Tekil Mesaj gösterimi
Eski 21.04.13, 02:11   #11
SerseriGezgin
Cehennem Yolcusu

SerseriGezgin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Oct 2011
Yaş: 33
Konular: 1430
Mesajlar: 7,316
Ettiği Teşekkür: 29585
Aldığı Teşekkür: 32406
Rep Derecesi : SerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardırSerseriGezgin şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Ruhsuz
Standart Cevap: NATO'nun Gizli Virüsü: GLADİO

Gladio'nun Ruhu

Ahmet Taner Kışlalı'nın esrarengiz bir suikast sonucu öldürülmesi uzunca bir süredir gündemimizde olmayan bir konuyu yeniden gündeme getirdi.

Bombanın sadece hedefi tahribe yönelik olması ve patlamada otomobilin büyük hasar görmemiş olması suikastin tam bir uzmanlık işi olduğunu gösteriyordu.

1996'nın 3 Kasım günü Susurluk'ta meydana gelen kaza ile Türkiye kendini hummalı bir tartışmanın içinde buldu. Yakın tarihin belki de en fazla tartışılan, yorum yapılan, hakkında en fazla söyleşi ve panel düzenlenen olayı, farklı çıkar odakları ve dezenformasyon çeteleri sayesinde işin içinden çıkılmaz bir hâl alıyordu. Susurluk kazasıyla birlikte ortaya çıkan neydi? Sıradan bir polisiye vaka mı, yoksa uluslararası ilişkiler kapsamında düşünülmesi gereken, hükümetler deviren, darbeler yapan Gladyo mu?

Türk kamuoyu 'Gladyo' kelimesini ciddi bir şekilde ilk defa Susurluk'ta duydu. Devlet içerisinde devlet gibi çalıştığı anlaşılan bu olgu aslında 1990 yılında İtalya'da büyük bir skandalla ortaya çıkmıştı. İtalya'da son 20—30 yılın tüm kuşkulu terör ve suikast olaylarının ardında CIA tarafından örgütlenmiş "GLADIO" adını kullanan bir yeraltı örgütünün bulunduğu savcı Felice Casson tarafından ortaya çıkarılmıştı.

Türkiye bütün bir yıl bu minval üzere devam eden tartışmalara sahne oldu. Susurluk'la ortaya çıkan gerçeklerin basit bir kriminal vaka olmadığı kısa süre sonra Başbakanlık Teftiş Kurulu ve Meclis Araştırma Komisyonunun raporlarından ortaya çıktı. Raporun en can alıcı noktalarının devlet sırrı oldukları gerekçesiyle 'sansürlenmesi' iddiaları daha da güçlendiriyordu.

Kısa süre sonra İstanbul Barosu'nun Alternatif Susurluk Raporunda, İstanbul DGM'nin devletteki karanlık ilişkiler ağıyla ilgili "çete" tespiti yetersiz bulunarak "Çete değil, Gladyo" deniliyordu Avukat Ergin Cinmen, Suat Parlar, Cem Alptekin, Osman Ergin, Emcet Olcayto, Mebuse Tekay, Akın Atalay ve Kemal Keleşoğlu'ndan kurulu İstanbul Barosu Susurluk Çalışma Grubu, 500 sayfalık raporunu tamamlamıştı. Raporda, Susurluk'taki kazayla ortaya çıkan ilişkilerin "aysbergin suda görülen en küçük parçası" olduğu belirtilerek, devlet içinde ABD bağlantılı ve NATO kapsamlı bir yapılanma olduğu öne sürülüyordu. Raporda bu yapılanmanın 1952'de Milli Savunma Yüksek Kurulu kararıyla oluşturulan Seferberlik Tetkik Kurulu'nun daha sonra Özel Harp Dairesi'ne dönüştürülmesiyle başladığı belirtiliyordu.

Özel Harp Dairesi'nin esas mevzuatını belirleyen Sahra Talimnamesi'nde (ST— 31/15) "gayri nizami kuvvetlere karşı alınacak önlemlerin" belirlendiği ve "yeraltı grupları sabotaj, istihbarat ve cinayet görevlerini üstlenmiş olurlar" ifadesinin yer aldığının kaydedildiği raporda, "Özel Harp Dairesi, NATO ülkelerinde komünizmle mücadele için kurulan CIA bağlantılı Gladio'nun Türkiye'deki temsilcisidir" deniliyordu. Raporda, ABD'yle kurulan ittifaklarla devlet içindeki bu gizli yapılanmanın geliştiği kaydediliyordu.

Komünizm tehlikesinin ortadan kalkmasıyla, CIA'nın mevzuat değişikliklerinin uygulamaya geçirildiği belirtilen raporda, bugün MGK'nin kriz yönetmeliği ve düşük yoğunluklu savaş tespitinin bu mevzuat değişikliklerinin bir parçası olduğu öne sürülüyor ve bu oluşumun belirlenen yeni düşman konseptine göre yeniden konuşlandırıldığının altı çiziliyordu.

Kısa süre sonra dış dünyadaki olaylara paralel olarak Türkiye'de Milli Güvenlik Siyaseti Belgesinin ve Milli Askeri Stratejik Konseptin (MASK) değişmesi iddiaların ciddiyetini artırıyordu.

Emekli Kurmay Yarbay Talat Turhan da Gladyo'nun Türkiye'deki bir çok gizli kalmış olayda parmağının bulunduğunu düşünüyor. Turhan "Özel Savaş Terör ve Kontrgerilla" adlı kitabında şöyle diyordu:

"Özel Harp Dairesi"

"Gladio, Yunanistan, İtalya, Belçika gibi ülkelerde ortaya çıkarılmasına rağmen, ülkemizde varlığı bile tespit edilemedi." Talat Turhan yine aynı kitabında Türkiye'de Gladio Özel Harp Dairesi'dir diyor. (s.14)

Talat Turhan, "Bir ülkede siyasi cinayetler işleniyor da failleri bulunamıyorsa, fail büyük bir olasılıkla istihbarat örgütleridir. Bu iç istihbarat örgütlerinden biri veya birkaçı olabileceği gibi, dış istihbarat örgütleri de olabilir. Ya iç ve dış istihbarat örgütlerinin ortak kararıyla gerçekleşen bir eylem şeklinde de gerçekleşebilir" diyor. (S. 2)

Yazarın bir başka dikkat çekici tespiti var:

"Bir ülkede bu tür eylemlerde fail bulunmuyorsa eylemler artarak devam edecektir."(S. 3)

Başbakan Bülent Ecevit Türkiye'deki Gladyo tartışmalarını başlatan ilk siyasetçi oldu. Bülent Ecevit'in 28 Kasım 1990 tarihinde Milliyet Gazetesi'ne verdiği demeç Gladyo ile ilgili imaları gözler önüne seriyordu:

"1974'deki Başbakanlığım sırasında, zamanın Genelkurmay Başkanı rahmetli Orgeneral Semih Sancar, Başbakanlığın örtülü ödeneğinden acil bir ihtiyaç için, birkaç milyon lira istedi. O yıllarda milyonlar büyük paraydı ve benden istenen miktar da örtülü ödenekteki paranın tümüne yakındı. Üstelik ben, örtülü ödeneği ancak sosyal yardımlar için kullanıyordum ve mecbur olmamakla birlikte, bu kaynaktan yapılan tüm ödemeleri belgelere bağlatıp, Başbakanlık Müsteşarı'nın kasasında saklatıyordum. Onun için Genelkurmay'dan bu paranın ne amaçla istendiğini sormak zorunda kaldım.Özel Harp Dairesi için dediler. O güne kadar böyle bir dairenin adını bile duymamıştım. Duyduklarım karşısında kaygılanmam son derece doğaldı."

1 mayıs 1977, 16 mart katliamı, bahçelievler katliamı, maraş katliamı, çorum katliamı, abdi ipekçi cinayeti, disk genel başkanı kemal türkler'in öldürülmesi gibi 12 eylül'e giden yolun kilometre taşlarında ecevit'in sözünü ettiği özel harp dairesi'nin başrol oynadığı sır değildi. giderleri 1974'e kadar abd tarafından, 1974'ten sonra başbakanlığın örtülü ödeneğinden karşılanan özel harp dairesi'nin sivil uzantılarının mhp ve ülkü ocakları militanları olduğu, bizzatt o dairede görev yapmış bir general tarafından, 12 eylül'den birkaç sene önce ecevit'e gayet sıradan bir bilgi olarak söylenebilen bir vakaydı.

İtalya'da nasıl ortaya çıktı?


Susurluk'ta ortaya çıkan gerçeklerin çok daha büyükleri aslında 1990 yılında İtalya'da ortaya çıkmıştı.

Olay şöyle gelişmişti. 3 Mayıs 1998 günü üç İtalyan jandarması Kuzey Sagrola yakınlarında Pateano köyünde, kuşkulandıkları bir araçta arama yapmak için bagajı açtıklarında, arabada meydana gelen patlama sonucu ölmüşlerdi. Kuzey İtalya'da yapılan bir dizi operasyonun ardından, kırsal alanlarda toprağa gömülü 127 silah, tahrip kalıbı ve patlayıcı madde ortaya çıkarılmıştı.

Savcı Felice Casson, bulunan silah ve patlayıcı madde depolarının İtalyan gizli servisi SISMI'nin denetiminde olduğunu tesbit etti. Jandarmaların ölümüne sebep olan üç kişiyi ömür boyu hapse mahkum ettirdi. Ancak bir generalle bir yarbayın soruşturmayı saptırmaya çalıştıklarının farkına varınca, İtalyan Başbakanı Andreotti'ye gizli servis arşivlerini incelemek için başvuru yaptı ve başvuru belgesinin bir kopyasını da Parlamento Güvenlik Komisyonu'na gönderdi.

Başvuruya uzun bir süre cevap alamayan Felice Casson, işin peşini bırakacak gibi değildi. Nihayet 20 Temmuz 1990'da Andreotti ile görüşerek İtalyan İstihbarat servisinin arşivine girmeyi başardı. Yaptığı araştırma sonucunda "GLADIO" adında bir örgütün 1956'nın Kasım ayında İtalyan ve Amerikan gizli servisleri tarafından Sovyetler Birliği ve Varşova Paktı'ndan gelecek bir istila olasılığına karşı, bir direniş örgütü çekirdeği oluşturmak için kurulduğunu tesbit etti. İtalyan Anayasası'na göre uluslararası anlaşmaların meclisler tarafından onaylanması zorunlu olduğu halde, 26 Kasım 1956'da CIA ile İtalyan Gizli Servisi elbirliğiyle üsler ve silah depoları oluşturulması, anti komünist kritere göre seçilen yüzlerce kişinin eğitilmesi amacıyla gizli ve yasadışı bir örgüt kurulmuştu. 1956'da asker—sivil karışımından meydana gelen bu örgütün eğitim kampları ve üsleri Sardunya adasında bulunuyordu.

Söz konusu örgütün başında P2 adında bir Mason locası bulunuyordu. Aralarında parti yöneticileri, askerler, gizli servis yöneticileri, polis şefleri, sanayiciler, bankacılar, yayıncılar ve gazetecilerin de bulunduğu bir örgüttü. O zamanki P—2 mensuplarının bilgilerine göre, üstad Gelli gizli servis yöneticilerinden ve soruşturmanın şefinden sürekli olarak, olup bitenlerin en son durumu hakkında bilgi alabiliyordu.

Peki Gladyo belirtilen misyonun dışında ne gibi işler yapmıştı? Yüksek gizli servis yöneticilerinin darbe hazırlıklarının sürekli gerçekleşmemesi "Gladyatörler" için çok cansıkıcı görünüyordu. Aksi halde Gladyatörler hangi rolü oynayacaklardı? Onlar gerçekte işgal durumunda sadece gerillaydılar. Ya da göz yumulduğu zamanlarda komünistlerin legal bir hükümete katılmalarına karşı engellemede bulunmaktı. O zaman "Gladyatörlerin" ve kuruluşun "gerilla stratejisi" denilen stratejiye az ya da çok niçin hizmet ettiği, yetmişli yıllardan beri gizli servislerin mahkemece kanıtlanan sonuçlarını güçlendiriyordu. Partilere ve demokratik kurumlara darbelerin yardımıyla, bombalı terör eylemleriyle, sendika gösterilerindeki provokasyonlar gibi genel güvensizlik ortamıyla güçlü devlete çağrıyı hedefliyordu. Ya düzenli darbe yapılabilmesini ya da tehlikeli durumların yardımıyla demokrasinin rafa kaldırılabilmesini hedefliyordu.

Araştırmalar Gladyo'nun soğuk savaşın temellerinin atılmasıyla kurulduğunu ortaya çıkarmıştı. Tüm NATO ülkeleri bir saldırı durumunda varlıklarını koruyacaklardı. Genel bir askeri strateji doğrultusunda ağlar ve bağlantılar, depolar ve gereçler de ayrıca hazırlanmıştı. İlgili ülkelerin savunma anlaşmalarının ve silahlı kuvvetlerinin devreye girmesi de kayıt altına alınmıştı. Sınırlar ötesinde işbirliği yapacaklar ve ortak savunmaya gireceklerdi.

İlgili ülkelerin çoğu hükümetleri 1990 sonbaharında skandalın patlamasıyla bu konuyla ilgili bilgilerin saklanması için yoğun bir çaba sarfettiler. Ama durum hiç de uygun değildi. Gladyo çok özel 'milli' isimler altında faaliyet gösteriyordu ve hatta gizli servislerin içine bile sızmıştı. Devletin hemen her biriminde güçlü durumdaydı.

Doğal olarak demokrasi ve egemenliğin kullanımı gibi kavramların herhangi bir anlamı yoktu. Dahası Gladyo iç politikayı da belirlemeye çalışıyordu. Gladyo'nun sol partilere karşı başvurduğu yöntemlerle ilgili belgeler bir bir ortaya çıktı. Bu belgelerle birlikte üst düzey askeri yetkililer ve gizli servis yöneticileri bir bir deşifre edildi. Ardından ABD arşivlerindeki yeni ifşaatlar da ortaya çıktı. National Security Council'in 3 Ocak 1951 tarihli bir belgesiydi bu. Belge bu tarihten önce İtalya ve öteki NATO devletleriyle imzalanan bir sözleşme metniydi. Sözleşmede şöyle deniyordu:

"Komünistlerin legal yoldan hükümete gelmeleri ve hükümeti kontrol etme tehlikesinin olduğu durumda, ya da hükümetin dış komünist tehdit gibi içerden gelecek tehdite karşı direnişte en azından kararlı bir güç olarak görülmesi durumunda ABD önlemler almak zorundadır."

Böylesi anlaşmalar dolaylı olarak savaş sonrası dönemle sınırlı değildi ve tümüyle bilinçli olarak egemenliği gözönüne alan demokratik temel kuralları zedeliyordu. Altmışlı yılların ortasından bir diğer belge de, tarihçi Roberto Frenza'nın bulduğu "Freedom of Information Act" adı altında kayıtlıydı:

"Planın en büyük amacı, komünist partilerin gücünü, onların maddi temelini İtalyan ve Fransız hükümetleri ve özellikle sendikalar üzerindeki etkilerini gidermek, İtalya ve Fransa'da komünizmin kök salması tehlikesini ve böylece tehlikenin ABD çıkarlarını tehdit edişini en aza indirgemek için İtalya'da ve Fransa'da komünistlerin iktidarını kırmak için nihai bir amaçtır ve bunun için her araç kullanılır."

İlk aşama çoğu NATO ülkelerinde "Gladyo" yapılarının kurulmasıydı. İkinci aşama ise "Gladyo" yapılarının saklanmasının ve biçimlenmesinin yanında, etkin politikacıların rüşvetle susturulması ve elde edilmesiydi. Üçüncü aşama ise "etkin ajanların" eğitilmesi ekonomide ve siyasette, ama özellikle medyada lider kadroları sıkıştırmak ve Amerikan yanlısı politikaya yöneltmek ve bunu talep etmekti.

Aksiyon Dergisi

30 Ekim 1999 / AYDOĞAN VATANDAŞ
SerseriGezgin Şu Anda Forumda.   Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz SerseriGezgin'in Mesajına Teşekkür Etti.