Tekil Mesaj gösterimi
Eski 22.07.12, 22:12   #1
Canan
Çiçekci kız

Canan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Mar 2011
Konular: 5418
Mesajlar: 24,445
Ettiği Teşekkür: 97377
Aldığı Teşekkür: 135792
Rep Derecesi : Canan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Kil Tabletlerden E-Kütüphanelere




Kil Tabletlerden E-Kütüphanelere



Kütüphanelerin mazisi yazının varlığı kadar eskidir. Eski çağ medeniyetlerde yazılı kil tabletlerin saklandığı odalar ilk kütüphaneler olarak addedilir. Romalıların yaktığı antik dünyanın meşhur ve muazzam İskenderiye Kütüphanesi de zamanının şahikası sayılır. İslam kültürüyle yayılan kitap merakıyla pek çok kütüphane kurulmasına ve kütüphanecilik geleneği oluşmasına ön ayak olmuştur.

Fakat dehşetli Moğol ve İspanyol istilalarında Endülüs’ten Türkistan’a kadar uzanan medeniyet merkezleri ve kütüphaneler yok edilir. Asırların birikimi Dicle nehrinin sularında mürekkep olur akar.




Romalılar tarafından yakılan İskenderiye kütüphanesinin temsili resmi


Bütün bunların yanında doğu toplumlarının her zaman kitaba ve yazıya tahakküm etmediği, bel bağlamadığı, kültürünü ve ananesini nesilden nesile aktarmak için kulağını ve dilini kullanmayı tercih ettiği de bir gerçektir. Sözlü gelenek dediğimiz bu anlayışta okumaktan çok dinlemek, hafızaya nakşetmek ve nakletmek esastır. Yüz yüze oturarak usta-çırak, şeyh-derviş, talebe-hoca ilişkisi içerisinde devreder kültür.

Bundan dolayıdır ki matbaa bazı toplumların hayatına girse de pek bir şey ifade etmez. Okumaktan çok, yüksek sesle okuyan birinin etrafından halkalanarak dinlemeyi seçer insanlar. Bu durum göçebe gelenekten gelen Türk kültürünün de en baskın özelliklerinden birisidir.




Kütüphane girişi.


19 asırda yaşam biçiminin yavaş yavaş değişmesiyle Kütüphaneler ve okuma zorunluluğu toplum hayatına girmeye başlamış, ancak burada da kütüphane hafız-ı kütüp denilen (kütüphanecinin) şahsiyeti ve bilgisi etrafında şekillenen müesseseler olmuştur. Basit memur değil zamanının birer entelektüeli olan bu insanlar hafızası kuvvetli âlim kişiler olur her kitabı içeriğine kadar tanır, dehalarıyla okuyucu ve araştırmacılara, cürmü küçük kadri büyük hizmetlerde bulunurlardı.




Meşhur hafız-ı kütüp İsmail Saib Efendi, müstear ismiyle Bursalı Mehmed Tahir


Fakat 21. asrın ferdiyetçiliği kütüphaneleri de vurdu. Kitaplar kütüphane raflarından bilgisayarlarımızın hard diskine taşındı. Bütün neşriyatı takip eden, kitapları tanıyan, içeriklerini sayfasıyla bilen hafızı kütüpler çoktan birer birer sahadan çekildiler. Onların yerini de CTRL + F tuşları aldı! Ama bilgi yaklaştıkça biz uzaklaştık, iştahımız kesildi beşeriyetçe! Oysa eskiden ne şevkle tırmalardık o rafları! Bize matbâ geç geldi derler, böyle olacaktıysa hiç gelmeseydi…




Kütüphane ve İnsan


Yinede hiç kuşkusuz yüzyıllar boyunca yazılan ve bugün basılan milyonlarca kitap elân kütüphaneleri dolduruyor. Bu hususta son yıllarda gelişen İSAM gibi bazı vakıf teşekküllerinin hizmetlerini de göz ardı etmemek ve hakkını teslim etmek gerek.

Bununla birlikte Osmanlılar ve öncesine ait eserleri okuyacak, anlayacak pek az kimse kaldığından, belki biraz da kitap ve bilginin teknoloji ile geçirdiği değişimden, yani fişe ve kabloya fazlasıyla güvendiğimizden herşey hercümerç oluyor.

Tarih ve Medeniyet.


__________________


Canan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
13 Üyemiz Canan'in Mesajına Teşekkür Etti.