Tekil Mesaj gösterimi
Eski 06.03.13, 21:42   #7
Aristo
Müdavim

Aristo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Feb 2013
Konular: 980
Mesajlar: 10,448
Ettiği Teşekkür: 45967
Aldığı Teşekkür: 39531
Rep Derecesi : Aristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardırAristo şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Huzurlu
Standart Cevap: Gazetelerden kesilip foruma yapıştırılan yazılarda kodlar nasıl kald

Başbakan Erdoğan Bandırma’daki konuşmasında, medyanın, bu ülkeyi kimlerin nasıl sömürdüğünü, nasıl hortumladığını yazmasını istedi.
Başbakan bu sözleriyle dikkatleri 2001’deki ekonomik krize çekmeye çalıştı.
Söylediği gibi o büyük krize giden süreçte, tüm birikimlerini hortumlanan bankalara kaptıran tasarruf sahipleri banka şubelerine hücum etmiş, paralarını alamayınca kendilerini benzinle yakanlar bile olmuştu.
On binlerce kepenk, bir daha açılmamak üzere inmiş, yüz binlerce eğitimli insanımız işsiz kalmıştı.
Bir kuşağın geleceği, hatta hayalleri bile çalınmış, buna karşılık omuzlarına hayatları boyunca ödemek zorunda kalacakları ağır bir borç yüklenmişti.
Ülkeyi krize götüren sorumlular hakkında yazıp çizen, yolsuzlukları belgeleriyle ekranlarda gösteren, dudak uçuklatacak vurgunları haber yapan gazetecilerin başlarına gelmedik kalmamıştı.
Bu satırların yazarının adı, yakın tarihimizin en acımasız ölüm çetesine öldürülmek üzere havale edilmişti.
Hatırlamak bile istemediğimiz korkunç günlerdi onlar…
* * *
Başbakan Erdoğan şimdi kalkmış "Ey medya bu ülkeyi kimler, nasıl sömürdüler, nasıl hortumladılar, bunları yazın!" diyor.
Yazdık, hem de ölüm tehlikelerini göze alarak yazdık!
Hortumcuları dünyanın öbür ucuna kaçmış olsalar bile bulduk, tüyü bitmemiş yetim hakkıyla oralarda krallar gibi yaşayanları görüntüledik, ekranlara getirdik!
Böylece ilk seçimde, ülkeyi yolsuzluk ekonomisiyle soyup soğana çevirenlerin sandığa gömülmelerine katkı sağladık.
Halkın o günlerde "Bunlar Allah’tan korkanların partisi, hiç olmazsa yolsuzluk yapmazlar" dediği AKP’nin iktidar olmasına zemin hazırladık!
* * *
Peki sonra ne oldu?
Türkiye ekonomisi Kemal Derviş’in hazırladığı reçeteyle düzlüğe çıktı.
Bankalar sağlam bir yapıya kavuştu.
Ama gelen gideni arattı!
Baskı, korku, zindan, işten atılma, zulüm, yargısız infaz, iftira, halkın önünde azarlanma!..
Bunları ve Türkiye’nin gazeteciler için dünyanın en büyük cezaevi haline geldiği gerçeğini bir kenara bırakıyorum.
Hatta kamu bankalarının Ankara’dan gelen bir telefonla, hiç teminat almadan bazı yandaş şirketlere milyonlarca dolarlık ya da euroluk usulsüz kredi vermelerine de değinmiyorum.
Size son günlerden çarpıcı bir "rantsal götürüşüm" örneği veriyorum.
Dikkatleri, Başbakan’ın çok övündüğü, gururla söz ettiği kentsel dönüşümdeki rantsal götürüşüme çekmek istiyorum.
* * *
Sevgili okurlarım;
Bilmem "çantacılardan" haberiniz var mı?
Yoksa ben anlatayım:
6306 sayılı Kentsel Dönüşüm Yasası’yla birlikte 8 bölgeye ayrılan İstanbul’da, "çantacı" denilen tipler belirdi.
Çantacıların işi gücü, rant getirecek semtleri dolaşmak!..
Bu semtleri kolaçan eden çantacılar, örneğin 20 daireli bir apartmanı gözlerine kestiriyorlar.
Daha sonra binadaki bir daire sahibini ikna edip, "bu yapıda afet riski vardır" şeklinde bir rapor alıyorlar. Bir hanenin elindeki "Afet Riski Raporu", diğer 19 daireyi de bağlıyor. Onların yaptıracağı "binamız dayanıklıdır, afet riski de bulunmamaktadır" doğrultusundaki tespitler asla geçerli olmuyor! Zira yasa hiçbir itiraz hakkı tanımıyor!
Rapor alındı mı, alındı!
Çantacılar, hemen inşaat firmalarını dolaşmaya başlıyorlar.
"Elimizde şöyle bir rapor var, buradan şu kadar rant sağlayabiliriz, parasını ver, raporu al!" diyorlar.
İnşaatçı da parasını verip, raporu alıyor, belediyenin yolunu tutuyor!
Diyelim ki belediye yıkmadı, o zaman valiliğe başvuruyor. Koskoca bina, 60 gün içinde valilik emriyle çatır çatır yıktırılıyor!
İstanbul’daki 3 milyon yapının yaklaşık 1.5 milyonu, şimdi çantacıların hedefinde!
Yani yıkımdan kurtuluş yok!
Ama bu yolla, yani gayrı menkul geliştirme yöntemiyle rantsal götürüşüm çok!
"Kapı gibi tapum var, evim de depreme dayanıklı, bana kimse dokunamaz!" demeyin!
Çantacının kapınızı çalacağı, tapunuzun delineceği günü bekleyin!
* * *
Peki çantacılar sadece kentsel dönüşümde mi gözleniyor?
Kuşkusuz hayır! Onlar her yerde, para getiren her alanda iş bitiriyor!
Başbakan da kalkmış, 2001 krizinde bu ülkeyi kimlerin, nasıl hortumladığının yazılmasını istiyor.
Günümüzün hortumcularını görmüyor!
Medya gösterdiği zaman da "Batsın şu çantacılar" diyeceğine, "Batsın sizin gazeteciliğiniz!" diyor.
SÖZCÜ
__________________
zafere kadar devrim
Aristo isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Aristo'in Mesajına Teşekkür Etti