Tekil Mesaj gösterimi
Eski 13.08.12, 12:26   #1
SerseriGezgin
Cehennem Yolcusu

SerseriGezgin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2011
Yaş: 33
Konular: 1428
Mesajlar: 7,290
Ettiği Teşekkür: 29582
Aldığı Teşekkür: 32354
Rep Derecesi : SerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Ruhsuz
Exclamation Ticarette kadın vücudunun sömürüsü - Metalaştıramadıklarımızdan mısınız?

Ticarette Kadın Vücudunun Sömürüsü: Metalaştıramadıklarımızdan mısınız?

Tüm canlılar, kendi tabiatlarını ve yaşamlarını sürdürmek için mücadele ederler. Bu mücadele, sadece yeteri kadar olan ile sınırlıdır. Avını ele geçiren bir aslan, kendisine uzun bir süre yetebilecek bir avı saklamak ya da sonraya bırakmak derdine düşmez. Doyduktan sonra diğer aslanlara, çakallara, akbabalara ya da daha türlü başka hayvanlara pay almaları için müsaade eder. Hatta oradan hemen ayrılıp bir uykuya dalar ve kimlerin paylaştığını bile düşünmez.

Peki ya insanoğlu aynı mıdır? Hayır; insanoğlu tüm canlılardan farklı olarak doyumsuzluk ile sınırlıdır. Doyumsuzluğun sınırı olamamasından dolayı da durma noktasını bilememektedir. İnsanlığın tarihini ne zaman izlesek elindekiyle yetinmek yerine hep daha fazlasını istediğini görürüz. İlk başta gelişimin ve ilerlemenin temeli olarak görülen bu aç gözlülük kimilerince iyi bir etmen olarak görülebilir. Bunu iyi kabul eden kimi kişi veya görüşlerin ‘hırs’ ve ‘gelişmenin temel yapısı’ olarak adlandırdıkları ‘aç gözlülük’ kötü yanlarını iyi yanları ile kapatan bir olgu değildir. Gelişim; aşındırmaya, aşağılamaya ve bir caniye dönüştüğü anda temel işlevini yitirir. Gelişim, kendisinin görünürde adına yakışır bir şekilde devam ettiğini ileri sürer. Fakat gerçek anlamda durum bundan farklıdır. Kapitalizmin çekirdeği olan bu aç gözlülük, büyüdükçe yöntemlerini de acımasızlaştırmış; insani, ahlaki ve erdemsel değerleri de kendi amacına giden bir yol için araç olarak kullanmıştır. Bu yöntemlerden birisi de erkek egemenliğindeki piyasayı kadın vücudunu kullanarak ele geçirmek ve kadını metalaştırarak; bir et ya da önemsiz bir eşyadan farkını yitirmesini sağlamaktır.

Sanayi devrimine kadar kendisini geliştirmek adına adayan insanlık maddi hiçbir çıkar beklemeden bilim, sanat, edebiyat gibi konularda gelişme ve ilerleme kaydediyordu. Ancak sermayenin etkisi altına almaya başladığı her alan kendisini para için var kabul etmeye başladı. Daha fazla para kazanmak için ise daha fazla üstünlük ve daha fazla üstünlük için daha fazla para ilişkisini keşfederek acımasızlığını ve para hırsını artırmıştır. Ancak para kazanmak için ise üretilen şeylerin pazarlanması gerekliliğini bilen burjuva sınıfı daralan piyasayı genişletmek için çeşitli yöntemlere başvurmuştur hâlâ da başvurmaktadır.

Öte yandan açılan pazarlarda da kendi üstünlüğünü sağlamak isteyen firmalar rekabet ortamından en yüksek karla çıkabilmek için en acımasız yöntemleri bu noktada da kullanmaktan çekinmemektedirler. Reklam ve pazarlama adı verilen bu sömürü çeşidi, Leo Huberman’ın ‘Sosyalizmin Alfabesi’nde çok sade ve açık bir dille anlatılan ‘Pazar arayışı’nın savaştan – yani emperyalizmden- sonra en büyük ve insanlık dışı kapitalist harekettir. ‘Daha fazla tüket’ mantığı ile insanlara savurganlığı empoze ederken etkileyici bir yöntem bulunması gerekirdir. Piyasa, ekonomi, politika ve diğer baskı ve güç etmenlerinin erkek egemenliğinde olduğunu bilen acımasız ve aç gözlü yeni sınıf, kadın vücudunun erkek için cazibesini kullanmaya karar verdiler.

Kadına cinsel özgürlük ve eşitlik sağladığı maskesi ile halkları kandıran bu yöntem, bunun tam tersi olarak kadını tarihte hiç olmadığı kadar aşağılamış ve kötülemiştir. Orta Çağ Avrupası ve cahiliye dönemi Arap yarım adası koşullarında insanlığı tartışılan kadın; kapitalist sisteme göre ise tartışılmasına gerek duyulmayacak kadar gereksiz bir metadır. Taşıma aracı olarak kullanılan araba reklamındaki kadın profili, cips, kraker, kola vs. gıda ürünlerinin kadın ile bilinçlere yerleştirilmesi hatta çıplak kadın vücudun üzerine giydirilmiş erkek gömleği reklamı bunları bize gösteren ilk örneklerdir. Güzellik yarışmalarında erkeklerden çok kadınların ön plana çıkması ve güzelliğin sadece seksüel açıdan bakılması kadını seks kalıbı içine hapsetmiştir. Büfe, market ya da mahalle bakkalı önüne kurulmuş gazete standındaki bilgi, kültür ve haberleri aktarmak ve analiz etmesi gereken gazetelerin dahi ilk sayfalarını kadın vücudunun kaplaması, aynı gazetelerde ‘arka sayfa güzeli’ anlayışının oluşması ayrı bir acıdır.

Kadın vücudunun sömürüsünü halka sıradanlaştırmaya çalışan emperyalist sınıf bunu moda, medya ve kültür adları ile başarmaktadırlar. Kadınların seks sunusunu yaptıklarında etkili olacaklarını iddia eden ve kıyafet tasarımlarını dahi buna göre yapan tekstilciler ile daha genç yaştakilere televizyonda ‘magazin’ ve ‘gençlik’ programları adı altında hem erkek izleyici kitlesi oluşturuyorlar hem yeni nesil için örnek gösteriyorlar hem de halklara normalleştiriyorlar. Ayrıca ‘gençlik dergisi’ adı altında yine karakter oluşumunu tamamlamamış olan genç beyinleri etkiliyorlar.

Popüler kültür ile bunlardan çıkar sağlayan, empoze eden ve normalleştiren kapitalizm, diğer yandan da kadına değer verdiğini hatta kadına verilen değeri artırdığını da iddia etmekten geri kalmıyor. Oysa sermaye ile çığ gibi büyüyen bilim, teknoloji ya da buna benzer alanlarda niçin kadınlar hala yok denecek kadar az? Neden her alanda eşit olduğu savunulan kadın yönetimsel anlamda pasifize ediliyor? Günümüz de kadının tanımından ‘seks’i çıkartırsak ne kalır? Gibi sorular kapitalizmin bu konudaki iki yüzlülüğünü ortaya koyuyor. Dostoyevski’nin daha 19. yüzyıl gibi eski bir tarihte dikkat çektiği bu hususlar yukarıda da bahsedilen ’empoze’ ve ‘normalleşme’ ile günümüz toplumunda anlaşılamıyor.

Öyle ki artık bir kadın bile için ölçüt daha fazla erkek tarafından beğenilmektir. Parfüm, makyaj malzemeler, kıyafet vb. ürünlerin reklamında aktarılan bu mesaj etkisi göstermektedir. Daha genç yaşlarda özgürlüğün tanımını yapan bir genç kız eğitim, düşünce ve inanç özgürlüğünden önce cinsel özgürlüğünü savunuyorsa bu kapitalizmin zaferinin göstergesidir.

Sonuç olarak; kadına değer verdiğini iddia eden kapitalist sistem, kadını meta hatta et olarak kullanan ve onu araç olarak görüyor. Aldous Huxley’in ‘Brave New World’de de Bernard Marx karakteri ile bize anlatmaya çalıştığı bu iğrenç ve kadını aşağılayıcı düzendir. Belki de bir makale ya da kitapta basitçe değil de ana konu olarak incelenebilecek bu konu biraz da kadınları uyanması ve kapitalizmin uzattığı ‘pembe gözlükler’i çıkarmaya bağlıdır. Bu uyanış sağlandığı gün kadın meta olmaktan çıkacak gerçek değerini kazanacaktır. Ancak günümüz piyasa ve politikalarında kadın sadece cinsel çıkar sağlanan bir et olarak gözükmeye hala devam ediyor ne yazık ki!

Enes GÖKSEL
Yalova Üniversitesi
Uluslararası İlişkiler Bölümü
__________________











Geçen zamanın cevapları, bugünün sorularına ışık vermiyor, geleceği de belirsiz kılıyor.

SerseriGezgin Şu Anda Forumda.   Alıntı ile Cevapla
12 Üyemiz SerseriGezgin'in Mesajına Teşekkür Etti.