Tekil Mesaj gösterimi
Eski 20.04.13, 14:45   #4
SerseriGezgin
Cehennem Yolcusu

SerseriGezgin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2011
Yaş: 33
Konular: 1428
Mesajlar: 7,285
Ettiği Teşekkür: 29582
Aldığı Teşekkür: 32346
Rep Derecesi : SerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Ruhsuz
Standart Cevap: NATO'nun Gizli Virüsü: GLADİO

Gladio'nun dünyadaki macerası (3): 'Hepsi öncelikle CIA ile ilişkideydi'

soL gazetesinden Onur Emre Yağan'ın Gladio tipi yapılanmalar ile ilgili uzun yıllar çalışma yapmış ve NATO’nun gizli örgütlenmelerini Türkiye’de ve dünyada nasıl kullandığını anlattığı yazıları yayımlanmış Dr. Ataman Aksöyek ile yaptığı söyleşinin 3. bölümünü yayımlıyoruz.

O.E.Y.: İspanya, anti-komünist cephenin örülmesinde önemli bir yer mi tutuyor?

A.A.: Soğuk Savaş’ın başladığı dönemde ABD, Hitler ve Mussolini rejimlerinin uzantısı olarak gördüğü General Franco hükümetine yakın durmadı. ABD istihbarat kuruluşu OSS Franco rejimini devirmek için, “Banana Operasyonu” adını verdiği hareketi başlattı. Bu operasyon için de Katalan anarşistlerini silah ve para ile destekledi. Araştırmacıların gösterdiği gibi İngiliz istihbarat servisi MI6, ABD ile mutabık değildi. Franco’nun devamını tercih ediyordu ve operasyonu Franco’nun haber alma kuruluşlarına haber verdi. Girişim çöktü, ayaklanmacılar tutuklandı.

1953 yılında General Franco, uluslararası alandaki durumunu düzeltmek için ABD’ye yanaşarak bir anlaşma yaptı ve onun desteğiyle durumunu düzeltti. İspanya topraklarına ABD füzelerinin yerleşmesine, uçaklarının üstlenmesine ve SIGINT adı verilen dinleme sistemlerinin kurulmasına izin verdi. 1955 yılında ABD ile “anti-komünist” anlaşması yapan, ABD’nin desteklediği İspanya’nın Birleşmiş Milletler üyeliği, başta Sovyetler Birliği olmak üzere pek çok ülkenin karşı çıkmasına rağmen, kabul edildi.

1957 yılında, pek çok kez gizli olarak, ABD Dışişleri Bakanı John Foster Dullas ile Franco’nun, J.F. Dullas’ın kardeşi olan CIA’nın başkanı Allen Dullas’ın Franco’nun güvendiği bahriye subayı olan Marine Carrero ile buluştuğu bugün artık biliniyor. 1950’li yılların sonunda General Franco yönetimi, CIA’in, Avrupa’da en güvendiği ortaklarından birisi olmuştu. CIA, Madrid’deki ABD Büyükelçiliği’nin üst katına yerleşti ve İspanya’nın politik hayatını şekillendirmeye başladı.

Bu dönem İspanyol istihbarat kuruluşlarının gelişmeye başladığı dönemdir. 1990’lı yıllarda yayınlanan açıklama ve araştırmalardan bütün bu kuruluşların CIA ile iç içe olduğunu, İspanyol ajanların stay behind gizli ordusunda aktif olarak görev aldığını öğreniyoruz.

1982 yılında İktidara gelen sosyalist Filipe Gonzales, Türkiye’de Bülent Ecevit’in olduğu gibi, büyük olasılıkla iktidara geldiğinde İspanya’daki NATO’nun stay behind gizli örgütlemesinden haberdar değildi. Başbakan olduktan sonra bilgi sahibi olduğunu kabul edebiliriz. Ancak, üzerlerinde hiçbir kontrol kuramadığı, Albay Emilio Alonso Malgano’nun yönettiği istihbarat kuruluşuna CESİD = Centro Superior de Informacion de la Defans’a karşı şüpheciydi. Nitekim, 1983 yılında CESİD’in hükümetin olduğu binanın en alt katına kurduğu sistem ve merkezle sosyalist bakanları gizlice dinlediği ortaya çıktı. Bu skandala rağmen, Albay Malgano görevine devam etti. 1986 yılında İspanya’nın şimdiki ismiyle Avrupa Birliği’ne girmesinden sonra, bu mekanizmanın tasfiye edileceği umuluyordu. 1990 yılında ortaya çıkan bulgular, NATO’nun gizli örgütünün İspanya’nın üyeliğinden sonra da devam ettiğini ortaya çıkardı.

İtalya’da 1971–74 yılları arasında Gladio’nun başında olan General Gerardo Serravelle, 1990’da Gladio üzerine yazdığı kitapta 1973 yılında, stay behind’in Brüksel’de yapılan toplantısında “İspanya’nın da bir temsilcisinin katıldığını, bu toplantıda İspanya’nın üyeliğinin NATO çapında olan CPC ağına katılmasının tartışıldığını, Fransa ve İtalya’nın, CIA’in desteklemesine rağmen karşı çıktığını ve İspanya’nın resmen üye olarak kabul edilmediğini” söylüyor. Daha sonra Paris’te yapılan bir ikinci toplantıda İspanya, “Red Quantum” İspanyol Gladiosu adıyla bu kuruluşun resmen üyesi olmuş.

İspanya, 1982 yılında resmen NATO üyesi oldu. Halbuki, bugün İspanyol Gladio’sunun bir NATO kuruluşu olan stay behind’in değişik operasyonlarına katıldığını biliyoruz.

GÖKMENLER İSTİHBARATLA DAİMA TEMAS HALİNDEYDİ

Peki, Avrupa’da göçmenler bu süreçte nasıl bir oynadı? Veya oynadı mı?

Avrupa’da modern dönemlerde başlayan göçmen hareketinde, komünistler ve sol eğilimli göçmen ve onların kuruluşları çok etkindi. Göçmen hareketinde koşturduğum dönemlerde bunu yaşadım, gördüm. Federal Almanya’da FİDEF, Hollanda’da HTİB, İtalyan’ların Avrupa Kuruluşu FİLEF, İspanyolların Coordinadora, Portekizlilerin CCPE, Belçika’da Clup Carcia Lorca ve CLOTİ, Faslıların Avrupa Kuruluşu KMAN, İsveç’teki SİOS, Luxemburg’daki ASTİ ve şu anda aklıma gelmeyen başka göçmen kuruluşları…

Sosyalistler veya komünistler, bu derneklerde etkindi. General Franco yönetimi de İspanya dışındaki İspanyollar arasında etkin olan bu kuruluşlardan rahatsızdı. 1938-1958 yılları arasında Belçika istihbarat kuruluşu olan SDRA’da Service De Renseignement et d’Action çalışmış olan André Moyen, göçmenleri izlemek ve onlara baskı yapmak için İspanyol ve Belçika istihbarat kuruluşlarının birlikte çalıştığını söylüyor. Bu baskı, Türkiyeli göçmenlerin yaşadığı diğer NATO ülkelerinde de yaşandı. Avrupa ülkeleri, ülkelerinde yaşayan göçmenlerin geldikleri ülkelerin istihbarat kuruluşlarıyla daima ilişki içinde oldular.

İtalyan İçişleri Bakanlığı memurlarından Mario Scelba, 1990 yılında yaptığı bir söyleşide, 1960-1970 yılları arasında Kanarya adalarında ve Las Palmas’ta Gladio’nun ve ABD’li eğitmenlerin olduğu eğitim kampları olduğunu anlatıyor.

Soğuk Savaş süresinde, Franco İspanyası aşırı sağın sığınma yeri oldu. İtalya’dan kaçan aşırı sağ elemanlar İspanya’da barındılar. İtalya’ya Gladio araştırmalarını sürdüren Yargıç Felice Casson, İspanya’da barınmakta olan önemli bir faşist grubun olduğunu keşfettiğini söylüyor. İspanya’nın aşırı sağ örgütlerinin, Avrupa’nın diğer aşırı sağ kuruluşlarıyla devamlı ilişkisi oldu. Franco’nun, 20 Kasım 1975’te, ölümünden sonra artık kendileri için güvenilir alan olmaktan çıkan aşırı sağın elemanları İspanya’dan, CIA’in yardımı ile Pinochet’nin Şilisi’ne ve aşırı sağın iktidarda olduğu Bolivya’ya göçtüler ve bu ülkelerde sosyalist ve komünistleri temizleyen “ölüm taburlarını” oluşturdular.

ALMANYA'DA KONU EL BİRLİĞİ İLE KAPATILDI

Peki, Almanya’nın rolü neydi?

Almanya’dan şu örneği vereyim: Yargıç Casson, 1990 yılında, Soğuk Savaş süresinde, devleti kemiren bu kanseri ve manipülasyonları fark edince, araştırmalarını derinleştirdi ve NATO’yla ABD’nin gizli ordusu ile ilişkilerinin belgelerini buldu ve kurulmuş olan Parlamento Araştırma Komisyonu Başkanı Libello Gualtieri ile ilişkiye girdi. Komisyon Başkanı Gualtieri, Başbakan Andreotti’den 60 gün içinde gerekli açıklamaları getirmesini istedi. Komisyonun önüne gelen Andreotti, hükümetin sorumlu üyesi olarak, 1945’ten o güne kadar NATO’nun talimatı ile İtalya güvenlik kuruluşlarının hareket ettiklerini, Savunma Bakanı olduğu 1974 yılında, bilgisine başvurduğu İtalya İstihbarat kuruluşundan aldığı bilgiye göre, 1972’den sonra söz konusu gizli çalışmaların durdurulduğunu söyledi.

Raporunda Andreotti, GLADİO çalışmalarında ABD’nin ve CIA’nın önemini vurguluyor ve çalışmaların bütün Batı Avrupa ülkelerinde de yürütüldüğünü söyleyerek, İtalya’nın yükünü ve sorumluluğunu azaltmaya çalışıyordu.

Bu açıklamalara dayanarak, 5 Kasım 1990 tarihinde Yeşiller Milletvekili Manfred Such, bir önergeyle hükümeti, Almanya’da böylesi bir “stay behind” örgütlenmesi olup olmadığı konusunda açıklama yapmaya çağırdı. Başbakan Helmut Kohl, önemsiz bir şeyden bahsedercesine, böyle bir örgütlenmenin olduğunu kabul ederek geçiştirmeye çalıştı. O sırada, Federal Almanya’da seçimlere gidilmekteydi. Muhalefetteki SPD ve Yeşiller olayın üstüne gittiler.

Ulusal savunma konularında Sosyal Demokrat Parti’nin parlamentodaki uzmanı olan Hermann Scheer, bu grubu “Ku Klux Klan”a benzetti; halka ve muhalefete karşı operasyonlar düzenlediğini, Parlamento’nun ve hükümetin kontrolü dışındaki askeri bir örgütlenmenin anayasaya karşı olması nedeniyle, Cumhuriyet Başsavcılığı’nın olaya el koyması gerektiğini söyledi. İstihbarat örgütünü kontrol eden Parlamento Komisyonu Üyesi Sosyal Demokrat Wilfried Penner de “(...) NATO’nun gizli bir ağının varlığını hiç duymadığı (...) ve bunun kamu önünde tartışılması gerektiği (...)” üzerinde durdu.

Bu zorlamalar karşısında oluşturulan ve Yeşiller’in alınmadığı Parlamento Kontrol Komisyonu, 22 Kasım 1990’da kapalı bir oturumda konuyu görüştü.

3 Aralık 1990 tarihinde, Lutz Stavenhagen’in hazırladığı, sadece dört sayfadan ibaret bir rapor ortaya kondu. Hükümet Sözcüsü Hristiyan Demokrat Hans Klein da yaptığı açıklamada, Almanya’daki örgütlenmenin diğer pek çok ülkede olduğu gibi, aşırı sağ örgütlerden devşirme gizli bir komando veya gerilla birliği olmadığını, ancak ne olduğunu da “devlet sırrı” olduğu için açıklayamayacağını söyledi.

İktidardaki Hıristiyan Demokrat Parti, “senelerce hükümette olan SPD’nin de konudan haberdar olduğunu” hatırlattı. Yerleşik siyasal partiler, seçimler sırasında zarar görecekleri korkusuyla, elbirliğiyle konuyu böylece kapattılar. Sizce işin içinde devlet ve hükümetler var mı, yok mu? Bu sorunun yanıtını herkes kendisi versin.

--- Kaynak - SoL Gazetesi
SerseriGezgin Şu Anda Forumda.   Alıntı ile Cevapla
5 Üyemiz SerseriGezgin'in Mesajına Teşekkür Etti.