Tekil Mesaj gösterimi
Eski 18.12.12, 18:14   #13
Mediter
Uzman Üye

Mediter - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Apr 2012
Konular: 295
Mesajlar: 2,410
Ettiği Teşekkür: 34734
Aldığı Teşekkür: 14818
Rep Derecesi : Mediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Cevap: ArtNüyet Sergisi!

Aylar önceki bir çok konu başlığı altındaki tartışmalarımızda,
AKP iktidarının, (laiklikten uzaklaşarak) devlet eliyle dini yayma, okullardaki, din dersi bile laikliğe aykırı iken 4+4+4 masalıyla iyice yaygınlaştırma, dağa taşa Cami yapma, kısacası dini yayma faaliyetlerinin sonucunun İran, Afganistan, Pakistan, Irak, Libya, Suudi Arabistan,Irak (gelecekte Suriye) deki gibi Şeriat yönetimi olacağını bu yönetimde de bireylerin (özellikle kadınların) haklarının hiçe sayıldığını bıkmadan usanmadan yazmıştım.

(Nispeten) Laik bir ortanmda yetişmiş arkadaşlar, bir taraftan demokratik, çağdaş yaşamın bütün nimetlerinden yararlanırken, diğer taraftan kendilerine (şimdiye kadar) dini alandan baskı gelmemesinin sebebinin laiklik olduğunu bilmedikleri için, bu durumu dinin hoş görüsü sandıkları için,
Bana karşı,kıyasıya bir muhalefete başladılar.

Bir kez daha tekrarlarsam:
Dindar insanlar, çevresinde dinine aykırı gördüğü her türlü kişi ve olayı, (kuvvet buldukça daha büyük bir baskı, gerekirse şiddet uygulayarak) kendi dini inançlarına uygun haline döndürürler.
Laikliktir başka insanların, inanç, tercih ve zevk özgürlüklerini koruyan, güvence altına alan, günümüzde ise laiklikten gittikçe uzaklaşıldığı, Dindar gençlik yetiştirmek için bütçenin en büyük payı, dini alanlara ayrıldığı için, (her gün) çağdaş yaşamın bütün alanlarına, tercihlerimize yeni baskılar, yasaklar gelmesi kaçınılmazdır.

İslami açıdan resim ve heykel (heykel puta benzetildiği, resim hem puta bezetilmesi, hem de yaratmak sayıldığı ve yaratmak Allah'a mahsus olduğu için)
yasaktır. KAYNAK

Hele hele giyim ve kuşamla ilgili ağaıdaki ayet varken;

Alıntı:
Orjinal Mesaj Sahibi Mediter Mesajı göster
Kadınların, saçı açık, pantolon, şort, etek giymeleri, bikini ,mayo ile denize girmeleri engellenecek, herkesin görebileceği süs eşyası (bilezik, kolye,küpe,bronş,halhal,künye) gibi süs eşyalarını gösterenler, hatta (şıngırtatıp) sesini çıkaranlar, cezalandırılacaktı, (islamda en basit ceza kırbaçtır.)

Hatta
Nur Suresi 31. ayet
dikkatlice okunursa, baş örtüsünün yakaları örtmesi isteniyor ki, türban bu kurala uymuyor, Türban bile yasaklanacaktı.

Çünkü örtünmenin asıl amacı; Erkeklerin tahrik olmaması için, kadının vücut hatlarının belli olmaması içindir.

Bu nedenle , bayan boynunun inceliğinin ve vücut hatlarının belli olmaması gerekmektedir ki, bu çarşaftır, Afganistan’da Pakistan daki adı Burka’dır.


Peki neden dini kesimler türbana
(hatta türbanlı bir bayanın dar kot pantolonu giymesine) ses çıkarmazlar.

Çünkü tepki çekmeden genç kıza türban alışkanlığı kazandırılırsa, daha sonra çarşaf, peçeye geçişi kolay olur. Türbanı bile takmamış bayanı doğrudan çarşafa sokmam zor olur.



Nü (çıplak) resim, hem resim olduğu, hem çıplak olduğu için, İslami açıdan hem günah, hem yasaktır.
Bu sizin şimdiye kadar öğrenmiş olduğunuz veya size anlatılmış İslam bilgisine tersmiş gibi gelebilir. Sizin bilmiyor olmanız, onların bilmedikleri ve uygulamıyacakları anlamına gelmez.
Yine çok tartışmalara yol açan bir başka konumda da:
Dindar Kişi, Çağdaş Olabilir mi? Başlıklı konuda yazmıştım.

Dindar kişi, hiçbir zaman çağdaş olamaz,

Çağdaşlık günümüz demektir ve sürekli yenilik ve değişimler ister.

Oysa dinler binlerce yıl geçmiştir, yeniliklere ve tartışmalara karşıdır, tersine geçmişteki peygambere uygun
(kıyafetine, traşına ,diş fırçalamasına, yemesine,içmesine,orucunu açmasına, kokusuna) benzer yaşantı uygulanırsa daha fazla dindar olunacağı, sevap kazanılacağı ve bunun sonunda da Cennet’te paye edinileceği inancı vardır.

Üstelik, dine ağırlık verildikçe ,inananlar arasında, dindarlık yarışı başlar.


Herkes bir diğerine göre, daha dinine bağlı ve dindar olduğunu
(Yaşamıyla, giyimiyle, kuşamıyla) din ve Allah yolunda daha fedakar, daha inançlı olduğunu kanıtlama yarışına girişir.

Susuzluktan kırılan oruçlunun, peygamberimiz de hurma ile orucunu açardı diye, orucunu su ile değil de Hurma ile açması, bir çok kişinin modern diş fırçası kullanmayıp, misvak ile diş fırçalamaya çalışması, eskiden deve idrarı içilirmiş diye, hacca giden vatandaşlarımızın deve idrarı içerek hastanelik olmaları, (hepimizin bildiği gibi, dini konularda derinleştikçe) kılık kıyafetlerini binlerce yıl önceki yaşama (çarşaf,peçe,şalvar,sarık gibi) uydurması, binlerce yıldır ve binlerce bilim adamlarının, en yüksek dağlarda ve balta girmemiş Amazon ormanlarında araştırarak elde ettikleri ve uzun araştırmalar sonucunda karışım miktarını belirledikleri ve yine etkisinden veya verebileceği zararlardan emin olmak için, yıllarca kobay hayvanlar üzerinde ve daha sonra gönüllü insanlar üzerinde denedikleri modern tıbbın ilaçları varken, sanki bunlar hiç araştırılmamış veya bilinmiyormuş gibi binlerce yıl öncesine dönüp ot tedavisinde ısrar etmenin mantığı geri gidiş değil de nedir?

Modern ilaçlar sanki bitkiden elde edilmiyormuş ta, bilim adamları farketmemiş gibi şarlatanların ortalıklarda boy göstermesi ve alıcı bulması nedendir?

Evet geri gidişinde bir sınırı yoktur.

Dindarlara göre, en büyük en büyük sevap kaynaklarından birisi de, çevresinde dinine aykırı gördüğü, nesneleri, kişileri ve olayları (Yaşamıyla, giyimiyle, kuşamıyla) kendi inancına uydurmaktır.

Dini inancına aykırı gördüğü davranışları, güzellikle veya güç ve ortam buldukça zorla uydurmaya çalışır. Bu yolda ölürse Cennet’e gideceğine inanır
.

Bu nedenle de fırsat ve güç buldukça, diğer insanların yaşamlarına,tercihlerine, inançlarına karışır.


Diğer inançlara veya inançsızlara yapılan bu baskılar sonucunda da, kanlı iç savaşlar çıkmıştır, çıkmaktadır, dini baskılar devam ettiği sürece çıkması kaçınılmazdır.


Bu gün,Somali,Afganistan,Mısır, Irak, Libya,Gana,Yemen,Nijerya,hatta Suriye’deki savaş bile dini temelli savaşlardır.


Savaşların en acımasızı ve kanlısı iç savaşlardır.

Bir ülkede Dindarlık yarışının başlaması bölünmeleri ve çatışmaları doğurur.


Oysa laiklik aradaki dinsel inanç farklılıklarını kaldırmak bir olmak , tüm insanlara eşit gözle bakmak, davranmak demektir.

Bu nedenle Türkiye’nin daha fazla dindar olmaya değil, aksine daha fazla Laik olmaya gereksinimi vardır.

Mediter

Yazmıştım.

Sonuç olarak,
dini duygular körüklendikçe, dindar gençlik yetiştirme hevesi sürdürüldükçe sözünü ettiğim Şeriat ülkelerine dönüşmemiz kaçınılmazdır.
Bunda şaşılacak şey yoktur.
Çünkü İslam dini bunu emretmektedir.

Şaşılacak olan, kendisi günümüzün çağdaş bütün nimetlerinden yararlanırken, diğer taraftan (sanki kendisi çok dindarmış, dini kurallara uygu yaşarmış gibi) dini yayma ,dindar gençlik yetiştirme çalışmalarına alkış tutanlara veya sessiz kalanlaradır.

Evet, gün geçtikçe, Dindar ve kindar kesim gittikçe güçlenecek (resim, müzik, sinema,sigara, içki, internet, flört, giyim vb) zevlerinize karışacaktır, hatta bir çoğuna karışmaya başladı bile...
__________________
Mediter isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz Mediter'in Mesajına Teşekkür Etti.