Tekil Mesaj gösterimi
Eski 19.03.13, 05:11   #1
Mustafa Akten
Abdülmelik Hankendi

Mustafa Akten - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2013
Yaş: 74
Konular: 532
Mesajlar: 2,784
Ettiği Teşekkür: 21564
Aldığı Teşekkür: 11276
Rep Derecesi : Mustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Yalniz
Standart Silivri'de çekilen acılar ve ergenekon

SİLİVRİ'DE ÇEKİLEN ACILAR VE ERGENEKON


Yapılan protestolar, kitlesel halk hareketleri, açılan pankartlar, yurtseverlere, tutsak olan, bilim adamı, Gazeteci, asker vd. yurtseverlere her plarformda verilen destek, yurtseverlere özgürlük çağrıları, hatta bilfiil tutsak olanların mahkeme salonlarında yaptıkları zehir zemberek konuşmalar, hukuksuzluğun, hukuk adamı olduğunu iddia edilenler tarafından sergilenmesinin vurgulanması, Ergenekon adıyla görülen davanın aslında bir hukuk davası değil siyasi bir engizisyon davasına dönüştüğünün vurgulanması ve haykırılması, sözüm ona bu dava görülürken, davada tutuklu olanların Avukatlarına mahkeme salonu olduğu iddia edilen Guantanamo yerleşkesinde yapılan muamelelere karşı duruş ve haykırışların hiç birisi etkili olmadı, her bir savunma hukuk fakültelerinde ders olarak okutulacak düzey ve bilgi yapılmış olması ve bu savunmaların hiç biri Silivri guantanamosunda tutsak olanların tutsaklığına son vermedi, aksine hukuk adına hukuksuzluk, kanun adına kanunsuzluk katmerli olarak ve artarak devam etti ve dün 18 Mart 2013 Çanakkale zaferi ve Şehitleri anma gününe denk getirilen önemli ve özel günde, Ergenekon davası Engizisyon Savcı'sı M, Ali Pekgüzel görülen dava ile ilgili beklenen mütalasını okumaya başladı.


Tüm hukuk adamlarını şaşkına çeviren yurtseverleri hiddete sevk eden, hukuk adına hukukun katledildiği, 5-10 kez ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezaları istemleri, tutuksuz yargılanan bazı insanların yeniden tutuklanarak ömür boyu hapis cezaları ile tecziye edilmelerine varıncaya kadar sıralanan istemler, bir yığın garabet!

Anında tepki bu davadan güya sanık olan ve halen tutsak olan 26. Genel Kurmay Başkanı İlker Başbuğ'dan geldi ve savunma yapmayacağını yani bir anlamda bu mahkemeyi tanımadığını beyan etmiş oldu. Keza diğer tüm tutsak olanların ortak ifadesi ise Savcı Pekgüzel mütalasının tanınmadığı şeklinde olmuştur. Böyle olmasına rağmen süreç değişmedi ve sanırım değişmeyecek de!

Çünkü bu süreç böyle kurgulanmış, planlanmış ve içeride tutsak olanlar da bu minval üzere özgürlükleri biraz daha kısıtlanarak, üzerlerindeki psikolojik ve yaşamak zorunda bırakıldıkları fiziki ortam dahada kötüleştirilerek, haklarında hüküm kurmadan hükümsüz hükümlü muamelesine maruz bırakılarak yaşatılmaya çalışılmıştır. Mahkeme olduğu iddia edilen komisyon zaten ihsas-ı rey denilen bir tutum ve davranış ile bu süreç içinde hangi hukuksuzlukların altına imza atacağını açıkça ortaya koymuştur. Bunları yazarken içimin ne kadar acıdığını tarif etmem mümkün değildir.

Defalarca G.Antep'den kalktım Silivri Guantanamosuna gittim, duruşma adı verilen işkence seanslarını izledim, Tanıdığım yurtseverlerle sohbetlerim oldu, tanımadıklarımla mahkeme salonunda tanışma şansım oldu. Benim gibi, Silivri yerleşkesinde tutsak olan yurtseverleri şüphesiz yalnız bırakmayan, şartları elverdiğinde sürekli Silivri guantanamosunda olan yurtseverlerin moral adına motivasyonları Balbay, Özkan vb. vd, yurtseverleri daha güçlü kılmıştı, yaşam sevincini karşılıklı paylaşmıştık.

Mütala ve verilecek cezalar ne olursa olsun bu zülüm elbette bir gün bitecek, bu yurtseverler kaybetmedikleri şerefleri ile oradan çıkacak ve fakat yaşadıkları travmaların, bedenlerinde meydana gelen fizyolojik, biyolojik ve kimyasal bozulmalar ile duçar oldukları bozulmalar belki telafi edilemeyecek, kendilerinin ve ailelerinin ve sevenlerinin hayatından çalınan yıllar ve bu yıllar içindeki maddi manevi kayıpları kendilerine verilemeyecektir. İşte bu yurtseverlere verdirilen kayıpların hesabı elbette bu işe alet olanlardan, kendini mahkeme heyeti sananlardan bu işe vesile olan tüm siyasetçilerden başta Erdoğan olmak üzere herkesten bunların hesabı sorulacaktır.

Bunun yapılacağına inanıyorum.. Tarih sahnesinde hiç bir sindirme hareketi, yurtseverleri, özgürlük ve hürriyet savaşçılarını, ulusalcı olanları gerçek manada sindiremedi, bu hareketleri yapan diktatörler ve dikta heveslisi olanların başına gelenler ve hayatları ile bedel ödeyenleri tarih yazmaktadır yazacaktır da.

Türkiye Cumhuriyeti devletinde, Askeri darbeler olmuştur, Muhtıralar verilmiştir, acılar yaşanmış, sebep sonuç ilişkileri halen daha yazarlar çizerler, entellektüel olanlar tarafından irdeleniyor yazılıyor. Bir şey daha öğrenilmiş oldu ki, darbeler sadece silahlı güçler tarafından yapılmazmış, silahsız güçler tarafından da darbe yapılabilirmiş, işte örneği, Türkiye'nin rejimi, idari yapısı, ünüter yapısı, ulusal yapısı, laik yapısı, sosyal ve siyasal yapısı, dönüştürülmeye ve değiştirilmeye çalışılıyor... Bu bir silahsız darbedir! Bu darbeye karşı olabilecek yurtseverler ise olası bir mania görüldüğünden Ergenekon'cu savı ile Silivri Guantanamosundalar. Olay bu Öz budur.

19.03.2013
Mustafa Akten

__________________
Mustafa Akten isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
12 Üyemiz Mustafa Akten'in Mesajına Teşekkür Etti.