Tekil Mesaj gösterimi
Eski 18.04.13, 22:15   #9
Mediter
Uzman Üye

Mediter - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Apr 2012
Konular: 295
Mesajlar: 2,410
Ettiği Teşekkür: 34734
Aldığı Teşekkür: 14818
Rep Derecesi : Mediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardırMediter şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: none
Standart Cevap: Şok Türkiye Raporu! Laiklik Yıkılabilir!

1950 Menderes Hükümeti ile başlayan, laiklikten uzaklaşma, dini siyasete alet etme çalışamaları, daha sonraki dönemlere iktidara gelen sağ hükümetler (özellikle de Millyetçi Cephe MC) Hükümetleri döneminde laiklikten uzaklaşılmış.
1980 Askeri darbesi ve sonrası Turgut Özal’ın ANAP’ı döneminde ve Tayyip Erdoğan’ın AKP’si döneminde laiklikten uzaklaşmaya hız verilmiştir.

Günümüzde ise, sadece Anayasa’da ismen var olan Laiklik, fiilen yoktur.

Laikliğin fiilen yok olması sonucunda da,
Çağ dışı rejim heveslileri büyük bir hızla artmakta Türkiye’yi büyük bir hızla Çağ dışı rejime doğru sürüklenmektedir.
30-40 yıl öncesine kadar Atatürk’ün Laik Cumhuriyeti’ni örnek alarak (Nispeten) laik bir rejime sahip olan Müslüman ülkeler (Pakistan, Afganistan, İran, Irak, Libya,Mısır gibi) ülkeler Laikliklerini kaybetmişlerdi.
Günümüzde de (yine nispeten) Laik bir yapıya sahip Esad Suriye’sini ele geçirmeye çalışan güçler, ele geçirdikleri bölgelerde Şeriat kanunlarını uygulamaya başladıkları bilinmektedir.
Şeriat heveslisi bu gruplara AKP’ Hükümetinin desteği de bilinmektedir.
Sonuç olarak, Laiklik var gibi görünse de, altı oyulmuş, delik deşik hale getirilerek işlevsiz hale getirilmiştir.
Türkiye bu yapısıyla, freni patlamış bir araba gibi büyük bir hızla Şeriat rejimine doğru eksen kayması yaşamaktadır.


Alıntı:
Orjinal Mesaj Sahibi Mediter Mesajı göster

Laiklik:
DİN ve DEVLET işlerinin birbirinden ayrılması, gibi anlamsız bir şekilde tanımlanmış, gerçek anlamı gözlerden saklanmış, gittikçe laiklikten uzaklaşılmıştır.


Oysa Laiklik: Devletin vatandaşlarının dini inançlarına karışmaması, onların dinleri arasında ayırım yapmaması, herhangi bir dini desteklememesi ve dini inançlar karşısında tarafsız davranması demektir.
Bireylerin de, başka kişinin dini inancına veya inançsızlığına,karışmaması, baskı yapmaması ve hoş görü göstermesidir, LAİKLİK.

(Demokratik bir devlette)Demokrasinin ilk şartı olarak devlet:
vatandaşlarının dini inançları arasında tarafsız olmalı, bir dini inanca mensup kişi veya grupların, diğer dini inançlara mensup kişi ve gruplara baskı kurmalarına engel olmalıdır..


Çünkü dini inanca sahip, kişi ve topluluklar;
Çevresinde ,dini inancına aykırı gördüğü her durumu ve kişiyi, kendi inancına uydurmaya çalışır, dini kurallarına uydurduğu her kişi veya olay için sevap kazandığını, bu yolda hayatını kaybederse (ödüllendirileceğini) Cennet’e gideceğini düşünür.

Bu nedenle;
Fırsat ve güç buldukça, önce yakın çevresine baskı yaparlar,( çocukları,eşleri ve yakın akrabalardan başlayarak) cesaretlendiği oranda diğer insanların (yakın akraba, komşular, daha da güçlenirlerse, sokakta yürüyen insanların, flört eden gençlerin) yemelerine, içmelerine, giyinmelerine, kız veya erkek arkadaşlarıyla gezmelerine, flörtlerine,izledikleri filme, içtiklerine, yaşam tercihlerine karışır ,kendi dini inancına uygun şartları benimseyerek yaşaması için çeşitli yollarla baskılar uygular.

Bu baskının şiddeti de, sahip oldukları destek ve güç arttıkça artar, katliam boyutuna ulaşır.


Laiklik bu nedenle kurulmuştur.

Laiklik herkesin dini inancını dilediği gibi yaşasın, bir diğer bireyin veya topluluğun inancına karışmasın diye düşünülmüş bir olgudur.
Çünkü dini baskılar sonucu, kanlı iç savaşlar çıkmış ve çıkmatadır.
Geçmişte İran, Pakistan, Afganistan, İran, Libya, Irak, Mısır da (nispeten) laik bir yönetim vardı.
Din taraftarları güçlenip bu ülkelerdeki laikliği kanlı iç savaşlarla (kan dökerek) kaldırınca, bu günkü çağdışı yaşam ortaya çıkmıştır.

Pakistan, Afganistan, İran, Irak, Libya,Mısır gibi ülkelrin 30-40 yıl önceki fotoğrafları, devlet başkanları ile bu günküleri araştırılınca aradaki geri gidiş dehşetle fark edilir.

Demokratik ülkelerde devlet;

vatandaşlarının dini inanışları arasında ayırım yapmaz, yapamaz..
Vatandaşlarının %99.9’u aynı dine mensup olsa bile, %0.01’in vergisini kendisini yok etmeye çalışan başka bir dini inancın yayılmasına veya ibadet yerlerine aktaramaz.
Buna laiklik denir.
O ülkelerin anayasalarına yazılmaya gerek görülmemiştir, çünkü laik olmak demokrasinin ilk koşuludur.

Demokratik ülkelerde, devlet vatandaşlarının dini inançları arasında tarafsız olduğu için de, ibadet yerlerinin giderlerini karşılamaz, dini kişilerin yetiştirilmesine, maaşlarının ödenmesine bütçeden kaynak ayırmaz, inanç sahipleri, dini inançlarının her türlü giderlerini bağış yoluyla kendileri karşılar. (rahipler,papazlar,rahibeler,hahamlar bağış toplar). Buna laiklik denir.


Ülkemizde de böyleydi. Camiye giden cemaat camisinin ve ,din görevlilerinin giderlerini bağış yaparak karşılardı. 1961 Askeri darbesi DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI kurdu,
1980 zorunlu din dersi ve Diyanet’e dev bütçe ve kadro ayırdı ayırdı.
İmam hatiplerin çeşitli yollarla teşvik edilmesi sonucunda da, (Normal liselere sağlanmayan, yatılılık gibi olanakların, İmam Hatiplere ve Kuran Kurslarına sağlanması gibi) Laikliğe aykırı oluşumlara Devlet bütçesinden aktarılan kaynaklar nedeniyle, her yıl biraz daha büyüyen devasa bütçe ile ve KADRO ile devlet tek bir dini inancı desteklediği için, LAİKLİK elden çoktan gitti.
Son yapılan 4+4+4 değişikliği ve tüm okullarda Kuran öğretimi ise demokratik ve Laik Atatürk Türkiye’sine öldürücü bir darbe vurulmuştur.

Üstelikte Diyanet’e ayrılan bütçe, içerisinde (Dinene haram sayılan) Faiz,içki, Kumar ve Genelev vergilerinden gelen paralarda olmasına rağmen hiçbir din adamı ''Bu maaşlar bu kaynaktan gelen maaşlar haramdır, üstelik Din görevi para karşılığı yapılmaz, bir gönül, hayır işidir'' demez. Konuşmaya gelince ulema kesilen hazretler, Vergiden gelen maaşı HARAM-HELAL demez yerler.

Bir ülkede HANGİ DİNİ veya SİYASİ GÖRÜŞ olursa olsun (satanistlikte dahil) bu kadar KAYNAK ve MAAŞLI KADRO aktarılırsa O GÖRÜŞÜN ÜLKE ÇOĞUNLUĞUNU ve YÖNETİMİNİ ELE GEÇİRMESİ KAÇINILMAZDIR.

Mediter

__________________
Mediter isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
6 Üyemiz Mediter'in Mesajına Teşekkür Etti.