Tekil Mesaj gösterimi
Eski 12.04.12, 00:33   #20
Basakca
Yönetici

Basakca - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Aug 2009
Konular: 2209
Mesajlar: 13,401
Ettiği Teşekkür: 85359
Aldığı Teşekkür: 82599
Rep Derecesi : Basakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Ruhsuz
Standart Cevap: Kayıp Masallar (Bir Varmış Bir Yokmuş) | Yörüklerden




Müneccimbaşı


Bi varımış bi yoğumuş, allahın kulu çoğumuş.
Evvel zaman içinde
Kalbur saman içinde
Deve dellaliken
Anam eşiydeyken
Bubam beşikdeyken
Ben on beş yaşındeyken


Bi koylü gadun şeherde hısımlarından birine misafir olmuş. Ev zâbile birlikde bi düğüne gitmişle. Gadunnar eynindeki esvablardan boyun ve gulaklarındaki dakımları görünce, şaşgun şaşgun bakmaya başlamış. En nâyet şişmanca eyni başı düzgün boynu gulaği dolu bi gadun gelmiş. Herkes ayâ1 galkmış. Düğün zâbı ve düğünde bulunanlâ bu gadunu koyşeye gada geçümüşle. Koylü gadun buna marak etmiş, yanındakilerin birine bu gadun kim deye sormuş.

O da müneccim başının garısı deye covap vermiş. Gadun düğünden sôna koyüne dönmüş. Gocasına olanı biteni ânatmış. Ve gocasîle, ben gayrı bu vaziyetde durman, deye çekiş etmeye başlamış. Garısının bu halını gören adam ne yapcayını şaşurmuş. Garısına okuma yazma bilmediğünü ve müneccimlikden çakmaduğunu söylemişse de bi türlü dinnetememiş. Gadun bi hokga bi galem alusun, bigaç tabaka da kaat, bi yolun başına oturusun. Elbet sana ne iş gördüğünü sorâla. Sen de ben müneccimim dersin. Onnarın yütüğü varısa sana bakıve derle. Sen de galemi hokgaya baturu, kaada bi şeyle yazarsın. Kaada baka, bi şeyle söyleyversün iş olu bitâ, demiş.

Adamın da bu işe aklı yatmış. Kaat, galem, divit alup bi yolun başına otumuş. Ordan bi deveci geçiyomuş. Buna ne iş gördüğünü sormuş. Bu da, ben müneccimim, demiş. Öyleyse benim bi devem gayboldu. Bigaç gündü aradım bulamadım. Hele sen şuna bi kere bakıve demiş.

Müneccim divite galemi bandumuş, kaadın üstüne bi şeyle yazmış. Düşünmüş, düşünmüş deyecek bi şey (söz) bulamamış. En sôna düşüne düşüne senin deven ne yerde, ne gövde, mâllahta, demiş.

Deveci düşüne düşüne, geçmiş gitmiş. Yolda gedeyken bi de bakmış ki gaybolan deve bi koprünün üstünde ofutmuş duruyo. Düşünmüş deve sâhiden ne yerde, ne gövde mâllahta. Devesini bulan deveci vaduğu yerlerde bu müneccimi övmeye başlamış. Bu söz gulakdan gulâ, pâdişaha gada varmış. Padişân da bi yüzüğü gaybolmuşumuş. Bu yüzüğü de saraydaki müneccimle bilüp bulamamışla. Pâdişah bu adamı metini eşidince bi de buna bakduruyun deye saraya çağurtdumuş. Müneccim, padişahın saraya çağurtduğunu duyunca hemen koyüne gidüp garısîle çekiş etmiş. İşte benim başıma bu belayı sen götüdün. Bana pâdişah bi yütüğünü soracak. Bulamazsam beni oldürcek. Gel helallaşalım da öyle belki gidiyin, deye garısîle helallaşmış. Saraya varmış, bunu pâdişân yanına çıkarmışla. Pâdişah yüzüğünün gayboldûnu ve bunun bulunmasını müneccime emretmiş.

Müneccim pâdişahdan gırg gun izin istemiş. Pâdişah bu adamın gırg gun sarayda bi odada beslenilmesini emretmiş. Adamcuğazı bi odaya dıkmışla. Yalunuz galınca gırg gun sônaki acı vazıyyeti düşüneyken, birden gapı açılmış. İçeriye bi sini üstünde bigaç gap yemekle, bi adam girmiş. Adam yemeyi bırakıp dışarı çıkmış.

Müneccim sahannarı açmış. Bakmaya başlamış. Hepsine bakmış bi güççük tas içinde gırmuzu sulu üç dene yuvarlak bi şey görmüş. Adam koyünde böyle bi şeyle görmedüğü içün ôkesinin arasında bunların nôlduğunu düşünmeye vakıt bulamamış.

En sôna gızarak bunnardan birini şu bi deye bağırarak oda gapusına dôru fırlatmış. Dışadaki üç adam yüzüğü çalmışlarmış. Almanın birini ôkeyle gapuya atınca, eyvâh bizim birimizi bildi demişle, gorkmaya başlamışla. Nâyet şu iki deye gapuya almanın ikisini atmış.

Eyvâh ikimizi de bildi demişle. Gorkmaya başlamışla. Müneccim üçüncüsünü şu üç deye, bağırarak üçüncüsünü de gapuya atınca, dişadakila,16 üçümüzü de, bildi, deye gendülerini zaptedemeyip içeriye dalarak müneccime:

- Sen bilüsün. Yüzûn bizde olduğunu pâdişaha söyleme, deye yalvarmaya başlamışla. Müneccim hemen işi gavramış.

Tabii söyleyeceyim, ben bununçün az sıkuntu çekmedim. Gırg gun olsun da siz görêsiniz gunünüzü, deye adamlara çıkışmış.

Nâyet fazla yalvarmalarına dayanamayan müneccim, her biriniz birâ kese altun verüseniz, ve beni burada gırg gun iyi beslêseniz ben bunun bi câresini bulurun, demiş. Hırsuzla buna ırazı olmuşla. Peşin birê kese altun vemişle. Yüten yüzüğü de müneccime teslim etmişle. Ve gırg gun müneccimi guş südile beslemişle.

Müneccim otuz sekizinci gunü hırsuzları çağırmış, pâdişahın gazları vamı, deye sormuş. Onla da va demişle. Bu yüzüğü gırgıncı gun zabahlayın gazın birine yutdûn ve o gazın guyruğnu biraz kesin de ben fargına varayın, demiş.

Gırg gun tamam olmuş, müneccim pâdişân huzuruna çıkmış, yüzüğü bulduğunu ve yüzüğün gazlardan birinin yutdûnu söylemiş. Pâdişah gaz çobannı çârmış.

Hemen gazların dışaya çıkarılmasını emretmiş. Müneccim gazların arasına girmiş, güdük gazı dutarak kesmiş, yüzû gazın gusrağından çıkarup pâdişaha vermiş. Bu iş pâdişân hoşuna gitmiş, ve gendüsüne fazlaca para vemiş. Biçok da çiftlik vemiş. Fakat müneccimi lazım olunca bi dâ çağrılacaynı ve bi atladım çökurge, iki atladım çökurge, üçüncü de ele geçdin mi çökurge sözünü düşünerek, derin husalara dalmış. Müneccim bi gun yolusunda24 oturayken pâdişân veziri gelmiş. Vezirin gelmesinden müneccim çok korkmuş, belli de edememiş. Vezir, pâdişah bugun hamam yapacak sizi de bu hamam ziyafetine dâvet ediyo, deyince, müneccim biraz ferahlamış. Emme belki işin içinde bi şey çıka deye gorkmuş, gidememiş, ve vezire hastayın pâdişahım beni afetsin, demiş. İylenince ben gendülerine voru da özür dilerin, deye, veziri savmış.

Vezir pâdişaha meseleyi annatmış. Pâdişah da, özürünü hoş görmüş. Hamama gitmiş. Müneccim bu işin sonu kotolcaynı düşüne düşüne delolacak bi hale düşmüş. O sırada aklına bi şeytannık gelmiş. Hemen soyunmuş, dökunmuş, iş doncak deli gibi sokâ fırlamış.

Pâdişân bulunduğu hamamın öğünden geçeyken herkes deli geçiya, deli geçiya, deye bârmâ başlamış. Bu sesi hamamdakile de duymuş. Pâdişahla beraber hepsi dışarıya çıkmışla. Bi de bakmışla ki müneccimbaşı. Hamamdakile dışar çıka çıkmas, hamamın gubesinin de çökmesi bi olmuş. Müneccim pâdişahla gonuşayken, bu gubbenin çökuvemesi müneccimin öyle işine yaramış ki, dokunman keyfini. Dâ pâdişah müneccime nôldun, delimoldun demeden, müneccim hızlı hızlı, efendim, siz beni hamama çağırmışdınız. Ben de hastalanduğumçün gelememişdim. Evde yunuyodum. Bu sırada bâ hamamın gubbesinin yıkılcaynı habar vediler. Ben de hemen hamamlıktan çıka çıkmaz, gubbe başınıza yıkılmasın deye cırılcıblak buraya gada goşdum. Biraz dâ gecikseydim gubbe, efendimizin başına deyl, benim başıma yıkılceydi, covabını vemiş.

Bunnan memnun olan pâdişah hayatını gurtaran müneccime bir dâ bir şey sormamak ve gucünu hiçbi suretle üzmemek şartîle, fazlaca mükâfat vererek müneccimi azâd etmiş. Müneccim de garını yanına götümüş, koyünü dağıtmış, İsdanbula göçmüş. Pâdişahla gomşu gibi iyi gunne geçümeye başlamışla. Onla ermiş muradına, biz çıkalım kirevet.


Kaynak: A. Caferoğlu, Anadolu Ağızlarından Toplamalar(İstanbul-1943)







__________________
"Ey egosu boyundan büyük insan..
Bir gün ölüp toprak olacaksın. Bir tohum filizlenecek ot olacaksın, bir öküz seni yiyecek ve sıçtığı bok olacaksın.. Yani hep aynı kalacaksın."

Basakca isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz Basakca'in Mesajına Teşekkür Etti.