Tekil Mesaj gösterimi
Eski 25.03.13, 09:15   #1
Mustafa Akten
Abdülmelik Hankendi

Mustafa Akten - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2013
Yaş: 74
Konular: 532
Mesajlar: 2,782
Ettiği Teşekkür: 21549
Aldığı Teşekkür: 11270
Rep Derecesi : Mustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Yalniz
Standart Gardırop Atatürkçülüğü

Gardırop Atatürkçüleri
 
Değerli Arkadaşlarım. Benim biraz daha delikanlı olduğum lise yıllarında, bizlere çok değerli eğitmen öğretmenlerimiz tarafından, Atatürk ilkeleri ve devrimleri öğretilirken, gerçek Atatürkçülüğün ne olduğuda beraberinde öğretilir o günlerde Atatürkçü geçinip, tıpkı günümüzde bazı insanların yaptığı gibi, Atatürk'ü ve ismini kullanarak, Atatürk ismini siyasete, ticarete, paraya tahvil ve irca edenler vardı. Bu gün de varlar! Bunların adı Gardırop Atatürkçüsü idi.
 
Kaç zamandır sizlerle paylaşmak istediğim Isparta'dan Mahmut Özyürek arkadaşımızın yazısı vardı, Goygoycu Atatürkçüler! Kafamda çağrışım yaptı ve benim evlilik yaptığım yılda İlhan Selçuk tarafından yazılan ve YÖN dergisinde yayınlanan Gardırop Atatürkçüleri başlıklı yazısı aklıma geldi.
Her iki yazıyı da buraya aldım. Herkesin hoş görüsüne sığınarak sizler ile paylaşıyorum.
Hani Atatürk’te birleşelim diyoruz ya, birleşelim ama bu günde devam eden Gardırop ve Goy Goycu Atatürkçüleri sarfı nazar ederek!
25.03.2013
Mustafa Akten


Buyurun beraber okuyalım lütfen.
 
 
 
İlhan SElÇUK
(Yön, 9 Eylül 1966 )
 
Türkiye’de hiç kimse gardrop Atatürkçüsü kadar Atatürkçülüğe zarar vermedi. Hiç kimse gardrop Atatürkçüsü kadar devrimleri kemiremedi. Hiç kimse Türkiye’nin çağdaş medeniyet seviyesine erişmek çabasını gardrop Atatürkçüsü kadar baltalayamadı. Kafası boş, üslup kar, olumlu düşünceden yoksun beyzade, kalemiyle fikirlerin ancak kabuğunu tırmalayan kültürsüz yaratık. Halk düşmanı, Osmanlı tenperesti, çalışmadan yaşayan asalak, imtiyazlı dalkavuk, Batı’nın penceresinde maymun, komprador hizmetçisi kalem... İngiliz kumaşında, Fransız kravatında, İskoçya viskisinde, İtalyan şapkasında, Batı medeniyetini başlatıp bitiren zavallı. Bir gardırobun eni boyu ve yüksekliğinde dünyası çizilen entelektüel...

Halkı hor gören, Batı’nın üstünlüğüne körü körüne inanan. Amerikan zencisine, Amerikan beyazından düşman, Batı’nın üstünlüğüne Batı’dan fazla inanan, Kongoluya Belçikalıdan daha hırslı, Çinliden korkan, Cezayir’e kin duyan, Nasır’a İngilizden fazla diş bileyen... Batı toplumunu tenkit ve tahlil eden çağdaş düşünceyi ve akımları küfür sayan... Atatürk’ün milli kurtuluş savaşını, Amerikan kapitalizmine, emperyalizmine satmakta mezat memuru...

Son yılların olayları iyice ortaya çıkıyor ki, Atatürk’ün bağımsızlık ve kurtuluş hareketini yabancılarla ortak çıkarlarla eritenlerin başında gardrop Atatürkçüleri gelmektedir. Bunların menfaatleri uğruna yapmayacakları hiçbir şey yoktur. Çünkü onlar gerçekte Atatürkçü değil, Osmanlı tenperestidirler. Atatürk’ün bükülmez iradesi altına girip hizmet görmeyi hiçbir zaman için çıkarlarına uygun bulmamışlardır. Batılılaşma sandıkları hareket, yüzde yüz kompradorların Batılılaşma anlayışlarına uygundur. Halk bir yanda horlanacak, sefalet içinde yüzecek, aşağılık görülecek, bir azınlığın iktisadi çıkarları için kullanılacaktır. Öte yanda bir mutlu azınlık Batılı maymunluğunda ve refah içinde yaşayacaktır. Caz ile dans ederek, açık saçık elbise giyerek, şapkanın envaını deneyerek, Batı’nın muhafazakar akımlarını temsil eden eserleri tiyatrolarda oynayarak... Operaların renkli kostümleriyle parlayan sahnelerde salonları yabancı misafirler, kordiplomatik ve levantenlerle doldurup Batılılaşma-...- Batılılaşma!
 
Fransız Amerikalılardan bekleyerek... Böylesine tiplerin Tanzimat’ın ve Meşrutiyet’in fesli, altın çerçeveli gözlüklü, getrli, kolalı yakalı alafranga beylerinden hiçbir farkı yoktur. Bunlar yaşadıkları Atatürk çağının anlamını hiçbir zaman anlamamış ve anlamak istememiş salak Osmanlı tenperestleridir.

Bunların yüzündendir ki devrim halka mal edilememiştir, bunların yüzündendir ki Atatürkçülük anlayışı fakir halk tabakaları karşısında iktisadi muhtevadan yoksun bir anlamsızlık içinde kalmıştır. Ve ilk fırsatta Atatürk’e ihanet etmek fırsatını kaçırmamış ve Atatürk düşmanlarıyla birkaç pula anlaşarak kemiklerini satmışlardır. Halkın vicdanında yoğunlaşmış inançlara küfretmek, ama o inançların sahiplerine hiçbir hak tanımamak mesleği bunlarındır. Çıkarcılıkları, inançsızlıkları, eyyamcılıkları, ikiyüzlülükleriyle gerçek halk çocuklarının güvensizliğini, kişiliklerinde toplayanlar bunlardır. Bunların verdikleri kötü örnekler, Atatürkçülüğün kurutulması için en başta gelen rolü oynamışlardır. Gerçek Atatürkçülere ve Atatürkçülüğün devrimcilik-devletçilik-halkçılık temel ilkelerine düşmandırlar. Bugün kompradorlar yönetimin en başta gelen hizmetkarları olarak komisyoncuların, tefecilerin, vurguncuların, vatan satıcılarının avukatlığını yapmaktadırlar. Milliyetçiliği milliyetsizlerin, müslümanlığı sahtecilerin elinden kurtarmak gerektiği gibi Atatürkçülüğü Atatürkçülüğün A'sından nasipsiz bu Osmanlı tenperestlerinin dilinden kurtarmak gerekir.

Atatürk, kapitalizmin emperyalizminden vatanı kurtarmak savaşının lideridir. Gardrop Atatürkçüleri ise Güney Afrika’dan Güneydoğu Asya’ya ve Güney Amerika’ya kadar kapitalizmin bütün sömürgelerinde bulunan Batı mukallidi maymunlardan farksızdılar. Atatürk’ün yaptıkları devrimlerin yanında görünürler, ama Atatürkçülüğün devletçilik-devrimcilik-halkçılık ilkeleri köklü reformları gerektirdiği için karşıdırlar. Şapka giymek haksız kazançlarla ilgili değildir. Latin harfleriyle de yazsan Arap harfleriyle de yazsan kompradorun çıkarını ilgilendirmez. Şekilde kalan her değişiklik, çıkarlara dokunmayan her davranış, yüzeyde kalan her tedbir elbette çıkarcı çevreleri rahatsız etmez. Ama emperyalizme karşı her çıkış ve emperyalizmin içerdeki temsilcilerine karşı her tedbir içerde ve dışarda kıyameti koparır.
Gerçek Atatürkçüler Batı mukallitlerinin Türk kurtuluş hareketini nasıl yozlaştırdığını iyice tahlil etmelidirler. Bugün Asya’nın ve Afrika’nın mazlum milletlerinin emperyalizme baş kaldırmasını yeren kişiler, şapka da giyseler, çarşafa karşı da olsalar, yeni yazıya taraftar da olsalar, Atatürkçü sayılmazlar. Onlar devrim hareketlerini gardrop değişikliği sanan zavallılardır.
 
 
 
 
Goygoycu Sera Atatürkçüleri;
Tam
Bağımsızlığın, Antiemperyalist, halkçı bir devrimle değil, parmak hesabıyla sağlanabileceğine halkı inandırma adına, şeytanın aklını zorlayacak hokkabazlıklar yaparlar. Mevcut iktidarın bir araç olduğunu, zamanı gelince o aracın kullananlarca deliğe süpürüleceğini, yedeklerinin daima hazır tutulduğunun üzerini hep örterler. Mevcut iktidar giderse, “yerine kim gelirse gelsin daha iyi olur” yalanını yığınlara şırınga etmekle görevlidirler.
 
Goygoycu Sera Atatürkçüleri;
Olayları çarpıtarak aktarırlar, yalan-yanlış olgularla olayları tahlil ederek zihinleri bulandırmakta ustadırlar. Bir yanlışı kabullendirmek için yanında “dokuz doğru” söylerler ki, o yanlış da doğrulardan görülsün. Bunları tanımayan, yeterli bilgi ve bilince sahip olmayanlarsa “Ne kadar doğru söylüyor” diye düşünür. Çünkü dokuz doğrunun tuzağına düşmüş, yanlış bilgi beyinlere enjekte edilmiştir.
 
Goygoycu Sera Atatürkçüleri;
İktidar olma, koltuk edinme aşkına İlkelerini pazarlamaktan çekinmezler. Hak etmediği yerlere gelmek için düzenin kayığına binmeye teşnedirler. Her dönemde iktidardırlar ve mutlaka her iktidar döneminde bir yerlerde “dayıları” vardır.
 
Goygoycu Sera Atatürkçüleri;
Sürekli olarak “laiklik” sorununu gündemde tutarlar. İşsizlik, yoksulluk, yolsuzluk pek umurlarında değildir. Çünkü kendilerinin böylesine küçük ve önemsiz! sorunları yoktur. Böylece bilerek ya da bilmeyerek geniş halk yığınlarının Atatürk sevgisini ve devrimlere olan bağlılığını yok etmektedirler. Çünkü İşsizlik, yoksulluk, yolsuzluk bataklığında çırpınan milyonlar, sorunlarının çözümünü Atatürkçülükte değil, din tacirlerinin kokuşmuş karanlığında aramaya başlarlar.
 
Goygoycu Sera Atatürkçülerinin;
Atatürk devrimciliğinden anladıkları, ellerinde karanfillerle Anıtkabir’e "dalalet ve hıyanetle” suçladıkları halkı şikâyet etmektir,
 
Goygoycu Sera Atatürkçüleri;
goygoycudurlar, yaygaracıdırlar, bağırarak seslerini yüksek tutup karşılarındakini susturmak isterler. Ama bir o kadar da korkak ve pısırıktırlar. Zoru görürlerse bukalemun örneği “araziye uyma” konusunda kimse ellerine su dökemez.
 
Goygoycu Sera Atatürkçüleri;
Halkı (yani işçiyi, köylüyü, emeğiyle geçinenleri) günahları kadar sevmezler. Kendi halkından utanırlar, onu aşağılarlar. Tepeden bakarlar, kibirlidirler. Onlar için “halk”, salonlarda, kokteyllerde, balolarda boy gösteren entel-dantel salon zübükleridir.
 
Goygoycu Sera Atatürkçüleri;
Yaşamlarında bir kez bile bir işçinin nasırlı elini sıkmamışlardır. Bir hamala bir bardak çay ısmarlayıp, iki laf edip dertleşmemişlerdir. Amale sofrasında kuru soğan – pilava kaşık salladıklarını duyan gören olmamıştır. Ama Onlar, lüks salonlarda, konken partileri, çay günleri düzenleyip “şekerim vallahi boşuna uğraşıyoruz! bu halktan adam olmaz ….’’ Diyerek, ne denli özverili Atatürkçü olduklarını birbirlerine ballandıra, ballandıra anlatırlar.
 
Goygoycu Sera Atatürkçüleri;
Atatürkçülük adına salonlarda, kokteyllerde sabahtan akşama ahkâm keserler. Türkiye’nin tüm sorunlarının tek çözümü onlardadır. Laiktir, Çevrecidir, insan hakları savunucusudur vs.. Ama halkçı, devrimci, devletçi, antiemperyalist ve ATATÜRKÇÜ asla değildir ve olamazlar. Bu konularda örtülü olarak “küresel sermayenin peçetecisi” olma görevini eksiksiz yerine getirirler. Küresel çetenin halkın boynuna vurduğuZinciri, peçeteleri ile öylesine parlatırlar ve güzelleştirirler ki, oyunun farkına varma bilincinden yoksun hale getirilmiş olan halk, zincirlerini beğenmeye, onunla birlikte yaşamanın gerekliliğine inanmaya başlar.
 
Goygoycu Sera Atatürkçüleri;
Bana dokunmayan yılan bin yaşasın’cıdır, gözü, gönlü davada değil, ikbaldedir. Bu nedenle Sera sebzeleri gibi “dölsüz” dürler. Yani “demagoji” dışında bir şey üretmezler. Ama kendilerini gelmiş, geçmiş en büyük filozof sanırlar.
 
Goygoycu Sera Atatürkçüleri;
Eğitim, sağlık başta olmak üzere ülkenin tüm değerleri, küresel sermayecilere peşkeş çekilirken seslerini çıkarmayan, çocuklarına malum “Kolejlerde” eğitim aldıran, “hastaneler beş yıldızlı otel gibi oldu” diyerek, soğuk algınlığında bile “özel hasta hanelere” koşan, kısaca yıkım ekibinin taşeronları ile al-gülüm ver gülümcülük oynayanlardır. Maskeli, mandacı ve vesayetçidirler.
 
Goygoycu Sera Atatürkçüleri;
Gelmiş geçmiş hatipleri bile yok sayarak, en güzel sözü kendilerinin söylediklerini sanırlar, ne söylediklerini sorarsanız, kendileri bile anlamamıştır ki size anlatabilsinler.
 
Goygoycu Sera Atatürkçüleri;
Yüksek zekalıdır! Zekalarını . amaçlarına ulaşmak için çevresindekilerin zayıf taraflarını kullanmakta gösterirler. Eleştiriye tahammülsüzdürler, sürekli övülme ihtiyacı içindedirler ve bu ihtiyaç temel gıdalar gibi yaşamsal değerdedir onlar için. Bu nedenle dalkavukları çok severler ve onları yanlarından ayırmazlar. Kendilerinin "üstün", "özel" ve "ayrıcalıklı" olduğu düşüncesindedirler. Pişmanlık duymazlar, hep doğru yaptıklarını ama başkalarının onları anlamadığını düşünürler. Konuşmak, ahkâm kesmek, her şeyi ben bilirim demek, dedikodu, rehavet, dalkavukluk, çıkarcılık en ayrıcalıklı meziyetlerindendir.
 
Goygoycu Sera Atatürkçüleri;
Omurgasızdır, fırdöndüdür. Nabza göre şerbet verir, ahlak nedir, etik nedir düşünmez. “ışığı halkın önüne değil, gözüne tutarlar” ki halk önünü, yolunu, yönünü göremesin.
Son söz; Goygoycu Sera Atatürkçüleri,sahte Atatürkçüler, baş tacı edilmiş olabilir. Ülkemizin her köşesi ele geçirilmiş, yönetim organlarının çivisi çıkmış olabilir. Aymazlık –Gaflet- İhanet tavan yapmış olabilir. Ancak gerçek Atatürkçülerin/Kemalistlerin kitabında “umutsuzluk” diye bir kavram yazmaz. Umutsuzluğa kapılırsak, Goygoycu Sera Atatürkçülerini üretip servis edenlerin oyunlarına gelmiş oluruz. Kimse oyuna gelmeyecek. Meydanı Goygoycu Sera Atatürkçülerine asla bırakmayacağız. Göreceksiniz
 
“BİZ KAZANACAĞIZ!”
 
21.01.2013- ISPARTA
Mahmut Özyürek
__________________
Mustafa Akten isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
5 Üyemiz Mustafa Akten'in Mesajına Teşekkür Etti.