Tekil Mesaj gösterimi
Eski 14.02.13, 17:32   #5
Canan
Çiçekci kız

Canan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Mar 2011
Konular: 5425
Mesajlar: 24,455
Ettiği Teşekkür: 97400
Aldığı Teşekkür: 135809
Rep Derecesi : Canan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Cevap: A'dan Z'ye Deyimlerimiz ve Anlamları


ğzı var dili yok:

1. Oldukça sessiz, sakin, kendi hâlinde. 2. Konuşmayıp susan, derdini anlatmayan."Telâşlanma sakın, ağzı var dili yok o çocuğun, seni hiç üzmez."

Ağzıyla kuş tutsa...:

"Ne kadar çaba gösterse, ne yapsa da" anlamında kullanılır."Ağzıyla kuş da tutsa, artık bu eve adım atamaz."

Ah almak:

Birinin bedduasını üstüne çekmek."Zalimliğine devam edersen daha çok kişinin ahını alacaksın."

Ahı çıkmak:

Eziyete uğrayan bir kimsenin yaptığı bedduanın etkisini göstermesi.

Ahı tutmak:

Zulüm görenin bedduasının yerini bulup gerçekleşmesi."Ahım bir tutarsa dünyanın kaç bucak olduğunu görecek o."

Ahı yerde kalmamak:

Yaptığı ilenme (beddua) er geç etkisini göstermek."Şunu iyi bil ki ey zalim, ahım yerde kalmayacak; yüz üstü sürüneceksin."

Ahkâm çıkarmak:

Kendi düşüncelerine dayanarak birtakım yargılara varmak."Devletler ancak kuvvetli ordu ile ayakta dururlar diye ahkâm çıkardı."

Ahmak ıslatan:

İnce ince yağan yağmur, çisenti."Böyle yürümeye devam edersek bu ahmak ıslatan iliklerimize işleyecek."

Ahret kardeşi:

Dünya ve ahiret işlerinde birbirlerinden ayrılmayan kimseler; kan bağı olmaksızın manevî olarak kurulan kardeşlik.

Ahrette on parmağı yakasında olmak:

Haksızlığa uğrayışını bu dünyada önleyip hakkını alamayanın, öte dünyada (ahrette) kendisine sorumlu olan kimseden davacı olması."Hakkımı vermedin ama ahrette on parmağım yakanda olacaktır."

Akan sular durmak:

Artık itiraz edilebilecek, karşı durulacak bir nokta kalmamak."Siz Mehmet Ağa`ya gidin, o devreye girdi mi akan sular durur, kolay anlaşırsınız."

Akıl defteri:

Hatırlanıp yapılması gereken şeylerin yazıldığı küçük defter, muhtıra defteri, ajanda.

Akıl etmek:

Herhangi bir önlem ve çareyi zamanında düşünmek, vaktinde hatırlamak."Sular kesilecekti ama kovaları doldurmayı akıl edemedim."

Akıl hocası:

1. Birine yol gösteren, akıl öğreten kimse. 2. Herkese akıl öğretmeye meraklı kimse."Lütfen akıl hocalığı yapmaya kalkma, biz işimizi senden iyi biliriz."

Akıl kârı olmamak:

Akıllı, dengeli ve ölçülü bir kişinin yapacağı iş olmamak."Akıl kârımı şimdi senin yaptığın bu iş?"

Akıl kutusu (kumkuması):

Çok zeki, akıllı kimse; bilgiç."Akıl kutusu mübarek, her meseleyi çözüyor."

Akıllara durgunluk vermek:

Çok şaşılacak bir şey olmak."Bir görmeliydin o olayı, akıllara durgunluk verecek bir olaydı."

Akıllı uslu:

Dengeli, yaramazlık etmeyen, ölçüsüz ve taşkın davranışlarda bulunmayan."Senin çocuk pek akıllı uslu görünüyor."

Akıl öğretmek (vermek):

Herhangi bir konuda yol gösterip tavsiyede bulunmak, bilgi vermek."Sana akıl verecek bir adam da mı bulamadın?"

Akıl sır ermemek:

Bir işin gizli yönlerini, niteliğini, asıl sebebini anlayamamak."Senin bu işi nasıl berbat ettiğine hâlâ akıl sır erdiremedim."

Akıntıya kürek çekmek:

Olmayacak, gerçekleşmeyecek bir iş uğrunda boşuna çaba sarf etmek."Desene boşuna kürek çekmişiz, olmayacak bu iş."

Akla karayı seçmek:

Bir işi başarmak uğrunda çok yorulmak, sonuca kadar çok zahmet çekmek."Seni buluncaya kadar akla karayı seçtim."

Aklı almamak:

1. Akla uygun gelmemek, inanılacak gibi olmamak. 2. Anlamamak."Şu işleri bir türlü aklım almıyor."

Aklı başına gelmek:

1. Zarar gördüğü işlerden uslanıp akıllıca davranmak. 2. Baygınlıktan ayılmak, kendine gelmek."Çabuk koşun, nihayet kendine geliyor!"

Aklı başından gitmek:

1. Çok korkudan veya çok sevinçten ne yapacağını şaşırmak. 2. Kafası çok yorulmuş olduğundan iyi düşünememek."Annemi öyle evin ortasında baygın görünce aklım başımdan gitti."

Aklı başında olmamak:

1. İyi düşünebilir durumda olmamak. 2. Bayılmak, kendisinden geçmek."Artık aklı başında olmamak onun işine geliyor sanki, böylece sorumluluktan kurtulacak, rahat edecek."

Aklı çıkmak:

Titizlikle üzerinde durmak, çok korku geçirmek, çok korkmak."Elbisem yırtılacak diye aklı çıkıyor."

Aklı durmak:

Şaşırmak, düşünemez bir hâle gelmek."Resmi öyle güzel yapmış ki görsen aklın durur."

Aklı karışmak:

Ne yapacağını bilememek, bocalamak, şaşırmak."Dur hele, bir düşüneyim, söylediklerin aklımı karıştırdı."

Aklı kesmek:

Bir şeyin olabileceğine, bir şeyi yapabileceğine inanmak."Seninle bu işi başarabileceğime pek de aklım kesmiyor."

Aklına düşmek:

1. Hatırlamak. 2. Kafasında bir düşünce doğmak."Aklına düşen her şeyi yapmak zorunda mısın?"

Aklına esmek:

Daha önce düşünmemiş olduğu şeyi birden yapmaya karar vermek."Birden aklına esti, kalkıp sahile indi."

Aklına gelen başına gelmek:

Olmasından korktuğu şeyin zarar verici etkisine uğramak."Aklıma gelen başıma geldi, evi su bastı."

Aklına gelmek:

1. Hatırlamak. 2. Bir şeyi yapmayı düşünmek, tasarlamak."Aklıma geldi, kalkıp babama gittim."

Aklına koymak:

1. Bir şeyi yapmaya kesin olarak karar vermek."Bu sene takıntısız sınıfımı geçmeyi aklıma koydum."2. Bir fikri başkasına aşılamak.

Aklına (aklını) takmak:

Bir şeyi devamlı olarak düşünmek, bir fikre sürekli olarak zihninde yer vermek ve zihni onunla meşgul etmek."Onu niçin kırdım, aklıma takıldı düşünüp duruyorum."

__________________


Canan Şu Anda Forumda.   Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz Canan'in Mesajına Teşekkür Etti.