Tekil Mesaj gösterimi
Eski 21.04.13, 10:18   #1
Mustafa Akten
Abdülmelik Hankendi

Mustafa Akten - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2013
Yaş: 74
Konular: 532
Mesajlar: 2,782
Ettiği Teşekkür: 21541
Aldığı Teşekkür: 11270
Rep Derecesi : Mustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Yalniz
Standart İnsan Hakları İhlali Konusu

İNSAN HAKLARI KONUSU

Türkiye insan hakları konusunda AB insan hakları mahkemesine en çok şikayet edilen, açılmış davaların en çok kabul edildiği ülkeler sıralamasında başları çeken, verilen mahkumiyet kararları ile Rusya'dan sonra gelen bir ülke konumunda olduğu, AKP oydaşı olup artık uyuduğu kan uykusundan yavaş yavaş uyanmaya başlayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları ve tüm dünya ülkeleri tarafından bilinir ve görülür hale gelmiştir.

 

11 yıl öncesi AKP toplumsal yanılgı ile Türkiye idaresine gelmeden önce de insan hak ve hürriyetleri konusunda ihlaller vardı ve demokrasi ağır aksak ve özürlü işliyordu ama, AKP idaresi ve ileri demokrasi anlayışı, demokrasinin amaca varmak için bir araç sayılması ile insan hak ve hürriyetleri konusunda, basın ve STK’ları bireysel hak ve özgürlükler konusunda alınmış olan faşizan uygulamalar, eş başkanı olduğu ABD’yi bile çileden çıkarmış olacak ki, 48 sayfa tutan raporlarda, Türkiye çok ağır eleştirilere tabi tutulmuş aşağıda örneklenenler ise raporlara girmiştir.
 
Bu raporlarda değinilen ve bir çoğu gerçek olan vurgulamalar ile ABD eline bir koz verilmiştir. ABD ne zaman demokrasi yokluğundan ve insan hakları ihlalinden bahsederek bir ülkeyi suçlamaya ve dünya kamuoyu oluşturmaya çalışmışsa, o ülkeye askeri, ekonomik ve sosyal açıdan savaş açmış, hegemonyasını ve isteklerini o ülkeye dayatarak isteklerinin yerine getirilmesini sağlamıştır. Başarılı olamadığı zamanlarda ise askeri müdahaleler ile ülkelerin altını üstüne getirmiştir, Dünya'da örnekleri bilinmektedir.
 
ABD'ye İşbirlikçi olan AKP kullanılmaya yatkın bir idare olarak zaten yeteri kadar kullanılmış, halen daha kullanılmaya devam edilmekte olup, son zamanlarda kendisine telkin edilen İsrail ile olan münasebetleri, ABD’nin dolasıyla Amerikan derin devletinin etkin insanları olan Siyonist Yahudi’lerin isteklerine uygun hale getirme talebi dikkate alınmayınca, kısa aralıklarla ABD devlet sekretaryasını yürüten ve adı dış işlerini tedvir ve tanzimle görevli olan Kery, iki defa Türkiye’ye gelerek talimatlarını vermiştir.
 
Türkiye ile ilgili eleştirileri içeren raporu bizzat kery kendisi okuyarak dile getirmiştir.
 
                             "Adalet eleştirisi"


Raporun adalet ve uygulamaları ilgili bölümünde ise;

"adalete etkili biçimde erişilememesi" başlığı altında, devlete yönelik terörizm ve diğer tehditlerle ilgili geniş kapsamlı yasalara değinilmiş, görülen ve görülmekte olan davalarda yeterince şeffaf olunmadığı, adalet sisteminin siyasallaştığı değerlendirilmesinde bulunulmuştur ki,
bu husus Türk hukukçuları, Barolar ve sade vatandaşlara varıncaya dek hep dile getirilmekte olan ihlallerdi.

"Hükümetin ifade özgürlüğüne müdahalesine" ilişkin başlıkta ise, ceza kanunu ve terörle mücadele yasasının, basın ve internet özgürlüğünü kısıtlayan maddeleri muhafaza ettiği, çoğu, terörle mücadele yasası çerçevesinde veya yasadışı örgütle bağlantıları olduğu gerekçesiyle suçlanan çok sayıda gazetecinin cezaevinde olduğu vurgulanmış, bunların doğru olduğunu görmek için 8 Nisan 2013 tarihinde Silivri Ceza ve Tutukevi önünde yüzbinlerin hukuk arayışı adı altında yaptığı gösterilere kulak vermek, görmek ve duyarlı olmak yeterli.

Hak ve hukuk arayışlarında çok sayıda öğrencinin,öğretmenin, işçinin, memurun, doktorun, eczacının, sendikacının, siyasi parti mensuplarının, yasal gösteriler sırasında gözaltına alındıkları ve terörle mücadele yasası çerçevesinde suçlandıkları vurgulanan raporda, ayrıca hükümetin, kadınlar, çocuklar, lezbiyenler, homoseksüeller, biseksüeller ve cinsiyet değiştirenler dahil olmak üzere savunmasız toplulukları tacizden, ayrımcılıktan ve şiddetten etkili biçimde koruyamadığı, sosyal ve medeni yaşamın ilkelerine insanların yaşam biçimlerine, din eksenli anlayışlarında etkin olduğu biçimde yerleşim birimlerinde müdahale edildiği ifade edilmiştir.

Bu rapor ve yaşananlar! Türkiye açısından tehlike işaretleridir. Her ne kadar PKK halen terör örgütü olarak nitelenmekte ise de, yarın ABD tarafından insan hakları savunucusu bir örgüte dönüştürülmesi ve Türkiye’yi BM ve AB ülkelerinde prangalı mahkum haline getirmeleri işten bile değildir.


Buradan anlaşılıyor ki; ABD istemleri ya yerine gelecek ya da işbirlikçi Erdoğan ve şürekası deliğe süpürülecektir.
İşte ABD raporlarına giren çoğu gerçekleri yansıtan ihlal unsurları;

Buyrunuz:
  *Terör ve devlete karşı diğer tehditlere yönelik birçok yasa ve bu tür davalardaki soruşturmalarda şeffaflık eksikliği adalete erişimi engelledi.
        
*Yasal reformlar, cezaevlerinden binlerce kişinin salıverilmesini sağlarken, yargı sistemi politize oldu ve fazla iş yükü üstlendi.
        
*Yetkililer keyfi tutuklamalara, tutukluları yargılama öncesi uzun ve belirsiz bir süre hapiste tutmaya, uzun yargılamalar yapmaya devam etti.    


*Soruşturmaların gizliliği kararları, yetkililere savunmaya delillere erişimi kısıtlama imkânı veriyor ve şüpheliler için yargı güvencesinin etkin bir şekilde uygulandığı konusunda endişeleri körüklüyor.

*Savcılar ve yargıçlar arasındaki yakın ilişki bir usulsüzlük ve önyargı görüntüsü verirken, özellikle devlet güvenliğine ilişkin büyük soruşturmalarda geniş yetkilerle donatılan savcı ve yargıçlar ceza hukukunun tutarsız biçimde uygulanmasına katkı sağladı.


*Ceza yasası ve terörle mücadele kanunu birçok makaleyi basın ve internet özgürlüğünden mahrum bıraktı.


*Yetkililer, çoğu terörle mücadele yasası ya da yasadışı örgütlerle bağlantı suçlamasıyla, birçok gazeteciyi sene sonunda hapiste tutmaya devam etti.


*Devleti ya da hükümeti kamuoyu önünde eleştirmenin dava ve soruşturmalara konu olacağı korkusuyla birçok gazeteci, akademisyen ve yazar, otosansürün yaygınlaştığını anlattı.


*Başbakan dahil politik liderler, kendilerini eleştirenleri hakaret suçlamasıyla dava ettiler.


*Hükümet, bazı dini, politik ve Kürt milliyetçiliğine ya da kültürel bakış açılarına sempati duyanları taciz edip kovuşturdu.



*Ayrıca yetkililer, birçok öğrenci dahil yasal gösteriler sırasında binlerce kişiyi gözaltına aldı ve bunların birçoğu toplanma özgürlüğünü belirgin biçimde kısıtlayan terörle mücadele kanunlarından yargılandı.


*Hükümet; kadınlar, çocuklar, lezbiyen, gay, biseksüel ve transeksüeller dahil savunmasız kitleleri, toplumsal istismar, ayrımcılık ve şiddetten etkili biçimde korumadı.



*Aile içi şiddet konusunda kabul edilen yeni bir yasa ilerleme gösterirken, namus cinayetleri denilen kadına karşı şiddet, önemli bir sorun olarak kalmaya devam etti. Çocuk evlilikleri sürdü.



*Güvenlik güçleri kanunsuz ölümlere karıştı. İşkence, polis merkezlerinde ve açık alanlarda aleni olarak devam etti ve halen etmektedir.


*Yetkililer gösterileri engelledi. Güvenlik güçleri özellikle Güneydoğu’da, bazen Kürt meselesi, öğrenci ve işçi hakları, muhalif hareketlerle ilgili şiddet içeren protestolarda, iddialara göre aşırı güç kullandı.

*Cezasız kalma yine bir sorun olmaya devam etti. Hükümet, güvenlik güçlerinin suiistimal haberlerini araştırdı ama gözaltı ve soruşturmaların sayısı düşüktü ve sayı geçen yıla göre daha fazla olsa da hüküm giyme nadirdi denildi.


Ve demokratik haklardan kaynaklanan, evrensel insan haklarının bir çoğunun Türkiye'de ihlal ediliyor olması, bunların Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak bizleri ziyadesiyle üzüntüye sevk ettiği ayrıca bilinmelidir.



Son cümle çözüm nedir?



Çözüm:


Cumhuriyet çocuklarından oluşacak bir milli hükümet, Atatürk ve ilkelerinden taviz vermeden, Atatürk'te birleşmek, birleşmenin çatısı belirlendiğinde öbek öbek koşarak orada toplanmak, ilk yerel ve genel seçimlerde AKP'yi bir daha geri gelmemek üzere ait olduğu karanlığa gömmektir.



Korkmayın!

Muhtaç olduğunuz kudret ve kuvvet damarlarınızdaki asil kanda mevcuttur.

 
21.04.2013
Mustafa Akten
__________________
Mustafa Akten isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
4 Üyemiz Mustafa Akten'in Mesajına Teşekkür Etti.