Tekil Mesaj gösterimi
Eski 07.03.12, 23:49   #7
Canan
Çiçekci kız

Canan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Mar 2011
Konular: 5442
Mesajlar: 24,493
Ettiği Teşekkür: 97442
Aldığı Teşekkür: 135882
Rep Derecesi : Canan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Mezarlıklar - Mezar Taşları ve Edebiyatçıların Mezarları

Reşat Nuri Güntekin
(25 Kasım 1889 - 7 Aralık 1956)



Reşat Nuri Güntekin, 27 Kasım 1889'da askeri doktor olan Nuri Bey ile Erzurum valisi Yaver Paşa'nın kızı Lütfiye Hanım'ın oğlu olarak İstanbul’da doğdu. Babasının mesleği nedeniyle çocukluk yılları boyunca birçok il gezdi. İlk öğrenimini Çanakkale'de Mekteb-i İptidai'de yaptı. Galatasaray Lisesi’nde ve İzmir'de bir Fransız okulunda öğrenim gördü. Sınavla girdiği Darül Fünun’un Edebiyat Fakültesi’ni 1912'de bitirdi.

Fransızca öğretmeni olarak Bursa Sultanisi'ne atandı. 1916-1919 yılları arasında İstanbul'da Vefa Lisesi ve Erenköy Lisesi’nde müdürlük yaptı. 1931'de Milli Eğitim müfettişi oldu, bütün Anadolu'yu dolaştı.

1939-1943 arasında Çanakkale milletvekilliği yaptı. 1947'de Milli Eğitim Bakanlığı Başmüfettişliği'ne getirildi. 1950'de Paris'te Kültür Ateşesi ve UNESCO'da Türkiye temsilcisi oldu. 1954'te emekliye ayrıldı. Bir süre İstanbul Şehir Tiyatroları Edebi Kurul üyeliği yaptı.

Çalıkuşu, Gizli El, Damga, Dudaktan Kalbe, Akşam Güneşi, Bir Kadın Düşmanı, Yeşil Gece, Acımak, Yaprak Dökümü, Değirmen, Kızılcık Dağları, Miskinler Tekkesi, Harabelerin Çiçeği, Kavak Yelleri, Son Sığınak, Kan Davası, Ateş Gecesi, Gökyüzü, Eski Hastalık isimli romanları; Hançer, Eski Rüya, Ümidin Güneşi, Gazeteci Düşmanı, Şemsiye Hırsızı, İhtiyar Serseri, Taş Parçası, İstiklâl, Hülleci, Eski Şarkı, Balıkesir Muhasebecisi, Tanrıdağı Ziyafeti, Bir Köy Öğretmeni isimli tiyatro eserleri; Anadolu Notları isimli gezi yazısı eserleri vardır.

Reşat Nuri Güntekin, sürekli sigara içmesi sonucu yakalandığı akciğer kanserinden tedavi olmak için gittiği Londra’da 67 yaşındayken hayata gözlerini yummuştur. Cenazesi yurda getirilerek 11 Aralık 1956 günü Karacaahmet Mezarlığı’nda 7. adada toprağa verilmiştir.



Karacaahmet Mezarlığı


Orhan Veli Kanık
(13 Nisan 1914) -
(14 Kasım 1950)




Garip akımının kurucuları arasında yer alan Orhan Veli, 1914 yılında İstanbul'da doğmuştur.
Askerden terhis olunca Milli Eğitim Bakanlığı Tercümanlık Bürosu'na girmiştir.

1 Ocak 1949, Yaprak dergisini yayımlamaya başlamış, 28 sayı çıkarmıştır. 1950’de Oktay Rıfat ve Melih Cevdet Anday'la birlikte, Nâzım Hikmet'in serbest bırakılması için üç gün açlık grevi yapmıştır
.
Garip,
Vazgeçemediğim, Destan Gibi, Yenisi, Karşı, Nasrettin Hoca Hikâyeleri, Bütün Şiirleri isimli şiir; Nesir Yazıları, Edebiyat Dünyamız isimli düzyazı; Bir Kapı Ya Açık Durmalı Ya Kapalı, Scapin'in Dolapları, Fransız Şiiri Antolojisi, W.Shakespeare, Hamlet ve Venedikli Tüccar isimli çeviri kitapları vardır.

Ankara'da bir gece sokakta belediyenin açtırdığı bir çukura düşmüş, başından yaralanmış (10 Kasım 1950). İki gün sonra da İstanbul'a gitmiştir. 14 Kasım 1950’de İstanbul'da bir arkadaşının evinde yemek yerken fenalık geçirecek kadar içki içmiş, hastaneye kaldırılmıştır. Alkol zehirlenmesi teşhisiyle tedavi edilmiş. Aynı gün akşama doğru komaya giren Orhan Veli, geceleyin saat 23.20'de 36 yaşındayken hayata gözlerini yummuştur.Mezarı Rumelihisarı Mezarlığı’ndadır.

Rumelihisarı Mezarlığı



Yahya Kemal Beyatlı

(2 Aralık 1884) - ( 1 Kasım 1958)





1884 yılında Yenimahalle Üsküp'te dünyaya gelmiştir. Annesinin ismi Nakiye, babasının ise İbrahim Naci'dır. İlköğrenimini Üsküp'te gördü. İstanbul Vefa Lisesi mezunudur.

Başlangıçta Sultan II. Abdülhamit yönetimine karşı muhaliflerin safında yer alarak 1903'de Paris'e gitti. Fransa'da siyasal bilgiler okurken hocası Albert Sorrel'in etkisinde kaldı ve düşüncelerinde değişmeler oldu.

Fransa'da 9 yıl kaldı. Fransız Edebiyatı'nı ve edebiyatçılarını yakından tanıma imkânı buldu. Onlardan etkilendi. Doğu Dilleri Okulu'na devam ederek Arapça ve Farsça'sını geliştirdi. Divan şiiri üzerinde yoğunlaştı.

1913 yılında İstanbul'a döndü. Darülfünûn'da tarih ve edebiyat dersleri okuttu. Gazete ve dergilerde yazılar yazdı. Lozan Konferansı'na katıldı. 1923'te Urfa Milletvekili seçildi. Çeşitli ülkelerde diplomatik görevler alarak Türkiye'yi temsil etti. Yozgat, Tekirdağ ve İstanbul Milletvekilliği yaptı. Pakistan Büyükelçiliği görevindeyken 1949 'da emekli oldu ve yurda döndü.

Ölümünden sonra dostları ve hayranları tarafından Yahya Kemal’i Sevenler Cemiyeti kuruldu. İstanbul Fetih Cemiyeti’ne bağlı bir de Yahya Kemal Enstitüsü ve Müzesi açıldı . Bu Enstitü’nün yayımlamaya başladığı Yahya Kemal Külliyatı’nda şairin ilk üçü şiirlerini; diğeri makale, deneme ve anılarını derleyen şu eserleri çıktı:
Kendi Gök Kubbemiz , Eski Şiirin Rüzgariyle , Rübailer ve Hayyam Rübailerini Türkçe Söyleyiş , Aziz İstanbul , Eğil Dağlar , Siyasi Hikayeler , Siyasi ve Edebi Portreler , Edebiyata Dair ,Çocukluğum, Gençliğim, Siyasi ve Edebi Hatıralarım , Tarih Müsahabeleri , Bitmemiş Şiirler , Mektuplar-Makaleler Hakkında yayımlanan kitapların sayısı yirmiyi geçer.

1949’dan 1957 yılına kadar İstanbul’a istirahata çekilen ve yazı hayatını sürdüren Yahya Kemal, 1957’de geçirmiş olduğu bağırsak rahatsızlığını tedavi ettirmek için Paris’e gitti. Orda bir süre tedavi olup döndü.Tedavi için yattığı Cerrahpaşa Hastanesi’nde 74 yaşındayken 1 Kasım 1958 Salı sabahı saat 9.50’de hayata gözlerini yumdu.


Rumelihisarı Mezarlığı




Tevfik Fikret

(24 Aralık 1867 - 19 Ağustos 1915)





26 Aralik 1867 tarihinde Istanbul'da Aksaray'da dogdu. Asil adi Mehmed Tevfik'dir. Toplumsal içerikli siirleriyle ilerici düsüncelerin simgesi haline gelmis, Türkiye'de Batili sanat anlayisinin yerlesmesinde büyük rol oynamistir.

Oniki yasinda öksüz kalan Fikret, Mahmudiye Rüstiyesi'nde okudu. 1888'de Mekteb-i Sultani'yi (sonradan Galatasaray Lisesi) birincilikle bitirdi. Birincilikle bitirdigi bu okula daha sonra Türkçe ögretmeni ve müdür olarak hizmet verdi. 1891 yilinda Mirsad dergisinin açtigi siir yarismasinda birincilik kazaninca, edebiyat çevrelerinde adini duyurdu. Edebiyat-i Cedide'nin en önemli temsilcisi olan sair, 1894'te Malumat dergisini çikaranlar arasinda yer aldi.

1895'te hükümetin memur maaslarindan kesinti yapmasina tepki olarak Mekteb-i Sultani'deki görevinden ayrildi. 1896'da Servet-I Fünun dergisinin yazi isleri müdürlügüne getirildi; dergi onun yönetiminde Edebiyat-I Cedide akiminin yayin organi durumuna getirildi. Ayni yil Türkçe ögretmeni olarak Robert Kolej'e giren Tevfik Fikret o dönemde aydinlar üzerindeki yogun baskilar sirasinda birkaç kez gözaltina alindi, evi arandi. Bir süre sonra dergideki görevinden ayrildi.

1908'te II. Mesrutiyet'in atesli savunucularindan biri oldu. Mesrutiyet'ten sonra Hüseyin Kazim Kadri ve Hüseyin Cahit (Yalçin) ile birlikte Tanin gazetesini kurdu. Gazete Ittihat ve Terakki'nin yayin organi durumuna getirilmek istenince buna karsi çikti ve Tanin'den ayrildi. Daha sonra Mekteb-i Sultani müdürlügüne getirildi. O günlerde çikan 31 Mart Olayi'ni protesto etmek amaciyla bu görevinden de ayrildi; ama ögrencilerinin ve Maarif Naziri Nail Bey'in israrlariyla geri döndü. Sekiz ay sonra yeni Maarif Naziri Emrullah Efendi ile anlasamayarak görevinden bir daha dönmemek üzere ayrildi. Ittihat ve Terakki iktidarina karsi çikarak Asiyan'a çekildi.

19 Ağustos 1915 yılında, henüz 48 yaşında iken şeker hastalığından vefat etti. Eyüp'te aile mezarlığına gömüldü. Vasiyetine uyulup Aşiyan'a taşınması için 1961'deki doğum yıldönümünü beklemek gerekecektir. Mezarı şu anda Aşiyan Müzesi olarak kullanılan evinin bahçesindedir.



Rumelihisarı Mezarlığı



Attila İlhan
(15 Haziran 1925 - 11 Ekim 2005)



Sinema sanatçısı Çolpan İlhan’ın ağabeyi, Sadri Alışık’ın kayınbiraderi olan Attila İlhan, İzmir’de doğdu. İlk ve orta eğitiminin büyük bir bölümünü babasının işi dolayısıyla gittikleri farklı şehirlerde tamamladı.

İzmir Atatürk Lisesi henüz birinci sınıfında, mektuplaştığı bir kıza yazdığı Nazım Hikmet şiirleriyle yakalanmasıyla 1941 Şubat'ında tutuklandı ve okuldan uzaklaştırıldı. Henüz 16 yaşındaydı. Üç hafta gözetim altında kaldı. İki ay hapiste yattı.

Türkiye'nin hiçbir yerinde okuyamayacağına dair bir belge verilince, eğitim hayatına ara vermek zorunda kaldı. Danıştay kararıyla, 1944 yılında okuma hakkını tekrar kazandı. Kararın çıkması ile İstanbul Işık Lisesi'ne yazıldı. Lise son sınıftayken amcasının kendisinden habersiz katıldığı CHP Şiir
yarışmasında Cebbaroğlu Mehemmed şiiriyle ikincilik ödülünü pek çok ünlü şairi geride bırakarak aldı.

1946'da mezuniyetinin ardından, İstanbul Hukuk Fakültesi'ne kaydoldu. Üniversite hayatının başarılı geçen yıllarında "Yığın" ve "Gün" gibi dergilerde ilk şiirleri yayımlanmaya başladı. Hukuk Fakültesi’ndeki yüksek öğrenimini yarıda bıraktı. 1948'de ilk şiir kitabı Duvar'ı kendi imkanlarıyla yayımladı.

1949 yılında, üniversite ikinci sınıftayken Nazım Hikmet'i kurtarma hareketine katılmak üzere ilk kez Paris'e gitti. Bu harekette aktif rol oynadı. Türkiye'ye dönüşünde başı polisle sıklıkla derde girdi. Sansaryan Han'daki sorgulamalar; ölüm, tehlike, gerilim temalarının işlendiği eserlerinde önemli rol oynadı. Birkaç kez gözaltına alındı.

1951 yılında Gerçek gazetesinde bir yazısından dolayı kovuşturmaya uğrayınca tekrar Paris'e gitti. Fransa'daki bu dönem, Attilâ İlhan'ın Fransızcayı ve Marksizm’i öğrendiği yıllardır.

1950'li yılları İstanbul - İzmir - Paris üçgeni içerisinde geçiren Attilâ İlhan, bu dönemde ismini yavaş yavaş Türkiye çapında duyurmaya başladı. Yurda döndükten sonra, Hukuk Fakültesi'ne devam etti. Ancak son sınıfta gazeteciliğe başlamasıyla beraber öğrenimini yarıda bıraktı.

1957'de gittiği Erzincan'da askerliğini yaptıktan sonra, tekrar İstanbul'a dönüş yapan Attilâ İlhan, sinema çalışmalarına ağırlık verdi. On beşe yakın senaryoya
Ali Kaptanoğlu adıyla imza attı. Sinemada aradığını bulamayınca, 1960'ta Paris'e geri döndü.

Sosyalizmin geldiği aşamaları ve televizyonculuğu incelediği bu dönem, babasının ölmesiyle birlikte yazarın İzmir dönemini başlattı. Sekiz yıl İzmir'de kaldığı dönemde, Demokrat İzmir gazetesinin başyazarlığını ve genel yayın yönetmenliğini yürüttü.

1973'te Bilgi Yayınevi'nin danışmanlığını üstlenerek Ankara'ya taşındı.Sırtlan Payıve Yaraya Tuz Basmak'ı Ankara'da yazdı. 1981'e kadar Ankara'da kalan yazar
Fena Halde Leman adlı romanını tamamladıktan sonra İstanbul'a yerleşti.
Milliyet ve Gelişim Yayınları ile devam etti. Bir süre Güneş gazetesinde yazan Attilâ İlhan, 1993-1996 yılları arasında Meydan gazetesinde yazmaya devam etti. 1996 yılından 2005 yılına kadar köşe yazılarını Cumhuriyet gazetesinde sürdürdü.

İlk romanı
Sokaktaki Adam yayınlandığında on roman yazmıştı. Bunlar hiç gün ışığına çıkmadı. Roman serüvenine başladığında döneminin diğer yazarları daha çok yerel ve kırsal olayları, kişileri işlerken Attilâ İlhan şehir insanını Türkiye'nin yakın dönem tarihini siyasal, ekonomik ve sosyal yanlarıyla ele alan bir yapı içerisinde işliyordu.

Attilâ İlhan ilk kalp krizini 1985 yılında geçirdi. Bu tarihten sonra kalp rahatsızlığı devam eden Attilâ İlhan'ın 2004'ten itibaren sağlık durumu daha da bozuldu. 10 Ekim 2005'te İstanbul'daki evinde geçirdiği ikinci kalp krizi sonucu hayata veda etti.




Rumelihisarı Mezarlığı

__________________


Canan Şu Anda Forumda.   Alıntı ile Cevapla
22 Üyemiz Canan'in Mesajına Teşekkür Etti.