Tekil Mesaj gösterimi
Eski 27.01.12, 00:36   #1
SuLTaN
Fosforlu

SuLTaN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2009
Konular: 708
Mesajlar: 4,453
Ettiği Teşekkür: 36956
Aldığı Teşekkür: 24739
Rep Derecesi : SuLTaN karizması günden güne artıyorSuLTaN karizması günden güne artıyorSuLTaN karizması günden güne artıyorSuLTaN karizması günden güne artıyorSuLTaN karizması günden güne artıyorSuLTaN karizması günden güne artıyorSuLTaN karizması günden güne artıyorSuLTaN karizması günden güne artıyorSuLTaN karizması günden güne artıyorSuLTaN karizması günden güne artıyorSuLTaN karizması günden güne artıyor
Ruh Halim: Huzurlu
Standart İskenderiye Kütüphanesi ve Yakılması

İskenderiye Kütüphanesi ve Yakılması
"Bilinende sınır vardır, bilinmeyende sınır yoktur. İnsan aklı anlaşılmazlığın engin okyanusunda barınacak bir ada sağlar. Her kuşağa düşen iş, bu okyanustaki adaya biraz daha toprak katarak büyütmektir."

T. H. Huxley



İskenderiye Kütüphanesi İç Kısım


M.Ö. III. yüzyılda İskenderiye'de kurulmuş olan kütüphane, insanlık tarihinde meydana getirilmiş önemli eserlerden biridir. Eski kaynaklar, burada 150 bin cilt el yazması eserin toplandığını kaydeder.



İskenderiye şehri MÖ 332 yılında, Makedonyalı Büyük İskender tarafından kuruldu. Onun ölümüyle imparatorluğun dağılışı sonunda kumandanlarından Lagus’un oğlu Ptolemaios I Soter'in eline geçti. O da Mısır’da krallığını ilan etti. Mısır’da 300 yıl devam eden bu hanedanın ilk hükümdarı olup, 323 yılında 24 yaşında iken 24 yıl hüküm sürmüştür. Savaşı sevmeyen Ptolemaios, hiçbir zaman ülkesinin sınırlarını genişletmek hevesine kapılmadı. Bilim ve edebiyata düşkünlüğüyle, Mısırlılar'ın gelenek ve göreneklerini, dinlerini benimseyerek halkın sevgisini kazandı. Eski kanunları, dini törenleri muhafaza etmekle kalmayıp, eski Mısır hükümdarlarının lakabı olan Firavun unvanını aldı ve onları taklit ederek öz kız kardeşiyle evlendi.

Bu yeni devletin merkezi İskenderiye şehriydi. Yeni firavun burayı baştan başa onarıp, genişleterek o devrin en meşhur başkenti haline getirdi. Burada meydana getirdiği en önemli eser ise müze ve buna bağlı olan kütüphane idi. Kurulması için saray civarında ve güzel bir yer seçildi. Müzede o devirde bilinen bütün ülkelerdeki hayvan ve bitkilerin bir örneği vardı. Ayrıca botanik bahçesi ve bir rasathane bulunuyordu. Otopsi yoluyla insan vücudunun incelenmesi için bir anatomi salonu açılmıştı. Bu bilim sitesinde fizik, kimya, tıp, astronomi, matematik, felsefe, edebiyat, ve fizyoloji bilgileri için evler yapılmıştı.

Müzenin en önemli bölümü kütüphanesiydi. Kütüphanenin müdürü, bulabileceği her yazılı eseri alma yetkisine sahipti. Mısır’a giren her kitabın buraya götürülmesi mecburiyeti vardı. Kitabın burada bir nüshası çıkarılıp sahibine verilir, kitabın aslı ise kütüphanede kalırdı. Bir taraftan da yurt dışına gönderilen memurlar, başka ülkelerde buldukları kitapları satın alıp, getirirlerdi. Böylece, o zamana kadar birçok bilime ait dağınık halde ve kaybolmaya mahkûm durumda olan eserler emin bir yerde toplanmış oldu.



İskenderiye Kütüphanesi Yunan eserlerini, Akdeniz, Asur, Çin, Roma, Ortadoğu ve Hindistan’daki çeşitli dillerden Yunancaya yapılmış tercümeleri de kapsıyordu. Bulunabilen Yunan, İran ve Hint elyazmaları, Yunanistan’ın ve Asya’nın bütün bölgelerinden Mısır’a getirilmiştir. Hatta Yunan yazarı Galen’e göre (M.Ö. 2. yüzyıl) İskenderiye Limanı'na yabancıların girmesi beyana tâbi tutulur ve yanlarındaki kitapların teslimi istenirdi. İskenderiye Kütüphanesi'nde tahminen 500.000 – 900.000 rulo bulunmaktaydı. Değişik ülkelerden toplanan kitaplar standartlaştırılmış kopya tekniğiyle çoğaltılmış ve konularına göre ayrılmıştı. Kyreneli Kallimakhos, kütüphanenin 120 ciltten oluşan sistematik bir kataloğunu hazırlamıştı.

Kütüphanenin önem verdiği yedi özgür sanat şöyledir; gramer, diyalektik, retorik, aritmetik, geometri, müzik ve astronomi. Bunların öğretilmesini amaçlayan okullar, kütüphaneler her çağda düşünce tarihinde etkili olan akımlara ve düşünsel gelişmelere etki etmişlerdir.
Kütüphane, hem bugünkü manasiyle bir kütüphane hem akademi ve hem de yüksek tahsil veren bir müessesedir. Bu yüzden İskenderiye zamanla ilim âleminin merkezi haline gelip sanatkâr ve bilgin şehri olmuştur. Eski dillerin gramer kurallarını tayin eden lisan âlimleri, dünyanın ilk haritalarını çizen coğrafyacılar, eserleri sonradan meslektaşlarına örnek olan şairler, ayrı bir felsefe ekolü kurarak insanlığa yeni bir dünya görüşü hediye eden filozoflar, şehre şeref vermişler, bu şehirden yetişmiş olmakla övünmüşlerdir.

İskenderiye Feneri’ni bile gölgede bırakan kütüphanede günümüz biliminin bazı temellerini atan pek çok felsefeci ve bilim adamı da, ya burada araştırma yapmış ya da araştırmalarıyla kütüphaneyi zenginleştirmiştir. Arşimed, suyun kaldırma kuvvetini bu kütüphanede yaptığı çalışmalar sonunda keşfederken, Eratosthenes dünyanın çapını, Euclid ise geometrinin kurallarını İskenderiye ve kütüphanede yaptığı araştırmalarla ortaya koymuştur. Ptolemy ise yazdığı Almagest'i ile kâinatın oluşumu konusunda bilimsel bir çığır açmıştır.



Kütüphanenin yakılma teorileri çeşitlidir. İlk büyük yıkımın Sezar tarafından, İskenderiye’yi kuşattığı sırada gerçekleşmiş olduğu görüşü çeşitli eserlerde yer almaktadır. Bunun bilinçli bir yıkım değil, bir yangın olduğu söylenegelir.

Kütüphane M.Ö. 47 yılında Sezar’ın İskenderiye’yi istilâsı sırasında tahrip ve kısmen yağma edilmiştir. Kütüphanenin bir kısmı zarar görmüştür. Geri kalan kitaplar Serapeum Mabedi'nin kütüphanesine taşınmıştır. Hıristiyanlık resmî din hâline geldikten sonra, 391 yılında pagan tapınaklarının imhası sırasında kütüphanenin, Bizans’ın Mısır Valisi Theophilos tarafından yıkıldığı en çok dile getirilen görüştür. Theophilos, dine yabancı olan bütün kitapları 'dine aykırı boş şeyler' olarak ilan etmiştir. İskenderiye Kütüphanesi’ndeki tüm eserler şehrin hamamlarında yaktırılmıştır ve böylece insanlık tarihinin bu bilim ve kültür hazinesi yok olmuştur. Bir görüşe göre bu yıkımlardan geri kalan eserlerin de Hz. Ömer’in "Eğer bu Grek yazmaları Allah’ın kitabı ile uyumlu ise karışmayın, yok eğer Allah’ın kitabına ters iseler yakın." veya "Bu kitaplardaki bilgiler Kuran'a aykırı ise haramdır, Kuran'da yazanlarla aynıysa gereksizdir." emriyle Mısır Fatihi Amr İbnül-As tarafından 639 senesinde yakılarak tahrip edildiği ileri sürülmüştür. Bernard Lewis konu hakkındaki makalesinde, kütüphanenin Müslümanlar tarafından yok edildiği hikâyesinin doğruluğunu Alfred J. Butler, Victor Chauvin, Paul Casanova ve Eugenio Griffin gibi Batılı ilim adamlarının reddettiğini yazmaktadır.



Kütüphanenin yıkılışıyla birlikte yok olan kitaplar arasında Babilli rahip Berossus'un yazdığı söylenen üç ciltlik dünya tarihi de bulunmaktadır. İster Julius Sezar tarafından, ister 4. yüzyılda İskenderiye’de puta tapanların çokluğuna bozulan Hristiyan İmparator I. Theodosius tarafından, isterse Mısır Fatihi Amr İbnül-As tarafından yok edilsin, İskenderiye Kütüphanesi’nin damla damla biriktirdiği kıymetli bilgiler zamanla bir okyanus olmuştur ve sonuçta bu kadim bilgelik kaynağı yok olup gitmiştir. Kurtarılabilen sınırlı bilgiler ezoterik sistemlerce kuşaktan kuşağa taşınagelmiştir. Tarihte bu tip kültürel yıkımlar sonrası birbirlerini parmakla gösterenler yüzleri kızararak sorumluluktan hep kaçmışlardır. Bu tip olaylara fanatik taraftar gömleği giyerek at gözlüğü ile bakmak hiçbir sonuç vermeyecektir. "Biz yapmayız, onlar yapar" deli gömleği ile hareket edip kesin yargılar vermek yerine tarihin er ya da geç neyin, nasıl olduğunu objektif kanıtlarla aydınlatması beklenmelidir.



İskenderiye Kütüphanesi'nde, yoğun olarak hermetik bilgimevcut idi. Kütüphanede bulunan eserler için "Jamblichus “Misterler" isimli kitabında son Toth âşığı olarak anılan Mısır’lı Rahip Manethon’nun Hermes-Toth’un 36.525 kitabı olduğunu söylediğini nakleder. İskenderiyeli Clement (M.S. 200) bu eserlerin Eski Mısır dini geleneği ile irtibatını açıkça belirtir ve Hermes-Toth’a 42 kitap atfeder ki bunun 10’u teolojiyle, 10’u ritüellerle, 2’si ilahilerle ve kralların riayet etmeleri gereken kurallarla, 4’ü astronomi ve astrolojiyle ve son 10’u da kozmografya, coğrafya ve diğer meselelerle ilgilidir. Bir görüşe göre, putperest sayılarak Mısır’dan göç edenleri Bağdat Sarayı kabul etmiştir. Arapların gelişiminin yolu bu göçmen kesimin de yardımı ile sağlanmıştır. Bölgede bir anda ilim ve fende beklenmeyen çıkışlar olmuştur.

Kütüphanenin varlığını 4. yüzyıla kadar sürdürdüğü bilinmektedir.



Yeni İskenderiye Kütüphanesi
İskenderiye Kütüphanesi, Akdeniz'de Mısır'ın İskenderiye sahil limanında yer alan büyük bir kütüphane ve kültür merkezidir.

Kadim İskenderiye Kütüphanesi'nin varolduğu sanılan alana 1995-2002 yılları arasında inşa edilmiştir. Ağa Han Mimarlık Ödülleri programında 2000-2004 dönemi ödülünü kazanan yapının mimarisi Snøhetta/Hamza Consortium şirketine aittir.


Kütüphanenin İç Görünümü

Proje boyutu çok büyüktür: Kütüphane rafları sekiz milyon kitabı alacak büyüklüktedir. Ana okuma odası on bir şelale seviyesi üzerinde 70.000 m²'lik alanı kaplar. Kompleks ayrıca bir konferans salonu, üç müze, dört sanat galerisi, bir planetaryum ve bir elyazısı restorasyon laboratuvarı içerir. Kütüphane kör, geç kişiler ve çocuklar için ihtisaslaşmıştır.

İskenderiye Kütüphanesi'ne dünyanın her yerinden koleksiyonlar hediye edilmiştir. İspanyonlar, Mağribiler'in yönetimini açıklayan dökümanlar hediye etmişler, Fransızlar ise ayrıca Süveyş Kanalı'nın yapısına ilişkin dökümanı bağışlamışlardır. Kütüphane ayrıca internet arşiv fotokopisi muhafaza eder.

Günümüzdeki müdürü İsmail Serageldin'dir.Kendisi ayrıca Hollanda'da Wageningen Üniversitesi'nde profesördür.

Bilgiler internetten derlemedir, emeği geçenlere teşekkürler.
SuLTaN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
14 Üyemiz SuLTaN'in Mesajına Teşekkür Etti.