Tekil Mesaj gösterimi
Eski 19.02.13, 18:13   #1
Canan
Çiçekci kız

Canan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Mar 2011
Konular: 5442
Mesajlar: 24,493
Ettiği Teşekkür: 97442
Aldığı Teşekkür: 135870
Rep Derecesi : Canan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardırCanan şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart ‘Tayyip Erdoğan Cumhuriyet Çocuğu Değil’

‘Tayyip Erdoğan cumhuriyet çocuğu değil’


Tiyatro sanatçısı Gülriz Sururi'nin röportajı muhafazakar kesimin tepkisini çekti.

Usta tiyatro sanatçısı Gülriz Sururi, T24′e verdiği röportajda Recep Tayyip Erdoğan’ın Kurtuluş Savaşı ardından Cumhuriyet geldi diye ağlayanların çocukları olduğunu savundu. Sururi’nin tesettürlü kadınlarla ilgili tespitleri ise muhafazakar kesim tarafından tepkiyle karşılandı.

‘EMİNE VE TAYYİP ERDOĞAN CUMHURİYET ÇOCUKLARI DEĞİL’

- Bugün cumhuriyet kadını kategorisinde görmediğiniz kişiler var mı? Örneğin, Emine Erdoğan sizce bir Cumhuriyet kadını mı?

Bence değil. Cumhuriyet çocukları demediklerimi şöyle tarif edeyim; Kurtuluş Savaşı yaşadık ve bu savaşı kazandık. Ama bir kazananların yanında olanlar çıktı, bir de üzülenler, cumhuriyet geldi diye ağlayanlar, karalar bağlayanlar. Şimdi onların çocukları ve torunları var. Zannederim, Emine Hanım ve Erdoğan Bey bunların torunları. Bu nedenle onların cumhuriyet çocukları olduklarını kesinlikle kabul etmiyorum.

- Aynı topraklarda yetişenlere “Kurtuluş Savaşı’nın sonucundan memnun olmayanların torunları” diyerek sınıflandırmak ayrımcılık değil mi?

Ama ayrımcılığı her zaman onlar yaptılar. Ben böyle şeylerin farkında bile değildim ki.

- Ne zaman farkında oldunuz?

AKP iktidara geldiği zaman. Onun için, hep söylüyorum, maalesef Kurtuluş Savaşı tamamen kazanılmış, noktası konmuş bir olay değildir.

’2. RAUNDU ONLAR ALMIŞ GÖZÜKÜYOR, BİZİMKİSİ 3. RAUNT OLACAK’

- Bugün yaşanan kutuplaşmanın Kurtuluş Savaşı’nın ikinci raundu olduğunu mu ileri sürüyorsunuz?

Belki. İkinci raundu onlar almış gibi gözüküyor, bizimkisi üçüncü raunt olacak. Yani, on yıl önce aklımıza gelemezdi bugünün yaşanacağı. “Karanlığın ayak sesleri” diyeli neredeyse 25 sene oluyor. Rüzgâr gibi geçti. Ben o zamanlar önemsemedim, Necmettin Erbakan’ın arkasından Fethullah’ın (Gülen) geleceğini ve bu hallere gelebileceğimizi bilmiyordum. Biz “Hadi canım! Olur mu öyle şey” diyorduk.

- Somutlaştırabilir misiniz; “onlar” kim, “biz” kim?

“Onlar”, bugün içinde bulunduğumuz, bize dayatılmaya çalışılan rejim. Geriye döndürülmek istenişi ve ona katılan ile direnenler olarak bölünmüş haldeyiz. Erbakan’ın yetiştirdikleri onu yok ettiler. Onun bu kadar taviz vermediği Amerika’ya yetiştirdikleri verdi. Yapılan hırsızlıklar, üzerine oturulan kat trilyonlar bir tarafa ama bugün bakınca Erbakan aslında daha dürüstmüş.

- “Onlar” ve “biz” ayrımında, örneğin liberalleri nereye koyuyorsunuz?

“Yetmez ama evetçi”leri görüyoruz. Bence, “yetmez ama evet”çiler bu sefer de lütfen “yetmez ama evet” deyip Halk Partisi’ne oy versin; eğer “Ah niye cumhuriyet geldi” diyenlerden değilseler.

- Başlangıcı Refahyol dönemine değil, bugüne koymanıza neden olan “haller” neler?

O zamanlar hâlâ saf bir vaziyette “İmkânı yok, türban Çankaya’ya çıkamaz”, “Buna izin vermez Türkiye”, “Cumhuriyet çağı buna izin vermez” diyordum.

‘BAZI KIZLARIN SAÇI KAPALIYKEN GÖĞSÜNÜN ÇATALI GÖZÜKÜYOR’

- Atatürk kadınların başörtüsüne müdahale etmezken bugün başörtülü kadınların ciddi bir ağırlık taşıdığı ülkede Köşk’te başörtülü bir first lady’nin olması sizi neden rahatsız ediyor?

O gün böyle bir tesettür yoktu. Onlarınki çok daha farklı, sıkı sıkı kapanmayan bir model. Benim büyükannem de başörtüsü takıyordu. Başörtüsü takmak, üşürken bere giymek ya da kalpak giymek gibi bir şeydi. Ama şimdi böyle bir şey yok. Bugün saçlarını tamamen örtüyorlar. Tamamen yapay bir moda var.

- İnançlarını böyle yaşamayı tercih eden kadınların bu tavrı sizi neden rahatsız ediyor?

Saçı kapalıyken her tarafı dekolte, göğsünün çatalı gözüküyor.

- Kimin?

Bazı kızların. Başlarda tesettür var, ama takma kirpikler, tayt, makyajlar, piercingler… Kadının dişiliğini göstermesinden sonuna kadar yararlanıyorlar ki kadının seksapelini göstermesi dünyanın her yerinde çok gizli olmalıdır. Bunu ayan beyan gösterenlere iyi gözle bakılmaz. Mini etek tamam, ama onunla müstehcen oluyorsanız tamam değil.

‘TESETTÜRLÜ KADINLARA NİŞANTAŞI KAFELERİNDE OTURMALARI EMREDİLDİ’

- Başı açık kadınlara “etek dediğin diz altı olmalıdır” gibi nasıl giyinmesini söyleyenlerin yaptıklarını siz de şimdi başörtülülere yapmış olmuyor musunuz?

Hayır. Bakın, insanlar hür iradeleriyle kapanabilir. Bunu kabul ediyorum. Ancak 10-12 yıl önce bunlar neredeydi? Sistematik olarak geldiler. Nişantaşı kafelerinde oturmaları emredildi, oralarda oturdular. En beklenmedik restoranlara, en beklenmedik kafelere, sinemalara, tiyatrolara her yere yayıldılar. Örtünmek çok kolaydır, giyinmek zor. Onları giydiremiyorsan sokarsın bir çarşafın içine, her açıdan susturursun, erkek karşısında da yok edersin.

‘ÇANKAYA’YA ÇIKTIKLARINI İZLERKEN ÇOK KÖTÜ HALDEYDİK’

- 2007’de Genelkurmay’ın e-muhtırası üzerinden bir ay geçmeden internet sitenizde yayımlanan “Şimdi Zaman Caydırma Zamanı” başlıklı yazınızda şu cümle geçti: “Askerin bizi mitinglerde yüreklendiren açıklamasını muhtıra diye nitelendirip imza toplama zamanı değil.” Bugün de 1960 darbesi ardından yaşadıklarınız tekerrür ediyor olabilir mi?

Orada tamamen RTE’nin “Biz meydanlara çıksak” demesine odaklanmıştım. Kandırılmışları caydırma zamanı, demişim. Çankaya’ya çıktılar, biz izlerken çok kötü haldeydik. Balkon gibi bir yerde sıraya dizildiler, Evita gibi. Bir anlık bile olsa şunu hayal ettim; “Şimdi şu kadınlar örtülerini açsalar, saçlarını savursalar… Duygusal olarak nasıl bütün ülkeyi bir anda avuçlarına alabilirler.” Engin de bana “Hâlâ saflığını yitirmedin” diye bakıyordu.

‘AKP’YE OY VERENLERİN ÇOĞU ÇOK PİŞMAN’
- AKP’ye oy veren yüzde 50 size ne ifade ediyor?

Ben ülkede bir muhalefet gerektiğini düşünüyorum. Bütün muhaliflerin birleşmesi gerektiğine inanıyorum. Şu an ufukta iktidara gelebilecek, AKP’yle baş edebilecek bir muhalefet pek gözükmüyor. O yüzden “yetmez ama evet”çiler bugün Halk Partisi’ne oy versin diyorum.

- “Yetmez ama evet” dışında kalan, kendilerini AKP’nin temsil etmesini isteyenler size ne ifade ediyor?

Çoğu çok pişman. Ben haberi şoförlerden alıyorum. Vaktiyle Bedrettin Dalan’ın gideceğini bir tek onlar bilmişti. Nurettin Sözen gelince, Ben aptala dönmüştüm. Şimdi de şoförler AKP için “Bir gram oy alamaz benden” demeye başladılar.

‘ÜLKE BU IRKIN ELİNDE OLMASAYDI DAHA BAŞKA BİR YERDE OLURDU’

- AKP’nin seçimlerde kaybedeceğini düşünüyorsanız neden endişeleniyorsunuz?

Ben endişe duymuyorum. Mutlaka, bugün değilse yarın, bunun değişeceğine, Türkiye’nin düze çıkacağına inanıyorum. Ancak halkımızın kararları için hâlâ bir endişe taşıyorum. Çünkü millet olmak ile ümmet olmanın arasındaki farkı anlayamayanların oy çoğunluğu diye bir gerçek var hâlâ ülkemizde.

- Gülriz Sururi halkın seçimine güvenmiyor mu?

Türk insanına taklitçilik, üçkâğıtçılık yapmak üretmekten çok daha kolay geliyor. Halbuki Türk köylüsü için kahraman, çalışkan, misafirperver denirdi; o günlerden üçkağıtçı diye tarif edildiği günlere gelmişiz.

- Bu durumda size göre cumhuriyet projesi başarısız mı oldu?

Başarısız değil, ama dediğim gibi tamamlanmadı. Coğrafyanın zorluğundan mı yoksa başka nedenlerden mi bilmiyorum ama Doğu’yu göremedik. Bu ülke bu ırkın elinde olmasaydı çok daha başka bir yerde olurdu.

Kaynak
__________________


Canan Şu Anda Forumda.   Alıntı ile Cevapla
12 Üyemiz Canan'in Mesajına Teşekkür Etti.