Tekil Mesaj gösterimi
Eski 25.12.11, 15:36   #1
SuLTaN
Fosforlu

SuLTaN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2009
Konular: 708
Mesajlar: 4,453
Ettiği Teşekkür: 36956
Aldığı Teşekkür: 24738
Rep Derecesi : SuLTaN karizması günden güne artıyorSuLTaN karizması günden güne artıyorSuLTaN karizması günden güne artıyorSuLTaN karizması günden güne artıyorSuLTaN karizması günden güne artıyorSuLTaN karizması günden güne artıyorSuLTaN karizması günden güne artıyorSuLTaN karizması günden güne artıyorSuLTaN karizması günden güne artıyorSuLTaN karizması günden güne artıyorSuLTaN karizması günden güne artıyor
Ruh Halim: Huzurlu
Thumbs up Türkçe Çok mu Yoksul? & Feyza Hepçilingirler





Ne ben üye olmak istemişimdir ne aralarındaki yazışmalara duyduğum özel bir merak vardır; ama internetteki kimi grupların yazışmalarından haberim olur. Geçenlerde böyle bir grupta Türkçe konusunun konuşulduğunu fark edince ilgilendim. Üniversiteli bir genç, okul işlerinde karşılaştığı sorunla ilgili bir mektup göndermiş. Türkçesi berbat. Türkçesinin perişanlığına sinirlenen grup üyeleri üniversiteli arkadaşlarını kınayan yanıtlar yazmışlar. Saldırı çok olunca kimileri de çocuğu savunmak zorunda kalmış. İşin ilginç yanı, kınayanların da Türkçeleri kötüydü, savunanların da. Kınanan çocuğa arka çıkanlardan birinin mektubu çok anlamlı geldi bana. Âdet olduğu üzere, o da mektubunun başına bir “önemli not” iliştirmiş, imla hatalarının dillere destan olduğunu, bunun cehaletten değil, hiperaktiflikten kaynaklandığını, yazdığını geriye dönüp okumaya tahammül edemediği için böyle olduğunu söylemiş, “Bu kusurumun uzerinde, durmayiniz lutfen:-)” dedikten sonra konuya girmiş:


3,5 yildir Amerika'da yasiyorum. Ilk gunden bugune kadar daima "kol kirilir yen icinde" oynadim ve "Turk" le alakali hic saldiriya, savunmaya dahi girmeyip, direkt taarruz ile cevap verdim.

Ancak; gecenelerde, birden "Dankk" etti ve bir "sir" (!) kesfettim. Ve bu dank`ligi, dangalaklik olarak kabul etmezseniz, sizlerle de paylasmak istiyorum:

Turkce aslinda son derecede kisir bir dil !



Bu yargıya nasıl vardığını da söylüyor:


Kutuphane`deki Ingilizce/ingilizce sozluge gozum ilisti.
Bir de yaninda duran, "Fakir pazarci tezgahi" gibi siginmis, 2 parmak kalinligindaki Oz Turkce Sozlugune baktim...Baktim...Ve...Uzuldum acikcasi.

Sözün hangi noktaya bağlanacağı anlaşıldı aslında; ama üzüntünün nedenini de kendi ağzından alalım:

Yaniliyor (ve de atiyor) olabilirim , aklimda kaldigi kadari ile Turkce 80 bin kelimeden olusuyor ve gunluk sadece 200-330 kelime ile konusuyoruz (hangi kelimelerle konustugumuzu da hatirlatip, sinirinizi asabinizi bozmaya gerek yok?) Oysa Ingilizce`de bir milyon kelime var ve en az 100 kelime kullaniliyor gunluk diyaloglarda.
Üç buçuk yıldır aralarında yaşadığı Amerikalıların 1000 kelime ile konuştuğunu anlatmak istiyor aslında. Bir sıfırı eksik koymuş. Karşılaştırmayı da yanlış yapmış ayrıca. İngilizce sözlükle karşılaştırdığı Türkçe Sözlük değil, “Öz Türkçe Sözlük”müş. Yabancı dillerden gelmiş sözcüklere Türkçe karşılıklar öneren sözlük demek oluyor Öz Türkçe Sözlük. İngilizcede benzer bir sözlük yapılması söz konusu değil; ama yine de sormak istiyorum. Bir kez daha yineleyeyim: Gerekli olup olmadığını sorgulamıyorum; merak ediyorum: “Öz İngilizce Sözlük” yapılabilir mi? İngilizcenin yalnız kendisine ait, Latinceden ya da Yunancadan alınmamış sözcüğü var mıdır?
Mektubu yazan genç kızımız kendi keşfi gibi anlatıyor; ama

“İngilizcede bu kadar sözcük var, bizde ise şu kadarcık.”

yazıklanması çok genel bir yakınmadır aslında. Şimdiye dek, duymamış olan Türk’lerin de günün birinde duyacağı kesin. Peki, dünyanın öbür ucundaki yabancı bir ülkede o genç kızı kendi diline bile güven duyamaz durumda bırakmak acı değil mi? Bir dilin zenginliği, çok parçadan oluşan yemek takımlarını, çatal bıçak takımlarını yarıştırır gibi, sözcük sayarak mı ölçülür gerçekten? Yoksa anlatım olanağı bakımından mı? Bunu sorgulamak çok kolay:

Dilimizin eksikliği ya da yetersizliği yüzünden Türkçeye çevrilemeyen hangi yapıtlar var? Dünyanın en önemli edebiyat yapıtları çevrilebilmiş midir Türkçeye? Bütün din kitapları, siyasi kitaplar, bilimin çeşitli dallarıyla ilgili çalışmalar, felsefi kitaplar ve dünyanın çeşitli dillerinde yazılmış her konudaki, her içerikteki kitap… Öyleyse Türkçenin anlatım olanağı bakımından bir eksikliği yoktur.
Bütün eksiklik sözcük sayısında mı? Tek elle kavranamayacak kalınlıkta bir Osmanlıca Lügat çıkarsak İngilizce sözlüğün karşısına… O zaman bizim sözlük, onların sözlüğünü döver. Peki, dilin zenginliği bu mudur? En kalın sözlük, ait olduğu dilin en zengin dil olduğunu mu gösterir?

Bir televizyon reklamında, “Telefon çekiyor mu? Kamera çekiyor mu? Bu halı yıkanınca çeker mi? Sen kime çektin?” gibi sorular sorulması dikkatimi çekmişti. Çekmek eyleminin kazandığı yan anlamlara bakmıştım. Bu yan anlam kazanma işini şöyle anlatmaya çalışsam…


“Çek-mek” eylemine bir değer verelim, a diyelim sözgelimi. Eylemi tek başına kullanamayacağımıza göre, bu eylemin başına “bir şey(i)” diye bir söz getirmek zorundayız. Bu “bir şey(i)” sözü de X olsun… (“Şey” sözcüğünü, matematikteki X diye düşünmekte hiçbir sakınca yok; çünkü X’in her işlemde başka bir değer kazanması gibidir “şey”in durumu. Her tümcede farklı anlama gelir.) “Bir şey”in değeri değiştikçe aşağıdaki çarpımın değeri değişmeyecek midir?

Bir şeyi ***çekmek
****x***.*******a

“Şey” yerine, sırasıyla “iskemle, kamyon, ip, hastalık…” sözcüklerini koysak ve bu sözcüklere de yine sırasıyla 2-3-4-5 değerlerini versek, “çekmek”, sözlükteki o tek sözcük müdür hâlâ? Bizim a’ya vereceğimiz değere göre değişmeyecek mi 2a’nın, 3a’nın, 5a’nın değeri?


iskemleyi ***çekmek
***2 ** **** . ***a *** *= 2a (çekmek: yürütmek)
kamyonu ***çekmek
***3 ****** . ****-*a ***= 3a (çekmek: bırakmak, koymak)
ipi ***çekmek
*4 *. ***a ******= 4a (çekmek: germek)
hastalığı ***çekmek
***5 ***** . *****a *****= 5a (çekmek: dayanmak, katlanmak)
Şurubu çekmek (tatlı için), ekini (tarladan) çekmek, (bankadan) para çekmek, burnunu çekmek, tabanca çekmek, şut çekmek, askeri geri çekmek, kuyudan su çekmek, dosyadan kâğıt çekmek, Eminönü’ne çekmek, birinin masrafını çekmek, kablo çekmek, çit çekmek, niyet çekmek, sürme çekmek, film çekmek…

Tümünü buraya yazamam. Deyimler hariç, Seksen tane kadar yan anlamı var çekmek eyleminin. Çekmek eylemiyle yapılmış bir o kadar da deyim olduğunu düşünürsek 160 anlam eder. Hadi biz 150 anlam diyelim. Bu 150 anlam için 150 ayrı sözcüğümüz mü olsaydı? Olabilir miydi? Elbette. Türkçe, sözcük yapmaya son derece elverişli bir dildir. Başka yöntemlere başvurmadan bilinen ekler ve bilinen kökler kullanılarak milyonlarca sözcük yapılabilir. Peki, bu sözcükleri kullanmaya değil, öğrenmeye ömrümüz yeter mi acaba? Demek ki çok sözcüğe sahip olmak, dil için biricik zenginlik göstergesi değil. Öyle olsaydı yan anlam kazandırma işine hiç girişmezdi insanlar, her kavrama ayrı ad vermeye çalışır ve sözcükler arasında boğulurlardı.

Sözcüklerimizi nasıl yaptığımızı da düşünsek mi? Ekler de kendi anlamlarını eklendiği sözcüğe katarken o sözcüğün anlamına göre yeniden anlam kazanır. Yani her seferinde bir çarpma işlemi gerçekleşir.

İş-çi sözcüğünü ele alalım;

x’in yerine geçen “iş” sözcüğüne eklenen -çi eki, “işi yapan” anlamı katmıştır. X’in yerine “boya, kalay, kilim” gibi sözcükler koyduğumuzda ekin anlamı değişmez; çünkü “iş” sözcüğüyken x’in değeri 1’se hâlâ 1’dir ve ekin anlamını değiştirmemiştir. “Konuşma-cı, destek-çi” vb. sözcüklerde ekin anlamında az da olsa değişiklik olmuştur. Deprem konusuyla gündeme gelen “ön-cü, art-çı” gibi sözcüklerde ekin kazandığı anlam daha da farklılaşmıştır.


Bunlar Türkçedeki kimi işleyişlerin matematiksel (gibi olan) açıklamaları… Yalnızca bu kadarına bakabildim. Şimdi soralım mı o soruyu: Türkçe çok mu yoksul? Yoksa asıl yoksul olan, dilimizin işleyişini bilmeyen, bu işleyişin getirdiği zenginliğin farkında bile olmayan bizler miyiz?







SuLTaN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
2 Üyemiz SuLTaN'in Mesajına Teşekkür Etti.