Tekil Mesaj gösterimi
Eski 15.12.12, 16:50   #2
LaLe
Ne Mutlu Türküm Diyene

LaLe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2009
Konular: 2490
Mesajlar: 21,832
Ettiği Teşekkür: 88528
Aldığı Teşekkür: 127782
Rep Derecesi : LaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardırLaLe şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Huzurlu
Standart Cevap: Japon Savaşçı Sınıfı Üyeleri | Samuraylar

  • Kişisel Gelir ve Yaşam Koşulları
Samuraylara hükümdarları tarafından (Daimyo) bir nevi maaş gibi sabit olarak yıllık bir pirinç miktarı veriliyordu (Koku): 1 Koku = 10 To (To, birim) = 173,865 Litre. Koku miktarı, Samurayın statüsü, aile ilişkisi ve kişisel kazancına göre değişiyordu. Çok varlıklı olmayan Daimyo’nun yıllık en az 10.000, varklıklı olanın ise 100.000 'in üzerinde Koku pirinci oluyordu. 1 Koku günümüzle karşılaştırma yapılırsa alım gücü; 1 Koku = yaklaşık 100 Euro

1865 yıllarında, Yamagata gibi yıllık 70.000 Koku kazancı olan ufak hükümdarlıklarda (Han), yüksek askeri, ya da kamu hizmetinde görevli olan bir samuray birkaç bin Koku alabiliyordu. 1200 Koku’su olan bir samuray zengin olarak kabul ediliyordu. 400 Koku’su olan bir aile varlıklı sayılıp, güzel bir evde, süslü bahçesi ve birçok hizmetçisi ile saygın bir hayatı oluyordu. 150 Koku’su olan bir samuray bile maddi olarak güvende oluyordu.

50 Koku’su olan samuray (rütbesiz asker ya da düşük dereceli kamu hizmetlisi) diğer samuraylar gibi vergi ödemediği ve efendisi tarafından konaklaması karşılandığı halde, istikrarsız biri olarak sayılıyordu. Yaşadıkları evler mütevazi Samuray-sıraevleriydi. Bunlar; etrafı çevrili müştemilatı olan ufak evlerdi. Muhtemelen sadece bir yardımcı ile ektiği sebze bahçesi vadı. Eğer ki samuray evli ve çocuk sahibi ise, bu şartlar altında yoksulluk ve borç riski çok fazlaydı. Uzun süreli bir hastalık durumunda, Koku gelirinin bir kısmına el koyulabiliyor, net geliri 30 Kokuya kadar düşebiliyordu. Yeterli giyim ve yiyecek alma durumu imkansız hale geliyor, aile bireyleri ev işlerine ya da para kazanabilecekleri başka işlere gidiyorlardı. Bu şartlarda yaşayan bir samurayın yaşantısı ufak bir çiftçinin yaşantısıyla aynı denilebilinirdi.

Her samuray için efendisiz ve parasız Ronin olma tehlikesi vardı. Gözden düştüğünde ya da efendisi öldüğünde kendine yeni bir efendi bulamadığında, samuray ailesi kendine yeni bir ekmek kapısı bulana kadar yıllarca ordan oraya göc ederdi.

Samurayların Zırhları ve Kullandıkları Silahlar - 1860



  • Dinleri
Hemen hemen her samuray Budizme bağlıydı ama çoğunlukla da insanlara ve hayvanlara acı çektirerek kutsal kurallara karşı aykırı davranıyorlardı. Birçok samurayın tıpkı Avrupalı şövalyelerin Hıristiyanlık'la olduğu gibi Budizm’le benzer ilişkileri vardı. Hatta bir Ronin samuraylıktan uzaklaşmış olsa bile inancına hala devam edip, dinini muhafaza ediyordu. Bazı samurayların Gotama Buda’ya olan saygılarından dolayı, düşmanlarını affettiği söylenir. Kamakura Döneminde samurayları etkileyen iki Budist okulun açılmasıyla Japonya’da yeni bir din dönemi başlamıştı. Japon imparatoru birçok samuray tarafından yaşayan tanrı olarak kabul edilirdi, ama bu Budizme olan inançlarını etkilemiyordu. Bugün bile Budist inancı samuray okullarında öğretilir.

Boshin Savaşları'na Katılmaya Hazırlanan Samuraylar - 1860






  • Die Meiji-Restorasyonu
1867’de, Meji Restorayonu esnasında Choshu ve Stasma Beyliklerinde imparatora sadık olan samurayların Bakufu silahlı kuvvetlerini mağlup etmeleri, samurayların son ihtişamlı anlarıydı. İmparator Meiji (asıl adı Mutsuhitoü 1854-1912) samuray satüsünü daha modern ve batı odaklı bir ordu haline getirdi ve sadece subayların Katana taşımasına izin verdi. Samuray seviyesi Shizoku olarak değiştirildi. 1876 yılında samurayların kamuda geleneksel kıyafetleri ile iki kılıç taşıması yasaklandı, ayrıcalıkları ellerinden alındı. Samuraylar imparatora karşı birçok savaş açtı, fakat bunu sadece imparator için olan bir savaş olarak kabul etti. Hoşnut olmayan samurayların son savaşı, Satsuma İsyanı, büyük kayıplarla 1876/77’de Japon İmparatorluk Kara Kuvvetleri tarafından bastırıldı. Son Samuray filmi, tam olmasa da, bu durumu anlatır.

İkinci Dünya Savaşında Bushido (ölüm korkusunu yenmiş kişi) Japon askerlerinin eylemlerini etkilemiştir. Bugün hala Japon ekonomisi ve siyasetinde, tıpkı Honda’da olduğu gibi, birçok Samuray soyundan gelenlerin etkisi görülmektedir.



  • Eğitim
Samuray eğitimi çok zordu ve çoğunlukla üç yaşından itibaren başlıyordu. Eğitim ilk etapta vücudu kontol etmeyi ve acı çekmeyi bastırmayı öğretiyor. Biraz daha büyüdüklerinde yakındaki bir manastırda okuma ve yazma öğreniyorlardı. Kış gününde bile manastıra çıplak ayakla gitmek zorundalardı. Korkularını yenmek zorundaydılar ve bunun için de mezarlık veya idam yerlerinde bir gece geçirmeleri, ya da elleri ve bacakları bağlı olarak yüzmeleri gerekiyordu. Beş ile yedi yaş arası silah kullanımını öğrenmeye başlıyorlardı (okçuluk, kılıç dövüşü, eskrim ve Jujutsu: silahsız olarak kendini koruma). Birçok uzmanlaşılmış mesleklerde olduğu gibi, samurayların da eğitiminde yaşlı ve tecrübeli bir samuray genç bir öğrenciyi yıllarca eğitime altına alıyordu. Öğrencinin çıraklık eğitimi bittikten sonra yeni bir öğrenci alıyor, yani aynı anda iki öğrenciye eğitim vermiyordu. Genç samurayın eğitimi oniki yaşına yaklaştığında başlayıp, 15 yaşında bitiyor. Bu süre içinde öğretmen ve öğrenci birlikte yaşıyorlar ve Wakashudo (Homoseksüel) ilişki içinde oluyorlardı. Öğrenci büyüdüğü zaman bu ilişki platonik bir dostluğa dönüşüyordu. Eğitimin sonunda Gempuku denilen bir tören yapılıyordu. Bu törende öğrencinin çocukluk ismi değiştirilip, yeni bir isim veriliyor, uzun ve kısa kılıçlar (Daisho) verilip, kendilerine ait zırhları oluyor (Yoroi) ve saçları samurayların geleneksel saç kesimi şeklinde kesiliyor.




  • Silahlanma
Daisho denilen çift kılıç, yüksek sosyal statünün karakteristik özelliğiydi ve sadece samuraylar taşıyabiliyorlardı. Uzun bıçaklı Katana ve kısa bıçaklı Wakizashi samurayların ana silahlarıydı. Avrupa şövalyelerinin kılıçlarının aksine, Japon kılıçları hafif eğikti ve kesim için tasarlanmıştı. Ön ve arka kısmı farklı olarak işlenmiştir. Bir isabetle derin yaralar açar ya da uzuvları keserdi. Ortaçağda Avrupa aristokrasisinde olduğu gibi, kılıcın ve kınının süslenmesine önem verilirdi.

Samurayların bir diğer silahı ise Yumi’ydi (Yay), özellikle devasa boyutlu olan Dai-kyu uzun mesafeye ulaşması ve güçlü olmasından dolayı korkutan bir silahtı. Yetenekli bir atıcı 150 metre uzaklıkta hareket eden bir köpeği rahatlıkla vurabiliyor, hatta 300 metre uzaklıktaki bir hedefe isabet ettirmek bile mümkün oluyordu. Asimetrik şekli at üzerindeyken de kullanımını kolaylaştırıyordu. Ayrıca acil durumlarda savunmaları için Tanto denilen hançerleri vardı.



Ekipmanlarında iki tane de mızrak vardı: Naginata denilen mızrağın bıçağı hafif kavisli, Yari ise genellikle hançer tipinde ve üçgen uçluydu. Bazen de kanca şeklinde olabiliyor, haç şeklindekine de Jumonji-Yari deniliyordu.

14. Yüzyılda Ashikaga Dönemine kadar Yay samurayların ana silahıydı. 16. Yüzyılın ortalarında Portekizlilerin ateşli silahları ülkeye sokmalarından sonra bile uzun yay hem rahat kullanımı, hem de hedefi iyi tutturmasından dolayı kullanılmaya devam etti. Tüm oklar bittikten sonra kılıçlar devreye giriyordu. Misket tüfeği hem kullanışlı, hem de ucuz olmasından dolayı Avrupa’da olduğu gibi kılıçı arka plana itti. Fakat Japonya’da bazı soylu aileler misket tüfeğinin kullanılmasını korkakça ve onursuzca bulduğundan dolayı reddediyorlardı.

Tokugawa Şoğunluğu döneminde ateşli silahların üretimi ve bulundurulmasına katı kurallar getirildi ve ateşli silah kullanılması giderek kayboldu.


LaLe isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
18 Üyemiz LaLe'in Mesajına Teşekkür Etti.