Tekil Mesaj gösterimi
Eski 12.02.13, 10:39   #1
Mustafa Akten
Abdülmelik Hankendi

Mustafa Akten - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2013
Yaş: 74
Konular: 532
Mesajlar: 2,782
Ettiği Teşekkür: 21549
Aldığı Teşekkür: 11270
Rep Derecesi : Mustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Yalniz
Standart Hakimiyetin millette olmasının yolu

HAKİMİYETİN MİLLETTE OLMASININ YOLU.

Demokrasi, örgütlenme olmadan anlaşılamaz ve sağlanamaz STK’larının mücadelesi, mücadele teknikleri, demokrasi anlayışı içinde kaybolan hakların telafisi ve talepler ile yerine konması bu açıdan çok önemlidir. Demokrasi, örgütlü toplumların, hak ve hukuk aramada, insan hak ve hürriyetlerinin tam manası ile hüküm sürmesinde ve ülke idaresinde hakimiyetin gerçek manada millette olmasının sağlanmasında en etkili yoldur.


Dikkat edilirse adeta oliğarşik düzene özenti içinde olan AKP hükümeti, yandaş olmayan kişi ve kuruluşları, taraf olmayanları bertaraf etmeye çalışarak, tabiri caiz ise ınternet dili ile “Hecklemeye” çalışmaktadır. Bu gün gündemin en başında İstanbul Barosu ve onun çok saygın, yurtsever, milliyetperver, Atatürk milliyetçisi ve devrimcisi başkanı Ümit Kocasakal gelmektedir.

Dün sendikalar, odalar, meslek örgütleri vardı ve bu kurumların başında olan topluma mal olmuş idealist başkan ve liderleri vardı, Bir çoklarını haklamakta ve tarumar etmekte başarılı oldular. Sırada tarumar edemedikleri bir kaç nadir kuruluştan biri olan İstanbul Barosuna sıra geldi gibi gözüküyor.


STK’ları işlevsel olarak bazen düşünsel, bazen ekonomik, bazen sanatsal olarak hedeflerinin gerçekleşmesini arzulayan, tabi oldukları mevcut idari ve siyasi doktrin olan Kemalizm çercevesi içinde kendilerine öngörülmüş hakların daima hayata geçirilmesini arzulayan örgütlerdir. Hedef ve arzuları, istemleri, mevcut Atatürk devrimleri statüko’su içinde kalmak kaydıyla, ister ekonomik ister siyasi, toplu iradenin oluşmasını sağlamak için örgütlere ihtiyaç vardır. Örgütlü toplumların olduğu yerde oliğarşi yerini demokrasiye, insan hak ve hukukun üstün olduğu idari sisteme bırakmak zorundadır. Faşizmi ve faşizan uygulamaların önünü almak ancak ve ancak örgütlü toplum ile mümkün olabilmektedir.


Örgütlü toplumların en büyük kazançları, sadece ekonomik, sanatsal, düşünsel konularda olmamalı, bunların tümünün hayata geçirilmesini sağlayacak insanların içinde olduğu, siyasi açıdan gerekli örgütlenme ilkesi, muhalifler için yararlı olabilecektir. Türkiye Cumhuriyeti devleti kuruluş aşamasını atlattıktan ve bir süre tek partili yaşamı sürdürdükten sonra, 1946 yılında çok partili demokratik parlementer sisteme geçmiştir.

Dünya’da sosyoloğlar, sosyal devrimciler, siyaset bilimcileri idari sistemler üzerinde yığınla, görüşlerini içeren kitaplar yazmışlar, idari rejimleri insan hak ve hürriyetleri açısından incelemiş ve irdelemişler, varılan ortak kanı; bazı mahsurlarına rağmen en iyi idari rejim olarak demokrasi üzerinde karar kılmışlardır.

Demokrasinin vazgeçilmezleri ise, çok partili demokratik parlementer sistemdir. Mahsurlarına gelince , ülkelerde güç dengesizliğinin önüne geçip sağlıklı milli denge oluşturulmaya çalışılırken, yanında başka tehlikeleri beraberinde getirmektedir. Türkiye’den örnek vermek gerekirse, Demokrasi bizim için hedefe varmada kullanılacak araçtır diyen zihniyetin idarenin başına gelmesidir ki, tehlike burada yatmaktadır.


Başka ülkelerde muhafazakarlık bizim ülkede ise dinci kesimin kendi algıladıkları dinsel ritüel ve enstürmanları demokrasi nimetlerinden istifade ederek, demokrasiyi araç gibi kullanarak ve örgütlenerek ülkenin siyasi yaşamı içine geriye dönüşü olmayacak şekilde sokması, bu amaçla devlet kadrolarının, bu zihniyet tarafından parsellenmesi ülke geleceği açısından en büyük tehlikedir, dikkatli olunmadığı takdirde, yağmurdan kaçarken doluya tutulmak işten bile değildir. Türkiye Cumhuriyeti devleti bu gün için böyle bir tehlike ile karşı karşıyadır. Çözümün ise örgütlü toplumlarda olduğunu artık söylemeye gerek yoktur sanırım.


Mevcut ve varlığını AKP hükümeti uygulamaları ile şiddetli şekilde hissettiren tehlikenin bertaraf edilmesi açısından mutlaka Atatürk’de birleşmenin yolu ve hangi çatı altında birleşme olacağının tesanüdü mutlaka sağlanmalıdır. İş işten geçmeden.


Siyasi partilerde görülen oligarşik eğilimler, anti demokratik davranışlar, anti Atatürkçü ilkeleri savunanlar her zaman her parti içinde vardır olmaya devam edecektir, Bütünlük ve çoğunluğun temel esaslar üzerinde anlaşma sağlamaları onların daima marjinal olarak kalmalarına neden olacaktır, düşünceden öteye geçmeyen, yaptırım gücü olmayan davranış biçimleri olarak kalacaklardır. Yeterki bütünlük asıl idealin ve Atatürk devrimlerinin ve ilkelerinin yanında olsun. Bu ifade edilenler aslında bir bütün olarak devlet ve toplum hayatı içinde geçerlidir.


12.02.2013
Mustafa Akten
__________________
Mustafa Akten isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
8 Üyemiz Mustafa Akten'in Mesajına Teşekkür Etti.