Tekil Mesaj gösterimi
Eski 29.02.12, 22:01   #1
Anjelik
☆ hayy-ı meyyit ☆

Anjelik - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Feb 2012
Yaş: 36
Konular: 20
Mesajlar: 474
Ettiği Teşekkür: 3403
Aldığı Teşekkür: 2831
Rep Derecesi : Anjelik Karimasını arttırmak için doğru yerdeAnjelik Karimasını arttırmak için doğru yerdeAnjelik Karimasını arttırmak için doğru yerdeAnjelik Karimasını arttırmak için doğru yerdeAnjelik Karimasını arttırmak için doğru yerdeAnjelik Karimasını arttırmak için doğru yerdeAnjelik Karimasını arttırmak için doğru yerdeAnjelik Karimasını arttırmak için doğru yerdeAnjelik Karimasını arttırmak için doğru yerdeAnjelik Karimasını arttırmak için doğru yerdeAnjelik Karimasını arttırmak için doğru yerde
Ruh Halim: Kotu Cocuk
Post Osmanlı’da Bir İngiliz Kızı




Osmanlı’da Bir İngiliz Kızı





İster hatıra, ister günlük, ister anı; adına ne dersek diyelim, satırlara aktarılan yaşanmışlıklar her zaman insanoğlunun ilgisini çekmiştir. Çünkü o kağıtlarda mevcut olanlar, yalnızca kurumuş mürekkepten ibaret değildir. Oralarda nice sevinçler, nice hüzünler, nice arayışlar ve nice beklentiler yer almaktadır. Bunun gibi; hatıra okumak, yazarın hayal dünyasına girmek ve sadırdan satıra aksedenleri seyretmektir. Ayrıca yazanın da bunların bir zaman okunabileceği ihtimalini düşünmesi, hiç şüphesiz ona da ayrı bir heyecan verir. Nitekim son dönemde yayınlanan Ahmet Hamdi Tanpınar’ın hatıralarında –her ne kadar okuyucularında bir hayal kırıklığı yaşatsa da- yer alan şu tespit, satırların sahibinin ruh halini dillendirir:

“Bu defteri seviyorum. Benden sonra okunacağını düşünüyorum. Hoşuma gidiyor…”

Sultan II. Abdülhamid dönemi Türkiye’sinde yaklaşık 26 yılını İstanbul’da geçirmiş olan İngiliz büyükelçisinin kızı Dorina L. Neave'in kaleme aldığı hatıralarından sadece padişah hakkında olan kitabından, satır aralarında sosyal hayata dair bazı anektotlar...

Neave, her ne kadar İstanbul’da doğmuş ise de, en nihayetinde dönemin şartları göz önünde bulundurulduğunda onun İngiliz ahlakı ile yetiştiği bir vâkıadır. Bunun yanında hatıralarını İngilizce yazmış olmasına rağmen, yaşadığı çevre dolayısı ile Türkçe’yi de bilmekte ve rahat bir şekilde konuşabilmektedir. Türk ailelerinden çok sayıda arkadaşı olmuştur ve hatta bir arkadaşının düğününe bile katılmıştır. Davet edildiği her vakitte, Türk kadınlarının evlerine gitmiş ve bazen yaşadıklarını da hatıralarına eklemiştir.

Bir Türk hanımı, misafirlerini çok kibar bir şekilde karşılardı. Her misafir kapıda “Buyrun”larla karşılanır, ev sahibesi eliyle yere, dudaklarına ve alnına dokunarak selam verirdi. El sıkmak, yabancıları karşılamak dışında benimsenmemişti. Misafir oturunca, konuşma başlamadan önce bir kez daha selamlaşırdık.

Türk evinde kendisine ikram edilenler de bugün olarak baktığımızda biraz enteresandır. Portakal ve gül reçellerinin yanında sigara da ikram olunması, buna rağmen misafirin sigara içip içmemesine mukabil, ev sahibinin düşünceleri de oldukça ilgi çekicidir:


Dorina L. Neave'in yazmış olduğu kitabı





Türk kadınlarında dikkat ettiği bir hususiyet ise onların elleriydi. Yazara göre manikür sahasında Türk kadınlarından daha ileri bir millet yoktu. Onların ellerine olan hayranlığına yine hatıralarında yer verir.

Türk kadınlarınınkiler kadar güzel ve manikürlü elleri başka hiçbir yerde görmedim. Bu sanatta gerçek bir başarıya ulaşmışlardı. Tüm manikürlerini, kendileri yapıyorlardı. Yalnız halk tabakasından kadınlar, bizim ülkemizin yüksek tabakasından kadınların, son yıllarda moda olan kırmızı tırnaklarıyla, Şarklıları dehşete düşürmeleri gibi, kiremit rengi kına ile tırnaklarını boyamaktaydılar.
Türk erkeklerini de tasvir ederken şunları söyler:Türk dostlarım arasında çok hoş ve zeki birçok arkadaşımız vardı. Türkleri yakından tanımak zevkine varan herkes gibi, ben de onlara karşı engin bir sevgi beslerdim. Gerçek “Türk Efendisi” her yönüyle güvenilecek tam bir insan, sürdürmek zorunda oldukları fakir hayat dikkate alınırsa, çok değer kazanan güçlü kişilikleri, cana yakın tavırları ile ağırbaşlıydılar.

Yukarıda da belirttiğimiz üzere Dorina L. Neave, bir arkadaşının düğününe davet edilmiştir. Bu tip düğünlerde her ne kadar yabancı bir kişi olması hoş karşılanmasa da söz konusu durum yazar tarafından belirtildikten sonra, ilerleyen dakikalarda konuklar tarafından bu çekingenliğin aralarında geçen kadınsı bir irtibat ile yakınlığa dönüştüğü fark edilir. Bu sefer yazımızı, Dorina Neave’in davet olunduğu düğündeki edindiği izlenimler ile sonlandıralım:

Türk düğünlerine katılmak için, büyük bir arzum vardı. Bu yüzden yakın kız arkadaşlarımdan biri, beni özel misafiri olarak düğününe davet edince, çok sevinmiştim. Umumiyetle üç gün süren eğlenceler boyunca gelinin evi, halka açıldığı halde, bu düğünlere katılmak kolay değildir. Seyirciliği hiç de iyi karşılanmayan Avrupalı’ya düğünlerde duracak yer bile ayrılmazdı. Ama hususiyetle gelin ile damadı uzun yıllar tanımış olmam ve yakın arkadaşları bulunmamdan ötürü, düğünlerinde yadırganmadım. İkisi de birbirlerini çocukluktan beri tanıyorlardı. Bu sebeple bütün âdetlere uyulduğu halde, yine de olağan bir Türk düğününden farklı bir merasime şahit oluyorduk.



__________________
Anjelik isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
12 Üyemiz Anjelik'in Mesajına Teşekkür Etti.