Tekil Mesaj gösterimi
Eski 29.03.12, 14:59   #1
trenci
Üye

trenci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Mar 2012
Konular: 30
Mesajlar: 103
Ettiği Teşekkür: 87
Aldığı Teşekkür: 487
Rep Derecesi : trenci işlenmemiş cevhertrenci işlenmemiş cevhertrenci işlenmemiş cevhertrenci işlenmemiş cevhertrenci işlenmemiş cevhertrenci işlenmemiş cevhertrenci işlenmemiş cevhertrenci işlenmemiş cevhertrenci işlenmemiş cevhertrenci işlenmemiş cevhertrenci işlenmemiş cevher
Ruh Halim: none
Standart Çarşafı Yasaklayan Padişah (2 Nisan1892)

(Osmanlıca)(İrade Dâhiliye, Nu. 99887)
Yıldız Saray-ı Hümâyûnu Başkitâbet Dâ'iresi 5894

Bugün Cum'a selamlık resm-i âlîsini müteâkib Teşvikiye'de kâ'in Silahhâne-i Hümâyûnu teşrîf-i meâlî-redîf-i hazret-i pâdişâhî vukûuyla oradan Saray-ı Hümâyûna avdet buyurulur iken reh-güzâr-ı şâhânede bir tarz-ı acîbde bellerinden bağlı siyah çârşeblere bürünmüş ve yüzlerini dahi siyah renkde ve gayet ince peçeler ile örtmüş bazı kadınlar müsâdif-i nazar-gâh-ı âlî olarak bunların gayr-i mestûre denilecek halde açık saçık bulunmalarına ve âdeta mâtem elbisesi iksâ etmiş Hıristiyan kadınlarına müşâbih olmalarına nazaran vehleten İslam olduklarında tereddüd buyurulmuşdur. Muhtâc-ı îrâd ve îzâh olmadığı vechile devlet-i muazzama-i İslâmiye edâmahallâhu teâlâ ilâ-yevmi'l-kıyâmenin kıyâm ve bekâsı ve tezayüd-i şevket ve i'tilâsı heyet-i devletin efradından bulunan bi'1-cümle müslimîn ve müslimâtın kâffe-i ahvâl ve evdâ ve harekâtda şerî'at-i garrâ-yı Ahmediyenin ahkâm-ı münîfe ve münciyesine kemâl-i ihtimâm ile tevessül ve ittibâ' etmelerine menût ve merbût olup aks-i hâl ma'âzallâhu te'âlâ gerek efrâd-ı ümmet ve gerek esâs-ı devlet içün maddî ve ma'nevî mûcib-i mazarrât-ı bî-nihâyet olacağından İslâm kadınlarının cümle-i evâmir-i ilâhiyeden bulunan usûl ve âdâb-ı mergûbe-i tesettür ve ihticâba fevka'1-âde dikkat ve i'tinâ etmeleri lüzûmu vâreste-i beyân ve ityân olarak işbu çârşebler ise İslâm kadınlarınca emr-i tesettüre asla muvâfık ve müsâ'id olmadığı gibi li-maksadin şuraya buraya girmek içün bazı münâsebetsiz erkekler tarafından dahi bir perde-i fesâd ve mel'anet olarak isti'mâl edilmekde olup hatta geçenlerde bir erkek bu sûretle çârşebe bürünerek kadın kıyâfetinde müsellehan bir hâneye dühûl ile evdeki kadının üzerine bi'1-hücûm sirkat eylediği eşyâyı pencereden arkadaşına atarak savuşmuş olduğundan diyâneten ve maslahaten derkâr olan mazarrât ve mehâzîr-i adîdesine mebnî bu bâbda îcâb edenlere sûret-i leyyine ve münâsibede tefhîmât ve vasâyâ-yı lâzıme îfâ edilmek sûretiyle kadınlarca çârşeb iktisâsının men'i esbâbının istihsâli şeref-sâdır olan emr u fermân-ı hümâyûn-ı cenâb-ı pâdişâhî iktizâ-yı âlîsinden bulunmuş olmağla ol bâbda emr u fermân hazret-i veliyyü'1-emrindir.

Fî 4 Ramazân sene 1309 ve Serkâtib-i hazret-i şehriyârî Fî 20 Mart sene 1308 bende [2 Nisan 1892] Süreyya


Bugün cuma selâmlığı töreninden sonra Teşvikiye'deki silâhhâneyi Padişah Hazretleri teşrifle oradan saraylarına dönerler iken yolda, tuhaf bir şekilde bellerinden bağlı siyah çarşaflara bürünmüş ve yüzlerini de siyah renkte ve gayet ince peçelerle örtmüş bazı kadınlar gözüne ilişmiş, bunların örtünmemiş denilecek halde açık saçık bulunmalarına ve âdeta matem elbisesi giymiş Hıristiyan kadınlarına benzemelerine bakılarak birden bire İslâm olduklarında tereddüt buyrulmuştur. İzaha muhtaç olmadığı gibi büyük İslâm devletinin ayakta durması, devamı ve yükselmesi kadın ve erkek bütün Müslümanların her türlü hal ve hareketlerinde şeriatın yüksek hükümlerine son derece dikkatle uymalarına bağlı olup aksi hal Allah esirgesin gerek fertler gerek devlet için maddî ve mânevî sonsuz zararlara sebeb olacağından İslâm kadınlarının Allah'ın emirlerinden bulunan örtünme usul ve kaidelerine fevkalâde dikkat ve itina etmeleri lüzumunu beyana hacet olmadığı, bu çarşaflar ise İslâm kadınlarınca örtünmeye aslâ uygun ve müsait olmadığı gibi bir maksatla şuraya buraya girmek için bazı münasebetsiz erkekler tarafından da bir fesat ve melânet perdesi olarak kullanılmakta olup hatta geçenlerde bir erkek bu suretle çarşafa bürünerek kadın kıyafetinde silâhlı olarak bir eve girip içerdeki kadının üzerine hücumla çaldığı eşyayı pencereden arkadaşına atarak savuşmuş olduğundan dindarlık ve maslahat bakımından meydanda olan zararlarından ötürü icap edenlere münasip bir şekilde anlatılıp tenbihlerde bulunmak suretiyle kadınların çarşaf giymelerinin yasaklanması Padişah emri iktizasındandır. Bu hususta emir sahibinindir.

2 Nisan 1892 Hükümdarın Başkâtibi .Süreyya



Gericilere hoşgörü göstermeyi yüce bir terbiye değil tam aksine bir Ulusun mutluluğuna, şerefine ve namusuna göz dikenlere hoşgörüymüş gibi olduğunu ve buna hiçbir kişinin izin vermeyeceğini de belirtmiştir.

Atatürk ; çarşaf, cübbe, sarık, hırka gibi giyim tarzının İslamiyet le ilgisi olmadığını ,aksine Din ve Devlete zarar verdiğini görmüş, ayrıca bu giyim şeklinin orta çağ karanlığının simgesi olduğunu düşünerek Türk Milletine yakışan Kılık ve Kıyafet devrimini yapmıştır.


25 Kasım 1925 de Kılık ve Kıyafet devrimi kabul edilmiştir.

Atatürk;

“Biz her noktai nazardan medeni olmalıyız. Fikrimiz, zihniyetimiz, tepeden tırnağa kadar medeni olacaktır.”

“ Milletim bilmelidir ki ; medeniyet öyle kuvvetli bir ateştir ki ona bigane kalanları yakar, mahveder . İçinde bulunduğumuz medeni ailede layık olduğumuz mevkii bulacak ve onu muhafaza edeceğiz.. Refah, saadet ve insanlık bundadır.
Tarihimizi incelersek Osmanlı Döneminden günümüze kadar İslam Dinini kullanarak Çarşafın, sarığın, cübbe ve şalvar giyen bu insanlar Dini türlü maksatlarına alet ederek halkı soymuşlardır. Bu gün de çarşaf, cübbe, sarık yanına siyasi simge olan türban giyim şekli de eklenmiştir



2 Nisan 1892 tarihinde çarşaf giyiminin Hıristiyan kadınların matem elbisesi, Hıristiyan rahibelerin günlük giyim tarzı (baş bağlaması bizdeki adı ile türban) olduğunu söyleyen Sultan ve Halife Abdülhamit Han ‘ın ne kadar haklı olduğu bir gerçektir.

Günümüzde cübbe, sarık, çarşaf ve siyasi simge olan türban giyim şeklinin İslami bir giyim tarzı gibi göstermek isteyenlere bir hatırlatma yapmak isterim.

Türkleri savaşlarda yenemeyen Hıristiyan dünyası ; Bizi içten yıkmaya çalışıyorlar. Dinimize, peygamberimize, bayrağımıza, namusumuza, şimdi de camilerimize saldırıyorlar.

Hıristiyan alemi Dinimizi kullanarak kendi Hıristiyan Rahibelerinin giyim tarzını ve bizdeki adıyla siyasi simge olan Türban giyim şeklini Müslüman din kardeşlerime benimsetmeye çalışıyorlar. Bu şekilde Hıristiyan rahibelerin giyim tarzını ve Arap ülkelerinin renkli giyim tarzını ; İslamiyet’in bir gerçeği gibi göstererek Türk-İslam sentezini yok etmeye çalışıyorlar.

Bir yandan da; Türkleri Hıristiyanlaştırmak istiyorlar.
Tarihi gerçekleri öğrenmek için kendiniz de Hıristiyan rahibelerin matem elbisesi çarşaf ve günlük giyim tarzlarındaki baş bağlamalarını ve elbiselerini lütfen inceleyiniz. O zaman ne kadar haklı olduğumuzu görecek ve anlayacaksınız.

Hıristiyan dünyasının bir oyunu olan ; “İnancım ,dinim gereği kapanıyorum “ diyerek beyinlerimizi yıkıyorlar ,düşüncelerimizi değiştiriyorlar. Buna izin vermeyelim.

Türk Dünyanın giyim şekli, tarzı asırlarca değişmemiştir. Değiştiremezler de. Asırlardır inancımız gereği giyinmiyor muyuz? ; Son yıllarda mı? inancımız gereği giyiniyoruz. Analarımız, Kadınlarımız,bacılarımız, kızımız; yaşmak, başörtüsü, tülbent,eşarp, yazma bağlarlar.

Giyimleri ;elbise ,etek,gömlek, pantolon,yelek,buluz ;kışın kazak,şal,atkı,mont,manto,par tüsü-yazında yazlıklarını giyerler.

Kadınlarımız kültürümüz , örf,gelenek, görenek ve adetlerimiz gereği başını kapatıyorlar. Buna kimsenin de itirazı da yok. Son yıllarda değişen ,değiştirilmeye çalışılan Türk giyim tarzımıza sahip çıkalım, Bu oyunlara bir son verelim

Asla dinimizin gerektirdiği kapanmaya karşı değilim. Kadınlarımızın Dinimize göre; Türk örf,gelenek, görenek ve adetlerimize göre giyinmelerini istiyorum. Ben Hıristiyan kadınlarının giyim şeklinin Türk kadınlarımıza benimsetilmek istenmesine karşıyım. Milletimi uyarmak adına bu bilgileri verdim.

Dinimizde çarşaf-türban giyim şekli yoktur.

Kaynak

trenci isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
9 Üyemiz trenci'in Mesajına Teşekkür Etti.