Tekil Mesaj gösterimi
Eski 01.03.13, 14:06   #3
No Pasaran
« Çapulcu »

No Pasaran - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Nov 2012
Yaş: 28
Konular: 197
Mesajlar: 821
Ettiği Teşekkür: 1866
Aldığı Teşekkür: 4393
Rep Derecesi : No Pasaran has a spectacular aura aboutNo Pasaran has a spectacular aura aboutNo Pasaran has a spectacular aura aboutNo Pasaran has a spectacular aura aboutNo Pasaran has a spectacular aura aboutNo Pasaran has a spectacular aura aboutNo Pasaran has a spectacular aura aboutNo Pasaran has a spectacular aura aboutNo Pasaran has a spectacular aura aboutNo Pasaran has a spectacular aura aboutNo Pasaran has a spectacular aura about
Ruh Halim: Meskul
Standart Cevap: Türkiye'de Siyasal İslamın Gelişimi

Siyasal İslamı düzen içerisinde yüklendiği misyonuna göre radikal islamcı hareket ve ılımlı islamcı hareket olarak ikiye ayırmak mümkündür.

Siyasal islamın çıkış noktası 2. dünya savaşından sonra, emperyalizmin ortadoğuya dayattığı ''yeşil kuşak'' projesine dayanır. İslamcı hareketler bu proje sayesinde geniş yayılma alanı buldu. Ortadoğu ülkelerinin dinamikleri buna uygun olsa da Türkiye'nin dinamiklerinden ötürü yaygınlaşması biraz zaman aldı.

1950'li yıllarda Türkiye için radikal islamcı hareketlerden söz etmek mümkün değildir. Dini motifleri kullanan DP'nin iktidara gelişi yeşil kuşak projesi ile uyumluydu. Fakat Arap ülkelerindeki gibi, radikal bir tutum olmadı. Söylemlerimde dini jargonlar yer alıyordu. Menderes'in iktidara gelir gelmez ilk yaptığı uygulamanun ezanı arapçalaştırmak olmasınu bu açıdan değerlendirmek gerekir. Çok partili düzene geçişte DP'nin iktidara gelişini aynı zamanda siyasal islamın önünün ilk açtığı evre olarak değerlendirmek gerekir.

1960'larda Türkiye'de siyasal islam iktidar perspektifinden yoksundu. Ara sıra sokaklara solculara saldırmak için toplanmaları dışında pek bir etkinlik göstermiyorlardı. Örnek olsun. 1968-69 larda Deniz Gezmişler ''6. filo Defol'' demeye çıktığı zaman karşısında ABD'li askerlerden önce eli sopalı yobazları görmüşlerdir. Devlet'in kolluk güçlerinin yetmediği çoğu durumlarda bu islamcılar kullanılıyordu. Tabiki bu 1960'ların sonlarına doğru daha da gelişti ve adı Komünizmle Mücadele Dernekleri olarak değişti.

1970'lerde İslamcı hareketin ilk örgütlenme dönemlerine rastlarız. Bu konuda en yaygın hareket ise Erbakan'ın Milli Selamet Partisi idi. Sokak çatışmalarında da yerlerini alıyorlardı fakat sağ cenahta yer alan ülkücüler kadar güçlü değillerdi. Mısır, İran gibi ülkelerde siyasal islamın yükselişi Türkiye'yi de etkiledi ve Türkiye'de siyasal islam ivme kazandı. Özellikle Mısır'da Hasan El Benna önderliğinde kurulmuş Müslüman Kardeşler çok etkili olmuştur. MSP nin gençlik örgütü Akıncılar Hareketi, yine MSP'nin güdümünde olan MTTB(Milli Türk Talebe Birliği) bu dönemlerde önemlidir. 70 ler siyasal islam için bir milattır. Fakat yükseliş dönemi 80'lerdir. AP ve DP nin destekleri ve MSP nin çizdiği sınır 70 li yıllarda yaygınlaşmak adına dardı fakat başlangıç ve kadro oluşturma evresi olduğu için önemlidir.

12 Eylülcülerin en önemli saldırılardan birincisi solun örgütlenme alanını tıkamaktı. Bunu zaten siyasi partileri, sendikaları ve dernekleri kapatarak yaptılar. İkincisi halkı apolitikleştirmekle oldu. Apolitizmle beraber bir de ideolojik saldırılar gerekiyordu. Bu ideolojik saldırılar içersinde toplumun islamileştirilmesi en önemli parçalardan birini temsil etmekteydi. Diğer bir deyişle darbe öncesi kendini ''işçi'' olarak tanımlayanlar, darbe sonrası kendilerini ''kul'' olarak tanımlamalıydı.
12 Eylül siyasal islamın önünü alabildiğince açtı. Zaten Sızıntı dergisinin Ekim 1980 sayısına baktığımız zaman Fetullah Gülen'in de faşist darbecilere selam çaktığı görülür.

Ekonomik yönden, liberalizmin yarattığı toplumsal hoşnutsuzluğu ortadan kaldırmak için siyasal islam önemli rol oynuyordu. Bastırılmış, darbe yemiş bir solun yerini doldurabilecek en güçlü aday da siyasal - radikal islamdı. Diğer bir deyişle ''abdestli kapitalizm''.

Radikal islamcı hareketin mücadele tarzları itibarıyla üçe ayırmak mümkündür:

  • 1)Doğrudan devlet destekli faaliyet gösteren örgütler;
  • 2)Düzene karşı şeriat için mücadele veren örgütler;
  • 3)Düzen karşıtlığı söylem düzeyinde kuvvetli olup henüz örgütlenme ayağını güçlendirememiş olan gruplar.

Birincisi, burjuva siyasetine alan açacak alanlarda, kritik yerlerde kullanılıyordu. Örnek olarak Hizbullah verilebilir. Kürt illerinde yaptığı propagandalar dışında onlarca cinayete, faili meçhullere imza atmıştır. Bir başka örnek de İslami Hareket Örgütüdür. Uğur Mumcu, Bahriye Üçok, Çetin Emeç gibi cinayetleri ne devletten ne cemaatten ne de bunların oluşturduğu siyasal islam ideolojisinden bağımsız düşünemeyiz. Bir başka örnek ise günümüzden Gülen Cemaati. Hanefi Avcı'nın dediği gibi ''Dün Devlet, Bugün Cemaat''.

İkincisi için İBDA-C örnek verilebilir. Kent yoksulları tabanında islami ideolojinin alıcı bulmasını sağlamak açısından önemli bir işleve sahip olmuştur. Fakat her ne kadar düzene karşı olsalar da somut sorunlara cevap üretemediklerinden ve küçüklüğünden dolayı burjuvazi için herhangi bir tehlike oluşturmuyordu.

Üçüncüsü ise daha çok dergi çevreleridir. Küçük gruplar olsa da önemli işlevleri olabilmektedir. Buna örnek olarak Müs-Genç(Müslüman Gençlik) ve Hak Söz dergisi verilebilir. Bunlar daha çok üniversiteler de örgütlenmektedirler. Örnek olsun, bundan birkaç ay önce sivas davasının düşmesini protesto eden öğrencilere taş ve sopalarla saldırmış, ''daha daha sivas'', ''yaktık yine yakarız'' şeklinde sloganlar atmışlardır.

Uygun vaktimde ılımlı islamcı harekete de değineceğim. Şimdilik burada bırakıyorum.

No Pasaran

--------------------------------------------

Kullandığım kaynaklar:


Gelenek Dergisinin 55. sayısı -TÜRKİYE'DE RADİKAL İSLAMCI HAREKET - Ülker Boralı

Soner Yalçın - Siz kimi kandırıyorsunuz? - sf 73 -74

Ahmet Çınar - Siyasal İslâm, niçin antiemperyalist olamaz?

Ekşi sözlük - siyasal islam

Uludağ sözlük - siyasal islam

__________________
''Işık, daha çok ışık!''
No Pasaran isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz No Pasaran'in Mesajına Teşekkür Etti.