” dediği çift süren bir köylü ve arkasında Meclis binası yer alıyordu. 5 liralığın önünde ise Türk milliyetçiliğinin sembolü bozkurt ve Meclis Binası, 10 liralıkta da bozkurtla beraber Ankara kalesi, bin liralıkta ise Cumhuriyetin en önemli atılımlarından demiryolu resmedilmişti.

2. emisyon paralar anıtlar ön plana çıkarılıyordu. Ayrıca Anadolu'nun merkezi başkent Ankara vurgusu, kalesi ve keçisinin resimleriyle kullanıldı.








3. emisyonda binalardan vazgeçilerek köylü figürleri, en önemli ihraç kalemlerinden biri olan üzüm, sanayileşmeyi anlatan sanat okulunda makina başında çalışan öğrenciler ve cumhuriyetin ilk yıllarında oldukça faal olan izciliği özendiren figürler yer aldı.

Takip eden emisyonlarda tarihi yerler, devlet binaları ve Türk büyüklerinin resimleri kullanıldı. Bunlardan farklı olarak sadece üç kupürde Cumhuriyet döneminin en önemli yatırımları resmedildi. 6. emisyonun son parası olan bin lirada Boğaziçi Köprüsü, 7. emisyon 5 bin liralarda Afşin-Elbistan Termik Santrali, 7. emisyon 1 milyon lira ve 8. emisyon 1 YTL'lerde Şanlıurfa Atatürk Barajı resimleri kullanıldı.





Bin Osmanlı Lirasının Karşılığı Bin Reşat Altın





Türk Nümismatik Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Güçlü Kayral, yaptığı açıklamada, şu anda eski paralar arasında bilinen en değerli paranın birinci emisyonun bin lirası olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

“Türk kağıt paraları içinde en kıymetli olanı eski harflerle basılmış, 1927 yılı sonunda piyasaya verilmiş bin lira. Bin lira, o zaman çok büyük bir para. Onun muadili olan bin Osmanlı Lirasının karşılığı bin reşat altınıydı. 1927 yılında tedavüle çıkan bin lira, o zamanlar evler, hanlar, hamamlar alınabilecek alım gücüne sahip bir paraydı. 1937 yılında da yeni Türkçe harflerle basılmış paralar tedavüle çıktı ama ilk bin lira az basıldı. 16 bin civarında basıldı. Geri dönmeyen 23 tane... Bunun 16 tane olduğunu da söylüyorlar. Yani Merkez Bankası'na teslim olmayan, piyasada kalan... Ama bilinen 6-7 tane var. En son müzayedeye çıktığında 250 bin liradan satışa çıktı. Alıcısı olmadı, ama el altından satılmış olabileceğini düşünüyorum.”

İnsanın doğası gereği bir şeyleri biriktirip saklamaya çok müsait olduğunu ifade eden Kayral, herkesin muhakkak bir şeyleri biriktirmekten hoşlandığını, ancak biriktiricilik ile koleksiyonculuk arasında büyük fark bulunduğunu söyledi.

Koleksiyonculuğun bir kültür olduğunun altını çizen Kayral, “Bizim toplumumuzda genel bir biriktiricilik hakim. Ne olduğunu bilmeden biriktirenler var. Maalesef diğer Avrupa ülkelerindeki koleksiyonerlik düzeyinde değiliz. Bu, koleksiyon kültürünün tam oturmamasından kaynaklanıyor” dedi.





Basakca isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
10 Üyemiz Basakca'in Mesajına Teşekkür Etti.