Tekil Mesaj gösterimi
Eski 21.03.12, 19:54   #1
Rukia
« En Akıllı Bızdık »

Rukia - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Feb 2012
Konular: 177
Mesajlar: 2,225
Ettiği Teşekkür: 9714
Aldığı Teşekkür: 15796
Rep Derecesi : Rukia has a spectacular aura aboutRukia has a spectacular aura aboutRukia has a spectacular aura aboutRukia has a spectacular aura aboutRukia has a spectacular aura aboutRukia has a spectacular aura aboutRukia has a spectacular aura aboutRukia has a spectacular aura aboutRukia has a spectacular aura aboutRukia has a spectacular aura aboutRukia has a spectacular aura about
Ruh Halim: none
Standart Hiç Evlenmeyen Kadın Şairimiz | Mihri Hatun

HEvlenmeyen Kadın Şairimiz
Mihri Hatun




(Osmanlı Son Dönemi Kadın Şairlerinden Nigar Hanım ve Yakınları)


Gerek tarihimize ve gerekse de edebiyatımıza damgasını vurmuş bazı şahıslar vardır. Bu kişiler yaşadıkları hayat ile devirlerinde ve sonrasında birer cazibe merkezi olmasını bilmişlerdir. Tarihimizde edebiyat sahasına baktığımızda birçok şairin erkek olduğunu görürüz. Klasik Edebiyat dediğimizde ise akla ilk olarak Bâkiler, Fuzûliler ve Nedimler gelir. O dönemin sosyal yapısından olsa gerek, kadın şairlerimiz yok denecek kadar azdır. Bunlar arasında ismini bugüne kadar ulaştırmış, fakat çoklarınca unutulmuş bir kadın şairimiz vardır: Mihri Hatun

Mihri Hatun, II. Bâyezid dönemi şairlerindendir. Osmanlı döneminde yetişen şairlerinin hayat hikayeleri hakkında bilgiler bulduğumuz “tezkire”lere müracaat ettiğimizde, Mihri Hatun’un Amasya’da doğduğunu öğreniyoruz. Kendisi dönemine nispeten elit bir ortamda büyümüştür. Babası, devrin hukuki işlerinden sorumludur ve “Bahayî” mahlası ile şiirler yazmaktadır. Belki de Mihri Hatun’un şiire merakı buradan gelmektedir.

Sultan II. Bayezid, Amasya vilayetinde sancak beyi iken Mihri Hatun’un kendisine takdim ettiği şiirlerden haberdar olmuş ve dönemin diğer erkek şairlerine yaptığı gibi Mihri Hatun’a pek çok ihsanda bulunmuştur. Çünkü Bayezid Han da bir şairdi ve “Adlî” mahlasıyla şiirler yazıyordu. Bu itibarla şairin ve şiirin kıymetini bilmekteydi. O döneme ait, sanat erbabına yapılan ihsanları gösteren bir in’âmât defterinde padişahın Mihri Hatun’a beş kez olmak üzere toplamda 13.000 akçe gönderdiği kayıtlıdır. Bu nokta önemlidir ve o devirde şiire verilen değeri göstermesi bakımından dikkat çekicidir.




Çok Güzeldi Fakat Evlenmedi

Mihri Hatun ömrü boyunca hiç evlenmemiştir. Kaynaklarda çok güzel olduğu yazılıdır. Buna rağmen bekârlığı tercih etmiştir. Kendisinin ismi tâ İstanbullardan duyulmuş ve Mihri Hatun’a çok sayıda talip çıkmıştır. Bunlar arasında paşalar, müderrisler gibi devrin ileri gelenleri yer almaktadır. Fakat o yalnızlığı tercih etti. Kimi zaman beşeri aşkı terennüm ettiği şiirlerinde bir sevgiliden bahsetse de bu, hayalî bir sevgiliden öteye geçmedi. Bazı zaman mısralarında kendisine taliplerin çıktığı şu şekilde de belirtmiştir.

Aşk bâbında bizimle eyledi ol yâr bahs
Can ile verdik cevabı itmedi tekrar bahs


(Aşk hususunda o sevgili bizimle bahse girdi, fakat samimi olarak verdiğimiz cevaptan sonra tekrar bu meseleden bahsedemedi bile.)


Neden evlenmediği üzerine şiirlerinde bir kayda ya da işarete rastlamadık. Bununla beraber tezkire kayıtları Mihri Hatun’un edep ve hayasının yüksekliğinden bahsederken, söz konusu durumu çok hoş benzetmelerle dile getirmektedirler.

Bunlardan biri şudur:

Açılmamış bir çiçek olarak Cennet bahçesine gitti.

Diğer dikkat çeken benzetme ise;

Altın gerdanlıktan başka, hiçbir nesne boynuna kol salmamıştır.


Fakat tarihimiz açısından üzücüdür ki, böyle bir şairimizin varlığı ilk olarak Rus bilim kadını Türkolog Maştakova tarafından dünyaya duyurulmuştur. Hatta ve hatta yakın bir tarihte Uluslar Arası Astronomi Birliği (IAU) tarafından Venüs gezegeni üzerinde keşfedilen bir kratere “Mihri Hatun” adı verilmiştir.





Bazı Şiirleri


Gazel

Ben umardım ki seni yâr-ı vefâ-dâr olasın

Ne bileydim ki seni böyle cefâ-kâr olasın

Hele sen kaaide-î cevrde eksik komadın
Dostluk hakkı ise ancağ ola var olasın

Reh-i âşkında neler çektüğüm ey dost benim
Bilesin bir gün ola aşka giriftâr olasın

Sözüme uymadın ey asılası dil dilerim
Ser-i zülfüne anın âhiri ber-dâr olasın

Sen ki cân gül-şeninin bi gül-i nev-restesisin
Ne revâdır bu ki her hâr ü hasa yâr olasın

Beni âzâde iken aşka giriftâr itdin
Göreyim sen de benim gibi giriftâr olasın

Bed-duâ etmezem ammâ ki Huda’dan dilerim
Bir senin gibi cefâ-kâra hevâ-dâr olasın

Şimdi bir hâldeyüz kim ilenen düşmanına
Der ki Mihrî gibi sen dahi siyeh-kâr olasın



Ruhuñ envâr-ı savkından tolupdur
bu cihân âtes

Vücûdum mülkini yaksa ‘aceb mi
her zamân âtes

Yakup ‘askuñ odın sînemde dâ’im
Yaklaram câna

Anuñ′çün hâne-i dilde yanar her dem
nihân âtes

Firâkuñla viYâlüñle dil-i mecrûha ey
dilber

Olur her nâr bir gülsen olur her
gülsitân âtes

ilâhî gülsen-i hüsnin gözüm yasıyla
sen şakla

Tolupdur gerçi âhumdan zemîn ü
âsumân âtes

Çıkar cân rahtını şehr-i bedenden
Mihrî dil-haste

Fedâ kıl yâr yolunda ki ider nâ-gâh
ziyân âtes


Kaynak


Şiir için kaynak


Rukia isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
8 Üyemiz Rukia'in Mesajına Teşekkür Etti.