Tekil Mesaj gösterimi
Eski 29.01.13, 12:52   #1
Mustafa Akten
Abdülmelik Hankendi

Mustafa Akten - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2013
Yaş: 74
Konular: 532
Mesajlar: 2,782
Ettiği Teşekkür: 21541
Aldığı Teşekkür: 11270
Rep Derecesi : Mustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Yalniz
Standart Darbeler ve Askeri Vesayet

Darbeler ve Askeri Vesayet
12 Eylül 1980 askeri darbesinin yapılışının 32 yılını geride bıraktık. Militarist düşünceler ve yaklaşımlar içinde hiç olmadık. Militarizm anlayışını hiç övmedik, militarist yandaşı olanlara hiç taraftar olmadık ve çanak tutmadık.Türkiye Cumhuriyeti devletini idare eden bir anlayış, bu anlayışın partisi ve Anayasa Mahkemesinden aldığı mahkumiyet kararı! Niçin mahkum? Devletin temel kuruluş niteliklerinden biri olan Laik'lik karşıtı odak olmakla mahkum! Modern devletlerde Mahkum olanlar kapatılırlar. Anayasa mahkemesi nakıs bir karar ile para cezasına ve devletden aldığı katkı payı mahrumiyetine karar vermiştir. Böyle kararda olsa AKP ve hükümeti bu kararla zaten meşruiyetini yitirmiş, aldığı kararlar, çıkardığı yasa'ların meşruiyeti de tartışılr hale gelmiştir.

Diğer devletler anayasası incelenip irdelendiğinde devlet nizamın korunmasına ilişkin bir çok maddeleri değişik ifadeler ile görürsünüz.

Türkiye Cumhuriyeti kuruluş temel felsefesinin özü ve ana başlıkları olan öğeler:
  • Cumhuriyetçilik,
  • Halkçılık,
  • Laiklik,
  • Milliyetçilik,
  • Devletçilik,
  • Devrimciliktir
Bu 6 ana başlık idari, siyasi, ve felsefi olarak millet ve devlet hayatında vazgeçilmez unsurlar ve Atatürk ilkeleridir. Bununla oynamaya kalkanlara Atatürk Gençliğe hitabeti ile görev vermiştir, Bursa Nutku ile görev vermiştir 35 madde ile TSK'ya görev verilmiştir. Bu görevleri sivil idare özellikle İrtica heveslileri kendi üzerlerinde vesayet var sayar, öbür tarafta işbirlikçiliği ve mandacılığı kabul eder ve başka devlet vesayetlerini onur sayarsa bunlara dur diyecek olanlar ifade ettiklerimizdir. Bunları ifade ederken anti militarist olduğumuzu da peşinen söyledik.

Türkiye'de Cumhuriyeti faziletli ve ayrıcalıklı kılan "Cumhuriyet + laiklik + hukukun üstünlüğü = Demokrasi = insan hak ve hürriyetleri" olarak förmüle edilmiştir. TSK'ya da iç hizmet 35 md gereğince Cumhuriyeti koruma ve kollama görevi verilmiştir.
Demokrat olanlar elbette normal seyir içinde sivil idareler devlet kuruluş nizamına karşı çıkmadan gelir giderlerse ne darbe olur nede darbe yanlısı.

Darbelere nasıl taraf olalım ki?

O 12 Eylül darbesi ile; araştırmacıların verilerine göre:

1- 650 bin insan göz altına alınmış,

2-1 milyon 683 bin kişi fişlenmiş,
3- Açılan 210 bin davada 230 bin kiş yargılanmış,
4- 71 bin kişi TCK'nın 141-142-163 maddelerinden yargılanmış,
5- 98.404 kişi "örgüt üyesi olmak suçundan yargılanmış,
6- 7 bin kişi için idam cezası istenmiş,
7- 517 kişiye idam cezası verilmiş,
8- Haklarında idam cezası verilmiş olanlardan, 50 si idam edilmiş,
9- İdamları istenen 259 kişinin dosyası meclise gönderilmiş,
10- 300 kişi kuşkulu şekilde ölmüş,
11- 171 kişinin işkenceden öldüğü belgelenmiş,
12- Cezaevlerinde 299 kişi yaşamını yitirmiş,
13- Bir çok kişi açlık grevinde ölmüş,
14-16 kişi kaçarken vurulmuş,
15- 95 kişi çatışmada ölmüştür.

Yukarıda ifade etmeye çalıştığımız tespit edilmiş 15 kalem dışında 1402 lik olarak bilinen ünüversite hocalarının işlerini kaybetmeleri, çeşitli sosyal, siyasal, ekonomik açmazlara mağdur olanlar, bilinenler bilinmeyenler ve üstü kapalı olan daha nice acı ve ızdıraplar. Bütün bunlar ortada iken insanın militarist ve darbe yanlısı olması mümkün değildir.

Ama konu Cumhuriyet ve Atatürk devrimleri olduğunda elbette onu koruyacak ve kollayacak bir vasi olmalıdır. Bu görevde TSK'ya verilmiştir. AKP tüm Cumhuriyet değerleri ile oynamak ve kaldırmak istediğinden, Cumhuriyeti korumak ve kollamakla görevli olan TSK, oyunlarına engel olur diye ABD+AKP hükümeti işbirliği ile TSK ile oynanmış, oynanmaya devem edilmektedir. TSK ile oynayanların sonları ne olur? Yüce divanmı artık başka divanlarmı ömrü olan görür yaşar.

Atatürk ilkeleri ve devrimlerini hayatımızın ve mensubu ve vatandaşı olmakla iftihar ettiğimiz Türkiye Cumhuriyetinin vazgeçilmez düsturları olarak kabul ettik ve bu şekilde görmeye devam edeceğiz. TSK leri, Cumhuriyet kuruluşunun ve Türk milletinin var oluşunun en önemli öğeleri ve kurucuları arasındadır. Bunun içindir ki, TSK’nin bu yazının yazıldığı tarihe kadar kendisine verilmiş olan iç hizmet kanunu 35 md. ile Cumhuriyeti koruma ve kollama görevi vardır.

Yozlaşmış ve basit siyaset ile ülke idare etmeye kalkanlar, bunu bir sanat ve atraksiyon meselesi yaparak her seçimlerde mutlaka parlamentoya seçilip orada parmakçı vekil olmayı şeref sayanlar, parlamentoda başka da bir işlevi olmayan yığınla insanı, Cumhuriyet tarihi içinde parlamentonun değişik dönemleri içerisinde hep gördük, elan da bu günkü meclis içinde ve çoğunluğu AKP adlı güya siyasi partinin gurubunda var olmaya devam ediyorlar. Bu anlayıştaki insanlardan ne Cumhuriyete, ne Atatürk devrimlerine ne de demokrasi faziletine hayır gelir. Onların siyasi ve mali ikbali Türkiye Cumhuriyeti ikbalinden önce gelir. İşte bu anlayışta olanların varlığının olduğu yerde mutlaka Cumhuriyeti koruyacak kollayacak, milli müdafa veya müdafay-ı hukuk ruhu ile hareket edecek bir TSK'ya her zaman ihtiyaç vardır..

Askeri müdahale dendiğinde 27 Mayıs 1960 askeri hareketini diğer muhtıra ve darbelerden ayrı tutarız. Çünkü o hareket Atatürk ilkelerinden olan ve 6 adet ana başlıktan biri olan devrimcilik ilkesinin sekteye uğramış halinin hayata yeniden geçirilmesi halidir. 1950-1960 yılları arasında DP ve Menderes kişiliği ve uygulamaları çok iyi irdelenmelidir, okunmalıdır, anlaşılmalıdır ki, 27 Mayıs 1960 askeri hareketinin neden devrim olduğu beyinlere nakşedilmelidir.

TSK kurum olarak Cumhuriyetin göz bebeğidir. İçinden ve milletin bağrından verdiği evlatların su katılmamış saf Atatürk ve Laik Cumhuriyetçi olarak yetişmeleri için her türlü imkânın seferber edildiği, her seviye rütbeden subay ve generalleri Türk milletinin iftihar kaynağıdır. Ama maalesef biz her zaman Atatürk değerlerine ve ilkelerine sadık subay ve general yetiştirmedik, Rüştü Erdelhun paşa gibi, Evren paşa gibi, Hilmi Özkök gibi, Necdet Özel gibi benzeri generalleri de bünyemizden yetiştirdik, Karadayı paşa gibi, Kıvrıkoğlu paşa gibi tunçdan abide askerleri de bünyemizden biz yetiştirdik.

TSK'nın Cumhuriyeti koruma ve kollama olayına ister statüko desinler ister vesayet desinler, vesayetçi algısından dolayı isterlerse yurtsever Atatürkçü yüzlercesini bu günkü Silivri Guantanamosunda esir tutsunlar, isterse iç hizmet 35 md. yi hemen kaldırsınlar hiç fark etmez TSK’nin Cumhuriyeti koruma ve kollama görevi her zaman devam edecektir. İllaki yazılı bir kaydınında olması gerekmiyor.

1980 askeri hareketinin yapılış sebeplerinden en başta geleni, ülke çocuklarının her gün birbirlerini sağcı solcu diye bölmeleri, öldürmeleri, kurtarılmış bölgeler içinde sağ ve sol fraksiyonların hâkimiyet alanı oluşturmaları idi.

12 Eylül 1980 sabahı ile ülke sathında kol gezen anarşi ve terör hareketlerinin bıçakla kesilmiş gibi durması çok manidardır. Darbe lideri Evren paşanın darbe öncesi icazet ve izin almak için ABD seyahati manidardır. Darbe sonrası ABD yetkililerinin bizim oğlanlar başardı nitelemesi ile darbeye alkış ve çanak tutmaları manidardır. 2002 yılı 3 kasımdan sonra Türkiye genelinde türbana özgürlük sloganları ile yapılan gösterilerin bıçak gibi kesilmesi manidardır.

90 yıllık Cumhuriyet döneminde askeri muhtıra ve müdahale esnasında siyaseten hükümet eden insanların tutum ve davranışları, (bana sağcılar suç işliyor dedirtemezsiniz) diyen Başbakanları, demokrasiden bihaber ileri demokrasi sözde havarisi hazret Recep Tayyip'in, rahmetli bayardan aşırma "şefkatimizde şiddetimizde" unutulmasın söylem ve uygulamaları, Türk milletine hizmet etmeye değil adeta düşmanmış gibi davranmayı siyaset sananların uygulamaları, Cumhuriyeti koruma ve kollama görevi olanlara bir davetiye değilmidir? Bundan sonra siyaset yapacaklara ders olmalıdır. Tarih kendinden ders alınmadıkça tekerrür edermiş.

Son 11 yıldır siyaseten hükümet edenlerin 1950-1960 döneminden ne farkı vardır. Hükümet ve uygulamaları karşıtı öğrenci hareketleri devam etmektedir, halk hareketleri devam etmektedir, Sendika ve sivil toplum kuruluşu hareketleri devam etmektedir ve tüm bunlara karşın AKP hükümeti halka ve vatandaşa karşı adeta düşmanca tavırlar sergilemekte, yandaşı haline getirdiği polisi en acımasız ve orantısız güçle halkın üzerine sürebilmektedir. 1950-1960 arası faşizan uygulamalar benzeri uygulamalar ile AKP, sayısını her gün artırmaya çalıştığı yandaş polis gücü ile, halkı anti demokratik olarak susturmaya Anayasal haklarını gasp etmeye çalışmaktadır.

Halkla, Halkın kurmuş olduğu olduğu sivil toplum örgütleri ile ters düşenler, milletin kendisi ile ters düşmektedir. AKP aldığı % 50 toplumsal yanılgı oyları ile temsil ediliyorsa ve hükümet ediyorsa, AKP ye oy vermeyen bir o kadar insan ise, AKP yi iyi sözlerle yâd etmiyor.. AKP'yi hayırla yad etmeyen AKP oydaşından fazla Türk milleti vatandaşının olduğu unutulmamalıdır.

Sön söz; daima tarihden ders alınmalı, siyaset kurumu içinde aktif olanlar siyasi ve mali ikballerini yeğleme uğruna darbelere davetiye çıkarmamalıdır. Türk milletine gaflet ve delalet içinde ve bilerek hıyanet içinde olanların sonu Mübarek ola!

29/01/2013 - Mustafa AKTEN
__________________
Mustafa Akten isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
6 Üyemiz Mustafa Akten'in Mesajına Teşekkür Etti.