Tekil Mesaj gösterimi
Eski 28.04.13, 11:19   #1
Mustafa Akten
Abdülmelik Hankendi

Mustafa Akten - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: Jan 2013
Yaş: 74
Konular: 532
Mesajlar: 2,782
Ettiği Teşekkür: 21541
Aldığı Teşekkür: 11270
Rep Derecesi : Mustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardırMustafa Akten şöhret ötesinde bir itibarı vardır
Ruh Halim: Yalniz
Standart Akp Başbakanı ve Müsiad Konuşması Üzerine

AKP BAŞBAKANI VE MÜSİAD KONUŞMASI ÜZERİNE
 
AKP başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Anayasa değişimi konulu referandum öncesi bir konuşmasında "taraf olmayanları bertaraf" edeceğini alenen ilan etmesinden, ve açıkça TÜSİAD’ı tehdit etmesinden sonra , Tüsiad'ta başkan değişmesine rağmen, dernek ve yönetim olarak tutum ve davranışlarında bir yumuşama, anti demokratik hükümet uygulamalarına karşın görmezden gelme gibi kendini pasifize eden davranışlar içine girdiği tüm yurt sathında gözlemlenir oldu. o günden bu güne aynı şekilde devam ederek geldi.

Erdoğan Anayasa referandum sonrası davet edilerek katıldığı bir Tüsiad toplantısında ise, geçmişte ve şimdilerde savunduğu, kendisi ve kendisi gibi düşünenlerin köhne ve ilkel zihniyetlerinin kabul görmeyişinin ezikliği ile, adeta rovanş ve intikam aldıklarını itiraf edercesine, Cumhuriyet temel niteliklerinin, devrim kanunlarının, ve Anayasa’da hükmünü bulan değişmez ve değiştirilmez idari yapımızın ilkelerine ve özüne ters düşen, söylemlerin içinde olarak, ne kadar Cumhuriyet kazanımı değerler varsa bunların değişmesi gerektiğini üstü kapalı ifade etmişti.

Erdoğan daha ileri giderek geçmişte Cumhuriyet ve devrim kanunları karşıtı kendi yaşam tarzlarına nasıl müdahale edildiğini, uzun uzun anlattı ve günah çıkarırcasına bize böyle yapıldı ama biz kimsenin yaşam tarzına müdahale etmiyoruz dedi ve fakat, takiyye’ler unutulmadı, yaşamın tüm alanlarına müdahale edildi.

Dün "MÜSİAD"= Müslüman iş adamları toplantısında konuşma yapan Erdoğan, uygulamalarına ters düşen, yaptıklarına muhalefet edenlerin sorunun tarafı olacağını, açılım içeriğinde biz bir şey bilmiyoruz diyenleri ise Nasrettin hoca fıkrasında olduğu gibi bilenler bilmeyenlere anlatsın diyerek çok bilmemişliğin ukala tavırlarını burada da sergileyerek yine bir yerleri tehdit etmekten geri kalmadı.

Dedesi milli içeçek olarak kendisine Ayranı salık vermiş, güle güle mi içersin, yüzün gülmeden mi içersin, senin bileceğin bir şey. Hem kimsenin yaşam biçimine karışmıyoruz diyorsun hem anayasanın kendilerine verdiği yetki ile alkollü içeçekler ile mücadele edeceğiz diyor. Sanki mücadele eden dernekler, kurumlar, badem bıyıklı valiler azmış gibi.

Mesele içki ile mücadele etme değil,içki üzerinden kendisine karşıt olanlara giydirme, bindirme ve yaptıklarını mantolama!

Cumhuriyet, ilkeleri, Atatürk ve devrimlerinin Türk milletine kazandırdıkları, şimdi birer birer törpülenmeye, hayattan çıkarılmaya başlanmış, devlet kurumlarını tanıtan tabelalar üzerinden T.C. ibareleri kaldırılmaya, Cumhuriyet bayramı dahil olmak üzere milli bayramların kutlanması, çoşkudan cılız hale ve hatta bazı yerlerde tamamen kaldırılır hale gelmiştir.

Açılım açılım denmiş, sonunda beklenen olmuş, terörist olmuş aktivist! Bu anlayış ile Türkiye AB, ABD, BM nezdinde artık prangalı mahkum haline dönüşecek ortamın yaratılmasına çanak tutulmuştur.

Biz bir Ermeni soykırım iddiası ile yıllardan beri uğraşırken bir de Kürt ve onların akildanesi olan Türkiye düşmanlarınca uluslararası arenalarda açılacak davalardan ve savlardan, ortaya atılacak iddialar ve tazminat davaları ile uğraşacak hale geliriz AKP hükümeti ve başbakanı sayesinde.
 
AKP'nin Laiklik karşıtı odak olması Anayasa mahkemesi tarafından saptandı ve mahkum edildi. Sadece bu mahkumiyet dahi bir vesile olmalı idi ve sonrasında aslında yapılması gereken tüm Cumhuriyet kurumları ve yurttaşlar miting alanlarına dökülüp toplanarak hükümeti ve uygulamalarını protesto etmeleri gerekirdi. Kimseden çıt yoktu.

Şimdi deniyor ki biz bu kadar haini nasıl yetiştirdik?
Mücadele etmesini ve yöntemlerini bilmezsen daha çok hain yetiştiririz.

2002 yılından beri yaşamın her alanınına gıdım gıdım müdahale edildi, tüm kurum ve kuruluşlar dönüştürülmeye AKP lileştirilmeye çalışıldı, devrim kanunları ve yasa'lar ile yasaklanan türban, çarşaf vb kıyafetlere kanunlar çiğnenerek serbestiler getirilmeye çalışıldı, halen yeni YÖK başkanı çetinsaya tarafından hazırlanan YÖK kanun taslağında sadece öğrencilere değil artık akademisyenlere kıyafet serbestisi adı altında türban çarşaf vb din eksenli ritüellerin kullanılmasına imkan tanıyacak hazırlıklar ve çalışmalar yapılıyor.
 
Kimsenin hayatına ve yaşamına müdahale edilmeyecek diyenler, Park ve Bahçelerde yan yana oturan el ele tutuşan çiftlere müdahale etti, yetmedi ve halende içki yasakları, içilecek yerler ve reklamları, netice itibarı ile içki satın alacakların yaşına varıncaya dek belirlemeler içeren uygulamaları, konu ile ilgili gereken emirleri yayınlanması ile, etmiyoruz dediği yaşama müdahalenin daniskası yapılmış oldu, sürgitde devam etmektedir.

Bakınız! Birilerinin yaşam tarzına müdahale edilirken, bunun hınçı ve kini ile hareket ettiklerini açık ve aleni yaptıklarını adeta itiraf ederek,

> Kanun’la men edilmişleri unutarak, kılık kıyafetimize müdahale edildi dediler yasaklanmış olmasına rağmen yasaklı kılık kıyafet içinde olmaya devam ettiler.

> Yasaklanmış olan köhne ve ilkel zihniyetleri ile bunların vucüt bulduğu kurumlar yasak olmasına rağmen Cumhuriyet, laiklik karşıtı fikirlerin odaklaştığı yerleri serbest bırakarak intikam almaya çalıştılar dışlandıklarından bahisle, oydaşları ve yandaşları olanlara şikayet ettiler deşarj oldular,

>Bayrak, Cumhuriyet, idari rejim ve Atatürk ilkeleri, değişmez değiştirilmez idari dusturumuz iken, Türk milletinin büyük çoğunluğu bu fikirleri savunurken, bu fikirleri savunanların önde gelen isimlerini, her meslek gurubundan insanları, birer darbeci kulp’u takarak Silivri zindanlarına gönderirken, kimsenin düşüncesi mahkum edilmesin demişler, kimsenin kılığına kıyafetine karışılmasın demişler, ama parklarda el ele gezeninden, dükkanında içki satana, başı açık gezen kadına müdahaleden mahalle baskısına kadar her haltı yiyerek İzmir sokak ve caddelerinde sarıklı cüppeli adamlar dolaştırararak Gavur İzmir dedikleri şehrin insanlarını İslam'a davet etme cüretini göstermişlerdir.

Sosyal yaşama müdahale etmişler, ülke İran’a, Suudi Arabistana dönsün onların yaşam biçime dönüşsün demişler ama belli etmeden Takiyye ile devam.

> Kendilerini muhafazakâr ve demokrat olarak nitelemeleri, demokratlığın neresinde olduklarını 11 yıldır ülke görmüş, anti demokrat uygulamalarını millet görmüş, demokrasi kendileri için amaca varmak üzere kullanılan bir araç olduğunu bizzat kendileri ifade etmiştir. Muhafazakâr olmak, muhafazakâr yaşamak, başkalarının doğrularını, çoğunluğun istediğini ret etme anlamına gelmez kimseye bu hakkı vermez.Yapılanlar çarpık seçim sistemi ile azınlığın çoğunluğa tahakkümüdür.
 

Bazı AKP oydaşlarına şunu söylemek lazım. Türkiye’yi felakete götüren bir kişi olarak bildiğimiz ve bizleri taraf olmayanlar bertaraf olur diyerek tehdit eden bir kişi, mahkûm olmuş bir siyasi parti lideri ise, meşruiyetini yitirmiş sadece AKP Başbakanı ise ve sizler biat ediyorsanız, halk size kuşku ile bakmaya devam edecektir.

Biz demokrat insanlarız seçimle gelen seçimle gidecek, hak ettikleri ceza, yeri, zamanı günü geldiğinde verilecek. Cumhuriyet sevdalısı Atatürk ilkeleri savunucusu yurtsever olanlar bunu gerçekleştireceklerdir.

Ne zaman? Atatürk'te birleşmeyi sağladıkları zaman!

28/04/2013/
Mustafa Akten


__________________
Mustafa Akten isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
3 Üyemiz Mustafa Akten'in Mesajına Teşekkür Etti.