Tekil Mesaj gösterimi
Eski 08.03.12, 04:20   #8
Canan
Çiçekci kız

Canan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Mar 2011
Konular: 5413
Mesajlar: 24,434
Ettiği Teşekkür: 97360
Aldığı Teşekkür: 135755
Rep Derecesi : Canan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Mezarlıklar - Mezar Taşları ve Edebiyatçıların Mezarları

Kemal Tahir

(15 Nisan 1910 - 21 Nisan 1973)



Asıl adı İsmail Kemalettin Demir olan Kemal Tahir, 15 Nisan 1910 tarihinde İstanbul'da doğdu. Deniz subayı olan babası Sultan II. Abdulhamid'in yaverlerindendi. Ailenin en büyük erkek çocuğu olan Kemal Tahir, ilkokulu muhtelif okullarda, rüştiyeyi Kasımpaşa'daki Cezayirli Hasan Paşa Rüştiyesi'nde okudu.

Galatasaray Lisesi'ni annesinin vefatı üzerine 1930’da onuncu sınıfta bırakarak hayata atıldı. Avukat katipliği, Fransızların idaresindeki Zonguldak Kömür İşletmeleri'nde ambar memurluğu yaptı. İstanbul'da 1930 – 1933 yılları arasında Vakit, Haber, Son Posta gazetelerinde musahhihlik, röportajcılık, çevirmenlik; 1935-1936 yılları arasında Yedigün, Karikatür dergilerinde sekreterlik, Karagöz gazetesinde başyazarlık; 1938’de Tan gazetesinde yazı işleri müdürlüğü yaptı.

Nazım Hikmet'le beraber yargılandığı Donanma Komutanlığı askeri mahkemesince tutuklanarak "askeri isyana teşvik" suçlamasıyla 15 yıl hapse mahkum edildi. Çankırı, Çorum, Kırşehir, Malatya ve Nevşehir cezaevlerinde hapis yattı. 12 yıl sonra 1950’de genel afla özgürlüğüne kavuştu.

Yaklaşık 13 yıl ayrı kaldığı İstanbul'a döndükten sonra bir süre İzmir Ticaret Gazetesi’nin İstanbul mümessilliğini yapan Kemal Tahir, iktisadi konularda yazılar yazdı, çeviriler yaptı.

Fransızca çeviriler yaptı. 6-7 Eylül Olayları’nda tekrar gözaltına alındı. Harbiye Cezaevi’nde altı ay yattıktan sonra 1957-1958 yıllarında 14 ay kadar Aziz Nesin ile birlikte kurdukları Düşün Yayınları'nı yönetti.

Göl İnsanları, Sağırdere, Esir Şehrin İnsanları, Körduman, Rahmet Yolları Kesti, Yediçınar Yaylası, Köyün Kamburu, Esir Şehrin Mahpusu, Kelleci Memet, Yorgun Savaşçı, Bozkırdaki Çekirdek, Devlet Ana, Kurt Kanunu, Büyük Mal, Yol Ayrımı, Namusçular, Karılar Koğuşu, Hür Şehrin İnsanları, Dam Ağası, Harem'de Dört Kadın isimli romanları; Göl İnsanları isimli hikaye kitabı vardır.
1960'tan sonra tümüyle edebiyata yönelen ve hayatını romanlarının geliriyle sürdüren Kemal Tahir, 1968'de SSCB'ye gitti.

1970'te akciğer kanserine yakalandı. Sol akciğeri bir ameliyat ile alındı. Kemal Tahir, özellikle Marksist terminolojiyi yerlileştirerek, Anadolu’ya uygun bir ulusal sol düşünce oluşturmaya çalıştı. Kendi çevresinde fikirlerini savunan bir grup oluşturan Kemal Tahir, dönemin birçok aydını tarafından da eleştirildi. Bu yüzden de çevresine bu tazyiklerden sıkıldığını sık sık dile getirirdi.

Yoğun bir şekilde eleştirildiği bir tartışmadan sonra geçirdiği kalp krizi nedeniyle 21 Nisan 1973'te öldü. Erenköy Sahrayı Cedit Mezarlığı’nda toprağa verildi.


Sahrayı Cedid Mezarlığı





Ömer Seyfettin

(28 Şubat 1884 - 6 Mart 1920)



Ömer Seyfettin 1884 yılında Gönen'de doğdu. Asker olan Yüzbaşı Ömer Şevki Bey'le Fatma Hanım'ın dört çocuğundan birisidir. Öğrenimine Gönen'de bir mahalle mektebinde başladı.

Ömer Seyfettin, önce Mekteb-i Osmanî'ye, ardından 1893 ders yılı başında da Askerî Baytar Rüştiyesi'ne kaydedildi.
Eyüp'teki Baytar Rüşdiyesi'ni bitirip asker çocuğu olduğu için Kuleli Askeri İdadi'sine yazıldı. Bir müddet sonra da Edirne Askeri İdadisi'ne geçerek öğrenimini burada tamamladı. Daha sonra İstanbul'da Mekteb-i Harbiye'ye gelen Ömer Seyfettin, piyade mülâzımı sânisi rütbesiyle buradan mezun oldu.

Yaşamını yalnızca kalemiyle kazanmaya karar vererek, 1911'de ordunun ayrıldı ve Selanik'e yerleşti. Burada Ali Canip Yöntem ve Ziya Gökalp'le birlikte Genç Kalemler dergisini yeni biçimiyle çıkardı.

1912'de Balkan savaşının çıkması üzerine yeniden askere çağrıldı. Sırp ve Yunan cephelerinde savaştı.Yanya savunmasında Yunanlılara tutsak düştü. 1913'te serbest bırakıldıktan sonra, İstanbul'a dönerek, Türkçülüğü savunan Türk Sözü dergisinin yazı işleri müdürü oldu ve ölene kadar sürdüreceği Kabataş Lisesi edebiyat ve felsefe öğretmenliği görevine başladı.

1917'den ölüm tarihi olan 6 Mart 1920'ye kadar geçen zaman birçok acı ve sıkıntıya rağmen verimli bir hikâyecilik dönemini içine alır. Yeni Mecmua, Şair, Donanma, Büyük Mecmua, Yeni Dünya, Diken, Türk Kadını gibi dergilerle Vakit, Zaman gazetelerinde hikâye ve makaleleri yayımlanır.
Harem, Bomba, Yüksek Ökçeler, Yüz Akı, Yalnız Efe, Falaka, Aşk Dalgası, Beyaz Lale, Gizli Tatbikat, Kaşağı, Forsa, Gökkuşağı, Zeytin Ekmek, Topuz, Vire, Ruzname (günlük), Tos, Ferman, Namus, And, Diyet önemli eserleridir.

Ömer Seyfettin’in, şeker hastalığı 24 Şubat 1920'de artar, 4 Mart'ta Haydarpaşa Hastanesi’ne kaldırılır. Türk hikâyeciliğinin bu önemli ismi 6 Mart 1920 Cumartesi günü saat 13.30’da hayata gözlerini yumar. 7 Mart 1920’de Kadıköy Kuşdili Mahmut Baba Mezarlığı'na defnedilir.
1939’da Kuşdili Mezarlığı’nın yol geçeceği veya tramvay garajı yapılacağı gerekçesiyle kaldırılması üzerine 23 Ağustos 1939'da arkadaşı Ali Canip Yöntem’in de gayretleriyle kemikleri Zincirlikuyu Mezarlığı'na A adasına nakledilir.


Zincirlikuyu Mezarlığı





Esat Mahmut Karakurt

(1902 - 1977)




İstanbul’da Ayaspaşa semtinde doğdu. Şura-yı Devlet Mahkemesi temyiz üyesi Urfalı Mahmut Nedim Bey'in oğludur. İlk ve orta öğrenimini Kadıköy’de yaptı. Kadıköy Sultanisi'ni, İstanbul Diş Hekimliği Okulu'nu ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi.

1924 yılında diş doktoru oldu. 1930’da babasını kaybetti.
Avukatlık, gazetecilik, Galatasaray Lisesi'nde Türkçe öğretmenliği yaptı. 1954-1960 arasında Urfa milletvekili, 1961-1966 arasında senatör oldu.

İlk yazıları muhabir olarak çalıştığı Tercüman-ı Hakikat gazetesinde yayınlandı. Daha sonra çalıştığı İleri, İkdam, Cumhuriyet, Tasvir, Yeni Sabah gibi gazetelerdeki polisiye olayları konu alan röportajlarıyla tanındı. Küçük hikâyeler yazdı. Ama daha çok çoğu sinemaya uyarlanan, olaya dayalı aşk ve serüven romanlarıyla ün kazandı.

Vahşi Bir Kız Sevdim,
Çölde Bir İstanbul Kızı, Allahaısmarladık, Ölünceye Kadar, Son Gece, Kadın Severse, İlk ve Son, Kocamı Aldatacağım, Sokaktan Gelen Kadın, Ankara Ekspresi, Bir Kadın Kayboldu, Ömrümün Tek Gecesi, Erikler Çiçek Açtı, Son Tren, Kadın İsterse isimli eserleri vardır.

15 Temmuz 1977'de bir beyin kanaması sonucunda İstanbul'da öldü. Mezarı Zincirlikuyu Mezarlığı’nda A adasındadır.


Zincirlikuyu Mezarlığı



Ümit Yaşar Oğuzcan
(22 Ağustos 1926) - (4 Kasım 1984)





Tarsus’ta doğdu. Eskişehir Ticaret Lisesi’nden mezun oldu. Otuz yıla yakın bankacılık sektöründe çalıştı. İstanbul’da kendi adını taşıyan sanat galerisi kurdu.

1940’ta Yedigün Dergisinde şiirleri yayınlanmaya başladı. O tarihten bu yana İstanbul, Büyük Doğu, Yücel, Varlık, Toprak, Türke Doğru, Çığır, Hisar gibi birçok dergi ve gazetelerde şiir ve yazıları çıktı. Bir süre gazetelerde manzum taşlamalar da yazdı. İş Bankası Kültür Vakfı Başkanlığına getirildi.

Günümüzün duygusal şâiri olarak tanındı. İlk önceleri millî ve mânevî duyguları dile getiren, daha sonraları açık ve avamî şiirler yazdı. Şiirlerinde zekâ oyunu ve nükteleri dikkat çeker. Aruzu, heceyi ve serbest vezinleri başarıyla kullanmıştır. Şiire özendiği ilk zamanlarında dil, biçim ve mısra ustalığı göstermiş daha sonraları fazla ehemmiyet vermemiştir.

Şiir plakları, şarkı sözleri ve yergileriyle tanınan Oğuzcan, Faruk Nafiz Çamlıbel duyarlılığında ve aşk, ayrılık, özlem temalarını işledi. Oğlu Vedat’ın Galata Kulesinden atlayarak intihar etmesinden sonra içine kapanmış, daha lirik şiirler yazmıştır.

İnsanoğlu
, Dolmuş, Aşkımızın Son Çarşambası, Bir Daha Ölmek, Kör Ayna, İki Kişiye Bir Dünya, Beni Unutma, Karanlığın Gözleri, Akıllı Maymunlar, Seninle Ölmek İstiyorum, Üstüme Varma İstanbul, Sahibini Arayan Mektuplar, Yeni Dünya Rekoru, Sevenler Ölmez, Çigan Gözler, Ötesi Yok, Hüzün Şarkıları, Bir Gün Anlarsın, Sadrazamın Sol Kulağı, Mihribana Şiirler, Taşlar ve Başlar, Seni Sevmek, İnşallahla Maşallah, Toprak Olana Kadar, Göbek Davası, Ben Seni Sevdim mi, Halktan Yana, Aşk mıydı O, Önce Sen Sonra Ben, Rubailer, Yalan Bitti, En Eski Yalnızlığımdın Sen Benim, Dikiz Aynası isimli eserleri vardır.

4 Kasım 1984 tarihinde ölen Ümit Yaşar Oğuzcan’ın mezarı Zincirlikuyu Mezarlığı’nda E adasındadır.


Zincirlikuyu Mezarlığı

__________________


Canan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
20 Üyemiz Canan'in Mesajına Teşekkür Etti.