Tekil Mesaj gösterimi
Eski 28.11.12, 11:30   #51
Mediter
Uzman Üye

Mediter - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Apr 2012
Konular: 295
Mesajlar: 2,410
Ettiği Teşekkür: 34734
Aldığı Teşekkür: 14818
Rep Derecesi : Mediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Sen misin Piknikte Rakı İçen!

Alıntı:
Orjinal Mesaj Sahibi Ferman Mesajı göster
Yeni gördüm bunu yazına sonradan eklemişin, ben alkol almıyorum ve Atatürk'cüyüm olamaz mı ?

Ayrıca Atatürk'ün genç yaşta ölüm sebebi şiroz hastalığıdır. Şiroz'unda en büyük nedeni alkoldür. Madem Atatürk'ü çok seviyorsun alkolede karşı olman lazım değil mi ? :S

Alkol almadan da Atatürkçü olabilirsin tabi ki, üstelik de çok doğru yapmış olursun ama:
Sen almıyorsun diye, diğer alkol alanları çarmıha germek, meslekleriyle (hayatlarıyla) oynamak hakkını veya onların kimseye rahatsızlık vermeden eğlenmelerini (dini nedenlerle çekemeyip) bu kişileri sindirme yolunu seçenleri destekleme, tepki göstermemeyi hiç bir Atatürkçü yapamaz.
''Atatürk'te içerdi!'' diye söylemem onun içmesini onaylamam anlamında değil, içme özgürlüğü olduğunu vurgulamam anlamındadır.
Atatürk de, bizim baş öğretmenimizdir.
Toplantı ve yemeklerde rakı içerdi.
Günümüzde yaşasaydı, kötü örnek oluyorsun diye dava mı açmamız gerekiyordu?

Daha önce yazdığım bir yorumu aşaıya alıntılıyorum. Belki daha iyi anlarsınız.
Alıntı:
Orjinal Mesaj Sahibi Mediter Mesajı göster
Öncelikle içkiliyken taşkınlığı ve suçu yapan içki değil, içenin kişiliğidir.
Avrupa ülkelerinde bizden kat kat daha fazla (neredeyse her aile her öğün sofralarında) içki tükettikleri halde içkiye dayalı suç oranları düşüktür.

Boş verelim Avrupa ülkelerini de yurdumuza gelelim.
(Senin yaşınının küçük olduğunu tahmin ediyorum, o nedenle bilemezsin)
Ama ailen içindek, 60-70-80 yaşlarında olanlara sorarsan sana anlattıklarımın gerçek olduğunu söyleyeceklerdir.


Ülkemizde 1975 li yıllara kadar, düğünler açık alanlarda yapılır.
Davetliler için ilk alınan kasalarla rakı olurdu.
Konuklar mahallelerin boş arsalarına konulan masalara alınır,
tüm davetliler düğün süresince içebildikleri kadar içer eğlenirlerdi.
Türkiye'deki tüm park işletmelerinde
(açık veya kapalı) içki ve bira serbestti.

Düğünlerde pek fazla taşkınlık olmazdı.
Sadece düğünlerde değil günlük yaşamda da hırsızlık,taciz, tecavüz,cinayet, çocuk hırsızlığı gibi adi olaylar pek fazla olmazdı.
Evler şimdiki gibi, güvenlikli değildi, pencerelerde de demir parmaklıklar yoktu, insalar birbirini sever sayardı.
Komşuluk ilişkileri akrabalıktan da ileriydi.

Koca Türkiye'de bir cinayet işlenirse, bu hemen destan ismi verilen tek sayfalık bir kağıda basılır, destancılar mahalle mahalle ''Karısını kesen vahşi adamın hikayesi!'' veya ''Sevgilisine kaçan kızın vuran acımasız babanın vahşeti!'' gibi sözleri acıklı bir ses tonuyla haykırarak tek sayfalık destanı satar, halkta hayretle ''Nasıl böyle bir olay olur?'' düşüncesiyle alır destanı herkese okurlardı.

Bu sözünü ettiğim yıllarda (su gibi) içki içiliyordu tüm lokantalar içkiliydi.
Ama insanlar sabahlara kadar parklarda dolaşır,
çocuklarda sabahlara kadar yollarda oynarlardı.
Herkes birbirine güvenirdi,
iş yerlerinin kapılarında kilit bulunmazdı.


1975'li yıllardan sonra Amerika, Komünist Sovyetler Birliğinin Güney denizlerine inmesini engellemek için Yeşil Kuşak Projesi adı verilen bir plan uygulamaya başladı.
Plana göre, Sovyetler Birliği'nin güneyinde yer alan ve 1975 li yıllara kadar LAİKLİKLE YÖNETİLEN, Afganistan, Pakistan, İran ve Türkiye'de İslami akımlar desteklenerek bu ülkelerde İslamcı iktidarlar kurulacaktı,
Dinciler , Komünizme karşı olduğu için Afganistan, Pakistan, İran ve Türkiye'de kurulacak din devletleri, Sovyetlerin önünde barikat olacaktı.

Bu plan Amerika tarafından uygulamaya konuldu, iç çatışmalarla, suikastlarla Afganistan,Pakistan, İran laik yapıdan uzaklaştırıldı.

Türkiye'de de 1975 yılından sonra dini yayma konusunda büyük gayretler sarfedildi, parasıl kaynağı nereden olduğu belli olmayan gazete ve dergiler yıllarca kapılara kadar gelinerek bedava dağıtıldı,
İmam Hatip atakları yapıldı,
İçki satan yerler baskı altına alındı, sürekli dincilik empoze edildi.
Bu kadar baskı yeterli olmayınca 1980 askeri darbesi dinci kesim dışında kalan solcu ve ülkücü kesimi tüm okullardan ve devlet kadrolarından sildi.
Meydanın dincilere kalmasını sağladı.

Amerikancı darbe üzerine yine Amerikancı ve dini siyasete alet eden Turgut Özal hükümeti eklenince Türkiye laiklikten iyice uzaklaştı.

Yine çok uzatmışım, Okumayacağını varsayarak kesiyorum.
Senin anlayacağın suç ile içkinin pek fazla alakası yoktur.
Sistemin kişiyi nasıl yetiştirdiği önemlidir.
Öyle insanlar vardır ki? Değil içince etrafını rahatsız etmek tam tersine Dünya tatlısı olurlar.

Eğer diyorsan içkili insanın ne yapacağı belli olmaz yinede yasaklansın.
O zaman bende sana sorarım, AKP tehlikeli olur diye içkiyi yasaklamaya çalışırken silah edinme yaşını neden düşürürde silahlanmayı körükler.

Tabanca içkiden daha mı tehlikesizdir?

Neyse, sen doğrusunu bilirsin...
Bizim aklımız ermez bu konulara...
__________________
Mediter isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
11 Üyemiz Mediter'in Mesajına Teşekkür Etti.