Tekil Mesaj gösterimi
Eski 24.02.13, 10:24   #1
Mustafa Akten
Abdülmelik Hankendi

Mustafa Akten - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2013
Yaş: 74
Konular: 532
Mesajlar: 2,782
Ettiği Teşekkür: 21549
Aldığı Teşekkür: 11270
Rep Derecesi : Mustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Yalniz
Standart Bölgemizde savaş ve sonrası

BÖLGEMİZDE SAVAŞ VE SONRASI

ABD'nin Hazar Denizi havzası ve Orta Doğu kaynaklarından talebi, o alanda öngördüğü kendi anlayışına göre istikrar ve güvenliği sağlamak adına, o yöre insanlarına Irak, Libya, Mısır, Fas, Cezayir, Suriye benzeri sözüm ona demokrasi ve insan hakları getirmek, tüm hazar denizi havzasında var olan devletler üzerinde siyasi, ekonomik, askeri etki gücünü kullanarak bir kendine güvenlik alanı yaratmak!


Dağılmış olan SSCB yerine Rusya, hem kendi kaynaklarından aldığı ve dünyaya pazarlayarak sattıklarından elde ettikleri hem şangay beşlisi olarak kurmuş oldukları ekonomik sosyal , siyasal işbirliği örgütünün sağladıkları ile ABD karşısında Çin desteğinide alarak bir denge aracı gibi durmaya çalışıyor. Rusya ABD'nin hem hazar havzasındaki hemde ortadoğudaki planlarını uygulanamaz hale getirdiğinden ABD nin tepkisini çekmektedir. Patriotların varlığı ve Rusya etrafındaki ülkelere konuşlandırılması ise Rusya tarafından her platformda dile getirilerek ABD kınanıyor ve uyarılıyor.

Rusya ABD'den füze savunma sistemlerinin nükleer alt yapısına karşı kullanılmayacağına dair garantiler istiyor ve fakat ABD buna yanaşmıyor, ancak; özel temsilcileri ve yazdıkları mektuplar ile Savunma sistemlerinin Rusya'yı hedef almadığı şifaen vurgulanıyor tabi bu bir teminat ve garanti değildir. Bunu garanti görmeyen Rusya, hem BM güvenlik konseyinde Çin ile işbirliği halinde, hemde bulunduğu bölgede Çin, Hindistan, Kuzey Kore, İran, Suriye ile askeri ve ekonomik, karşılıklı siyasal desteklerle ABD'ye haddini şimdilk diplamasi alanında bildirmeye çalışıyor..

Rusya ABD'nin bu şekilde devam etmesi halinde birikimlerini kullanarak, ABD'nin suni ve tek yanlı çıkardığı, güçlükleri deneyimiyle bozacağını ve aşacağını, bölgede saldırı ve savunma silahları dengesinin kendi leyhlerine dönüştürülmesinin yollarının aranacağı ifade ediliyor.


ABD tüm bu bölgeden ne istiyor? ulusal devletler yerine kendi güdümünde olacak kent devletçikleri istiyor, silahı ile ekonomisi ile emperyal emellerine karşı koymayacak kent devletçikleri istiyor.. Bunun için BOP var! İşbirlikçi ülke idarecileri var. BOP ile ne yapacak? Sınırları değiştirecek, alt yapı ve bu yapıdan elde edileceklerin ABD'ye kanalize edilmesi sağlanacak, BOP ile Mısır, Libya, Fas, Cezayir'in işi bitirildi, sırada Süriye, sonrasında Iran, sonrasında Türkiye, Kafkaslardaki ülkeler ve Rusya! Bunların işi bittiğinde Haçlı savaşları ile İslamiyet ve ona inanan müslümanların bölge toplumlarından diskalifiye edilmesi gelecek, bu anlayış ve planlar için Suudların malı Arabistan Keza Katar şu anda paraları idareleri ile ABD emrinde bir uşak gibi çalışıyorlar.

Yukarıda ifade edilen planlar ta 1945 li yılların Amerikan derin devletini oluşturan siyonist Yahudi'ler tarafından öngörülerdir.

Tüm bu planlar dünya ve bölge kamuoyu tarafından bilinirken bir bölümü hayata geçmiş iken , Rusya'nın durumu ve neler yapacağı gerçekten bölgede merak konusudur. Rusya ABD istemleri ortada dururken, bölgesel pazarlarda etkinlik sağlayabilecekmi? çeşitlenmeye yönelen bugünün dünyasında, Rusya’nın geleneksel siyasi, ekonomik ve askeri gücüyle hem küresel barış, hem bölgesel barış konusunda istikrar ve gelişmeye katkı sağlayabilecekmi? Dünya bunu konuşuyor desek yeri vardır.


ABD bilindiği üzere çıkarları uğruna BM genel kurulunu ve Güvenlik konseyini, kendi parlementolarının devamı gibi görüyor ve lehine olacak kararları sorunsuz olarak BM lerden çıkarıyor. Keza Nato güçlerini dünyanın değişik bölgelerinde kendi lehine Jandarma gücü gibi kullanabiliyor. Bunları bilen ve farkında olan Rusya, Birleşmiş Milletler Teşkilatı merkezli uluslararası hukukun üstünlüğünün uluslararası sistem ağlarına yansıtılıp-yansıtılmayacağı konusunda yapacağı ve yapmak istedikleri ile ilgili çalışmaları var ama detayları henüz bilinmiyor.

ABD Ortadoğu da ikinci bir İsrail isteyerek, bölgede ileri karakol görevi yapan ülke sayısını ikiye, bu ülkelere ve dolayısıyla kendine payanda olacak ülkelerin oluşturulması peşindedir. BOP ve işbirlikçi eş başkanlar Türkiye'dekiler dahil olmak üzere bunun için varlık gösteriyorlar.


İsrail'i, potansiyel bir birleşmiş Arap gücüne dönüşmesin diye, etkisiz kılma adına Hamas'a, yapılan saldırılarda görüyoruz, El Fetih vb örgütler ile birleşmelerine ve güçlenmelerine mani olmak adına her şey yapılıyor.

Bu arada İran ile sözlü dalaşlara girilerek İsrail kendi gücünü ve varlığını, aynı zamanda ABD tarafından verilecek desteği test etmeye çalışıyor.

Suriye ve İran işbirliği, Suriye'nin işinin bitirilmesi ile akamete uğrayacağından Çin ve Rusya desteklerinin bir yere kadar olacağı varsayımı ile İsrail ve ABD kendilerine şimdiden rahat hareket edecekleri alan yaratmaya çalışıyorlar.

Suriye'de çıkarılan iç savaş sonrasında eğer tasfiye edebilirlerse Esat sonrasında var olduğu iddia edilen kimyasal silahların İslam'cı radikal örgütlerin ellerine geçmemesi için her tür gayret gösteriliyor.
Şöyle veya böyle bölgemizde top yekün bir savaşa gidilir, Türkiye bu savaşa bir şekilde aklı evvel idareciler tarafından dahil edilmeye çalışılırsa bu durum her şeyden önce Türkiye idarecilerinin sonu, sonrada belirsizliğe ve insanlığın neyle karşı karşıya kalacağı sonucu şimdiden kestirilemeyecek toplumsal travmalara neden olur ki, sonu belkide 3. dünya savaşına kadar gidecek bir yolun başlangıcı olur.
Barış ile ilgili söylenmiş şu sözlere lütfen bakınız?
>Dünyada barış..Barış, en haklı savaştan daha iyidir.
>Savaşın korkusu savaşın kendisinden daha kötüdür.
>Yurtta barış, Cihanda barış diyoruz..
>Savaşma seviş..(Bir zamanlar gençliğin en baş sloğanı idi)

Aferin delisi olmuş işbirlikçi AKP Başbakanına da akıllı ol Suriye'ye bulaşma, BM'nin mülteciler için ölçüsünü belirlediği sığınmacıların dışında, lejyoner askerlerini ayrı kamplarda tutup barındırma, onların silahlanmasına imkan tanıma, silahlandırıp Suriye içine salma, Türkiye Cumhuriyeti devletinin başını belaya sokma!
(Küçük şeyler küçük ruhları esir alır, OVİDUS ) Cümlesindeki ruh olma!

Rahmetli İsmet İnönü Türkiye'yi savaşa sokmamak için elinden geleni yapmış, darlık sıkıntı çekilmişsede, Türkiye top yekün yok olmaktan kurtulmuştur. Savaşın ne demek olduğunu en iyi İnönü bilirdi. Çünkü İnönü savaşlarının meydan muhaberelerinin komutanı idi, Savaşın ne demek olduğunu en iyi bilenlerden biri o idi. Şimdi savaş çığırtkanlığı yapan imam Recep Tayyip Erdoğan'a bakıyoruz da savaş ve savaşmaktan ne anladığını bilmeden sıfır sorun politikasını sorunlu politikalar haline getirmekle, es kazara ülkenin bir savaşa girmesi, başına gelebilecekleri tasavvur etmekten ve basiret göstermekten aciz bir insan. Ve bu insan savaşı bilen rahmetli İnönüye yatıp kalkıp hakaret eden insan!


24.02.2013
Mustafa Akten

 
__________________
Mustafa Akten isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Mustafa Akten'in Mesajına Teşekkür Etti