Tekil Mesaj gösterimi
Eski 07.04.12, 19:20   #1
Banemin
» » » Çapulcu « « «

Banemin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jul 2009
Konular: 491
Mesajlar: 11,758
Ettiği Teşekkür: 44579
Aldığı Teşekkür: 75974
Rep Derecesi : Banemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardırBanemin şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Fener Rum Patrikhanesindeki Kin Kapısı





2 Şubat 1821'de başlayan ve Yunanistan ve Balkanlar’ın, Osmanlı İmparatorluğu’nun hâkimiyetinden koparılmasına yol açan Mora İsyanı'nın plânlayıcısı olan, devrin Rum Patriği Gregorius'un, Rus Çarı Alexandr'a gönderdiği ihanet mektubu ele geçirilince; bu hain, Fener Patrikhanesi'nin kapısında asılmak suretiyle idam edilmiştir. O devirde Rum Patriği’nin ihanet ettiği devlet, Büyük Osmanlı Devleti'dir ve Osmanlı'nın şikayet edildiği kişi de, Osmanlı'nın en büyük rakibi ve düşmanı olan 2 devletten birinin, yani Rusya'nın 'Çarı'dır.

Patrik Gregorius'un, Rus Çarı Alexandr'a yazdığı ihanet mektubunun bir kısmında şöyle denilmektedir:

“'Türkler’i maddeten ezmek ve yıkmak mümkün değildir. Çünkü Türkler çok sabırlı ve dayanıklı insanlardır. Gayet mağrurdurlar ve izzet-i nefis sahibidirler. Bu hasletleri de dinlerine olan bağlılıklarından ve kadere rıza göstermelerinden, geleneklerinin kuvvetinden; padişahlarına, kumandanlarına ve diğer büyüklerine olan itaat duygularından gelmektedir.

Türkler zekidirler ve kendilerini iyi yolda sevk ve idare edecek liderlere sahip oldukları müddetçe de çalışkandırlar. Gayet kanaatkârdırlar. Onların bütün meziyetleri hatta kahramanlık ve yiğitlik duyguları da geleneklerine olan bağlılıklarından, ahlâklarının güzel ve saf olmasından , bilhassa dinî ve manevî hayatlarını düzenleyen ve derleyen şahsiyetlere olan bağlılık ve saygılarından gelmektedir.

Türkler’i evvela bu dinî ve manevî şahsiyetlerinden mahrum bırakmak, kriz ve sıkıntı anlarında doğru yolu gösterecek kişi ve odaklardan mahrum bırakmak gerekir. Bunun da kestirme yolu dinî ve manevî hayatı temsil eden teşkilat ve şahsiyetleri, milletleri üzerinde etkili olmaktan çıkarmaktır. Halkı da millî ve manevî geleneklerine uymayan dış telkin ve fikirlerle tahrip etmektir.
Türkler dış yardımı reddederler, haysiyet duyguları buna engeldir. Bundan dolayı, geçici bir zaman için dahi olsa , Türkleri dış yardıma alıştırmalıdır.

Maneviyatları sarsıldığı gün kendilerinden şeklen çok kuvvetli, kalabalık ve güçlü görünen hakim kuvvetler önünde zafere götüren asıl güçleri sarsılacak ve maddî araçların üstünlüğü ile yıkmak mümkün olacaktır...”







Kin Kapısı


1821 yılında Osmanlı tahtında, Sultan II. Mahmut oturmaktadır. Sadrazam ise Benderli Ali Paşa’dır.

İhanet Mektubu’nun ve Mora’nın İsyanı’na ilişkin belgelerin bulunması üzerine yapılan duruşma sonucunda, suçlu bulunarak patrikhanenin orta kapısı önünde asılarak idam edilen Patrik Gregorius’tan sonra gizlice toplanan patrikhane yönetimi, aynı yerde bir Türk devlet veya din adamı asılana kadar, kapının kapalı tutulmasına karar verdi. Bu kapı Cumhuriyet Dönemi’ne kadar zincirlenmiş olarak tutuldu. Halen kapalı olan bu kapı, patrikhane çevrelerinde Kin Kapısı olarak anılmaktadır. Günümüzde, Rum Ortodoks Patrikleri, Patrikhane’ye başka kapıdan girip çıkmaktadır. Günümüzde bu kapının açıldığı sokağa Türkler, Sadrazam Ali Paşa Sokağı adını vermişlerdir.

Fener Rum Patrikhanesi, tek başına bir kurum olarak Lozan Antlaşması'nda yer almamıştır. Yani Lozan Antlaşması'nda, patrikhaneyi ilgilendiren özel bir madde yoktur. Kısaca, patrikhanenin tek hukukî ve sosyal dayanağı, Türk Devleti ve Türk Milleti’nin hoşgörüsüdür.

(Kaynak:Prof.Dr. Kenan Erzurumluoğlu)


Gazî Mustafa Kemâl Paşa'nın, 20 Ocak 1923 tarihli Hakimîyet-i Millîye Gazetesi'nde yayınlanan, Fener Patrikhanesi ile ilgili beyanatıda aşağıdaki gibidir:

'Bir fesat ve hıyanet ocağı olan ve memleketimize nifak tohumları eken, uyuşmazlık çıkaran, Hıristiyan hemşerilerimizin huzur ve refahı için uğursuzluğa ve felakete sebep olan, Rum Patrikhanesi’ni artık topraklarımızın üzerinde bırakamayız. Bu tehlikeli teşkilatı memleketimizde muhafazaya bizi mecbur etmek için ne gibi vesile ve sebepler gösterilebilir?




__________________
Ben hiç insan kaybetmedim...
Sadece zamanı geldiğinde, vazgeçmeyi bildim...

Banemin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
15 Üyemiz Banemin'in Mesajına Teşekkür Etti.