Tekil Mesaj gösterimi
Eski 24.01.13, 15:30   #1
Serdar Yıldırım
Üye

Serdar Yıldırım - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Dec 2010
Konular: 55
Mesajlar: 65
Ettiği Teşekkür: 16
Aldığı Teşekkür: 177
Rep Derecesi : Serdar Yıldırım muhteşem bir gelişmedeSerdar Yıldırım muhteşem bir gelişmedeSerdar Yıldırım muhteşem bir gelişmedeSerdar Yıldırım muhteşem bir gelişmedeSerdar Yıldırım muhteşem bir gelişmedeSerdar Yıldırım muhteşem bir gelişmedeSerdar Yıldırım muhteşem bir gelişmedeSerdar Yıldırım muhteşem bir gelişmedeSerdar Yıldırım muhteşem bir gelişmedeSerdar Yıldırım muhteşem bir gelişmedeSerdar Yıldırım muhteşem bir gelişmede
Ruh Halim: none
Standart Atatürk'ün Çocukluk Anısı: Piyadecilik Oyunu

Günlerden bir gün komşumuz Binbaşı Kadri Bey’in oğlu Ahmet izinli gelmişti. Temiz üniforması, anlamlı bakışlarıyla hayranlık duyulacak bir askeri ortaokul öğrencisiydi. Bir an kendimi o üniformanın içinde hissettim.

O birkaç gün içinde komşular Ahmet’i görmeye gitti. Biz de annem Zübeyde Hanım ve kız kardeşlerim Makbule ve Naciye ile birlikte Ahmetlerin evine gittik. Ahmet askeri üniformasıyla evin salonunda, misafirlerin yanında sol eli cebinde biçimlice yürüyordu. Asalet ve saadetin ulaştığı en yüksek nokta buydu.

Daha sonra bir gün Ahmet, beni ve komşu çocuklarını bir araya topladı ve şöyle dedi:

“ Gelin bakalım arkadaşlar, şimdi sizlerle piyadecilik oyunu oynayacağız. Şu gördüğünüz tepeyi, Türk çocukları savunacak. Rum çocukları ise, ben başla dediğimde tepeye çıkarak onları aşağı çekmeye çalışacak. Oyunun sonunda, hangi grup tepeyi ele geçirirse o grup kazanmış sayılacak. “

Komşumuzun oğlu Ahmet’in başla demesiyle Rum çocukları ileri atıldılar ve tepeye tırmanmaya başladılar. Takımlar beşer kişiydiler ve ilk tepeye tırmanan Rum çocuğu bir arkadaşımı kolundan tutup aşağı çekti. Rum çocukları çok hırslıydı ve paçasından yakalanan bir arkadaşım daha aşağı çekildi. Aşağı çekilen iki arkadaşımın yukarı çıkma şansı yüzde bir bile değildi. Şimdi tepeyi savunan üç Türk çocuğu kalmıştık. Beş Rum çocuğu tepenin üstüne çıktı ve etrafımızı sardı. Yeniliyorduk.

Bir Türk çocuğu, beş Rum çocuğuna bedeldir, dedim. Onlar bana değil, ben onlara saldırdım. Tepeyi Rum çocuklarına bırakmamaya kararlıydım. Benim kazanma isteğimi gören arkadaşlar da ileri atıldılar. Sonunda tepenin üstünde iki Türk çocuğuyla yalnız kalmıştım. Rum çocuklar, yenilgiyi kabul etmişler ve üstleri toz toprak içinde aşağıdan bakıyorlardı. Biz kazanmıştık.

Mustafa daha sonra gizlice sınava girdi ve Selanik Askeri Rüşdiye’sine kaydını yaptırdı. Mustafa özellikle sınavın yetenek bölümündeki piyadecilik oyununda demir gibi bileği, çelik gibi yüreğiyle komutanların dikkatini çekti.

Kuvvet, kudret, hareket, kabiliyet hepsi Mustafa’da vardı. Gelmedi, dedi komutanlar, bu askeri rüşdiyeye böyle bir öğrenci daha gelmedi. Gelemez, dedi bir başka komutan, dünya durdukça hiçbir askeri rüşdiyeye böylesine bir öğrenci gelemez.
__________________
Serdar Yıldırım isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
6 Üyemiz Serdar Yıldırım'in Mesajına Teşekkür Etti.