Tekil Mesaj gösterimi
Eski 15.09.12, 03:11   #1
LaLe
Ne Mutlu Türküm Diyene

LaLe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2009
Konular: 2490
Mesajlar: 21,832
Ettiği Teşekkür: 88528
Aldığı Teşekkür: 127782
Rep Derecesi : LaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Huzurlu
Standart Nahide - Yarım Kalan Mucize



NAHİDE

Yakın tarihi anlamanın dayanılmaz hafifliği


Nahide - Yarım Kalan Mucize,
yakın tarihin izlerini günümüze taşıyor. Bu izler ki Türkiye’nin eğitim sisteminde bugün aranan cevaplar ve çözümlerle dolu! Oysa yakın tarihi anlamamak için dirençle dolu etrafımız… Bugün yaşananlarsa yakın tarihin kendisini ‘unutan’ halkından aldığı intikamdan başka bir şey değil! Tarihini bilmeyen halklar, geleceklerini kurmaktan yoksundurlar.

Hepsi bu!


Cumhuriyet kurulduğunda yurtta üçlü bir eğitim sistemi vardı: Bütünüyle din ekseninde olan mahalle mektepleri ve medreseler, bununla birlikte klasik bilimsel eğitim uygulayan idadiler, rüştiyeler ve öğretmen okulları; yabancı ve azınlık okulları. Bilindiği gibi Osmanlı’nın son dönemlerinde Emrullah Efendi, İsmail Mahir Efendi gibi bazı yetkililer köylü çocuklarının eğitimi için çalışmalar yapılmasını istemişlerse de sonuç pek başarılı olamamıştır.

Cumhuriyet’in ilanının ardından Mustafa Kemal Atatürk’ün öncülüğüyle eğitim konusunda ilerlemeler kaydedildi. 1935 yılında toplanan CHP Büyük Kurultayı, köye yönelik çalışmalara önem verme politikasını benimsedi. Atatürk, bu politikayı eğitim alanın yürütmek üzere eski kurmayı Saffet Arıkan’ı Milli Eğitim Bakanı olarak görevlendirdi. Bakan Arıkan, 1935 yılında İsmail Hakkı Tonguç’u Milli Eğitim Müdürü olarak atadı. Kısa bir süre sonra Arıkan görevini Hasan Ali Yücel’e devredecek ve böylece Köy Enstitüleri’nin görkemli tarihi bu güzel insanların omuzlarında yükselmeye başlayacaktı.

İsmail Hakkı Tonguç’un Köy Enstitüleri’nin temelini atarken “Köylü şuurlanacak şekilde eğitilmezse köylülerin arasına yeni kıymetler yayılmazsa inkılâp şehrin dışına çıkamaz ve kökleşemez. Cumhuriyet ilkeleri halka mal edilmeli. Bu sadece kitabi bilgilerle, realite ile ilgisi olmayan mevzuları tekrarlamakla gerçekleşemez. Meseleyi sadece basit bir köy okulu olarak ele almayarak, köyü canlandırma davası şeklinde teşkilatlandırmayı ve bunu belli yıllarda geçekleştirmeyi sağlayacak planları gerçekleştirmek gerekir,” düşüncesindir. Büyük bir eğitimci olan Tonguç, Köy Enstitüleri’nin açılışı, gelişmesi ve ilerlemesi alanlarında başarılara imza atar, o bütün Köy Enstitülü öğrencilerin Tonguç Babası’dır!

Hasan Ali Yücel, bu eğitim sistemine neden Köy Enstitüleri adını verdiklerini şu cümlelerle açıklar: “Biz, Köy Enstitüsünü sadece içerisinde kuramsal eğitim yapılan bir kurum olarak almadık. İçerisinde tarım sanatları, demircilik, basit marangozluk gibi uygulamalı faaliyetler de bulunduğu için ‘okul’ adıyla da anmadık, enstitü olarak isimlendirmeyi uygun gördük.”

İşte Köy Enstitüleri’nin sloganı da bu paragraf içinde kendini gösterir: İş içinde - işle birlikte - iş aracılığıyla…
Köy Enstitüleri, Ortaçağ’dan kalma eğitim sistemini yıkmak, köylerdeki yoksulluğu eğitim seferberliği ile ortadan kaldırmak, köylü çocuklarını beş yıl boyunca eğiterek kendi köylerine öğretmen göndermek amacıyla kurulmuş büyük bir atılımın adıdır.

Köy Enstitüsü öğrencisi Nahide Kahraman!


Erzurum Pulur Köy Enstitüsü 1942 yılında açıldı. Ancak gerçekler çoğu kez tarih sayfalarında yazıldığından farklıdır. 8 Nisan 1943 yılının sabahında kırık dökük bir kamyonun kasasında yolculuk eden kız çocuklarına kucak açan Ilıca İlköğretim Okulu ve Pulur Köy Enstitüsü’nün iki küçük binasıydı. Ortada ne hayallerini kurdukları büyük okulları vardı ne de bu okul binalarını yapacak insanlar!

Hayali kuran da Köy Enstitülerinin binalarını yapacak olan da bu yaşı küçük, yüreği büyük köylü çocuklarıydı. Öyle de oldu. Tüm yurda yayılan Köy Enstitülerinin binaları-derslikleri köy çocuklarının ve kızlarının elleriyle kardıkları kumlarla, büktükleri demirlerle, ördükleri duvarlarla inşa edildi.

Bu kitapta anlatılanlar karanlık gecelerde yolumuzu aydınlatan Zühre Yıldızı’nın -bir Köy Enstitülü öğretmenin- gerçek hikâyesidir.





LaLe isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
5 Üyemiz LaLe'in Mesajına Teşekkür Etti.