Tekil Mesaj gösterimi
Eski 16.11.12, 18:53   #50
Mediter
Uzman Üye

Mediter - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Apr 2012
Konular: 295
Mesajlar: 2,410
Ettiği Teşekkür: 34734
Aldığı Teşekkür: 14818
Rep Derecesi : Mediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Cevap: TSK askeri liselerde din dersine 'evet' dedi

Banemin'in de yazdığı gibi;
Anayasamızın (değiştirilemez, değiştirilmesi teklif edilemez) 2. maddesinde yazdığı Demokratik, Laik Türkiye Cumhuriyeti' devletinin, laiklikten sapmasını konuşuken konu kişilerin dini inancına kayarak çığırından çıkıp tam birr kör döğüşüne döndü.

Laiklik ve demokrasi konularını tam olarak anlayıp, benimsemedikten sonra ortak bir fikre varabileceğimize inancım kalmadığı için tartışmayı burada kesiyorum, daha fazla uzatmak gereksiz.

Devletin din eğitimi vermesini savunan arkadaşlar (bu durumun laikliğe ve demokrasiye aykırı olduğunu bilmeseler bile) devletin dini eğitim vermesini istemeyenlerin ,karşı çıkanların olduğunu, üstelikte istemeyenlerinde vergilerinden kesilen devlet parasıyla onların karşı çıkmalarına rağmen hala ''Verilsin!'' demenin demokrasiye aykırı olduğunu belki anlatabilirim ümidiyle;

Sadece Cumhuriyet ve demokrasi kavramları üzerinde daha önce yazmış olduğum bir yorumumu alıntılayacağım, bakarsın bir okuyan olur.


Alıntı:
Orjinal Mesaj Sahibi Mediter Mesajı göster
Cumhuriyet, hükümet başkanının, halk tarafından belli bir süre için ve belirli yetkilerle seçildiği yönetim biçimidir. Egemenlik hakkının belli bir kişi veya aileye ait olduğu monarşi ve oligarşi kavramlarının zıttıdır.

Demokrasi, tüm üye veya vatandaşların, organizasyon veya devlet politikasını şekillendirmede eşit hakka sahip olduğu bir yönetim biçimidir. (Alıntı Wikipedia)

Monarşi: Saltanat,krallık ,tek kişilik hakimiyet (Mutlakiyet)
Oligarşi: Belli bir zümre,topluluk veya ailenin hakimiyeti (Mutlakiyet)

Çağlardır Mutlakiyet ile yönetilen insanoğlu, 1789 Fransa Devrimi ile Mutlakiyet Yönetimine son vermiş, (belli süreler içinde) kendisini yönetecek yöneticisini kendi seçmeye başlamıştır.

Günümüzde (çağdışı kalmış) Mutlakiyet yönetimi ile yönetilen ülke (birkaç Afrika kabilesi ve Ortadoğu Emirlik ve Sultanlıkları haricinde) yok denecek kadar azdır.
Hala Dünya üzerinde Mutlakiyet isteminde olan (az sayıda kişiler) bulunsa da hemen hemen tüm insanlığın ortak paydasıdır, CUMHURİYET.

Asıl önemli olan CUMHURİYET’İN içinin nasıl doldurulduğudur.

Kısacası Cumhuriyet; Yöneticinin nasıl seçildiğidir.Nasıl Yönettiği değil.

Cumhuriyet yönetimi olan bir ülkede çağdışı yönetimler de olabilir, Demokrasi de…

Geçmişte, Dünya’yı yakıp yıkan (Faşist) Hitler Almanya’sı da Cumhuriyetle yönetilmekteydi, Kominizm ile Yönetilen (Kominist) Sovyetler Birliği de, günümüzde (Şeriatla yönetilen) İran, Geçmiş Irak, Libya ve Günümüz Suriye Dikatörlükleri Cumhuriyetle yönetilmektedir.

Yukarıdaki örneklerden de anlaşılacağı gibi; Cumhuriyet yönetimlerinde halk seçse dahi, iktidarı ele geçiren çoğunluğunu baskı aracı olarak kullanarak, halkı etkilemekte, sindirmekte veya kandırmakta (gizli bir) mutlakiyet,monarşi veya dikta uygulayabilmektedir.

İnsanoğlu Cumhuriyet yönetimin tek başına bir değer ifade etmediğini fark etmiş ve Cumhuriyet yönetiminde çoğunluğu ele geçiren yönetimlerin, mutlakiyet gibi baskı yoluna giderek bireyin ve azınlığın hak ve özgürlüklerini sınırlayıp, gasp etmemesi için DEMOKRASİ kavramını geliştirmişlerdir.

Demokrasi kavramına yeni anlamlar yükleyip, kişinin inkar edilemez evrensel insan haklarının korunmasını garanti altına alınmasını istemişlerdir. Demokrasilerde Cumhuriyet yönetimi ile %99 seçmenin oyunu almış bir kitle, %1 i yokmuş gibi farz ederek onun yaşam tarzına ve tercihlerine baskı uygulayamazlar.

Bu nedenle de, ülkemiz için de, tüm Dünya için de bir İDEALDİR DEMOKRASİ, Ülkemizi ele alırsak, 88 yıllık Cumhuriyet tarihimiz de, tam anlamıyla Demokrasiye kavuşmuş olduğumuzdan söz edilemez. Türkiye de, Cumhuriyet ve Demokrasi kavramları o kadar yanlış kullanılarak içi içe karıştırılmıştır ki; sıradan halk sadece Askeri darbe dönemlerinde Demokrasiden uzaklaşıldığı yanılgısına düşmüştür.

Oysa 1950 Menderes günümüz Erdoğan hükümetleri dönemlerinde, Askeri darbe dönemlerinde daha da fazla Demokrasiden uzaklaşılmış, karşıt kişi ve kuruluşlar baskı ve zulüm ile sindirilmeye çalışılmıştır.

Askeri darbelerde, müdahale edilen seçimle yönetimlerdir ki, Cumhuriyet yönetimine müdahale söz konusudur. Tabiî ki daha sonra da hak ve özgürlüklere de müdahale edilerek Demokrasi ortadan kaldırılmıştır.

Ülkemizde en Demokratik Anayasa ve dönem; Menderes dönemi sonunda 1960 Askeri Darbesi tarafından hazırlanmış olan 1961 Anayasası’dır.

Öyle ki, zamanın başbakanı Süleyman Demirel döneminde, 1961 Anayasasının aşırı özgürlükler verdiği ifade edilerek, ‘’1961 Anayasası bize bol geliyor.’’ Deyişini dilimize yerleştirmişler, ellerinden geldiğince hak ve özgürlükleri kısıtlamışlardır.

1961-1970 Yılları arası Türk Cumhuriyet tarihinin en Demokratik dönemleridir.

Bireylere bir çok demokratik hak ve özgürlükler vermesi nedeniyle, 27 Mayıs Hak ve Hürriyetler (Özgürlükler) Bayramı olarak yıllarca kutlanmış. Bu derece Demokratik Anayasa’yı içlerine sindiremiyen baskıcı,siyasi ve askeri çevrelerce 1969-1970-1971-1972’li yıllarda zamanın hükümetlerine Muhtıralar (uyarı-tehdit) vermiş Demokrasi’den hak ve özgürlüklerden geri adım atılmasına yol açmışlardır. Deniz Gezmiş ve Arkadaşlarının idamı da bu Demokrasi dışı baskının sonucunda olmuştur.

Nispeten daha Demokratik ve Özgürlükçü 1961 Anayasa’sı, Kenan Evren tarafından yapılan 1980 Askeri darbesi ile ortadan kaldırılmış, 27 Mayıs’ın, Hürriyet ve Anayasa Bayramı olarak kutlanmasına son verilmiş, 1980 yıllarına kadar tüm okulların kütüphanelerinde bulunan (Menderes Döneminin) Aydınlar, gazeteciler ve üniversite öğrencilerine uyguladığı Demokrasi dışı baskıyı anlatan ve görüntüleyen kitaplar toplatılmış ve yakılmış, böylece Menderes dönemindeki baskılar yeni yetişen genliğin gözünden saklanmıştır.

1980 Askeri darbecilerince hazırlatılan, 1982 Anayasası, sivil halkın bir çok hak ve özgürlüklerini almış bir çok sendika ve derneği kapatarak yöneticilerini yargılamış, mal varlıklarına el koymuş, sürgünler ve işkenceler uygulamıştır. Yeni çıkardığı yasalarla da (sendikalaşmayı, dernek kurmayı, fikir ifade edilmesini, gösteri yapmayı, gazete ve dergi çıkarma gibi) bir çok demokratik hak ve özgürlüğü yok etmiş, baskıcı ve Demokrasi dışı bir Anayasa’dır.

Günümüzde hala bu Anayasa kullanılmakta, Çoğunluğu ele geçirmiş olan AKP hükümeti, sadece kendi ve yandaşlarının düşünce ve örgütlenmelerine getirilen yasakları kaldırmakla yetinmekte, milletvekili çoğunluğundan aldığı güç ile karşıt kişi ve parti üyelerine, derneklere, aydınlara,sanatçılara baskılar uygulamaktadır.

Bu uygulamalarına karşı çıkan askeri veya sivil kişi ve partileri de, ‘’Biz çoğunluğun oyunu aldık, Egemenlik Milletin değil midir? Karışamazsınız. İstediğimizi yaparız!, Bizim arkamızda halk var.’’ Gibi sloganlar atarak, Bazı komutan ve aydınların, Seçimle gelmiş bir yönetime (AKP) karşı oldukları için, onları Darbe Diktatörlüğü yapmakla suçlamakta, Seçimle gelmiş bir çoğunluğun her istediğini yapmasının DEMOKRASİ olduğu gibi bir safsatayı halka tekrarlamaktadırlar ki, çoğunluğun her istediğini yapması Demokrasi değil, tam dersine Demokrasiye aykırıdır.

Oysa, kendi siyasi düşüncesi dışındaki hiçbir siyasi parti, dernek, kuruluş,aydın,medya gruplarına söz hakkı vermediği gibi, onları her türlü ekonomik ve siyasi baskı ile sindirme, yok etme yoluna gittiği için, asıl Demokrasi dışı Diktayı AKP uygulamaktadır. Çünkü Demokrasilerde, fikir açıklama,dernek kurma, sendikaya veya derneğe üye olma, izin almadan gösteri yapma, pankart açma en temel haklardan birisidir, günümüzde ise AKP karşıtı bir çok dernek ve sendika (Atatürkçü Düşünce Derneği, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, KESK, Eğitim İş, Eğitim Sen gibi) baskı altındadır.

Uzun uzadıya yazılmış yorumların okunmadığını varsayarak yorumumu daha fazla uzatmak istemiyorum, Yoruma gelebilecek eleştiri veya sorularla belki konu biraz daha açılarak anlaşılabilir.

Cumhuriyet yönetimlerinde çoğunluğun seçtiği kişiler iktidar olacağı için ,çoğunluğun korunmaya gereksinimi yoktur, çünkü zaten onlar iktidardır ve dolayısıyla erk onlardadır.

Cumhuriyetlerde korunması gereken azınlıkta olanlardır. Bir kişi dahi olsa onun hak ve özgürlüklerinin korunmasının yoludur Demokrasi.

Oysa günümüz de görüyoruz ki, azınlık inançlarına veya tercihlerine hiç değer verilmediği gibi baskı uygulanmaktadır. (dini inanç veya inançsızlık, içki,sigara, internet, giyim, yaşam ve Tüm inanç veya inançsızlardan kesilen verginin tek bir dini inanca aktarılması gibi)

Kısacası Türkiye’miz de, (arada darbe nedeniyle kesintiler olsa da) 88 yıldır Cumhuriyet vardır. Ama Demokrasi (tam anlamıyla) hiçbir zaman olmamıştır. Günümüzde de, AKP hükümeti (bir taraftan demokratikleşme maskesi takınarak) gittikçe Demokrasiden uzaklaşmakta, elegeçirdiği yargıyı kullanarak karşıtlarını zindanlara atıp, ölümlerine yol açmakta, gittikçe daha da baskıcı (acımasız) bir siyasi diktaya dönüşmektedir.
__________________
Mediter isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz Mediter'in Mesajına Teşekkür Etti.