Tekil Mesaj gösterimi
Eski 02.10.12, 16:35   #15
SuskunKalem
Tam Üye

SuskunKalem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Sep 2012
Konular: 2
Mesajlar: 292
Ettiği Teşekkür: 1757
Aldığı Teşekkür: 1632
Rep Derecesi : SuskunKalem Karimasını arttırmak için doğru yerdeSuskunKalem Karimasını arttırmak için doğru yerdeSuskunKalem Karimasını arttırmak için doğru yerdeSuskunKalem Karimasını arttırmak için doğru yerdeSuskunKalem Karimasını arttırmak için doğru yerdeSuskunKalem Karimasını arttırmak için doğru yerdeSuskunKalem Karimasını arttırmak için doğru yerdeSuskunKalem Karimasını arttırmak için doğru yerdeSuskunKalem Karimasını arttırmak için doğru yerdeSuskunKalem Karimasını arttırmak için doğru yerdeSuskunKalem Karimasını arttırmak için doğru yerde
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Hapis Yatan Ünlüler & Suçları

Afie Jale'nin hayatına bir göz atalım isterseniz

Afife Jale 1902 yılında İstanbul'da dünyaya geldi. İlk Türk kadın tiyatro oyucusudur.Tiyatro sevgisiyle 1918'de, Türk ve Müslüman kadınlarının sahneye çıkmaları yasak olan bir dönemde Darülbedayi'ye (Şehir Tiyatroları) alınmak üzere açılan sınava girer.Prof. Metin And, Türk Tiyatrosu Tarihi kitabında o dönemi şöyle anlatır. "1920 yılında Darülbedayi, Hüseyin Suat'ın "Yamalar" adlı oyununu Kadıköy'deki Apollon Tiyatrosu'nda sahneye koyuyordu.

Bu oyunda Emel adlı kızı oynayan Eliza Binemeciyan topluluktan ayrılıp yurt dışına gittiği için bu rolü yüklenecek bir bayan aranıyordu, bu rol için seçilen Afife, "Jale" takma ismiyle Kadıköy'de Apollon Tiyatrosu'nda sahneye çıkar.O tarihi geceyi, altı yıl sonra Refik Ahmet Sevengil'e anlatırken "Hayatımda mesut olduğum ilk gece..." diyordu; "Sanatın, ruhuma verdiği güzel sarhoşluk içinde idim. O piyeste güzel bir sahne vardır; ağlama sahnesi... Orada taşkın bir saadetle ağladım. Sahiden ağladım... Alkış, alkış, alkış... Perde kapandı; açıldı, bana çiçekler getirdiler. Muharrir Hüseyin Suat bey, kuliste bekliyormuş; ben çıkarken durdurdu; alnımdan öptü: "Bizim sahnemize bir sanat fedaisi lazımdı; sen işte o fedaisin." dedi. şeklinde konuşmuştu.

Afife Jale Nezihe Araz'ın kaleminden şöyle sesleniyor. "Beni acıyarak değil, düşünerek severek, kucaklayarak hatırlayın. Tiyatro varsa ben varım" inancı ve aşkıyla yaşıyordu Afife, "Olmak ya da olmamak" işte gerçek buydu onun için.O dönemde müslüman kadınların sahneye çıkması yasaktı ve polis baskınları yapılıyordu.

Afife Jale bu polis baskınlarının ilkinde arkadaşlarınca kaçırılmışsa da daha sonra sokakta polisce yakalanarak karakola götürülür. "Dinini, milliyetini unutan sen misin?" diye hırpalanır. Aile içinde babası da onun tiyatrocu olmasına karşıdır. Babasının gözünde Afife artık kötü kadındır. Evden de ayrı yaşamak zorundadır. Bu arada Darülbedayi'deki ücretli görevine de son verilir. Güvencesiz ve parasızdır. Önüne geçilmeyen şiddetli baş ağrıları başlar. Hekimi morfinle tedavi yoluna giderek büyük bir yanlışlık yapar. Bunun sonucu Afife artık bir morfin bağımlısıdır. Bu nedenle yaşamının son yıllarını Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nde geçirir ve 39 yaşındayken burada ölür.

Günümüzde, bir şirket tarafından düzenlenen ve gelenekselleşmiş hale gelen Afife Tiyatro Ödülleri, sanatçının anısına her yıl düzenlenmektedir.
__________________
Lisânı ağızda olanı değil, lisânı gönülde olanlara yâr et bizi...
Tebessümü simâsında olanı değil, tebessümü gönülde olanlara kat bizi...
Aşkı tende sananı değil, aşkı ruhunda can bilenlere arat bizi!..
Mevlana...

SuskunKalem isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz SuskunKalem'in Mesajına Teşekkür Etti.