Tekil Mesaj gösterimi
Eski 01.12.12, 20:38   #1
LaLe
Ne Mutlu Türküm Diyene

LaLe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2009
Konular: 2490
Mesajlar: 21,832
Ettiği Teşekkür: 88528
Aldığı Teşekkür: 127782
Rep Derecesi : LaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Huzurlu
Standart Çin İmparatorunun Son Harem Ağası | Sun Yaoting

Çin'in Son Harem Ağası | Sun Yaoting





Sun Yaoting, Çin İmparatoru’nun yaşlı ve çok zengin olmuş harem ağasıyla tanışıp onunla sohbet ettiğinde 1911 yılının sonbaharıydı. İşte o gün Sun, ayni yolu izlemeye karar verdi ve babasından –tarihte “Son İmparator” olarak anılan- İmparator Puyi’nin hizmetine girebilmesi için kendisini hadım ettirmesini istedi. Bu çok önemli bir karardı. Çinliler, hadım etme işlemini, Osmanlıların aksine, tüm üreme organlarını keserek yaparlardı. Bu operasyon son derece acı verici bir operasyon olduğu kadar, sonunda yaşam boyu hüsran, zayıflık ve bunalımlara yol açardı.


Sun, bunların hiçbirinden yılmadı. O gün geldiğinde, tamamen soyundu ve sakin bir şekilde yatağa uzandı. Babası el ve ayaklarını sıkıca yatağa bağladı ve son derece keskin bir ustura ile bir hamlede operasyonu tamamladı. Bir kaç saniye ve bir kan seli içinde Sun, hadım edilmişti. Kanamayı durdurmak için yara üzerine öğütülmüş acı biber tohumu serpilerek yağlı kumaşlarla bandaj yapıldı.

Küçük Sun, üç gün komada kaldı. Sekiz hafta boyunca yattığı yerden kıpırdayamadı. Duyduğu büyük acı yüzünden aylarca da yürüyemedi. Ama sonunda kendini toparladı ve “Yasak Şehir”deki imparatorluk sarayına katılabilmek için heyecanla beklemeye başladı.





İmparator Puyi’nin 1000’in üzerinde harem ağası vardı. Hepsi de çok itibarlı olan harem ağalarının büyük kısmı da çok etkindi. İmparator sarayın iç bölümünden nadiren çıktığından, harem ağaları, bürokratik kadrolar ve dış dünya ile imparator arasında bağlantı sağlayan çok önemli bir aracıydı. Puyi hatıratında, gece gündüz yanında olan bu “köleler” için şöyle yazar;

“Yemek yerken ve uyurken başımda beklerlerdi. Beni onlar giydirirler, derslerime giderken yanımda yürürlerdi. Bana hikayeler anlatırlardı, beğendiğimde mükafatlandırır, beğenmezsem döverdim. Asla yanımdan ayrılmazlardı. Onlar benim hem kölelerim, hem de ilk öğretmenlerimdi.”

Sun’ın arzuladığı yaşam böyleydi: Güç ve etkinlik sahibi olabilmek için, daima imparatorun yakınında olmalıydı. Tam iyileşmesinin ertesinde Sun onu temelden sarsacak bir haber aldı: İmparator çekilmiş, imparatorluk kadroları dağıtılmıştı. Sun, boşu boşuna hadım olmuştu. Ancak, hanedan tamamen ilga edilmemişti bu da Sun’a bir ümit vaadediyordu. Önce İmparatorun amcalarından birinin yanında iş buldu, daha sonra da İmparator Puyi’nin karısı için çalışmaya başladı.

Uzunca bir süre sadakatle imparator ailesine hizmet etti. 1932’de Japonların kurduğu Manchukuo Japon Kolonisi’ne kukla İmparator olarak yerleştirilen Puyi ve ailesiyle birlikte Mançurya’ya gitti. İmparator ailesinin pek çok gizine ortak oldu. İmparator’un gerdek gecesi karısıyla yatmayı reddettiğine ve Puyi’nin, hoş bir kıza benzeyen, çok güzel bir yüzü ve cildi olan, harem ağası ile olan ilişkilerine tanıklık etti.

Sun, İmparator’un diğer harem ağalarına gore çok şanslıydı. Pek çoğu beş kuruşsuz saraydan atılmışlardı. Büyük kısmı toplumdan dışlandı, bir çoğu intihar etti. Kalanlar da ancak Pekin’in manastırlarına sığınabildiler.

1949 yılında Komünistlerin iktidara gelmesiyle Sun’ın yaşamı da olumsuz etkilendi. Harem ağalarından çekinilen ve saygı duyulan günler sona ermişti. Artık onlar feodal Çin’in modası geçmiş kalıntılarıydılar. Bu arada, Kültür İhtilali döneminde, Sun en değerli “hazine”sini – salamura edilmiş üreme organlarını kaybetti. Harem ağaları onları daima bir kavanoz içinde saklar, ve öldüklerinde birlikte gömülürlerdi. İnanışa göre bu uygulama onların bir dahaki yaşamlarına “tam erkek” olarak dönmeleri için gerekliydi. Ancak, ihtilalde Sun’un organları alelade bir çöp gibi atılmış ve bu onu hüngür hüngür ağlatmıştı.


Sun, bu olaydan sonra elli yıl daha yaşadı ve 1996 yılında, 94 yaşında öldü. “Hazine”sini kaybının acısını asla unutamadı. Öldükten sonra, ya köpek ya da kedi olarak geri geleceğini düşünürdü.

Kaynak


Mançu Hanedanının Son İmparatoru | Puyi (1906-1967)

Detay Konu için TIKLAYIN


LaLe isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
5 Üyemiz LaLe'in Mesajına Teşekkür Etti.