Tekil Mesaj gösterimi
Eski 20.04.13, 14:40   #3
SerseriGezgin
Cehennem Yolcusu

SerseriGezgin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2011
Yaş: 33
Konular: 1428
Mesajlar: 7,277
Ettiği Teşekkür: 29582
Aldığı Teşekkür: 32337
Rep Derecesi : SerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Ruhsuz
Standart Cevap: NATO'nun Gizli Virüsü: GLADİO

Gladio'nun dünyadaki macerası (2): 'İspanya'da Gladio hükümetti'



soL gazetesinden Onur Emre Yağan'ın Gladio tipi yapılanmalar ile ilgili uzun yıllar çalışma yapmış ve NATO’nun gizli örgütlenmelerini Türkiye’de ve dünyada nasıl kullandığını anlattığı yazıları yayımlanmış Dr. Ataman Aksöyek ile yaptığı söyleşinin 2. bölümünü yayımlıyoruz.

O.E.Y.: Toplumsal güvenliğin tehlikeye düşürüldüğü durumlar da olmuyor mu?


A.A.: Bu konuyu bazıları farklı algılıyor: Komünizme karşı mücadele söz konusu olduğunda her şeyi mubah görürler. Bir zamanlar Belçika’yı sarsan “Brabant Cinayetleri” buna bir örnektir. Belçika’nın ağırlıklı olarak Brabant bölgesinde 1982-83 ve 1985 yılları arasında iki dalga halinde, toplam on altı silahlı soygun oldu ve bu soygunlarda 28 kişi öldürüldü. Bu konuda değişik komisyonlar kuruldu, savcılar, yargıçlar görevlendirildi ama failler bir türlü yakalanamadı. Bu işlere karıştığı bilinen eski jandarma ve aşırı sağ örgüt üyesi Martial Lekeu, kendisini yıllar sonra Florida’da bulan Frankovich’le yaptığı söyleşide “İki plan vardı” demiş, “birincisi, soygunlar yapan, terör saçan bir çete oluşturmak. Diğeri de, sahte bir ‘sol’ örgüt kurmak ve kamuyu soygunları bu sol örgütün yaptığına inandırmak...” Senaryo dediğim işte budur: Her türden yönteme başvurarak ülkelerdeki komünist hareketleri zayıflatmak, saygınlığına darbe vurmak.

Bakın bir örnek daha vereyim: 24 Şubat 1972 günü İtalyan polisi, tesadüfen Triyeste yakınlarında saklanmış olan bir cephanelik buldu. Cephanelikte, silahlar, cephane, mühimmat ve C4 patlayıcılar vardı. Polis, bir suç çetesinin izini bulduğunu zannetti.

31 Mayıs 1972 günü telefonla bir ihbar alan İtalyan polisi, Peteano kasabası yakınındaki ormanın kenarında duran bir Fiat 550’nin bagaj kapağını açarken kurulu bomba patladı. Bir polis öldü, bir diğeri yaralandı. İki gün sonra, 1960’ların başından itibaren birçok adam kaçırma, soygun ve cinayetlere karışmış olan Kızıl Tugay (Brigate Rose-BR) bir telefonla olayı üstlendi. Bunun üzerine “sol”a yönelen polis, 200’den fazla komünisti tutukladı. İtalyan kamuoyu da bu patlamayı Kızıl Tugay’ın yaptığını kabul etti.

Olayı araştıran genç Yargıç Felice Casson, dosyada dikkatini çeken olağan dışı işaretler yüzünden araştırmayı derinleştirmeye karar verdi. Peteano dosyasında gerçekle bağdaşmayan unsurlar göze çarpıyordu. Polis olay yeri araştırması yapmamıştı. Bilirkişi raporunu hazırlayan, İtalyan polisinin patlayıcı uzmanı Marco Morin’in raporu gerçekleri yansıtmıyordu.

Bulunan patlayıcılar raporda yazıldığı gibi değil, o dönemde kolaylıkla elde edilemeyen, mevcut patlayıcıların en güçlülerinden olan ve NATO birliklerinin kullandığı “C4”tü. Peteano ve Triyeste olayları üzerine araştırmalarını sürdürüp genişleten Yargıç Felice Casson olayların arkasında aşırı solun değil, tam aksine, aşırı sağın, İtalyan istihbaratının (Servizio Informationi Difensea-SID), hatta daha fazlasının olduğunu fark etti. Bombaları koyan Vincenzo Vinciguerra’nın Ordine Nuovo üyesi olduğu ortaya çıktı.

Tutuklanmasından ve itiraflarından sonra olaylar daha da açıklık kazandı. Vinciguerra, kaçtığı, saklandığı sürece İtalya içinde ve dışında polis, İçişleri Bakanlığı, gümrük, istihbarat teşkilatı memurları, sivil ve askeri sempatizanlar, militanlar tarafından korunmuş, onlardan yardım almıştı.

Ordine Nuovo, 1956 yılında Pini Rauti ve eski faşistler tarafından kurulmuş bir neo-faşist örgüttü. Sorgulaması sırasında Vinciguerra’nın, amacın basit olduğunu söylediği “(…)sivilleri, politikayla ilişkisi olmayan sıradan insanları, kadınları, çocukları hedef alıp, bir güvensizlik ortamı yaratarak, insanların devlete yaklaşmaları temin edilmeye çalışıldı(…)” dediğini The Observer’in 7 Haziran 1992’de yayımladığı inceleme yazısında okuduk.

Dahası da var: Bu karanlık faaliyetler içinde sadece Ordine Nuovo’dan değil, başka bir aşırı sağcı kuruluş olan Avanguardia Nazionale’den de yararlanılmıştır. Bu da 1960 yılında, Mussolini yandaşları tarafından kurulan aşırı sağcı bir örgüttü. 12 Aralık 1969’da çiftçilerin paralarını almak için geldikleri bir gün Banca dell’Agricoltura’da patlayan bomba 16 ölü ve 100’den fazla yaralanmaya sebep oldu.

Polis sol ve anarşist olarak bilinen çevrelerden 4 binden fazla insan tutukladı. Yıllar sonra, 1980’deki adli soruşturma süresinde olayın arkasında, istihbarat servislerinin de sızmış olduğu, “Avanguardia Nazionale”nin olduğu anlaşıldı. Bu örgütün kurucularından Stefano Della Chiarie, 1989 yılında Venezuela’nın başkenti Karakas’ta yakalanarak İtalya’ya getirildi ve 1969’daki olayla ilgili olarak mahkum oldu.

Yani bütün bu tür olayların doğrudan komünistlerin konumuyla ilişkili olduğunu mu söylüyorsunuz?

Tamamen. Nitekim, 60’lı yıllardan başlayarak çoğu Avrupa ülkesinde olduğu gibi İtalya’da da komünistlerin kredisi yeni baştan yükselmişti. Tüm engellemelere karşın parlamentolara girme başarısını gösterdikleri, hatta hükümete ortak olacak hale geldikleri yıllardı. Nitekim, bu soruşturmalar sırasında tanıklık eden İtalyan İstihbarat Teşkilatı eski Başkanı General Giadelio Maletti, “İtalyan solunun ve komünistlerin saygınlığını kaybetmesi için olayların o günkü anlayış içinde düşünüldüğünü, bu operasyonlar için Beyaz Saray’ın ve CIA’in mutabakatı olduğunu” itiraf etti. “(...) İtalya’nın sola kaymaması için CIA’in, hükümetin de mutabakatı ile, bu İtalyan milliyetçiliğinin yaratılmak istendiğini(…)” söyleyen 79 yaşındaki Emekli General, ABD’nin İtalya’yı sömürgesi gibi görmesinden ve öyle davranmasında da şikayet etmiş ve bundan utanç duyduğunu ifade etmiştir. Bu doğrultuda anlatılacak o kadar çok olay var ki, sadece bir öğleden sonraya sığdıramayız. Bu söyleşiyi günlerce uzatmamız gerekir.

İSPANYA'DA 'GLADİO HÜKÜMETTİ'

Yani işin içinde devlet de kesin olarak var.

Açık olarak hayır, el altından tabii. Aslında burada söz konusu olan basit bir terörizm olayı değil, vatandaşın vergileriyle finanse edilen, “devlet terörizmi”dir. Bu konuda yapılan araştırmalarda, itirafların dışında somut belgelere ulaşılamaması, halen pek çok noktanın karanlıkta kalmış olması başka bir şekilde mümkün olabilir miydi? 20 küsur sene sonra tartışılmaz şekilde anlaşılan gerçek, NATO’nun desteklediği (veya kurduğu diyebiliriz) gizli bir kuvvetin varlığıdır. Hükümetler ve devlet kadroları içinde yer alan, bu işlere bizzat karışmış ya da konuyla ilgili bilgi sahibi olan politikacı ve teknokratların susması da buna bağlıdır.

Bu soruya, en iyi İspanya örneği ile cevap verilebilir.

İspanya’da muhafazakar sağın sosyalistlerle, komünistlerle savaşı çok daha önceki yıllarda başlamıştı. Gizli olmamıştı. Açık ve çok kanlı olmuştu. 1936 yılında başlayan, 3 yıl süren iç savaş, 600 bin kişinin ölmesine sebep olmuştu. Şimdi ismini hatırlamadığım bir tarihçinin, İspanya iç harbi için “(…) güvenliğini sağlamakla yükümlü olduğu halkını ezen ordu, koruması gereken sahibini ısıran çoban köpeği gibi (…)” benzetmesini yaptığını hatırlıyorum.
1931 yılında belediye seçimlerini “sol” kazandı. Kral XIII. Alphonse ülkeyi terk etti. Cumhuriyet ilan edildi. 16 Şubat 1936 günü Manuel Azena’nın liderliğini yaptığı “Cumhuriyetçi Sol”, genel seçimleri kazandı.

Cumhuriyeti devirmek için, büyük toprak sahiplerinin, kilisenin desteklediği General Franco, 17 Temmuz 1936 tarihinde askeri bir darbe başlattı. Tarihte ilk defa, Hitler’in Musolini’nin uçakları, 90 bin eğitimli askerleriyle desteklenen ordunun yaptığı bir darbe iktidarı alabilmek için üç yıl savaştı. 1967’de Yunanistan’da, bu süre 24 saatti. Türkiye’yi biliyorsunuz, daha uzun sürmedi. Bu süre uzun sürdü çünkü; silahlanan İspanyollar, 50 değişik ülkeden gelen, içlerinde genellikle işçilerin olduğu profesörlerin, hastabakıcıların, öğrencilerin, şairlerin olduğu 30 bin–40 bin kadın/erkek idealist gönüllünün oluşturduğu 12 “Brigat Enternasyonal” katılımı ile Cumhuriyetlerine sahip çıktılar, onu savundular. Sovyetler Birliği de silah yardımı yaptı.

Fransa, İngiltere, ABD İspanya’ya, Cumhuriyetçilere ambargo koyarak yardım gelmesini engelledi. Sınırlarda yakaladığı gönüllüleri toplama kamplarına doldurdu. 60 yıl sonra, o dönemle ilgili yapılan bir sözlü tarih çalışmasında, o tarihte 26 yaşında olan, İngiliz bir hemşire olan Thora Craig “ Bir yanda ordu tarafından devrilmek istenen demokratik olarak seçilmiş bir hükümet, fakirler; öbür tarafta faşistler, güçlüler, büyük toprak sahipleri ve kilise. Yan seçmek güç olmadı. Bu hayatta yaptığım en iyi işti. 22 yaşında İspanya’ya savaşmaya giden İngiliz Robert James Peters, “(…) Eğer hayatta yararlı yaptığım bir iş varsa işte o budur (…)” diyordu.

General Franco darbe sonu ele geçirdiği İspanya’yı, 1936 yılından ölüm yılı olan 1975’e kadar baskı altında yönetti. Hiçbir serbest seçim yapılmadı, keyfi tutuklamalar sayılmaz oldu, işkence günlük olaylar arasına girdi, faili meçhul cinayetler her yerde görüldü, sosyalist ve komünistler halk düşmanı ilan edildi. Daha o yıllarda yapılan bir söyleşide, 1981–82 yılları arasında başbakan olan Calvo Sotelo’ya Gladio sorulduğunda, alaycı bir vurgulamayla, “(...) Gladio hükümetti” demiş. İşte sorunuza somut bir cevap.
SerseriGezgin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
6 Üyemiz SerseriGezgin'in Mesajına Teşekkür Etti.