Tekil Mesaj gösterimi
Eski 25.09.12, 13:19   #1
Basakca
Yönetici

Basakca - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Aug 2009
Konular: 2209
Mesajlar: 13,401
Ettiği Teşekkür: 85359
Aldığı Teşekkür: 82599
Rep Derecesi : Basakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardırBasakca şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Ruhsuz
Standart Ozan, Kırşehir Abdalı, Bozkırın Tezenesi | Neşet Ertaş (1938-2012)








Neşet Ertaş türkü demek; binlerce yıldır söyleyen ve söylenecek olan... Neşet Ertaş bağlama demek; binlerce yıldır çalınan ve çalınacak olan...Kırk yıldır ismi türkü ve bağlama ile özdeşleşmiş Neşet Ertaş'ın yoksulluk, gurbet ve ayrılıklarla dolu hayat hikayesi...





Neşet Ertaş, (d. 1938 Çiçekdağı, Kırşehir - ö. 25 Eylül 2012, İzmir) Türk ozan. Abdal müzisyen olarak da tarif edilir. Bozkırın Tezenesi olarak da bilinir. Kırşehir Abdal'larındandır.

Babası saz ustası Muharrem Ertaş, annesi Döne Hanım'ın ilk çocuğu olarak Orta Anadolu bozkırlarının tam göbeğinde 1938’de Kırtıllar’da dünyaya geldi.


Muharrem Ertaş ve Neşet Ertaş (Kırşehir)




Annesinin erken ölümünden babası ve kardeşleriyle birlikte sonra köyüne yerleşmişlerdir ve çocukluğu bu köyde geçmiştir..

Ertaş, ilkokula gittiği yıllarda önce keman, sonra da bağlama çalmayı öğrendi. Babası Muharrem Ertaş ile birlikte yörenin düğünlerinde sazı ile çalıp sesi ile türküler söylemeye başladı

Daha televizyon bile ortada yoktu o zamanlar. TRT radyosunun mahalli sanatçılara söz verdiği program, yürekten çığlık olup, yürek parçalayan “Kalktı göç eyledi de Avşar illeri” uzun havasıyla başlardı.





Muharrem Ertaş’tı bu çığlığın sahibi; Anadolu Türkmen-Abdal müzik geleneğinin gelmiş geçmiş en büyük sesiydi. Oğlu Neşet Ertaş da onun yolunu takip etti karınca, kararınca. Köy köy, kasaba kasaba düğün-derneklerde saz çalıp hayatta kalma mücadelesi verdi baba-oğul.


Muharrem Ertaş (babası) ve Neşet Ertaş Kırşehir'de



Neşet Ertaş’ın müzik hayatı 6 yaşında, babasının peşinde yollara düştüğü günlerde başladı. Kendi deyimiyle “6 yaşından beri insan hizmetinde, gönül hizmetindeydi” o. Bir İstanbul biletine saz çalıp elde kısa sazı gurbete çıktığında yaşı 15’ti. Cebindeki 2,5 liraya Ankara’ya otobüs bileti aldı, çığırtkanlardan birine “param yok, İstanbul’a gideceğim” dedi. Kısa boylu, yüzünün yarısı yanık bir adamdı, “saz çal” dedi, o çaldı, çığırtkan müşteri topladı. Ver elini İstanbul. Sirkeci’de günlerce aç biilaç iş aradı.





Gramofon devriydi, elinde saz, kasketli, kara, kuru, inceden bir adam girdi içeri. Doğu İşhanı’nın üst katında bir odaydı, Behiye Aksoy’un plağını yapmış dinliyordu grup. Ne için geldin dediler, saz çalarım dedi. İşimiz bitsin de dinleyelim dediler. Orada bir bozlak çaldı, odadaki uğultu dindi, başlarındaki adam hemen bir kağıt uzattı, “Şurayı imzala, plak başına sana 25 kuruş vereceğiz” dedi. Dönemin ünlü plak yapımcısı Kadri Şençalar girdi içeri sonra. Ertaş’ı gördü, “Çalar bu” dedi. Bize çaldığını bir daha çal dediler, çaldı. “Neden garip garip ötersin bülbül deyi”, babasının bir bozlağıydı. Şençalar ağladı, elinden tuttu, dönemin ünlü pavyonu Beyoğlu Saz’a götürdü onu; “Size bir garip getirdim” dedi. İki plak okuttular. Pikaplar çıktı sonra, 45’likler başladı. 1960’lı yıllardı, paylaşılamıyordu plak şirketleri onu. Ankara’ya döndü sonra, dönemin büyük ozanları Mahmut Erdal, Müslüm Sümbül radyoya programa çıkıyordu, o da mahalli sanatçı imtihanına girdi, radyoda, haftada 15 dakika saz çalıp söyledi. Bir yapımcı bu grubu Almanya’ya götürdü sonra, gitmek istemedi ama baskıya dayanamadı, garipti, konsere gidiyoruz dediler, doğru stüdyoya. Oku bakalım dediler, 1,2,3,4,5 devam, 11, 12, 13, 15, tam 20 plak okuttular, sonra dönüyoruz dediler.

__________________
"Ey egosu boyundan büyük insan..
Bir gün ölüp toprak olacaksın. Bir tohum filizlenecek ot olacaksın, bir öküz seni yiyecek ve sıçtığı bok olacaksın.. Yani hep aynı kalacaksın."

Basakca isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
8 Üyemiz Basakca'in Mesajına Teşekkür Etti.