Tekil Mesaj gösterimi
Eski 03.01.13, 02:26   #1
Canan
Çiçekci kız

Canan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Mar 2011
Konular: 5418
Mesajlar: 24,445
Ettiği Teşekkür: 97377
Aldığı Teşekkür: 135792
Rep Derecesi : Canan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Gazeteci, Ressam, Hattat: Ethem Çalışkan (1928 - ....)


Ethem Çalışkan

( 1928 - ...)




Gazeteci, ressam ve hattat olan Ethem Çalışkan, 1928 de Tarsus'un göçük köyü'nde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Mersin'de tamamladı. Yüksek öğrenimini İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi afiş bölümü'nde yaptı. Prof. Sabri Berkel'den desen, prof. Emin Barın'dan yazı, prof. Nahttp://www.forumgercek.com/editpost.php?do=editpost&p=553711mık Bayık'dan afiş ve grafik dersleri aldı.





Anıtkabir'deki yazıtların yazılmasında prof. Barın'ayazrdımcı oldu. Türk Büyükleri Ansiklopedisinin resimlerini çizdi. Gazeteciliğe 1954'te Yeni Sabah gazetesinde ressam - kaligraf olarak başladı. Zafer, Öncü, Dünya, Akşam, Milliyet, Hürriyet gazetelerinde çalıştı. Kitap kapakları, afişler yaptı. Atatürk'ün 100. doğum yıl afişlerini bastı. Tarsus doğumlu ressam, Türk Büyükleri Ansiklopedisinin resimlerini çizen kişidir. Yapıtları çeşitli kişisel ve karma sergilerde sergilendi.






Alıntı:
“Efendim, bendeniz, yeni yazı sanatçısı olarak, Gazi Mustafa Kemal’in en önemli devrimi, Yazı Devrimi’nin devamıyım.”
"kaligrafi, güzel yazı yazma sanatıdır. Sadece güzel yazmak onu sanat yapmaz, ona yorum getirmek gerekir. Sanat kurallar içerisinde kuralsızlıktır. Eğer kurallar içerisinde kuralsız çalışmazsan hep yapılanı, öğrendiğini yapmış olursun."



S. Haluk Uygur,
Ethem Çalışkan ile yaptığı bir söyleşiden aktarıyor:
“1928 yılında Tarsus’un Göçük Köyü’nde doğurmuş beni anam.” diye söze girdikten sonra, doğum tarihine verdiği önemin, Mustafa Kemal’i ve yazı devrimini tanıyınca arttığını belirtti. Yazı Devrimi’nin yapıldığı yılda doğmasını, kendine verilmiş kutsal bir görevin işareti sayıyor gibi geldi bana.




Ethem Çalışkan Okuma Salonu


Babası Halil’miş. Dedesi ise Mustafa Kemal’in silahdaşlarından Nedim. Nam’ı diğer Kara Hacı.
Yazıyla ilk defa köy ilkokulunda öğretmeninin karatahtaya yazdığı “A” harfi ve
alfabe kitabı vasıtasıyla tanışmış. Kitabın kapağında Atatürk'ün, bir kız çocuğuna okuma öğreten bir resmi varmış. Sanki çocuğun kız olması bir mesajdı diyor Ethem Çalışkan. Resmin imzası bir müselles içine yazılı: İhap Hulusi. İhap Hulusi, Cumhuriyetin İlk Grafikeri diyor.

Resim ile, Tarsus Sakarya Ortaokulu’nda tanışmış.
Öğretmeni daha ilk günden yazısını beğenmiş. ResiÖğretmeni Hasan Kavukçu’dan öğrendiği en önemli şey ise, resim çizilen kağıdı temiz tutabilme yeteneği. “Resim öğretmenim ne resmi yaparsan yap, kağıdın temiz ise 10 verirdi.” diyor.

Bir soru sorarak konuşmasının arasına giriyorum… Beklediğim cevap, dedem şöyle iyi çizer, babam böyle iyi yazardı türünden bir şey…

Hocam sizdeki aileden gelen bir yetenek miydi diye soruyorum:
Gücüm kara sabanın ucunu tutmaya yetip de, çifte koşulmuş öküzlerin kontrolü bana verildiğinde, dedem en düzgün çit çizgisini benim çizdiğimi söylerdi. Ben bunu doğuştan yetenekli olduğuma yoruyorum. Mümkün olduğunca çit çizgisini düzgün yapmaya çalışırdım. Ben güzel yazı yazmak için çok uğraşmadım, bunu kendimde buldum desem yanlış olmaz”




Hat denilince niye akla arap harfleri Geliyor?
Bu durumda hat, yani düzgün çizgi hayatın içinde var.Harflerin hepsi kutsaldır. Yazı kutsaldır; çünkü insanlar okuyarak öğrenir. Yoksa sadece arapça olanlar değil. Yapılan iş sadece hat değil. Aslında “Hüsn-i Hat”, yani “güzel yazı”. Kaligrafi kelimesi de latince “güzel yazı” anlamına geliyor. Yani güzel yazının arap harfleri ile olması veya latin harfleri ile olması diye ayrılması doğru değil. Ama nedense, arap harfleri ile yazanlar, bana hattat denilmesine karşı çıkıyorlar. Halbuki kimse bana ressam veya gazeteci denmesine karşı çıkmıyor. Onlara göre güzel yazı sadece arap harfleriyle olurmuş (!)

Siz hiç Arap harfleriyle yazmayı denediniz mi?

Hayır denemedim. Çünkü hocam Emin Barın, bana peşinen sordu, eski yazı ile mi devam edeceksin, yoksa yeni yazıyla mı? Biliyorsunuz eski yazı sağdan sola, yeni yazı ise soldan sağa doğru yazılır. Her ikisinin bilek hareketleri farklı, birine göre bileği gelişen diğerini yapmakta zorlanabilir. Hocam, ikisine de devam edebilirsin, ama birinde mükemmel olman lazım ona göre seç dedi. Bense yeni yazının içindeyim. Anıtkabir’in kitabelerini yazmışım. Gazetelere kaligrafik şeyler veriyorum. Tercihimi yeni yazı lehine yaptım.



Anıtkabir’in Kitabeleri
Tabi konu Emin Barın olunca Anıtkabir gündeme geliyor. Anıtkabir’de yeni yazıyla yazılmış iki farklı çeşit hat örneği var. Bu yazılar hocanız Emin Barın ve asistanı olarak size ait. Bu konuda da sizden bir şeyler dinleyebilir miyiz?

Anıtkabir’in yazılarını hep uzun kağıtlara yazardık. Emin hoca kontrol eder, sonra uygulamasına geçilirdi. Arzu Karamani kocasıyla birlikte Emin Barın ve Anıtkabir hakkında kitap yazdı. Orada anlatıyor bunları.

Arzu Hanım Anıtkabir yazıları hakkında ne diyor?
Arzu’yu etkileyen çekiç sesleri… Ve o çekiç sesleri ile birlikte sert taşlardan uçuşan sarışın tozlar. Çekicin taşı oyan çiviye değmesiyle çıkan çıngılarla birlikte şekillenen yazılar. Sanki bir tarihi film sahnesi gibi. Arzu o kitabında “Ben Etem Çalışkan’ı tanıyınca yazıyı daha farklı görmeye başladım” diyor.

Anıtkabir’de sizi etkileyen ne oldu? Atatürk defnedildikten sonra o alanlara girebildiniz mi?

İnşaat tamamlandıktan sonra, Emin Hocam ölüm tutanağını bir derinin üzerine yazdı. Bu tutanak gümüş bir muhafazaya konarak, Ata’nın mezarına iliştirilecek. Hocamın isteğiyle mezara beraber indik. Şimdi hayıflanıyorum, niye bir fotoğraf çektirmedik diye… Mezar mazole olarak kullanılan siyah taşın hemen altında bulunuyor. Orada tüm vilayetlerden ve Kıbrıs’tan gelen vatan toprağı bulunuyor. Mezarın çevresi beyaz mermerden yapılmış. 1938 ile 1953 arasında mumyalanmış olarak duran Atatürk, burada toprağa kavuşuyor.





Hocam yazının güzel yazılması niye önemli?
Güzel konuşmak niye önemli? Etkilemek için değil mi? İnsanları güzel olan daha çok etkiliyor.


Geç olunca ara verdiğimiz söyleşiye 3 gün sonra, Tarsus’da yeni açılmış bir kütüphanede devam ediyoruz. Etem Hocam “Daha söyleyeceklerim var” diye geri çağırınca yapacak bir şeyimiz yok haliyle. Buluştuğumuz kütüphanenin ismi, “Etem Çalışkan Okuma Salonu” Karşısında da Hoca’nın çocukluk arkadaşı ressam Mehmet Bal’ın adı verilmiş bir sanat galerisi var. Her ikisi de yeni açılmış, çiçeği burnunda. Hoca ayda bir gelerek burada çocuklara güzel yazı dersi veriyormuş. Adı verilmiş kütüphaneyi soruyoruz. Bu sanat alanlarını yapan Tarsus Belediye Başkanına “Onun adı Burhanettin Kocamaz değil, Yorulmaz…” diye methiye yapıyor. Ama bu methiye yağcılık düzeyinden çok uzak ve gerekçesi tam yerinde…

“Bir belediye başkanı için marifet, sadece yol kaldırım yapmak değildir. Takdir edersiniz ki, insan denilen şey, sadece mutfak ile tuvalet arasında uzanan bir boru değil. Duygulanan, düşünen ve düşündüğü kadar da üreten bir varlık. Bu yüzden düşünmeyi artıran sanatla, kültürle taçlandırmak gerekir insanı. Böyle mekanlar ise bu yüzden önemlidir. Bu mekanları yapanlar, bu yüzden methedilmeye layıktır.”




****




****




****


****

Etem Çalışkan, yazı sanatçısı olarak on yıldır sergiler açıyor ve yeni yazı’yla eser veren belli başlı sanatçılar arasında yer alıyor.

Yazı: S. Haluk Uygur


__________________


Canan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
13 Üyemiz Canan'in Mesajına Teşekkür Etti.