Tekil Mesaj gösterimi
Eski 19.03.12, 12:27   #1
Rukia
« En Akıllı Bızdık »

Rukia - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Feb 2012
Konular: 177
Mesajlar: 2,225
Ettiği Teşekkür: 9714
Aldığı Teşekkür: 15796
Rep Derecesi : Rukia has a spectacular aura aboutRukia has a spectacular aura aboutRukia has a spectacular aura aboutRukia has a spectacular aura aboutRukia has a spectacular aura aboutRukia has a spectacular aura aboutRukia has a spectacular aura aboutRukia has a spectacular aura aboutRukia has a spectacular aura aboutRukia has a spectacular aura aboutRukia has a spectacular aura about
Ruh Halim: none
Standart Türkiye'de Eğitim ve Öğretim Sistemi





Türkiye'de eğitim ve öğretim sistemi


Türkiye Cumhuriyeti kurulduğundan bu yana devletin yalnızca kurumsal akademik eğitimi vermesi amacı güdülmüş ve kültürel eğitim sosyal yapılara bırakılmıştır. Bu yüzden halk arasında Türk eğitimini tanımlarken sadece milli eğitimi düşünmek gibi bir yanliş algılama var olmuştur. Bu algılama Anadolu'da yürütülen eğitim faliyetlerini ve bunları gerçekleştiren organizasyonları eksik yorumlamaya neden olmaktadır.

Anadolu Türkleri, diğer toplumlar gibi birçok dönemden geçmiştir. Türk eğitim tarihi de gerek bu değişimler nedeniyle gerekse içinde bulunduğu coğrafyanın yarattığı kültürler bileşim nedeniyle zenginleşmiştir. Buna en güzel örnekleri göçebe hayattan yerleşik hayata, sözlü kültürden yazılı kültüre geçişte görülebilir.

Tarih içinde Anadolu Türkleri planlı eğitsel faliyetler açısından askeri eğitim, dini eğitim ve akademik eğitimin farklı süreçlerinden geçmiştir. Osmanlı tecrübesi sonrasında milli eğitim, bireylerin hiçbir baskı ve yönlendirme altında kalmadan inançlarını, yaşamalarını, farklı inançlara saygı duymalarını ve toplumsal yaşamın uyum içerisinde sürdürülmesini kendini oluşturan bütün kültürlere aynı uzaklıkta durarak gerçekleştirilebileceği varsayımı üzerine kurulmuştur.

Bu amaç doğrultusunda Türkiye Cumhuriyeti eğitimde reformlara girişmiştir. Atatürk'ün eğitim alanındaki inkılapları bu reformların başlangıcını oluşturur. Örneğin milli eğitim, dini eğitimden ayrılmış (dinler çatışmasının dışına çekilmiş) ve askeri eğitimi ise bilimsel temeller üzerine kurulmuştur. Atatürkün kendi el yazısıyla tamamladığı askeri eğitim kitapları bu dönüşümün bir parçası olmuştur.






Türkiye Cumhuriyeti'nde Eğitim

Atatürk'ün eğitim alanındaki inkılapları

  • Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun kabulu (1924). Bütün eğitim kurumları Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlanmıştır.
  • Türk alfabesinin latin harflere göre düzenlenmesi ve kabulu (1928). Bu harf sisteminin Türk dilindeki seslere daha uygun olması ve anlaşılmasındaki kolaylık nedeniyle, bu değişimi takip eden okuma-yazma seferberliğinde okur-yazar oranı artmıştır.
  • Türk Tarihi Kurumu'nun Kurulması (1931). 1935 yılında resmi olarak Türk Tarihi Kurumu adını almıştır. Kurum milli tarih anlayışının gelişmesine yardımcı olmuştur.
  • Türk Dil Kurumu'nun Kurulması (1932). (1936) yılında resmi olarak Türk Dil Kurumu adını almıştır. Kurum Türkçeyi sadeleştirmeyi ve zenginleştirmeyi amaçlamaktadır.
  • İstanbul Üniversitesi resmi olarak 1933'te öğretime başlamıştır.

Tarih boyunca Türkiye'de kurumsal eğitimin dışında toplumsal eğitimi gerçekleştiren kurumlar ve yapılar da bulunmuştur ve günümüzde de halen bulunmaktadır. Alevi ocakları, köy birlikleri, dini bayramlar ve kültürel şenlikler Anadolu'da farklı eğitsel ihtiyaçları karşılamaktadırlar.


Toplumsal eğitim, kurumsal eğitim kadar Türkiye Cumhuriyeti'nin kültürünün ve kimliğinin parçasıdır. Bugünün Türkiyesi'nde (Atatürkün tanımladığı şekliyle ortak geçmişi olan bugün ve gelecek de beraber yaşamak isteyen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları) Kürt, Laz, Çeçen, Ermeni, Yahudi, Rum ve diğer kültürleri içerdmesinden dolayı toplumsal eğitimin çok çeşitli örnekleri vardır

2 Mart 1926'da kabul edilen, "Maarif Teşkilatı Hakkında Kanun" eğitim hizmetlerini düzenlemiştir. Bu düzenlemeyle milli eğitim kontrollü bir yapıya dönüşmüştür.

Cumhuriyetle beraber eğitim anlayışı bilimin diğer alanlarında olduğu gibi sistemler dünya görüşüne bağlı olarak algılanmaktadır. Sistemler dünya görüşü ile eğitime bakmamızda bize olguları anlamamızda donuk bir izlenimden daha çok dinamik ve sorgusal yaklaşım sağlaması yatmaktadır.

Eğitim süreklilik içeren bir olgudur. Bir örnekle açıklayacak olursak sistemler eğitim modelini oluştururken ezberci eğitimi eğitim sisteminden çıkaracağız yaklaşımını bütün eğitsel olgulara uygulamak yerine; hangi eğitim metodlarının, hangi koşullarda yararlı olmadığını tanımlanması ve tanımlanan koşullarda ne yaparak eğitimin genel amaçlarına doğru uygulamarımızın verimli hizmet etmesini sağlayabiliriz sorularını sorar. Üniversite seçme sınavlarında eğitim katsayılarının belirlenmesi bu yaklaşımın bir ürünüdür. Genelde bireylerde eşitsizlik yaratıyor izlenimi versede bu katsayılar doğru belirlendiğinde hem sistemin, hem de istemin içinde yer alan bireylerin başarılarına katkıda bulunmaktadır. Bu yaklaşımın öncülerinden Bertalanffy (Bertalanffy L., von. 1968, General Systems theory) sistemleri tanımlarken birbirleriyle ilişki içindeki olguların davranış şekillerini inceleyen çalışma alanı olarak tanımlamaktadır.

Eğitimle ilgili faliyetleri incelerken birbirleriyle ilişkili temel üç ögenin varlığı kabul edilmektedir; eğitim teorisi, eğitim felsefesi, ve eğitim metodu.








Okul öncesi eğitim (Ana okulu)


2009-2010 eğitim ve öğretim yılına girerken 1 yıllık okul öncesi uygulamasının yaygınlaşmasıyla ilk öğretim sistemi 9 yıla çıkarılmıştır. Çok başarılı bir uygulama olmasına karşın yetersizdir. Çocuğa daha bu dönemde çok iyi bir karakter analizi yapılmalı ve çoçuk tüm hayatı boyunca bu analizle yönlendirilmelidir, yani müzisyen olabilecek bir çocuğun daha anaokulunda seviyesinin ilgisinin tespitiyle bu yönüne dikkat edilerek eğitim almasını sağlamaya çalışılmalıdır.


Müzisyen olma yeteneğine sahip bir çocuğun doktor olmasını sağlamaya çalışmak ya da böyle bir eğitim sonucu çocuktan verim beklemek yanlış olur. Öncelikle eğitim ve öğretimi birbirinden iyi ayırt etmek gerekir.







İlköğretim


İlköğretim, Türkiye'de 8 yıl sürmektedir. Din dersleri zorunludur. İlköğretim okullarının kesintisiz 8 yıl olması 28 Şubat sürecini takiben 55. hükümet (Mesut Yılmaz Hükümeti) döneminde 18 Ağustos 1997'de zorunlu kılınmıştır. T.C. Anayasası'nın 42. Maddesi gereği Kimse eğitim ve öğretim hakkından yoksun bırakılamaz. İlköğretim, kız ve erkek bütün vatandaşlar için zorunludur ve Devlet okullarında parasızdır.








Ortaöğretim (Lise)



2006 yılı itibariyle yurt genelinde 4 yıllık sisteme geçilmiştir. Anadolu, teknik, özel, akşam gibi türleri vardır. Anadolu ve teknik liseler SBS ile ogrenci almaktadir.








Yükseköğretim (Üniversite)


Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sınavı, 1974 ve 1975 yıllarında aynı gün sabah ve öğleden sonra birer olmak üzere iki oturumda, 1976-1980 yıllarında aynı günde ve bir oturumda uygulanmış; 1981'den itibaren iki basamaklı bir sınav haline getirilmiştir. İki basamaklı sınav sisteminde ilk basamağı oluşturan Öğrenci Seçme Sınavı (ÖSS) nisan, ikinci basamağı oluşturan Öğrenci Yerleştirme Sınavı (ÖYS) ise haziran ayı içinde uygulanmıştır.

  • 1974'ten itibaren adaylardan yükseköğretim programlarına ilişkin tercihleri de toplanmış ve adaylar puanlarına ve tercihlerine göre yükseköğretim programlarına merkezi olarak yerleştirilmiştir.
  • 1982'den itibaren ortaöğretim kurumlarından adayların diploma notları toplanmaya başlanmış ve bu notlar Ortaöğretim Başarı Puanı (OBP) adı altında belli ağırlıklarla sınav puanlarına katılmıştır.
  • 1987'den itibaren, yükseköğretim programları ile ilgili tercihlerini belli alanlarda toplayan adaylara, sınavda belli testleri cevaplama, diğerlerini cevaplamama olanağı tanınmıştır.
  • 1999'da iki basamaklı sınavın ikinci basamağı (Öğrenci Yerleştirme Sınavı ÖYS) kaldırılmış, sınav ÖSS adı altında tek basamaklı bir sınav haline getirilmiştir. Sınavın tek basamaklı olarak uygulanmaya başlanmasıyla birlikte bazı yükseköğretim programlarının puan türleri de değiştirilmiştir. Ayrıca adayların OBP'lerinin mezun oldukları ortaöğretim kurumunun ÖSS ham puan ortalamalarına göre ağırlıklandırılmasıyla oluşturulan Ağırlıklı Orta Öğretim Başarı Puanı (AOBP) hesaplanmaya başlanmış ve ortaöğretimdeki alanlardan mezun olanların aynı alandaki yükseköğretim programlarına yerleştirilmelerinde AOBP’lerinin yüksek bir katsayıyla, mezun oldukları alanlar dışındaki yükseköğretim programlarına yerleştirilmelerinde ise AOBP’lerinin düşük bir katsayıyla çarpılması uygulamasına geçilmiştir. ÖSS'de soru tipi ve konu dağılımı/müfredat açısından bir değişiklik yapılmamıştır.
  • 2003'te ÖSS ve AOBP puan sistemi ile AOBP'nin çarpıldığı katsayılar değiştirilmiştir.
  • 2006'da yapılan değişiklikle soruların bir kısmı önceki yıllarda olduğu gibi ÖSS tipinde sorulmuş, bir kısmı ise tüm lise müfredatı göz önünde tutularak hazırlanmıştır. Sınavın tek basamak olarak uygulanmasına devam edilmiştir.
  • Yapılan son değişikle ÖSS sistemi değiştirilip iki aşamadan oluşan YGS-LYS sistemi getirilniştir.
Vikipedi.

Rukia isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
9 Üyemiz Rukia'in Mesajına Teşekkür Etti.