Tekil Mesaj gösterimi
Eski 04.05.12, 19:11   #1
LaLe
Ne Mutlu Türküm Diyene

LaLe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2009
Konular: 2490
Mesajlar: 21,832
Ettiği Teşekkür: 88528
Aldığı Teşekkür: 127782
Rep Derecesi : LaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Huzurlu
Standart "Siz O'na Atatürk Dersiniz, Biz ise O'nu Ataşark diye Anarız"

"Siz O'na Atatürk Dersiniz,
Biz ise O'nu Ataşark diye Anarız"

Uluslararası Kadınlar Birliği’nin 1935’deki İstanbul Kongresi’ne katılan Mısır delegesi Sitti Şaravi, Atatürk için yukarıdaki sözleri söylüyordu.



“Mısır Delegesi Sitti Şaravi”


1926 yılında Medeni Kanun’un kabul edilmesiyle gerçekleşen hukuk devrimi, Cumhuriyetin büyük toplumsal sonuçlar yaratan devrimlerinden biridir. Bu kanunun yürürlüğe girmesiyle sadece insanlar eşit haklara ve devlet karşısında yasal güvencelere sahip yurttaşlara dönüşmekle kalmamış, fakat aynı zamanda ve bunun kadar önemli olarak, daha önce erkek karşısında yasal olarak hemen hiçbir hakka sahip olmayan kadınlar, erkeklerle yasal bakımdan eşit statüye kavuşmuşlardır. (Medeni kanun, yönlendirici özelliği nedeniyle, başka yeni çağdaş kanunların çıkarılmasının yolunu da açmış ve bu çerçevede, kişi ve soyadları, miras kanunu, özel mülkiyet, ticaret kanunları, borçlar kanunu, kanuni olarak oturma yeri vb. gibi çağdaş uygarlıkta önemli yerleri bulunan gelişmelere de kaynaklık etmiştir.)

1934 yılında kadınların milletvekili seçimlerinde seçme ve seçilme hakkını kazanmaları da, 1926 Medeni Kanunu ile kadınların kazandığı yeni statünün ve hakların, kadınların eşitlik ve özgürlük alanlarının daha da genişlemesine yol açmasının bir sonucudur.

1934 yılında kadınların milletvekili seçme ve seçilme hakkını kazanmalarının, uluslararası ölçüde de büyük yankıları olmuştur. Uluslararası Kadın Birliği’nin 12. Kongresi’nin 1935 yılında İstanbul’da toplanması da, Türkiye’nin kadın hakları konusunda sağladığı büyük gelişmelerin dünyada yarattığı ilgi, saygı ve heyecandan kaynaklanıyordu.

30’dan Fazla Ülkeden K
adın

Uluslararası Kadın Birliği’nin 12. Kongresi, 18–24 Nisan 1935 tarihinde Yıldız Sarayı’nda toplandı. 30’dan fazla ülkenin çok sayıda kadın delegelerinin katılımıyla toplanan kongrenin iki ana konusu olan, hak beraberliği ve uluslararası barış konularında önemli tartışmalar yapılmış ve kararlar alınmıştır.


“Uluslararası Kadın Birliği’nin 12. Kongresi’nin
Yıldız Sarayı’ndaki İlk Oturumu”




Kongre Atatürk’e teşekkür mesajı göndermiş, Atatürk tarafından da kongreye kutlama mesajı gönderilmiştir. Kongrenin bitiminde de çeşitli ülke temsilcilerinden oluşan bir grup kongre adına Atatürk’ü ziyaret etmiştir. Cumhuriyet hükümeti, Kongre için Yıldız Sarayı’nı tahsis etmiş ve delegelere her türlü imkânı sağlamıştır. Posta ve Telgraf İdaresi ise kongre hatırası olarak 15 çeşit pul bastırmıştır.

Kongreye katılacak Türkiye delegasyonu ise şu isimlerden oluşuyordu: Latife Bekir, Lamia Refik, Seniha Rauf, Efzayiş Suad, Nermin Muvaffak, Necile Tevfik, Dr. Pakize Ahmed, Leman Fuad, Safiye Hüseyin, Nebahat Hamid, Faika Nahid, Mihri Pektaş.

Kongre süresince gazeteciler yabancı delegasyonla çok sayıda söyleşi yapmış, ayrıca bazı delegeler de gazetelere demeç vermiştir.

Uluslararası Kadın Birliği’nin 12. Kongresi’ne katılan delegelerden bazılarının Türkiye, Atatürk ve Türkiye’deki kadın haklarıyla ilgili gelişmeler hakkında söylediklerinin bir bölümü şunlardır:


Neler Söylediler?


Uluslararası Kadın Birliği’nin ikinci başkan vekili Manüs:

“Bu seneki kongrenin İstanbul’da toplanışına çok sevindik. Çünkü Türkiye, kadınlık işlerinde en ileri safta yürüyen bir memlekettir. Biz Türk kadınlarının bütün faaliyetini kıskanarak ve takdir ederek çok yakından alâkâlanarak takip ediyoruz. Türk kadınına layık olduğu bütün haklar verilmiştir. İşte bu münasebetle gıpta uyandıracak haklara malik bulunan Türk kadınları arasında uluslararası kadınlık kongresinin akdedilmiş olması bizlere sevinçlerin en büyüğünü vermiştir.” (8 Nisan 1935, Cumhuriyet).

Avustralya murahhası (delegesi) Oliver:

“Bu sefer kongrenin Türkiye’de toplanacağını duyunca büyük bir sevinçle uzak yurdumdan yola çıkarak terakki ve inkişaflarının akisleri memleketimize kadar gelen yeni Türkiye’ye geldim. Bugün Türkiye hakkıyla bütün dünyanın nazar-ı dikkatini celbetmiş bulunuyor. Bilhassa kadınlık sahasında birçok Avrupa uluslarını geride bırakan son hamleleri bizi buraya getiren en büyük amil olmuştur....Bütün dünya kadınları Türk kadınının bugünkü hukukuna nail olabilirlerse muhakkak kendilerini bahtiyar addedeceklerdir.” (10 Nisan 1935, Cumhuriyet).

Avustralya delegesi Rischbieth:

“İstanbul kongresine iştirak etmek için 28 bin km. katettik. Bu suretle yeni Türkiye’nin inkişaflarına karşı dünyanın en uzak memleketlerinden bile ne kadar büyük bir âlâkanın mevcut olduğunu göstermek istiyoruz. Avustralya kadınları Türk kadınlarını candan tebrik ederler. Türk kadınının zaferi muhakkak bütün dünyada tesirini gösterecektir ve başka memleketlerdeki kadın hareketlerine kuvvet verecektir. Unutulmamalıdır ki, yolları erkekler yapar, fakat çocuklara yürütmeyi öğreten kadınlardır.” (16 Nisan 1935, Cumhuriyet).

Uluslararası Kadın Birliği merkez bürosunun umumi kâtibiKatherine Bompas:

“...Size bahşedilen haklar ve sizin hürriyetiniz bütün dünya kadınları için çok cesaret verici ve onların mücadelesinde onlara yardımcı bir kuvvet olacaktır. Devlet şefiniz gibi insanlığın en yüksek mertebesine erişmiş büyük bir dâhinin, bir memleket için terakkinin ancak o memleket kadınlarının umumi seviyeye yükselmeleriyle kabil olacağını anlamış olması, beynelmilel kadın davasını çok kolaylaştırmıştır.” (10 Nisan 1935, Cumhuriyet).

G. Lhermitte: “...Çok eski zamanlarda, feminizm davasını güden Fransız kadınları, haklarını inkâra kalkışan parlamento azasına, istihza (alay) maksadıyla; ‘Göreceksiniz!” derlerdi, ‘Bir gün gelecek ki, Türk kadınları bizden önce rey sahibi olacaklar.’ Keyfiyet bugün hakikat olmuştur.” (18 Nisan 1935 tarihli Cumhuriyet, “Feminizm kongresi” başlıklı yazıdan.)

LaLe isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
13 Üyemiz LaLe'in Mesajına Teşekkür Etti.